ALINTILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALINTILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Ocak 2020 Cuma
Okudum Bitti : Barut Kokulu Çiçekler || Orhan Bahtiyar
Kitap seven herkese yeniden merhaba. Çok çalışkanım. Birikmişleri bitirip yenilere başlayacağım yakında inşallah. :)
Orhan Bahtiyar'ın son kitabı Barut Kokulu Çiçekler'i de çıktıktan kısa bir süre sonra okudum. 2019'un sonunda okuduğum güzel kitaplardan biriydi. Yazarın okuduğum bütün kitaplarını çok sevdim. Umarım bol bol yazar biz de okuruz. Okuduğum diğer kitapları:
Gece Tayyarede Açıkta hakkındaki yazım burada ,
İdeon Tanrıların Yolu hakkındaki yazım burada ,
Ateş Kırmızısı hakkındaki yazım burada .
1940'lı yıllarda Yunanistan İtalya saldırısı ile karşı karşıya. Daha önce düşmanımız olan Yunanistan'a Hitler'in gölgesindeki bu mücadelesinde her türlü yardımı yaptığımızı okurken garip bir gurur hissettim. Tarihi gerçeklere dayanan kurguları okumak daha bir doyurucu oluyor. Savaşın kötü yüzünü kalbinizin derinlerinde hissedeceğiniz kitaplardan biri olmuş.
Kahramanımız Binbaşı Çekuras arasının kötü olduğu Generel Karagunis tarafından garip bir şekilde sadece Türk askerlerden oluşan bir alayın başına albay olarak atanır. Ailesini de kurtarmak için uğraşan Albay Çekuras'ın silah arkadaşlarını da çok sevdim. Özellikle Tatar Kasım karakteri favorim oldu. Çekuras ve askerlerinin mücadelesi devam ederken Türkiye'de de savaş mağduru çocukları kurtarmak için görüşmeler devam eder. Her bölümü merakla okunan çok güzel bir kitaptı. Arka kısımda kaynakça da verilmiş. Orhan Bey özenli bir çalışma sonucu hüzünlü de olsa severek okunan bir dönem kitabı çıkarmış ortaya.
Bu arada kitaptan öğrendiğim şeylerden biri de şu oldu:
''Dünyanın bilinen ilk bilimkurgu romanı Anadolu'da Samsatlı Lucianus tarafından yazılan 'Gerçek Bir Hikaye'. ''
''Herkes birilerini özlüyor, birilerinin hasretiyle yanıyordu.''
''Tecrübe en iyi öğrenme yöntemiydi.''
''Açlık vardı sefalet de... Ama okumaya en çok ihtiyaç duyulan zamanlar böyle zamanlardı. Karanlığın aydınlık üzerindeki hükmünü yıkmak, prangaları kopartmak için en az yemek, içmek kadar önemliydi okumak. Aydınlanmanın ışığını böyle zamanlarda karanlığa taşımak gerekiyordu. Çünkü aydınlanma umuttu ve umut, içinde bulundukları zaman diliminde ekmekten çok daha kıymetliydi.''
''Savaş, beraberinde sadece açlık, ölüm ve sefaleti getirmemiş, insanlığı yücelten tüm duyguları, getirdiklerini bıraktıktan sonra yanında götürmüştü.''
AYA KİTAP
1. Baskı Ekim 2019
304 Sayfa
Okudum Bitti: Amerikan Tanrıları || Neil Gaiman
Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı yine kıymetlilerimden. Neil Gaiman sevdiğim yazarlardan. Bütün kitaplarını okumak istiyorum.
Okuduklarım:
Öyküler hakkındaki yazım burada ,
İskandinav Mitolojisi yazım burada ,
Odd ve Ayaz Devleri yazısı burada ,
Yıldız Tozu yazısı burada ,
Mezarlık Kitabı yazısı burada ,
Yokyer yazısı burada ,
Ara Dünya yazısı burada ,
Anansi Çocukları yazısı burada ,
Kıyamet Gösterisi yazısı burada ,
Doctor Who: 11 Doktor 11 Öykü yazısı burada.
Amerikan Tanrıları' nı uzun süredir okumak istiyordum. Hatta ilk almayı düşündüğüm Neil Gaiman kitabıydı ama almadım. Adını ilk duyduğumda tamamen farklı bir şey sanmıştım. :) Politik bir şeyler, o kadar yabancıydım Neil Gaiman'a o zaman. İskandinav Mitolojisi'nden sonra okumaya karar verdik. Kitap hediye o yüzden de çok kıymetli, bir de güzel bir not var kitabımda. Yani işte her açıdan kıymetli. 10. Yıl Edisyonu bendeki baskı. Bazı eklemeler varmış. Yazarın isteği üzerine. Sağ olsun. :)
Hapis cezası bitmek üzere olan Gölge bir an önce kurtulup eşi Laura ile yeniden bir hayat kurma hayalleri kurarken eşinin öldüğünü öğrenir. Cenazeye gitmek üzere bindiği uçakta da Çarşamba (haftanın en sevdiğim günü😋 ) ile tanışır. Çarşamba çok ilginç şeyler anlatır ve bir iş teklifinde bulunur. Sonra mı? Ohoo... Unutulmuş tanrılar sahneye çıkıyor.
Mitoloji seviyorsanız zaten okumuşsunuzdur bu kitabı. Okumadıysanız okuyun, seversiniz. Alttan alta güzel eleştiriler de var kitapta. Yeni düzenin tanrıları internet, alışveriş merkezleri falan filan olunca bizim kadim tanrılar bu işe çok bozulmuşlar. Siz de Gölge ile birlikte Amerika'da tanrılar ve çeşitli mitolojik kahramanlarla asla sıkmayan bir yolculuğa çıkın gitsin. Tatlıydı kitap, çok severek okudum.
'' 'İçimde tuhaf bir his var,' dedi Laura'ya. Ona söylediği ilk şey bu değildi. İlki, 'Seni seviyorum' idi, çünkü eğer içtenseniz, söylemek için iyi bir şeydi ve Gölge içtendi.''
''Bütün gerçek savaşlar haklı olduklarından kesinlikle emin olan iki taraf arasında verilmiştir. Gerçekten tehlikeli insanlar, yaptıkları şeyi yalnız ve yalnız şüpheye yer bırakmayacak şekilde doğru şey olduğu için yaptıklarına inananlardır.''
''İnsanlar inanır, diye düşündü Gölge. İnsanların yaptığı budur. İnanırlar. Sonra da inançlarının sorumluluğunu almazlar; bir şeyler yaratırlar ve yarattıklarına güvenmezler. İnsanlar karanlığı doldurur; hayaletlerle, tanrılarla, elektronlarla, hikâyelerle. ''
İTHAKİ YAYINLARI
Çeviren: Niran Elçi
4. Baskı Ekim 2018
10. Yıl Edisyonu Ekleme ve Ek Metin Çevirileri: Alican Saygı Ortanca
708 Sayfa
12 Ocak 2020 Pazar
Okudum Bitti: Hepyek || Seray Şahiner
Kitap seven herkese merhaba. Hız kesmeden geldim yine. Öykü sever olarak Seray Şahiner'in öykülerini de okumak istiyordum. Hepyek de son çıkan öykü kitabıydı. Merakla okudum. Daha önce Antabus kitabını (roman) severek okumuştum. Hakkındaki yazım için tık tık.
Birbirinden güzel on iki öykü var kitapta. Karşımıza çıkması olası tipler. Seray Şahiner de çok güzel anlatmış hikayelerini. Her duyguyu yaşatan öyküler. Gülümseten, hüzünlendiren... Daha çok hüzünlendiren, ama ben zaten hep hüzne meyilliyimdir. Karaca en sevdiğim öykü oldu. Ağlamadan Anlatmam Lazım da çok güzeldi. Bulyon da. Ay hepsi güzeldi işte. Bir de 'safazanca' gülümsemek diye bir tabir vardı. Daha önce hiç duymamıştım ama çok tatlıymış. :
''Ölüm varlığı kanıtlamakta, yaşamdan daha kuvvetliydi bu âlemde.''
''Aç mezarı yok demişler, açın evi yoktu asıl.''
''-Kırkından sonra zurna öğrenen mezarda peşrev yaparmış.''
''Ciddi insanın hayatında evhama da huzura da yer yoktur. O en fazla gergin ya da dingin olabilir.''
EVEREST YAYINLARI
1. Baskı Şubat 2019
164 Sayfa
8 Ocak 2020 Çarşamba
Okudum Bitti: Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç || Hüseyin Rahmi Gürpınar
Kitap seven herkese uzun bir aradan sonra merhaba. 2019 çok tembel bir yıl oldu blog açısından. 2020'de önce geçen yıl okuduklarımı paylaşıp bitireceğim sonra da yeni okuduklarımı geciktirmeden paylaşacağım. Öyle umuyorum. :)
Hüseyin Rahmi'den Gulyabani, Efsuncu Baba'dan sonra Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç'ı okudum. İlginç bir okuma oldu ve özel de. Ama diğer iki kitap kadar sevemedim. Sanki biraz fazla bilgi içeriyor gibiydi.
Halley kuyruklu yıldızının gezegenimize çarpacağı söylentileri halk arasında korkuya sebep olur, çeşitli söylentiler alır başını gider. Kahramanımız İrfan Bey de kadınlardan nefret ettiği için bilirkişi edasıyla toplantılar düzenleyip onları iyice korkutur. İşte bana sıkıcı gelen kısımlar o konferans kısımlarıydı. Geçen seneden beri - geçen sene dediğim 2018- daha bir mektup sever olduğum için mektuplaşmalı bölümleri daha çok sevdim. Mahalle sakinlerinin konuşmaları da yer yer eğlenceliydi.
Geç oldu ama mutlu ve bol kitaplı bir yıl dilerim herkese.
''Bu âna kadar şahit olduğumuz numunelere bakınca 'hak'kı kuvetin doğurduğu anlaşılıyor. Kuvvetli olan haklı oluyor. O derecede ki acizlere, zayıflara hakkı en kuvvetli olan dağıtıyor. Kuvvetlinin görüşü hak oluyor.''
''Hayalin lezzeti hakikate dönüşmesinde değil, o ilk şeklini daima korumasındanmış.''
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI
Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Ali Faruk Ersöz
2. Basım Temmuz 2018
150 Sayfa
28 Kasım 2019 Perşembe
Okudum Bitti: Efsuncu Baba || Hüseyin Rahmi Gürpınar
Kitap seven herkese merhaba. Yeni bir Hüseyin Rahmi Gürpınar kitabıyla geldim. Okuyalı birazcık oldu, hatta aşağıdaki fotoğrafta görünen diğer kitabını da okudum. Bu kitabı da severek, eğlenerek okudum.
Efsuncu Baba yani Ebulfazl Enveri Bey komik bir karakterdi bence . Define arama, simya, büyü, tılsım işleriyle kafayı bozmuş garip takıntıları olan bir adam. Gizemli bir kitap geçer eline ve bu kitaba göre İstanbul'un bütün definelerine kavuşacağına inanır. Tesadüfen de saf iki Ermeni genci olan Kirkor ve Agop ile karşılasınca onların da kendisine yardım edecek olan melekler olduğuna inanır. Bu süreçte yaşanan olayları okuduğumuz kısacık bir kitaptı. Ermeni gençlerinin konuşmaları çok komikti. Bir süre Ermeni şivesi ile konuşmaya çalışıp durdum. :)
Kitabın sonunda da yazarın kitabı ne anlatmak için yazdığını anlattığı bir kısım var. Toplumsal ve çok yerinde bir eleştiri yapmış ve geçen yıllara rağmen batıl inançların, hurafelerin varlığını koruduğunu görmek biraz üzücü.
'' Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar. Mesele, böyle oltalara tutulmayacak kadar insanlığımızı terbiye edebilmektedir.''
- Be ahbar o herif ne biçim budaladır? Ağnayamadım. Pek akıllı bir adam çalımı satmak ister...
- Zaten her divane böyledir. En en budalalar akıllı kurumu satarlar. Görünor ki bu herifin beyni üç yüz dirhem eksiktir...
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI
Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Engin Kılıç
3. Basım Temmuz 2018
78 Sayfa
27 Ekim 2019 Pazar
Okudum Bitti-32: Günlük Ritüeller | Büyük Eserlerin Yaratıcıları Nasıl Çalışır? || Mason Currey
Kitap seven herkese merhaba. Uzuuuun zaman oldu okuduğum kitapları paylaşmayalı. Üstelik okunanlar da yüksek bir kule halinde buraya not alınmayı bekliyorlar. Grip oldum, gelen giden oldu falan filan derken zaten tembelim öylece kaldılar. Okuma açısından da vasatın altında bir yaz sezonu geçirdim. 150 kitap okuma hedefim de yalan oldu böylece. Sanırım 100 tane ancak okumuşumdur şimdilik. Bakalım. :)
Neyse kitaba döneyim. Adından da belli olduğu üzere büyük fikir ve eserlerin sahiplerinin günlük hayatlarına konuk olmamızı sağlayan bir kitaptı. İlginçti, severek okudum. Yaklaşık yüz elli kişi hakkında bazıları oldukça ilginç bilgiler vardı. Önce aşina olduğum isimlere göz attım. Sonra baştan sona hepsini okudum. Birkaç örnek vereyim :
Patricia Highsmith Fransa'ya evcil salyangozlarını gizlice sokabilmek için her defasında memelerinin altına 8-10 salyangoz saklayıp birçok defa giriş çıkış yapmış ülkeye.
Beethoven kahvaltıda içtiği kahvenin altmış kahve çekirdeğinden hazırlanmasına dikkat edermiş, tek tek sayıyormuş.
Benjamin Franklin mevsimine göre yarım saat ya da bir saat hava banyosu yapıyormuş. Yani çırılçıplak oturup o şekilde okuyor ya da yazıyormuş. Ara sıra da o şekilde uyuyormuş.
Truman Capote , 'Tamamıyla yatay bir yazarım.' demiş. Capote 1958'de The Paris Review'e 'Elimin altında bir sigara ve kahve olacak o şekilde yatağa veya kanepeye uzanmadan düşünemem...'' demiş.
Tesla en iyi karanlıkta çalışıyormuş, perdeleri ancak gök gürültülü sağanak olduğunda açıyormuş.
George Sand, karşı cinsin kıyafetlerini giymesiyle ünlüymüş. Sayısız kadın ve erkekle ilişkisi olmuş. :)
Nabakov da benim gibi televizyondan futbol maçı izlemeyi çok severmiş.
KOLEKTİF KİTAP
Çeviren: Tülin ER
Sevinç Kayır
2. Baskı Şubat 2014
234 Sayfa
4 Eylül 2019 Çarşamba
Okudum Bitti- 31: Batan Güneş || Osamu Dazai
Kitap seven herkese yeniden merhaba. Bu defa arayı açmadım. Osamu Dazai de ilk defa okuduğum yazarlardan. Olvido Kitap ile de ilk tanışmam oldu. Modern Japon edebiyatının en önemli ve en ilginç yazarlarındanmış Dazai. Bence de ilginçti.
Savaş sonrası her yönden dağılan bir ailenin oldukça hüzünlü hikayesini anlatıyor bize Dazai. Yazarın hayatı hakkında okuduklarım da kitaptaki karakterlere kendinden bir şeyler kattığını söylüyor. İncecik bir kitap ama zor okunuyor çünkü üzüyor. Anlatımı gayet güzel, çeviri de iyi olmalı ki sorunsuzdu her şey. Yazarın başka kitaplarını da okuyabilirim .
''İnsan tüm Yaradılışın efendisi olmakla övünüyor, ama esasta, diğer yaratıklardan pek farkı olmadığı anlaşılıyor...''
''Hayatını yaşamak. Yaşamak. Muazzam bir girişim, insanı endişeye boğacak kadar.''
OLVİDO KİTAP
Çeviren: Esin Talu Çelikkan
2. Baskı Eylül 2018
126 Sayfa
29 Ağustos 2019 Perşembe
Okudum Bitti-29: Bize İki Çay Söyle || Elif Key
Kitap seven herkese merhaba. Ayda bir zar zor bir şeyler paylaşır hale geldim ama ondan biraz daha hızlı olmak üzere okuyorum bir şeyler. Bu kitabı da tesadüf eseri aldım. Malum yeni yazarlar keşfetmeyi seviyorum.
Elif Key'in de hakkında bir şey bilmiyordum. Okuduktan sonra şöyle bir bakındım. Kitabı daha önce birkaç defa gördüm, adı da pek samimi gelmişti. Gerçi artık sanırım çayı değil kahveyi daha çok seviyorum. Sebeplerim var. :) Neyse kitaptan kısacık bahsedeyim zaten kitap da içindeki denemeler de kısacık ama geneli tatlıydı. Arada hüzünlendim ki bir yanım fazlasıyla hüzünlüdür hep. Gülümsediğim yerler de oldu. Aslında çok farklı bir şeyler anlatmıyor kitap ama sakin sakin anlatıyor. Bazen kendi anılarınızdan bir şeyler buluyorsunuz bazen aman bunu sevmedim diyorsunuz, yani ben öyle dedim. Şu beni öldüren sıcaklarda güzel bir okuma oldu özetle.
''Şimdi arkadaşlarımın annelerini kaybettiği, onların çocuklarının anneannelerini kaybettiği yaştayım. Her kayıpta arkadaşlarımın arşivi siliniyor. Her kayıpta bir çocuğun dekoru yıkılıyor.
Buna da tıpta 'büyümek' deniyor.''
''Bir zamanlar kalbin pansiyondu, gelene kahvaltı, gidene çorba; şimdi 1+1, anca sana yetiyor.''
İLETİŞİM YAYINLARI
3. Baskı 2015
160 Sayfa
30 Temmuz 2019 Salı
Okudum Bitti- 28: Silahlara Veda || Ernest Hemingway
Kitap seven herkese uzun bir aradan sonra merhaba. Bu uzun arada güzel kitaplar okudum, tatlı filmler izledim ama sanırım sıcaklardan ya da tembellikten buraları ihmal ettim. Oysa 2018'den beri blogumu daha çok seviyorum belli etmesem de. Öyle işte merhaba...
Hemingway'den okuduğum ikinci kitap şimdilik. Diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Yaşlı Adam ve Deniz'i geçen sene okuyup paylaşmıştım. Yazısı için tık tık. Her iki kitabın da filmlerini henüz izlemedim.
Hemingway bir yandan savaşın acımasızlığını, çirkinliğini anlatırken diğer yandan sevgiye odaklanıyor. Savaş temalı kitaplar beni üzse de okumayı seviyorum. Yazarın sade, akıcı anlatımı daha da güzelleştirdi. Savaşın gölgesinde teğmen Henry ile hemşire Catherine arasındaki aşkı okumak çok güzeldi. Hemingway'in satır aralarındaki savaşa bakış açısını görüp daha da sevdim.
Kitabın sonunda da yazarın el yazısı taslaklarına yer verildiği çok güzel bir bölüm vardı. Hemingway'in yazdığı alternatif metinler de vardı. İlginç olmuş. Kısaca severek okudum ve okuyacağım. Bol okumalı günler dilerim.
''Savaş kadar kötü şey yok.''
'' 'Biz aslında biriz ikimiz. Bile bile birbirimizi yanlış anlamayalım.'
'Yanlış anlamayacağız.'
'Ama insanlar öyle yapıyorlar. Birbirlerini seviyorlar ama bile bile yanlış anlıyorlar, kavga ediyorlar, sonra da birdenbire... artık ''bir'' olamıyorlar.''
'Biz kavga etmeyeceğiz.'
'Etmemeliyiz. Çünkü bu dünyada yalnızca ikimiz varız. İkimiz ve bir de ötekiler...' ''
''Hepsi aptal ve aptallıklarından savaşıyorlar.''
BİLGİ YAYINEVİ
Çeviren: Belkıs Dişbudak
16. Basım Ocak 2019
434 Sayfa
28 Haziran 2019 Cuma
Okudum Bitti- 27: Mahalleden Arkadaşlar || Selçuk Aydemir
Kitap seven herkese yeniden merhaba. Günün kitabı bir süredir merak ettiklerimden biri. Selçuk Aydemir'in başka kitapları da çıktı ben alıp okuyana kadar. Diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Düşünüyoruz daha doğrusu çünkü çok sevdiğim biriyle beraber , gayet de severek okuduk.
Selçuk Aydemir'i okumak istememin sebebi Kardeş Payı ve İşler Güçler dizilerinin senaristi olmasıydı. İşler Güçler'i izledim sayılmaz ama Kardeş Payı'nı annemle çok severek izledik. Kitaplardan da umutluydum bu sebeple. Severek, eğlenerek okudum. Üstelik kitabın telif geliri de Koruncuk 'a bağışlanıyormuş ne güzel.
Selçuk, Serkan ve Mete'nin Küçükçekmece sokaklarındaki maceralarını okumak epey eğlenceliydi. Her şey Selçuk'un gizli gizli sevip hayran olduğu İsmet'in çetesine girememesiyle başlıyor. O da Serkan ve Mete ile kendi küçük çetesini kuruyor. 90'lar mahalle hayatına özlem duyuyorsanız çok daha tatlı gelecek. Okurken kendi çocukluğumuza dair anılarımızdan da bahsettik. Devam kitabı annem okuyor, çok daha eğlenceli olduğunu söylüyor. Önümüzdeki aylar da (ya da yıllarda :p ) biz de okuyacağız. :)
'' 'Kitap alacaz biz!'
'Özellikle aradığınız bir şey var mı?'
'Yoo... Allah ne verdiyse artık.'
'Tevrat, Zebur, İncil, Kuran. Hepsini Allah verdi. Hangisini vereyim? Kuran diğerlerine nazaran oldukça yeni.' ''
''Sen İsmet'in dayağını hiç yemedin, di mi? Beni bir dövdü kişiliğim oturdu Selçuk. Mete'nin göz rengi sürekli değişiyordu İsmet'ten yediği dayaktan sonra yeşilde kaldı, değişmiyor. Bozuk trafik lambası gibi oldu, gelene geç diyor.''
''İnsan en zor kendini kandırıyordu, ama sağlam inandırdı mı, geri dönüşü de yoktu.''
SAYFA 6 YAYINLARI
222 Sayfa
2018
22 Nisan 2019 Pazartesi
Okudum Bitti-23: Uzun Kulak || Anılı Basılı
Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı yine şeker bir çocuk kitabı. ♥
Uzun Kulak günümüz çocuklarının teknoloji bağımlılığına dikkat çekiyor. Artık oyuncaklara yüz vermeyen; telefon, tablet, bilgisayardan ayrı yaşayamayan çocuklara oyuncakları sevin, paylaşmanın keyfine varın, diyor.
Bunları da Güneş ve abisi Gün'ün Uzun Kulak ile yollarının kesişmesiyle anlatıyor. Üstelik hemen ilk sayfasında mışıl mışıl uyuyan Haykocuğum gibi siyah-beyaz bir kedicikleri de var. Anıl Basılı'nın diğer kitapları gibi bu da çok güzeldi, severek okudum. Ve çok tatlı bir hediye olacak. Bu vesile ile benim bile çocukluğumdan kalma oyuncaklarım gün yüzüne çıktı. :)
Pelin Turgut çok güzel resimlemiş. Arka kapakta da Sunay Akın'ın yazısı var. ♥
Çocuk kitaplarını çok seviyorum.
BÜYÜLÜ FENER YAYINLARI
1. Baskı Ocak 2019
24 Sayfa
17 Nisan 2019 Çarşamba
Okudum Bitti-21: Gökyüzünde Bir Gün || Anıl Basılı
Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı tatlı mı tatlı bir çocuk kitabı. Anıl Basılı'nın dördüncü kitabı Gökyüzünde Bir Gün. İlk iki kitabını çok severek okudum ve paylaştım. Üçüncü kitabı da çok yakında buralarda olacak. O da çok tatlıydı.
Balino hakkındaki yazım burada,
Melodi hakkındaki yazım ise burada.
Gökyüzünde Bir Gün de Mavi ile tanışıyoruz. Yürüme engeli olan sevgi dolu bir ufaklık Mavi. Kırık bir uçurtmaya bile değer verecek kadar sevgi dolu üstelik. Güneş ışınlarını avuçlarında toplayıp uçuşan tozlarla mutlu olan, farklı bir sokaktan ilk geçişinde sevinen, umut dolu bir kız. Mavi ile tanışıp 'Gökyüzünde Bir Gün' geçirmek istemez misiniz?
Mert Tugen resimlemiş, çok da güzel olmuş. Okuyun, çocukların okumasına vesile olun. Çünkü çok güzel bir hediye olur. Zaten en güzel hediye kitap değil mi? 😊
''Gökyüzüne bak umut hep orada!''
BÜYÜLÜ FENER YAYINLARI
1. Basım Mart 2019
48 Sayfa
12 Nisan 2019 Cuma
Okudum Bitti- 20: Kağnı / Ses || Sabahattin Ali
Kitap seven herkese merhaba. Tüm sıra bekleyenlere rağmen bu ay bitirdiğim kitaplardan biri ile geldim. Sabahattin Ali 'nin birçok eserini okudum. Toplu öykülerini okumuştum epey zaman önce, en son da Kürk Mantolu Madonna'yı okumuştum. Bu ay çizgi romanını da okudum hatta, çok güzeldi.
Bu kitap da sevdiğim yayıncılardan olan Bilgi Yayınevi'ne ait. Kağnı ve Ses adlı iki ayrı bölümde toplam on sekiz öykü var. Hepsi kalbe dokunan, etkileyici öykülerdi. Değişik duygularla okudum. Köpek isimli öyküyü okurken hem çok üzüldüm hem çok kızdım. İnsanların zalimliği çoğu öyküde tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne. Arabalar Beş Kuruşa ise sanırım en üzüldüğüm öykülerden oldu. Apartman da öyle çok dokundu çok. Kafakâğıdı ve Bir Şaka ise hafif tebessüm ettiren öykülerdi. Hem bir öykünün adı Mehtaplı Bir Gece, başka bir öyküde de Mehtap geçiyordu. Yine başka bir öyküde de ''ay ışığı safası'' vardı. Mehtap ay ışığı demek malum hem de safalı... :) Kitapta yer alan Gramafon Avrat isimli öykünün de film uyarlamasını izlemiştim yıllar önce.
''Bir mahpusu dünya ile hiç alakası olmayan bir zindana kapamak ona en büyük iyiliği yapmaktır. Onu en çok yere vuran şey, hürriyetin elle tutulacak kadar yakınında bulunmak, aynı zamanda ondan ne kadar uzakta olduğunu bilmektir.''
*Duvar
'' 'Hayat bu rugan iskarpinlere ne kadar benziyor!' dedi, 'Tıpkı bunlar gibi biz de günler geçtikçe aşınmaya, bir tarafa kaykılmaya, çirkinleşmeye ve nihayet işe yaramamaya başlayacağız...' ''
*Düşman
''Dünyada hiçbir aşkın edebi, hatta uzun ömürlü olmadığı muhakkaktır. Bunun aksini düşünenler başkalarını veya kendilerini aldatmaya çalışan divanelerdir.''
''Biri diğerinin yaşayabilmesi için elzem olan iki mahluktuk biz, bunu istesek de istemesek de...''
*Bir Skandal
''Biliyor musunuz, bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt ânı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor.''
*Köstence Güzellik Kraliçesi
BİLGİ YAYINEVİ
Birinci Basım Ocak 2019
216 Sayfa
5 Nisan 2019 Cuma
Okudum Bitti- 19: Karton Kanatlı Melekler || Harun Özen
Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı yine ilk defa okuduğum yazarlardan birine ait. Harun Özen'in Saçmalama Kudret kitabını çok görüp merak etmiştim. Onu da okuyacağım. Farklı tarzlarda olduğunu duydum.
Yazarın anlatımını çok sevdim, hani çizmem de altı çizilesi çok cümle vardı. Duygusal, hatta fazlasıyla hüzünlü bir okuma oldu. Daren'in kalp kırıklıkları güncesi gibiydi. Daren esas oğlan bu arada. Hayatında iz bırakan aşklarını, yaralarını anlatıyor. Süreyya, Selen, Devrim ve Müjgan...
Ben zaten duygusal bir insanım, o yüzden kalbime dokunan bir kitap oldu. Sevmek aslında çok güzel bir şey ama her defasında böyle derin yaralar alan birinin bu cesareti de hem şaşırttı hem her defasında bu defa oldu galiba diye beni bile umutlandırdı. Herkes sevildiği kadar sevse, kimse kimseyi böyle üzmese, kırmasa keşke diye diye okudum.
''Aklına gelmemekten çok, aklına geldiğim halde bir önem arz etmemekten ürktüm.''
''Ben onu tanıdığımda bendim... Yitirmemiştim henüz içimde yeşerttiğim masum düşleri.''
''Gülmek bir insana bu kadar yakışabilir miydi? Yakışıyordu işte.''
''On mutluluk bir acının izini çıkarmaya yetmiyor. Tam geçti, gitti, bitti sanıyorsun... Bazen anlamsız bir obje, bir resim bazen, çoğunlukla bir şarkı kabuğunun altında gizlenen acının genç volkanlar gibi fışkırıp taşmasını sağlayabiliyor. Mutluluk yaşanan ana ait Müjgân, acı ise bütün bir ömre...''
''Hayat tezatlar ve imtihanlarla dolu karanlık bir çukurdan ibaretti.''
''İnsan olmak böyle bir şeydi herhalde. Hiç unutamam sandıklarını yıllar sonra hatırlamakta zorlanıyor, dinmeyecek sandığın acıları yılda birkaç kez hatırlayarak hayata kaldığın yerden devam ediyor, yadırgamadan ve utanmadan gülüp eğlenebiliyorsun. Onsuz yaşayamam dediklerini sonsuzluğa uğurlayıp yaşamaya devam ediyorsun. Nefes alamıyorsun uzun zaman ama yaşıyor, öğreniyor, kabulleniyorsun. Bu da bizim, biz insanların laneti olsa gerek...''
''Her ölüm arkasında yığınla keşke, kucak dolusu acı ve pişmanlık bırakıyordu.''
'' 'Keşke,' diyordun... 'Keşke kimsesizler yurduna bırakılmış olsaydım. Sevdiklerimi kaybetmek ve onların acı hatıralarına tutunarak acı çekmek zorunda kalmazdım.' ''
''Ya gelmemeliydi kimse bana ya da geliyorsa asla gitmemeliydi.''
''İnsan annesini kaybettiğinde ölüyordu çocukluğu.''
''Ona ait olan, ona dokunan, onun dokunduğu, tenine temas etmiş bulunan ne varsa kutsaldı artık benim gözümde. ''
YİTİK ÜLKE YAYINLARI
1. Baskı Mayıs 2017
330 Sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































