O kadar akıcı ve sade bir anlatımı var ki hemencecik bitiverdi.Gereksiz yere uzatılmış cümlelerden eser yok ,yalın.Çok keyifle okudum.Zaten 111 sayfacık.Çok beğendim.
Her şeyin anlamsız,boş olduğunu söyleyen karakterden hareketle aslında bunun bile bir anlamı olduğunu anlatıyor.Toplumsal bir çok kavrama değiniliyor.111 sayfada bu kadar yoğun içerik ve bukadar sade anlatım olması şaşırtıcı derecede güzel. Anlatımı o kadar içine çekiyor ki okurken köpeğini döven Salamano'nun boğazını sıkasım geldi:)
...Kimi zaman odamı düşünmeye koyuluyor, düşümde, bir köşeden kalkıyor, yolum üzerindeki eşyaları bir bir aklımdan geçirip yine o noktaya dönüyorum.
...“Herkes bilir ki hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir.”
Arka sayfa tanıtımına da bakalım ;
1942'de yayımlanan Yabancı, romancı,tiyatro yazarı ve düşünür olarak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yalnız Fransa'da değil tüm dünyada kuşağının sözcüsü ve yol göstericisi yazar Albert Camus'un ilk ve en çok ses getiren yapıtıdır.Romanda bir Arap'ı öldüren ama bu uçtan çok,gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi reddettiği için dışlanan bir 'yabancı' aracılığıyla XX. yüzyıl insanının içine düştüğü yabancılaşma anlatılır.Bir türlü ele geçirilemeyen 'anlam' ın sürekli aranışı,bilincin toplumdan ve dış dünyadan kopuşunu,topluma yabancı duran kahramanın çevresiyle ve toplumla arasındaki çatışmayı anlatan roman,büyüleyici gücünü arka plandaki derin ve suskun acıdan alır.Camus,genç kahramanı Meursault'ın dış dünya ile arasına koyduğu mesafeyi,kendie ve topluma yabancılaşmasını,annesinin ölümü dahil herşeye nesnel bir biçimde yaklaşmasını büyük bir ustalıkla dile getirir.
İşte böylee... Nesnel yaklaşım diyince bazı yerlerde Meursault'un fazlaca dürüstlüğünden normal hayatta olsa hepimiz rahatsız olurduk demek istiyorum. Örneğin sevgilisi beni seviyor musun ? diyince gayet rahat sevmiyorum sanırım diyebiliyor.Normal şartlar altında bir bu tip erkeğe kabaca 'öküz' deriz. Ama yalan söylese daha mı iyi? Bilemedim.İşin özeti her söylediğin doğru olsun ama her doğruyu söyleme olurdu heralde.
