ALTIN KİTAPLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALTIN KİTAPLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ocak 2016 Pazartesi
Okudum Bitti -12 : Çıplak Ceset || Celil Oker
Herkese merhaba. Gece uyku tutmayınca Kısa Kitaplar Festivali için seçtiğim , ayrıca Kış Okuma Şenliği listemize de uyan kitabıma başladım. Yine annem benden önce okuyup, oldukça beğendiğini söylemişti. Zevklerimiz uyuştuğu için seveceğimi düşünüyordum ; öyle de oldu. Nasıl bittiğini anlamadım, gerçi kısacık ama çok akıcı, hop ordayız hop burdayız, bitiverdi. Tadı damağımda kaldı, keşke daha uzun yazılsaydı. Ama Remzi Ünal 'ın maceralarının devamı varmış zaten.
Remzi Ünal kendi tabiriyle ; '' Eski kaptan pilot, nevzuhur özel detektif.'' Pek gönüllü olarak olmasa da eski bir pilot, özel detektiflik yapıyor. Epey de kafası çalışıyor. Kağıt, kalem, not almalar falan yok hani, zehir gibi. Uçuş sevdasından vaz geçemediği için de boş vakitlerini uçuş simülasyonlarında öldürüyor. Cep telefonu kullanmaya karşı, her an ulaşılabilir olmak sıkıyor. Aikido antremanları sayesinde kol kıvırma, bilek kırma konusunda da iddialı.
İlk macerasında (ilk kitap )Boğaziçi Üniversitesi 'nde okuyan yeğeni ortadan kaybolunca kendisine ulaşan zengin bir iş adamının sorunlarına el atar. İşin içine girince kendi hayatı da tehlikeye girer, her şeyin rengi bir anda değişir. Bundan sonrası epey hareketli , 144 sayfa zaten, nasıl bittiğini anlamadım bile. Kısacası Remzi Ünal 'ı da, Celil Oker 'in kalemini de sevdim. Daha çok okurum umarım .
... '' Anladım,'' dedim. Anlamamıştım ama anladım dedim. Bazen her şeyi tam olarak anlayana kadar anlamış görünmek iyidir.
... Bazı şeyleri başlatan biri olmak hiç hoşuma gitmez. Huyum kurusun, başlamış işlerin peşinden giderim. Elimden geldiğince tarihe müdahale etmem. Hayat ben burnumu sokmadan da yeterince berbat ve karmaşık zaten.
... Bir evde yalnız yaşamanın en kötü yanı, eve her girişinizde hiçbir eşyanın yerinden oynamadığını görmenizdir. Bir heykel gibi durur her şey yerinde bir hafta boyu. Derken temizlikçi kadın gelir, her şey yerinden oynar. Sonra yeniden.
ALTIN KİTAPLAR
Temmuz 2014
144 Sayfa
24 Aralık 2015 Perşembe
Okudum Bitti -102 : Rüzgar Gibi Geçti || Margaret Mitchell
Seneyi bitirmeden okuduğum kitapları bloga yazmayı yetiştirebilirsem kendimle gurur duyacağım. Rüzgar Gibi Geçti de uzun zamandır okumak istediğim ve bir türlü fırsat bulamadığım kitaplardandı. Filmi birden fazla izledim ama kitabını okuyamadım. Normalde pek yaptığım bir şey değil ama arada oluyor. Diğer kitapların aksine bu kitapta filmi izlemiş olmak kötü bir etki yapmadı. Tam tersi Scarlett O'hara 'yı zihnimde canlandırmaya çalışsaydım Vivien Leigh 'den uygununu bulmam imkansız olurdu. Kitap boyunca film izliyormuşum gibi oldu, adı gibi bitti. Yeni bitirmedim , taşınmadan önce okuyup kolileyip kaybettiğim kitaplardandı. Şükür buldum.
Güneyli zengin bir çiftçi kızı olan Scarlett ; gayet rahat bir hayat yaşamış, refaha, kölelere, hizmet edilmesine alışmış bir genç kızdır. Güzelliğiyle ve incecik beliyle de dillere destandır.
Yaşadığı döneme göre fazlasıyla cesurdur.(1860'lı yılların Amerikası) Hazır lafı gelmişken dönemi de çok güzel işlenmiş. Özellikle kadın olmanın zorlukları ve gereklilikleri açısından. Aşık olduğunu düşündüğü adamın nişanlandığını öğrenmesiyle ve özellikle Rhett Butler ile tanışmasıyla hayatı epey değişir. Bu arada arka planda savaşın gerçekleri de gözler önüne serilmiş. ( Amerika Kuzey , Güney iç savaşı)
Yaşadığı rahat hayattan sonra sefaletle, yoklukla boğuşan Scarlett 'in var olma mücadelesini, bu uğurda yapacaklarını okumak hem güzeldi hem de ara ara sinir bozucuydu. Rhett ile olan uyumlarına rağmen mutsuzluğa sürüklenmesi beni bile sinir etti .
Kitapla ilgili bilgiler de zaten oku beni diyordu. Yazarın yazdığı tek kitap olması, 1936 yılında ilk defa yayınlanması, Pulitzer ödülü kazanması, bir araştırmaya göre Amerika' da İncil 'den sonra en çok okunan ikinci basılı eser olması gibi ... İç savaş zamanında geçen bir aşk üçgeni , hatta dörtgeni ama gerçekten dolu dolu. Bir çok duyguyu yaşatacak en az filmi kadar güzel bir kitap. Benim gibi okumak için gecikenlerdenseniz, büyük ihtimalle filmi izlemişsinizdir ama olsun daha güzel bir okuma olacak. Kafanızda cast çalışması yapmanıza gerek kalmayacak.
... Kısa boylu olup da çalımlı hareket etmeye özenen insanlar daima az çok gülünç olurlar. Ama kümeste horoz, ufak tefek de olsa, daima saygı görür.
... '' Kadınlarda aşk denen şey , evlendikten sonra gelir. ''
... Ellen rahat ve mutlu bir yaşam sürmüyordu, zaten rahat bir yaşam beklemiş değildi. Mutlu bir hayattan kadınların zaten nasibi yoktu. Dünya erkekler içindi.
... ''Birçok kimselerin bilmediği bir şey var. İnsan bir uygarlık kurulurken de, yıkılırken de para kazanma olanağını bulabilir.''
... '' İnsan zengin olmak için bir ülkenin ya gelişmesine, ya da yıkılmasına yardım etmeli. Birinci şıkta zengin olmak biraz uzun sürer. İkinci şıkta ise uzun sürmez...''
... Ashley bezgin bir tavırla: '' Yiğitlik bu değil ki Scarlett,'' dedi, ''Savaş şampanya gibidir. Korkakları da kahramanlar kadar çabuk sarhoş eder. Herhangi bir aptal da savaş alanında kahramanlık gösterebilir. Orada ya yiğitlik göstermek ya da ölmek vardır çünkü.
... '' Zevk için mi? Aptal aptal konuşma Rhett! Evlilikte hiçbir zevk yok. Belki erkekler için zevklidir ama , kadınlar evlilikte bir yığın dırıltıdan başka şey bulmazlar. Erkeğin acayip arzularına katlanmak, her yıl bir çocuk doğurmak zorunda kalıyorlar. ''
ALTIN KİTAPLAR
Çeviren: Samih Tiryakioğlu
5. Basım 1988
653 Sayfa
31 Ocak 2015 Cumartesi
Okudum Bitti -14 : İnsan Sürümü : 0.4 || Mike Lancaster
Okuma Şenliği Altın Kitaplar kategorisi için yine şenlikten kazandığım , hem de adıma imzalı olan İnsan Sürümü : 0.4 'ü seçtim , hemencecik bitti , severek okudum. Hem bu güzel duyguyu yaşattığı için , hem de severek katıldığım şenliğimize ev sahipliği yaptığı için , buradan da çok ama çok teşekkür ederim Pınarcığım. Şenliğe henüz katılmadıysanız ya da ne olduğunu bilmiyorsanız , detaylı bilgi almak için Pınar'ın bloguna uğrayabilirsiniz. Tık tık.
Kitabımızda olaylar küçük bir İngiliz kasabasında geçiyor. Her yıl düzenlenen yetenek yarışmasında Danny , kazanmak için dört gönüllüyü hipnotize etmek ister. Kyle , yakın bir arkadaşının sevgilisi olan Lily ve iki yetişkinin dahil olduğu dört gönüllüyü hipnotize etmeyi başarır da. Uyandıklarında büyük bir şok yaşarlar. Önce şaka olduğunu düşünseler de bu oldukça ilginç durumun kısa sürede farkına varırlar.
Kitabın en ilginç yanı ise Kyle ve arkadaşlarının yaşadıklarının bulunan bir kaset sayesinde , bir inceleme gibi ele alınıp kitaplaştırılmış olması. İçinde farklı alıntılar , ilginç anekdotlar falan var. Kitap okumadan arka kapak okumadığım için gözümden kaçmış. Arka kapakta da çok sevdiğim Edgar Allan Poe 'dan da bir alıntı var.
'' Yoksa rüya içinde bir rüya mı hep gördüğümüz ?''
Kısacık ,bir oturuşta bitecek , hoş bir kitaptı. Severek okudum , bitirdim :)
... Bütün ümidim, birilerinin bunları dinleyip her şeyin değiştiğini fark etmesi.
Her şeyin sonsuza dek değiştiğini.
İçinde yaşadığımız dünyanın artık eskisi gibi olmadığını. Eskiden nasıl olduğunu - nasıl olması gerektiğini- hatırlayabilen çok azımız kaldığını.
... Immanuel Kant, insanların şakalara gülmesini, '' Gülmek, gerginlik yaratan bir beklentinin boşa çıkmasının sonucudur,'' diye açıklamış. Onunla aynı fikirde olmayan Quirtell ise şöyle diyor: '' Gülmek, bir ırkın büyümeyi reddetmesinin sonucudur.''
... Kötü şeyler olunca -ki hep olur- insan geçmişi özlemle hatırlar ya.
Bizim hikâyemizde ise, kötü şeyler hemen köşe başındaydı. Yetenek yarışması her şeyi değiştirecekti.
Hem de sonsuza dek.
ALTIN KİTAPLAR
Çeviren: Berna Gülpınar
1. Basım Nisan 2013
222 Sayfa
25 Ocak 2015 Pazar
Okudum Bitti - 7,8,9 : Metal Fırtına 2 Kayıp Naaş , 3 Kızıl Kurt , 4 Turan || Orkun Uçar
Herkese merhaba , Okuma Şenliği için Türk bir yazardan bir üçleme ya da aynı seriden üç kitap okumam gerekiyordu. Necati Cumalı 'daydı gönlüm ama alamadım. Eksik kalmasın diye ilk çıktığında ilk kitabını ve farklı devamlarını okuduğum Metal Fırtına serisine şans vereyim dedim, ufak çaplı nostalji olur hem de diye.
Benim aldığım kitap üçü bir arada , tek kitap halindeydi. Yazılarının küçüklüğü harici , kolay okunan , sıradan bir kitaptı.
İkinci kitap Kayıp Naaş. Metal Fırtına 'nın kaldığı yerden devam ediyor.Yani Atatürk 'ün naaşının çalınma aşamasından başlıyor. İş ,Amerika 'da görevde olan Gri Takım üyesi ajan Gökhan Birdağ 'a düşer. Bu arada Amerika 'da yaptığı eylemlere de dahil oluruz.
Kızıl Kurt 'ta ise işler hallolmuş , Gökhan çeşitli badireler atlattıktan sonra Kurt 'un kızı ile evlenip Alanya 'da sakin bir hayat yaşamaktadır. Bu sırada Kurt , Rus mafyasının eline düşmüştür, Mit 'in uyarısıyla İstanbul'a doğru yola çıkan Gökhan , hamile eşi ve üvey kızını saldırı sonucu kaybeder ,kendisi de ölmek üzereyken bulunur. Özel bir doktorun yardımıyla mucizevi bir şekilde iyileşir ve beklenmedik özellikler de kazanır. Bütün bunların arkasında Opriçnina denen örgüt ve lideri Korkunç İvan olarak bilinen gizemli kişidir.
Son kitap Turan 'da ise hedef Çin 'dir , çünkü çok farklı bir biyolojik savaş tehlikesi vardır. Üstelik Gökhan 'ın yanında Kızıl Şaman olarak ün yapan Koray ve gelişen teknoloji sayesinde farklı özelliklere kavuşan Çelik Takım üyeleri de vardır. Genel olarak seri kolay okunuyor , bazı ilginç detaylar içeriyor ve hoş bir kurgusu var. Baştan sonra doğru beğenme katsayım düştü , farklı zamanlarda okusaydım da aynı mı olurdu bilemiyorum , ilk çıktığında çok beğenmiştim , şimdi eh işte diyorum.
... '' Biz Türkler, Yahudilere genellikle iyi davranan bir millet olduk. Birçok devlet onları kovarken biz kucak açtık. Öneğin, İngiltere'de Kral I. Edward tarafından 1290 yılında kovuldular ve 1656'da Oliver Cromwell tarafından tekrar kabul edildiler. Fransa, İspanya, Portekiz, Polonya, Almanya ve Rusya'da defalarca katliama uğradılar. Oysa Osmanlı İmparatorluğu 'nda her zaman rahat yaşadılar, işlerini serbestçe sürdürdüler. Peki sonuç : 1. Dünya Savaşı'nda Filistin'e saldıran İngiliz ordusunda gönüllü çalıştılar. Casusluk yaptılar. Gelibolu'da Siyon Katır Birlikleri, Türklere karşı savaşanlar arasındaydı.''
... '' İsrailoğulları Yahudilerinin Hitler'den farkı yok. Antisemitistlerin söyledikleri şu söz gerçekten doğrudur: Yahudiler kendilerini insan, diğer milletleri insan ile hayvan arasında bir tür olarak kabul eder. ''
... '' Komik adamsın Björn. Ama komikler cennete girmiyor. Hainler de... Yalancılar da... Ha bu arada , senden aldıklarımızı Sergei Voloshin 'e götüreceğiz, Korkunç İvan'a değil. Özel sipariş verdi. Müdür odasının aksesuar eksiği varmış.''
''Komik adamsın Aleksei. Ama dediğin gibi işte, cennete gitmiyor komikler... Köpekler de... Beyinsizler de...''
ALTIN KİTAPLAR
6. Basım Nisan 2013
720 Sayfa
24 Aralık 2014 Çarşamba
Okudum Bitti -156 : Kayıp Sembol || Dan Brown
Herkese merhaba ...
Güz şenliği kitaplarımın sanırım sonuncusunun da yazısını yazıp rahatlıyorum. Kış şenliği kitaplarımın ilkini çoktan bitirdim bile , ah şu tembellik. Dan Brown 'un Da Vinci Şifresi 'ni ve Melekler ve Şeytanlar 'ı severek okumuştum. Kayıp Sembol 'de aynı heyecanı yaşamasam da hemencecik okuyup bitirdiğim kitaplardan oldu , merak uyandırıcı , heyecanlı ,akıcı bir kitaptı.
Profesörümüz (film yüzünden Tom Hanks 'in suratı gitmedi aklımdan bir türlü )Robert Langdon , hatırlı eski bir arkadaşından bir konferans vermesi için apar topar bir davet alır. Hemen yola koyulan Langdon 'u Washington 'da şaşırtıcı gelişmeler bekler. Antik çağlarda özel bir anlamı olan kesik bir el ile karşılaşır ve bu elin arkadaşına ait olduğuna emindir. Arkadaşının hayatı ise Langdon 'un seçimlerine bağlıdır. Da Vinci şifresinde olan ürkütücü albino gibi burada da dövmeler içindeki Mal'akh var. İsmi garip , kendi daha da garip ve süprizlerle dolu adamın derdinin ne olduğunu soluksuz okudum , çok olmasa da şaşırdım. Kitabı alalı epey olmuştu ama erteliyordum , şenliğimizi bu yüzden seviyorum , ihanet ettiğim kitaplara , yeniden şans vermemi hatırlatıyor.
...Langdon, Philips Exeter Akademisi 'ne giderken haftanın altı günü kravat takma zorunluluğu vardı. Müdürün kravatın ses tellerini ısıtmak için Romalı hatiplerin bağladığı fascalia'dan geldiğine dair roantik iddialarına rağmen Langdon, kravat kelimesinin etimolojik olarak paralı Hırvat askerlerinin savaşa çıkmadan önce bağladığı puantiyeli boyun bağlarından geldiğini biliyordu. Bugün hâlâ bu eski savaş kıyafeti, toplantı salonu savaşlarında düşmanlarına gözdağı vermek isteyen modern ofis savaşçıları tarafından takılıyordu.
... Langdon , masonların artık ne derece güçlü olduklarından pek emin değildi ve bu konuya girmeyecekti.Günümüz masonlarına dair algılar, onların giyinip süslenmeyi seven bir grup zararsız yaşlı adam olmalarından, dünyayı yöneten güçlerin yeraltı lobisi olduklarına kadar değişiyordu. Ama şüphe götürmeyen şey, ikisinin arasında bir yerde bulunduklarıydı.
... Mal'akh ona iyice sokulup kulağına fısıldamıştı. '' Seni sadece gerçeğin hayatta kaldığı bir yere götürüyorum.''
ALTIN KİTAPLAR
Çeviren: Petek Demir
Aralık 2009
528 Sayfa
21 Aralık 2013 Cumartesi
Okudum Bitti- 117 : Ömrümce Sevdim Seni - Harold Robbins
Bu kitap sanırım geçen sene bir komşumuzun çöpe atmak üzereyken kurtardığım kitaplarından. Okuma sırası gelmemişti , hazır Kış okuma şenliğine katılmışken Altın Kitaplar kategorisi için bu eski ama büyük ihtimalle kitaplık süslemekten başka değer görmemiş kitaba şans verdim. Daha önce yine ayrı komşumuzdan alıp , Harold Robbins'in bir kitabını daha okumuştum ( Tecavüz'dü galiba ) ve pek beğenmemiştim.
Beklentim düşük olunca kitap beni oldukça şaşırttı. Yıpranmış, sayfaları zamanın acımasızlığına uğrayıp sararmış ve çok iri puntolu olmayan ve kalınca olan kitap , çok çabuk bitti.
Basit bir aşk romanı okuyacağım zannederken kendimi ,sinema sektörünün ilk zamanlarındaki kargaşanın ortasında buldum. Johny Edge , 30 yaşına gelmeden savaşta bacağını kaybeden , kimsesiz büyümüş sinema aşığı bir gençtir. Bir yahudi olan Peter Kessler ile yollarının kesişmesi ikisi içinde dönüm noktası olur. Bundan sonra yıllar sürecek mücadelenin ve bin bir zorluğun ardından Magnum Film Şirketi kurulur. İlk filmler , ilk sesli filmler, Hollywood, Broadway derken epey yol alırlar ama umulmadık bir zamanda yolları kötü şekilde ayrılır , acaba barışacaklar mı , aşk kısmına ne zaman yoğunlaşacağız derken hemen her şey çözümlendi , akıcı bir kitaptı ve dediğim gibi şaşırtıcı oldu benim için :)

... 1912 yılının başında '' Haydut'' Broadway 'de gösterildi. Bu, ilk büyük galaydı. Biletler bir dolardı. İyi bir iş yapacaklarını ummakla birlikte Johnny bile önceden bir tahmin yürütemiyordu.
Doris boğuk bir sesle,
-Onu ömrümce sevdim. Ta çocukluğumdan beri, Hep hayallerimde farkında olmadan onu yaşadım. Ve ancak bir gün bunun, aşk olduğunu anladım, dedi.
- O da sana aşık ama henüz kendisi bile bu durumun farkında değil.
Şimdi Doris'in gözlerinde yaşlar belirmişti.
- Biliyorum. Eğer savaş çıkacak ve o da orduya katılacak olursa o zaman aşık olduğunun asla farkına varamaz.
Jane kızın elini sıktı.
- Üzülme nasıl olsa bir gün anlayacaktır.
...Stüdyoya iki yeni sahne daha eklenmiş olduğundan Peter 'in stüdyosu , Hollywood'un en büyük stüdyosu haline gelmişti. Peter 'in işi kolay değildi. Gündüzünü geceye katarak çalışıyordu. Edison , sesli filmi yaratmıştı. Peter ve diğer prodüktörler bu cihazı yakından incelemiş fakat kullanışlı bulmamışlardı.
Johnny içinden kendine küfrü bastı. Hollywood 'dan çok kötü bir zamanda uzaklaşmıştı. Prodüktörlerin hepsi de akıllarını kaybetmişlerdi. Filmler sesli oldukları takdirde sinema alanında yepyeni bir çığır açmış olacaklarını anlamıyorlar mıydı ?Ah o orada olacaktı da Edison'un bu cihazını inceleyecekti.
ALTIN KİTAPLAR
OCAK 1972
ÇEVİREN : CANSET IŞIK
655 SAYFA
30 Temmuz 2013 Salı
Okudum Bitti - 70: Cesetler Merdiveni - Agatha Christie
Türkçe adıyla alakası olmayan bir Christie romanıyla karşınızdayım. Keşke orijinal adı olduğu gibi çevrilseymiş dedim. ( The Body in the Library ) . Bu ufak (!) detayı geçip kitaba kısaca değinecek olursam ;
Miss Marple ' nin dahil olduğu ikinci kitapmış. Bu kitabı yeni edindim. Yaşasın sahaflar. ( Pınar 'ın ve Yazar Ayları etkinliğinin sevdasıyla ). Elime geçse daha önce okurdum ama kısmet bu zamanaymış . :)
Bantry 'ler kütüphanelerinde genç ,süslü bir sarışının cesedini bulurlar. Tabi hemen polis çağrılır . Bayan Bantry , yakın çevrelerinde cinayetlere olan merakı ve çözmekteki hüneriyle meşhur arkadaşı Miss Marple ' ı olaya dahil eder. Hem polisin soruşturması hem Miss Marple ' ın soruşturması devam ederken , işlerin ucu Jefferson 'lara uzanır. Conway Jefferson gelini, damadı ve torunu ile yaşayan zengin ,yaşlı ve üzgün bir adamdır. Ve bundan sonrası çorap söküğü gibi gelir.
Kitapta hoşuma giden bir detay da Peter Carmody ' nin ( cinayet konusuna meraklı ufaklık) kendisinde Dorothy Sayers, Dickson Carr ve Agatha Christie ' nin imzalarının olduğunu söylemesiydi. Miss Marple 'nin keskin zekası , ince detayları görmekteki ustalığı ve üstün gözlem yeteneğine tanık olarak bir cinayeti çözmek için okuyun derim. ( Tabi benim gibi yıllardır okumadıysanız , kitabın ilk sayfası yok , o yüzden basım tarihini bilmiyorum. )
Yazar Ayları etkinliği kapsamında bu ay Agatha Christie okuduk. Kimler neler okumuş , neler yazmış bakmak için Pinuccia 'nın bloğuna buradan ışınlanabilirsiniz.
ALTIN KİTAPLAR
TÜRKÇESİ : GÖNÜL SUVEREN
176 SAYFA
24 Eylül 2012 Pazartesi
Okudum Bitti :81- Merhaba Hoşça Kal - Joanne Harris
Bu Joanne Harris'in okuduğum ilk kitabı,birkaç kitabı daha var kitaplığımda beni bekleyen,Çikolata ve Böğürtlen Şarabı'nı da almak istiyorum. Hala yazlık,misafir varken okunacak kitapların bulunduğu listemi bitirmeye çalışıyorum.Hikaye ağırlıklı hazırlamıştım.Plajda,arabada şurada burada beklerken kolay okurum diye hileli bir liste yapmıştım.Son 2 kitabım kaldı, Kelile ve Dimne bitmek üzere Onlar elimde olmayan sebeplerden dolayı bende değil,biraz beklemem gerekecek,yani az sonra gidip Kelile ve Dimne'yi bitirip yeni listemi hazırlayacağım.Aslında gece sevgili Mavi Umut'a Sil Baştan'ı aldığımı ve okunmayı bekleyenlerden olduğunu söyleyince listemde öncelik vermemi söyledi diye hemen koştum ama karıştırmışım son anda vazgeçip Psiko analisti almıştım,unutmuşum.Sil Baştansız mini bir liste hazırladım.Kitabımı bitirip yorumlayınca yayınlarım.Bu kitaba dönecek olursak birbirinden değişik ve ilginç,fantastik öyküler var.Sıkıldığım öyküler de olmadı değil ama genel olarak güzeldi.Hatta çok güzel bulduğum öyküler de var.Sevenler okusun derim.Önümüzde ki günlerde yazarın romanlarından da okuyacağım.
Arka kapak yazısına bakalım ;
Merhaba, Hoşça Kal, her sayfasında doğaüstü olaylarla dünyevi olayların bir arada yürüdüğü, tatlı ile acının kol kola girdiği, güzelle çirkinin bir arada olduğu irkiltici, tutuşturucu, aydınlatıcı temalar içeriyor.
Joanne Harris, değişik dünyalardan capcanlı ve anarşik görüntülerle süslediği eserinde bizleri neşelendiriyor, şaşırtıyor, eğlendiriyor ve biraz da korkutuyor.
İşte bu nedenle Merhaba, Hoşça Kal yalnızca güzel bir eser değil, içinde kendinizden parçalar bulabileceğiniz içsel bir yolculuktur.
Herkese keyifli okumalar...
26 Ağustos 2012 Pazar
Okudum Bitti:69- Karanlık Öyküler - Stephen King
Uzun süredir Stephen King okumamıştım, özlemişim.14 tane birbirinden güzel öykü okudum.Zevkle okudum,çok beğendim:)
Bu fotoğrafta ise en sevdiğim maden suyu,en sevdiğim köpek ve çok severek okuduğum kitabı bir arada görüyoruz:)
Kitapda bulunan karanlık öyküler şunlar:
☺ Dört numaralı otopsi odası♥
☺Siyah giysili adam
☺Tüm sevdikleriniz yok olup gidecek
☺Jack Hamilton 'ın ölümü
☺Ölüm odası
☺Eluria'nın küçük hemşireleri
☺Herşey olacağına varır
☺L.T'nin evcil hayvan teorisi
☺Kuzeye doğru giden yol virüsü♥
☺Gotham Cafe'de öğle yemeği
☺Sadece Fransızca tarif edebileceğiniz o his
☺1408♥
☺Lunapark treni♥
☺ Şanslı çeyreklik ♥
♥ li olanlar en çok beğendiklerim :)
Bu da tanıtım yazısı ;
Stephen King'den daha önce hiç yayınlanmamış ya da yalnızca internet üzerinden ve kaset olarak okuyucuya sunulmuş 14 öykünün yer aldığı yeni bir koleksiyon. Ölüleri, ölmek üzere olanları veya günlük hayatın sıradan dehşetini anlatan 14 karanlık öyküden oluşan bu kitap, King'in yine formunun zirvesinde olduğunu kanıtlıyor. Gerilim yüklü, ürkütücü ve okuyucuyu ilk cümlede esir alan bu öyküler, günümüzün belki de en muhteşem yazarının şaşırtıcı derecede zengin hayal gücünü gözler önüne seriyor.
Herkese keyifli okumalar ...
15 Ağustos 2012 Çarşamba
Okudum Bitti:64- Piraye - Canan Tan
Kitabı plastik eşya satan dükkan sahibi zorla emanet verdi:) Önce annem okudu,şimdi de ben.Yine Can Tan klasiği olmuş.Klasik derken övgü olarak algılanmasın. Yüreğim Seni Çok Sevdi ve bu kitap aslında okadar çok aynı çizgideler ki birinden birini yazmasa da olurmuş,ya da ben okumasam da olurmuş.Yazarın dili sade,kitap çok ince olmamasına rağmen kolay okunuyor,basit. İkisinde de zengin erkek var başrolde.Bir arkadaşım vardı böyle hayalleri olan acaba büyüyünce Canan Tan'mı oldu:)
Kısaca kitabı anlat deseler ,farklı kültürden gelen iki insanın aşk hikayesi işte, okunası kılan yerel motifler, yoksa sıkıcı bile olurdu.Hiç itiraz etmeyin bunlar kişisel fikirlerim:))
Keyifli okumalar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











