STEFAN ZWEIG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
STEFAN ZWEIG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Mayıs 2018 Pazartesi
Okudum Bitti- 69: Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat || Stefan Zweig
Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı geçen ay okuduklarımdan. Zweig'ın kaleminden Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat. Okuduğum diğer kitapları gibi (henüz çok az okudum ama okuyacağım zamanla) kısacık ama bu kısalığına rağmen derin, yoğun. En sevdiğim kitabı değildi. Şimdilik favorim Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu.
Bir otelde tatilde olan bir grup insanın gündemi, aralarından birinin Madam Henriette'nin ortadan kaybolmasıdır. Evli ve çocuklu kadın, her şeyi göze alıp henüz tanıştığı genç adamın büyüsüne kapılıp çekip gitmiştir. Herkes tüm acımasızlığıyla kadını eleştirirken anlatıcımız ve Mrs. C derin bir sohbete girer. Bundan sonrası da kitabın adı gibi Mrs. C'nin yaşamından yirmi dört saattir, yirmi yıl öncede kalmış bir yirmi dört saat.
Zweig'in kadının kalbini, iç dünyasını böyle güzel anlatabilmesine hayranım. Ara ara okumaya devam edeceğim. Modern Klasikler Serisi'ni çok seviyorum.
''İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir. Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez; ama aynı şey gözlerinin önünde, doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse, bu olay önemsiz bile olsa, hemen aşırı bir duyarlık gösterirler. Böylelikle normalde nadiren görülen tepkilerini ölçüsüz ve abartılı denebilecek bir sertlikle telafi etmiş olurlar.''
''Belli bir amacı olmayan her şey yanılgıdan ibarettir.''
''Yalnızca tutkunun ne olduğunu hiç bilmeyen insanlar, nadiren bu duyguyu tattıklarında, belki de bu kadar çığ gibi ani, kasırgaya benzer tutku patlamaları yaşıyorlar: O anda yaşanmamış yıllar, kullanılmamış güçlerin biriken öfkesiyle birlikte insanın göğsüne yumruk gibi iniyor.''
''Ama sonuçta zaman her şeyin ilacı, alınan yaşın da tüm duygular üzerinde özel ve hafifleştirici bir etkisi var...''
''Yaşlanmak, geçmişten artık korku duymuyor olmaktan başka bir şey değil zaten.''
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI
Çeviren: Mahmure Kahraman
10. Basım Kasım 2017
72 Sayfa
2 Mart 2017 Perşembe
Okudum Bitti- 31: Bir Çöküşün Öyküsü || Stefan Zweig
Kitap seven herkese merhaba. Son kitap alışverişimde Zweig 'in Modern Klasikler dahilindeki son kitabını da sepetime atmıştım. Şubat bitmeden gece okudum bitirdim. Kapak sevimsiz bir güzellikte zaten Madame de Prie de öyle.
Zweig 'in daha önce Satranç ve Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitaplarını okudum. İkisini de çoksevmiştim.
Satranç yazım burada,
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu da burada.
Madame de Prie aristokrat bir Fransız kadınıdır. Hayatı gösterişli, eğlencelidir. XV. Louis döneminde sarayda sözü geçen bir konumdadır. Paris 'teki bu hayatından kraldan gelen nezaketten uzak bir mektupla sürgün edilir. Normandiya 'da bir malikanede süresi belli olmayan sürgün hayatına başlar. Bir yandan buradan kurtulmak için uğraşırken , bir yandan da her an geri çağrılacağına dair ümitler besler. Ama işler umduğu gibi olmayınca, kitabın adının hakkını veren çöküş günleri başlar.
Son bir çırpınışla eski günlerini yeni hayatında da yaşamak için , dikkatleri üzerine çekecek planlar yapar. Kısacık ama etkileyici bir kitapla, aynı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu 'nda olduğu gibi yine bir kadın karakteri tüm gerçekçiliğiyle yansıtmış Zweig.
... Burada günler nasıl da uzundu. Saatler, sanki insanlar gibi temkinli adımlarla ilerliyordu ve madam onları hızlandıracak hiçbir yol bilmiyordu. Ne yapacağını bulamıyordu; içinde her şey susmuş, yüreğinin anlamlı müziği, anahtarı kaybolmuş müzikli saat gibi ölmüştü.
... Issızlık bütün odalarda hain bir hayvan gibi oturmaktaydı.
... Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı.
... Öldü sanılıp gömülmüş, ancak toprağın altında tabutunun içinde uyanıp bağırıp çağıran, kıyameti koparan ve duvarları yumruklayan biri gibi hissediyordu kendini kadın: Ancak onu yukarıda duyan yoktu, insanlar toprağın üzerinde hafif adımlarla yürüyor, onun sesiyse yalnızlığın içinde boğulup gidiyordu.
... Talihim ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen kişi, arabaya bir daha yetişemezdi.
TÜRKİYE İŞ BANKASI
KÜLTÜR YAYINLARI
Çeviren: Regaib Minareci
1. Baskı Şubat 2017
48 Sayfa
1 Temmuz 2016 Cuma
Okudum Bitti -73 : Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu || Stefan Zweig
Herkese merhaba. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu , Stefan Zweig 'in okuduğum ikinci kitabı oldu. Tek kitapla hayran kaldığım yazarlardan olmuştu. Diğer kitaplarını da okumayı çok istiyorum. Bakalım... Okuduğum ilk kitap , çoğunluğun da öyle yaptığını düşündüğüm Satranç. Hakkındaki mini yazım burada.
Tanınmış roman yazarı R. bir gün isimsiz bir mektup alır. Uzun yıllar süren, yoran, yıpratan bir aşkın yazıyla da olsa hem ilk hem son dile dökülüşü olan bir mektup.
Sadece bu mektuptan oluşan bir kitap okumuyorsunuz, bilinmeyen o kadının yıllara yayılmış , karşılık bulamamış aşkına içiniz acırken buluyorsunuz kendinizi. O kadar sade ve güzel anlatılmış ki, kısacık bir kitapla kocaman bir aşkı hissediyorsunuz. Gözlerimin dolduğu anlar oldu, kızdığım anlar da. En etkileyicisi de bir kadının tüm bu duygularını bu kadar net ve gerçekçi bir şekilde anlatanın erkek bir yazar olması.
Kitabın sonunda Almanca aslından çeviren Ahmet Cemal 'in çok güzel bir yazısı da var. Hem güzel çeviri için hem sonsöz için teşekkürü borç bilirim.
... Şimdi artık benim için yalnız sen varsın dünyada, yalnızca sen, benimle ilgili hiçbir şey bilmeyen sen, bu arada hiçbir şeyden haberi olmayanı oynayan veya her şeyi ve herkesi alaya alan sen. Evet, yalnızca sen, beni asla tanımamış olan ve hep sevdiğim sen.
... Sabret sevgilim, sana her şeyi, hepsini en baştan anlattığım için, anlatacağım için, senden rica ediyorum, beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım.
Okumadıysanız lütfen okuyun. Okuyup bitirdikten sonra 1948 yapımı filmi de izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Siyah beyaz olması çok güzel bence, ufak farklar olsa da neredeyse kitap kadar harikaydı. Bol kitaplı, çok huzurlu günler hepimize.
21 Mayıs 2012 Pazartesi
Okudum Bitti:32- Satranç - Stefan Zweig
Uzun öykü diye anlandırılan bu muhteşem roman özütünü çok beğendim. Hani bazı kitaplar olur 400-500 sayfadır.Okuyup bitirince 200 sayfalık kurguyu uzatmışta uzatmış dersiniz.Bu onun tam tersi.Okuyup bitince 'aaaa bitti :(' dedim.Zevkle okudum.Bir önce okuduğum kitabın bazı bölümlerinde de satranç geçiyordu.Peşpeşe okuyunca daha zevkli geldi bana.
Kısaca Stefan Zweig'in okuduğum ilk kitabı ama gerçekten resmen uzun öykü değil konsantre roman:) Çok beğendim.Stefan Zweig okunulası yazarlar listemde artık. Ayrıca Zweig 'in eşiyle beraber intihar etmeden önce yazdığı son kitap olduğu için derin anlamlar aranabilir.
Amerika'dan Arjantin'e doğru yapılan bir gemi yolculuğu sırasında oynanan satranç maçlarını anlatıyor kitap. Dünyaca ünlü şampiyon Mirko Czentovic de yolcular arasındadır ve kısa sürede herkes duyar , kahramanımız da şansını denemek ister. Bu arada sahneye Dr. B de dahil olur.
...Bir insan kendini ne kadar sınırlarsa, öte yandan sonsuza o kadar yakın olur; işte böyle görünüşte dünyadan kopuk yaşayanlar, özel yapıları içinde karınca gibi, dünyanın tuhaf ve eşi benzeri olmayan bir maketini kurarlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






