16 Ocak 2018 Salı

Okudum Bitti-3 : Halka Oyunu || Margaret Atwood





                  Şiir seven herkese merhaba. Margaret Atwood uzun süredir okumak istediğim kalemlerdendi. Aklımda şiir kitabı yoktu ama annem çok övünce hadi öyle başlayayım dedim.

            Şiirler oldukça farklı, derin cümlelerle dolu. Keşke şiirleri orijinal dillerinde okuma şansım olabilseydi. Belki annemin beklentimi yükseltmesinden kaynaklı olabilir ama kitap hakkında çok net duygum olamadı. Arada yine okurum. Birkaç örnek verip kitap okumaya kaçıyorum. Şiir dolu günler dilerim.



SAKİNLER

İlk teknenin kıyıya değmesinden
bir saniye sonra
bir sancı kadar kısa süren
bir çatışma oldu
ve sonra kara parçası işgal edildi.

(doğal olarak sahil mahil
yoktu ortada:
yollar ve duvarlarla
şiddeti azaltılan
dalgaların getirdiği
nesnelerle
bir kara parçasına
dönüşmüştü su)

ve onlar gelmeden önce
mavi yeşil çağlar sırasında
köpekbalıklarının saldırıp
dişlerini geçirdiği bizlere gelince,
denizden uzak bir yerde
bir kayanın sırtında
kendi adamızı tanımlarken
buldular bizi.

Kurtalara sundular
eklemsiz iskeletimizi
(o denli iç içe geçmişti ki
her şey, bir leşi andırıyordu) 


Kemiklerimizin yeniden ete büründüğü,
ağaçlarım ve otların
yeniden büyüdüğü
katı granitin içine
gömdüler bizi.

Bizler bu toprakları bir arada tutan
tuz denizleriyiz
hâlâ.

Bu kaburga kafesinin içinde
atlar otluyor şimdi

ve yeşil gülüşlerle
koşuyor çocuklar (bilmeden
neresi olduğunu) çayırlarında
açılmış ellerimizin.



İLERİYE VE UZAĞA MEKTUPLAR

i)

Bizim için yararı yok
bunun
yararı yok, dedim
kapatarak sana kapılarını.

Kâğıtlardan yapılma
bir evrende yaşıyorum ben.
Çadırlar kuruyorum
iptal edilmiş pullardan.

Okumuyor, buruşturup
atıyorum
yolladığın mektupları

söyledim

her şey senin esein

uzakta kalman, her şey.


ii)

Karşıma çıkmanı
İstemedim.

Yapma dediğim halde
nasıl avucumun içine
aldın 
beni 


Beni kendi dümyamda
bırak
çizdiğim sınırların içinde kal
diye yazdım, ama


kendi geniş alanlarını yaratıp

beni içlerine almalarını sağladın.


iii)

Rahatça evime geldin
ve senden istenmeden
bulaşıkları yıkadın,

benim karmaşa anlarım ve
altüst olmuş geceyarılarımla
kirli tabaklarım arasında
bir ilişki kuramıyordun
çünkü:

günlük doğal düzeni
sağlamak yeterliydi senin için.


Bu benim için anlamsız ama:

Güzel temiz tabakların
yeterince önemli olmadığı
bir evde yaşıyorum


iv)

Aşk ayağa düşmüş bir sözcük

dişçilerin konforlu
bekleme odalarındaki
magazin öyküleri gibi orta malı,
aşk benim için bu değil ama.
Nasıl ağzına alırsın onu?

Keşke ben de senin
ince narin omurganı
kaşlarını
ya da ayakkabılarını
beğeniyorum diyebilseydim

ama sen orada durmuş
aptal aptal

aşktan söz etmeye zorluyorsun 

beni







ARTSHOP YAYINCILIK

Birinci Basım 2009
90 Sayfa



Taş Uykusu || Aslı Tohumcu




                   Kitap seven herkese. Günün kitabı 2017 yılında okuduklarımdan. Düşünün ne kadar tembelim. Daha sene bilançosu, favori kitaplar ve yazılmayı bekleyen kitaplar var. 

            Aslı Tohumcu'nun okuduğum ilk kitabıydı. Kitapla ilgili vakti zamanında güzel bir yorum görüp not almıştım. Sonunda kitabı da alıp okudum. Farklı, etkileyici, tedirgin edici bir kitaptı. 

           Siz de yapar mısınız bilmiyorum ama otobüs yolculuklarında etraftaki insanların gündelik hayatlarında neler yaptıklarını, o an neler düşündüklerini falan merak ederim hep. Taş Uykusu'nda da bir belediye otobüsündeyiz. Zaman ne mekan belli değil. Seyir halindeki bir otobüsteyiz. Şoförden başlayarak tüm yolcular tek tek anlatıcı olarak karşımıza çıkıp hayatlarından kesitler sunuyorlar. Epey dertli, çok sert yaşanmışlıklar var. Katil bir baba, tecavüze uğrayan bir kadın gibi... 





DOĞAN KİTAP

1. Baskı Ağustos 2015
102 Sayfa



13 Ocak 2018 Cumartesi

Okudum Bitti-2 : Neden Ben || Jale T. Elhadef




                 Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı yine ilk defa okuduğum bir yazara ait. Yazarın üçüncü kitabıymış. Daha önce iki hikâye kitabı yayımlanmış. Aslında hikâye kitaplarıyla tanışıp sonra romanları okumayı daha çok seviyorum ama bazen de böyle oluyor işte. 

       Sevgili Kitap Gurmesi yazarla çok tatlı bir röportaj yapmış. Okumak isterseniz tık tık

          Büyük bir tesadüfle başlıyor kitap. Tesadüflere inanır mısınız? Hani bazen bu kadarı ancak filmlerde, kitaplarda olur deriz ya işte öyle bir tesadüfle başlıyor her şey... Ya da biz öyle zannediyoruz. Beyonce konserinde, Las Vegas'ta koca mekanda ayağına basan adamın bir Türk çıkması Leyla için de büyük bir sürpriz oluyor haliyle. Sabah kendine geldiğinde işte o adamla, Mert ile evlenmiş olduğunu öğrenip asıl büyük sürprizi yaşıyor. 

        Sonra mı ? Bir anlaşma yapıp yola koyuluyorlar. Böylece Las Vegas'ta başlayan aşklarının İstanbul perdesi açılıyor. Tam da kapakta yazdığı gibi: ''Gelecek aslında geçmişin küllerinden mi doğar?'' Dedirtecek sırlar ortaya dökülür. Devamı da olacakmış ama biraz zamanı varmış. 

          Benim için çok şaşırtan bir kitap değildi ama sıkılmadan okudum. Sarıyla laciverdi birlikte pek sevmesem de kapağı da hoşuma gitti. Hepimizin hayatında güzel tesadüfler olsun arada. Bol kitaplı günler dilerim.





''Günaydın! Karıcığım!''
''Küçükken hiç evcilik oynamamışsın da içinde kalmış gibi davranıyorsun!''



''Ayrılıkla biten bütün aşklar gibi kavuşamamak mı en güzeli? Romeo ile Jülyet'i, Aslı ile Kerem'i, Leyla ile Mecnun'u ölümsüzleştiren hep kederleri mi?''



''Hiçbir şey için geç kalınmıyor aslında, değil mi?''



''Öylesine hissederek söylüyorduk ki birbirimizin ismini, başka bir şeye gerek kalmıyordu...''



''Utanmasam folyo sarıp minik plastik kutularda derin dondurucuya kaldıracağım. Ya da eskilerin yaptığı gibi salamura mı yapsam? Hep tazecik kalsa bu his, eskimese, yine yeniden çeksem içime...''



''Cemal Süreya'nın dediği gibi: 

Tam unuttum derken,
Bir şarkı çalar,
Biri onun gibi güler,
Birisi parfümünü sıkıp onun gibi kokar,
Tüm unuttuğun boşa gider! ''



CARETTA KİTAP

1. Baskı Kasım 2017
424 Sayfa



6 Ocak 2018 Cumartesi

Okudum Bitti- 1: Lanet || F. Paul Wilson




                Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı senenin ilk biten kitabı Lanet. Arkadya Polisiye'nin bir önceki kitabı Kâbus'u (Jeff Gunhus )da çok severek okumuştum. Hakkındaki yazım için tık tık.  

               Adli tıp uzmanı olan Laura 'nın incelediği son vaka oldukça ilginçtir. Bir cinayet soruşturması için yaptığı çalışmada belirli bir ölüm nedeni bulamaz. Maktul aniden kalbi durarak ölmüştür. Çok geçmeden aynı durumda bir cesetle daha karşılaşır. Her iki cesetin de tamamen sağlıklı organları vardır, hem de şaşırtıcı derecede sağlıklı...

Garip  bir şekilde yakılmış olsalar da dövmelerinin de aynı olması Laura'nın dikkatini çeker. İlginç bulduğu için araştırma yapar ve ummadığı bir şekilde olaylarım merkezinde bulur kendini. 

           Gizemli olaylar, mucizeler, kanlı cinayetler, kıtalar arası yolculuklar, garip bir tarikat... Yok yok... Bol detay içermesine rağmen asla sıkmıyor. Bir anda kendinizi öyle bir gücü elimde bulundursaydım ne yapardım derken buluyorsunuz. Zaten kitap çıkmadan kısa bir süre önce Arkadya Polisiye İnstagram sayfalarında bir yoklama yapıp fikrimizi sormuştu. :) İkhar ya da Panekeia 'nın peşinde tehlikeli yolcululuklarında Laura

 ve özellikle Rick'e eşlik etmekten çok keyif aldım. 

            Ben çok severek okudum. Yazar 1946 doğumluymuş. Bir sürü de kitabı var. Hem bu kitabın devamını hem de diğer kitaplarından okumak isterdim. Arkadya Polisiye'den iyi haberler bekliyorum.






'' 'Adeta kendi iradesiyle öldü.'

   'Böyle bir şey mümkün olabilir mi?'
   'Bugüne kadar hiç duymadım ama sanırım şimdi buna şahit olduk.' ''



''Açıkçası inanç konusunda sınıfta kalmıştı. Bunun geri dönüşü yoktu. Çünkü doğruluğu apaçık bir kanıt karşısında inanç artık gerekli değildi.''




'' 'Mucize' ve 'imkânsız' sözcükleri birbirinden bağımsız değildi, değil mi? Biri diğeri olmadan var olamazdı.''




''Bazı insanlar bu dünya için fazla iyi.''




''Kuralları güce sahip olanlar koyar. Ama çevrene bak. İyi, hoşgörülü, barışçıl, sevgi dolu insanları iktidarda görebiliyor musun? Hayır. Neden peki? Çünkü onlar makam ve mevki peşinde değiller. Öyle olsa bile kazanmak için yeterince acımasız değiller.''




ARKADYA YAYINLARI


Çeviren: Neşe Mesutoğlu Kırım

1. Baskı Aralık 2017
560 Sayfa



4 Ocak 2018 Perşembe

Issız Kar Taneleri || Kimberley Freeman (Okudum Bitti-179)




              Kitap seven herkese merhaba. 2017 okuduklarımı henüz yazıp bitiremedim. En kısa zamanda bilanço yazımı ve yıl favorilerimi paylaşmayı düşünüyorum. İnstagram'da paylaştım bile. 

       Kimberley Freeman 'in daha önce fotoğrafta görünen dört kitabını okudum. Hepsi güzeldi. Yormayan, tatlı kitaplar.

Esir Şarkılar Vadisi hakkındaki yazım için burada ,

Zümrüt Şelaleleri hakkındaki yazım burada , 

Kır Çiçeği Tepesi hakkındaki yazım burada

Deniz Feneri Koyu hakkındaki yazım burada



              Sovyetler Birliği'nde yaşayan Sofi, kuzenleri Natalia ve Lena 'nın hayatlarına konuk oluyoruz bu defa. 1970'lerin ikinci yarısında Leningrad'da anne ve babası ile mutlu mesut yaşayan Sofi'nin hayatı kuzenlerinin gelmesiyle değişmeye başlar. Hem odasını hem ailesinin sevgisini bölüşmek zorunda kalır. Kardeş gibi beraber büyürler, hepsinin hayalleri farklıdır ama hayalleri uğrunda ortak hareket etmeye karar verirler. Aldıkları bu karar hepsinin hayatı değiştirir. Vatanlarından uzakta kurdukları yeni hayatlarıyla hepsi farklı farklı yönlere savrulurlar.  Kitabın kalınlığına bakmayın merakla hemencecik okunuyor. Aklım hep Roy Creeedy' de kaldı okurken. :)  

          Sofi en sevdiğim karakter oldu. Lena'yı da sevmiştim ama sonradan sinirimi bozdu. Natalie 'ye ise baştan sona gıcık oldum. 


        Bol kitaplı, çok sağlıklı, mutlu bir yıl olsun 2018.




''Mutluluk bir rüya gibi, bir kez yaşadığı ve bir daha asla geri gelmeyen bir şey gibi geliyordu.''



''İlişkileri bir çömlek kadar güçlüydü. Yıllar geçtikçe çömlekte bazı çatlaklar belirmiş fakat asla büyük hasarlar olmamıştı...''



'' 'Peki, körkütük âşık mıydın? Yoksa bir aptal ben miyim?'
   Büyükbaba genç kadının saçlarını okşayarak, 'Aşk başlı başına aptallıktır,' diye yanıtladı...''



ARKADYA YAYINLARI

Çeviren: Dilek Parsadan
1. Baskı Kasım 2017
694 Sayfa