KATE MORTON etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KATE MORTON etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2016 Çarşamba

Okudum Bitti- 61: Riverton Malikanesi || Kate Morton





              Herkese merhaba. Gecenin kitabı okuma şenliği listeme de uyduğu için okumayı kendimce önce aldığım Riverton Malikânesi. Kate Morton 'ın daha önce Uzak Saatler kitabını okumuştum. Epey hacimli bir kitaptı, yine benzer işleyişliydi. Hakkındaki yazım burada.  Bu kitabı ondan çok daha fazla sevdim. 


          Grace Reeves doksan sekiz yaşında , ömrünün son demlerini yaşayan tatlı mı tatlı bir kadın. Yıllarını hizmetçilik yaparak geçirdiği Riverton Malikânesi , yaşanan gizemli olaylardan dolayı yıllar sonra bir sinema filmine konu olacak olunca, yaşayan tanık olarak onunla görüşmeler yapmak isterler. Böylece Grace 'in gençliğine dönüşler yaparak, savaş günlerine tanıklık ederken; günümüzde yaşadığı zor günleri, geçmişten kalan sırlarını da öğrenmiş oluyoruz. 


         Aşk, sevgi, sırlar, mücadele, azim, savaşın yıkıcı etkisi, sosyal sınıflar arasındaki farklar... Bir sürü ufak dokunuşlarla bezeli, kolay okunan bir kitaptı. 


          Okurken merak ettim, hüzünlendim , ufak da olsa sevindiğim anlar oldu. Yazarın ilk kitabıymış. Bence gayet keyifliydi. Küçük sayılabilecek puntosuna rağmen, elimden bırakamadığım için hemencecik bitti. Zaten kitaplarda flasback ( geriye dönüş) çok sevdiğim bir şey. Belki ilerde yazarın başka kitaplarını da okumak isteyebilirim.







... Geçmişin karanlığında parlak anların da yattığını unutmuşum sanırım.



... Riverton'da yaşayanlar uzun zaman önce öldü. Ben yaşlanırken onlar sonsuza kadar genç, sonsuza kadar güzel kalacaklar.

   Aşırı duygusallaşıyorum. Ne genç, ne de güzeller. Onlar ölü. Gömüldüler. Yasları tutuldu. Geri kalan sadece anılarımdaki parçaları.

  Ama elbette, anılarda yaşayanlar asla gerçekten ölmezler.


...1915  ilerledikçe işler değişti. O yaz, savaşın gerçek yüzünü gösterdiği yazdı. Ama tarih güvenilmez bir öykü anlatıcısıdır; çünkü 1915'te genç erkekler Fransa'da can verirken, Riverton'daki hayat 1914'tekilerden farksızdı.



... Arthur Conan Doyle'un yeni Sherlock Holmes romanı basılmıştı ve ben de bir tane edinmek istiyordum. Gerekli parayı biriktirmek altı ayımı almıştı ve bu kitap ilk birinci el kitabım olacaktı.



... ''Para mutluluk getirmez kızım,'' dedi bana.
   Annemin mutluluktan bahsetmesinden hoşlanmazdım. Hiç bilmediği bir konudan bahseden konuşmacılar gibiydi.



... Savaşlar insanda tarihin çok basit olduğu izlenimini yaratırlar. Kırılma noktaları, yön değişiklikleri belliymiş gibi görünür, önceyi ve sonrayı, kazananı ve kaybedeni bildiğinizi sanırsınız. Doğruyu ve yanlışı. Gerçek tarih, geçmiş böyle değildir. Düz bir çizgi üzerinde ilerlemez. Başı sonu yoktur, sıvı gibi kaygandır, sonsuz ve saptanamazlar. Üstelik değişkendir, tam bir düzen gördüğünüzü zannettiğiniz anda alternatif bir versiyon ortaya çıkar. Uzun zamandır unutulmuş anılar hatırlanır. 



... Daha da önemlisi kimlerin falcılara gittiğini biliyordum. Bugünden umutsuz ve cevabı, umudu yarında arayan insanlar.



... '' Sensiz yaşayamam ,'' dedi kadına. ''Ölürüm daha iyi.''
   Bunu öyle büyük bir içtenlikle söylemişti ki, kadının içi acıdı.
''Böyle söyleme,'' dedi adama.
'' Seninle olmalıyım,'' dedi adam.



... O günlerde paranın satın alabileceği bir şey varsa, o da kanundu. Belki hâlâ öyledir. Bilmiyorum.




ARTEMİS YAYINLARI

Çeviren: Zeynep Heyzen Ateş
3. Basım Haziran 2008
472 Sayfa




13 Temmuz 2014 Pazar

Okudum Bitti -88 : Uzak Saatler || Kate Morton


artemis



                                                    Okuma Şenliği kitaplarımı yavaş yavaş azaltıyorum. bu kitabı önce başka bir kategori için düşünmüştüm ama okumaya başlayınca büyük bir kısmı İkinci Dünya Savaşı döneminde geçtiği için Savaş katerogisine aktarmaya karar verdim ve okudum bittti , aslında daha önce bitmesi gerekiyordu ama sebepsiz bir moralsizlik dönemindeyim elimde süründü 4-5 gün olmuştur başlayalı , aslında merak etmedin değil ama arada kişisel gelişim kategorisi için Şifre kitabına başladım. Dün gece de uykum kaçınca oturup bitirdim Uzak Saatleri.



                                                    Edith Burchill , ufak bir yayıncıda editörlük yapmaktadır ve sevgilisinden ayrılmasıyla kalacak yer sıkıntısı çektiği zorlu bir dönemdedir. Geleneksel pazar yemeğinde annesine geçmişten kalan , uzun yıllar bir tavan arasında bekledikten sonra ortaya çıkartılan bir mektup gelir. Gizemli mektup Milderhurst Kalesi 'nden gelmiştir ve annesini gözyaşlarına boğar. Bir açıklama alamayan Edie 'nin yolu tesadüfen kalenin yakınına düşünce , gidip görmek ister ve bu basit ziyaret isteği  hayatında yepyeni bir dönemin başlangıcı olur. Özellikle annesiyle aralarındaki mesafe için büyük adımlar olur . 


                                                   Hem şimdiki zamanda (1992 yılı ) hem geçmişte (1939-41) adım adım ilerleyen kurgusu sayesinde , başta Blythe ailesinin sırlarını ve Edith'in  annesinin geçmişini merakla okudum. Hitler 'in gölgesinde geçen diğer hayatlara yüzeysel de olsa tanık oldum . Bu kitapta sırları olmayan kimse yok gibi. Keşfedilmeyi bekleyen kocaman bir kale var. Oldukça kalın bir kitap olmasına rağmen , bazı kısımların fazlaca uzatılmış olduğunu düşünmeme rağmen sıkılmadan okudum.   





...  Geçip giden zamanın nasıl koktuğunu hiç merak ettiniz mi? Milderhurst Kalesi 'nin içine adım atana kadar bu hiç aklıma gelmemişti ama artık yanıtını biliyorum. Küf ve amonyak, bir tutam lavanta, bolca toz ve çürüyen kağıtların kokusu. Ve bir şey daha, alttan alta hissedilen , çürümenin eşiğinde bir şeyler. O kokunun ne olduğunu çözmek zamanımı aldı ama sanırım artık bunun yanıtını da biliyorum. Geçmişin kokusu. Düşüncelerin ve hayallerin , umutların ve incinmelerin bir araya karışıp havaya sinen kokusu asla tam olarak gitmiyor.


           Kitabın kapağını da beğendim ama o kız olmamış , elbise falan güzel de sarı uzun saçlı genç bir kız ya da aynı elbiseyi girmiş zayıf, yaşlı bir kadın olsa süper olurmuş.



... Savaş ülkedeki birçok çiçek bahçesinin kaderine terkedilmesine veya sebze bahçesine dönüştürülmesine sebep olmuştu. Juniper son mektubunda Hyde Park 'daki çiçek bahçelerinin bile odun,demir ve kiremit yığınlarının altında kaldığını yazmıştı. Bütün güney tarafı da sebze bahçelerine ayrılmıştı. Saffy bunun gerekli olduğunu biliyordu , yine de trajikti işte. Patates kıtlığı insanın midesinin guruldamasına yol açardı ama estetik yoksunluğu ruhu taşlaştırırdı.



... Uzakta bir tarlada kuşlar havalandı , gökyüzünde süzülüp özgürce malikaneden uzaklaştı. 'Kuş gibi özgür,' denirdi ama Saffy 'nin gözlemlediği kadarıyla kuşlar özgür falan değildi. Birbirlerine bağlıydılar, mevsimlere ve doğalarına göre hareket ederlerdi. Kimseden daha fazla özgür oldukları yoktu.








                                                 
                                                              ARTEMİS YAYINLARI 

                                                         Çeviren: Zeynep Heyzen Ateş   
                                                                       Nisan 2011     
                                                                         672 Sayfa