PARODİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PARODİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2015 Cuma

Okudum Bitti-43 : Olur Böyle Boktan Şeyler || Rick Springfield




                             Herkese merhaba.
Olur Böyle Boktan Şeyler ismiyle ilgi uyandıran bir kitap. Ama benim okumama sebep olan şey isminden ziyade konusu. Tanrı ile telefon konuşması yapan Horatio 'nun absürd hikayesini merak ettim. Çünkü çocukken sık sık rüyalarımda aynı şeyi yapardım. Hatta altı yaşındayken en sevdiğim dayım vefat etmişti. Benzer rüyalarımdan birinde ben de Allah'a telefon edip, cennette olduğunu düşündüğüm dayımla beni telefonda görüştürmesini istemiştim. Çocuk olmak her şeye rağmen güzeldi. :)) 


Kitaba dönelim , oldukça kötü günler yaşayan Horatio 'nun amaçsızca çaldığı 'Muhteşem Titreşim' isimli kitapta, gizemli bir numara vardır. Horatio merakına yenilip, biraz da sıkıntıdan numarayı arar ve numarayı cevaplayan ses ''Tanrı'' olduğunu söyler. Bundan sonrası oldukça ilginçleşir. Horatio 'nun yolu Alice ve Lexington ile kesişir. 


Macera hız kesmeden devam ederken, Horatio ile geçmişine yolculuklara da çıkacağınız , farklı bir bakış açısı sunan, hem eğlendiren,hem düşündüren , acaba ben olsam ne yapardım dedirten, hoş bir kitaptı. Hatta burnumun direğinin sızlamasına sebep olan kısmı bile vardı. Ah Murray!!!  Akıcı, keyifli, komik  bir kitaptı. Bildiğimiz 'Tanrı' kavramının epeyce dışına çıkmaya hazırsanız,  okuyun derim.







... Saat gece on bir. 32 yaşındayım, yeni boşandım, işimden nefret ediyorum, patronum Voldemort'un  muhtemelen daha şişman ve daha aptal olan erkek kardeşi, 1216 Kuzey Detroit Bulvarı, Apt 213, Hollywood'daki pansiyonumda yalnızım, omuzlarımı tıraşlayıp beni sevecek birinin hasretiyle yanıp tutuşuyorum (bu sırayla olması şart değil), kebdime fena hâlde acıyorum ve az önce Yüce Tanrı'yla sohbet ettiğimi düşünüyorum.





... Zen ustaları, yüzyıllardır bizim o kalın Batılı kafalarımıza şunu sokmaya çalışıyorlardı: Aradığınız şey, aramayı kestiğiniz anda kaçınılmaz bir biçimde size doğru gelecektir.





... Oldukça sıradan bir şeyin uzun bir zamandan sonra aniden vuku bulmasının, insana neredeyse egzotik veya uzaydan gelmiş gibi görünmesi ne tuhaf.





...Lanet olasıca gerzekler! Yarım derece yörüngesel kaymanın bile, içinde yaşayanların tümünün tamamen ve nihai bir biçimde imhasına yol açabileceği bir gezegende yaşamalarına rağmen, gökyüzüne pisliklerini göndermeye, yaşam veren bitki  örtüsünü tahrip etmeye, şifalı gizemler barındıran her tür flora ve faunayı imha etmeye ve Tanrı'nın bin bir ismi adına birbirlerini olanca hızıyla öldürmeye devam ediyorlar.





... Evrenin yin ve yang'i her zaman dengede olmalıdır. Başka türlü olmaz. Her şey bir bütündür. Bir çemberdir. Tamdır. Her hediye beraberinde karanlık bir şeyi, her felaket beraberinde eşit derecede bir faydayı getirir. Görünürde zıt olan güçler birbirlerine bağlı ve birbirleriyle ilişkilidir. Arka olmadan ön olmaz. Aşağı olmadan yukarı olmaz. Zik olmadan  zak olmaz. Siyah olmadan beyaz olmaz. Ölüm olmadan da yaşam olmaz.





... Evde köpek beslemek ne kadar da olağanüstü bir şey.




...Biz insanlar ve köpekler uzun zaman  önce bir anlaşma yaptık. Onlar bize hayranlık duyacak, en iyi şekilde dostluk  ederek vahşiliklerini bir kenara bırakacaklardı; biz de onları sevip  her türlü kötülükten koruyacaktık.










PARODİ YAYINLARI
Çeviren: Özlem Özarpacı
Mart 2015
324 Sayfa

26 Şubat 2015 Perşembe

Okudum Bitti-21 : Babamı Beklerken || Clare Vanderpool





                                Herkese merhaba. Ay bitmeden okuduklarımı bloga aktarıp bitirme niyetindeyim. Babamı Beklerken de okuma şenliği için okuduğum kitaplardan. Okuma şenliğinin , benim okuma hevesime , hızıma çok faydası oluyor. Bazen benzer, bazen aynı kitapları okuduğum insanların varlığından haberdar olmak da cabası. Bu anlamda instagramı da çok seviyorum.



                                Abilene ve babası , babasının uygun olmayan çalışma şartlarından dolayı ayrılmak zorunda kalırlar ,zaten yerleşik , düzenli hayatları yoktur , kendisiyle beraber oradan oraya sürüklenmesine engel olmak için  babası onu bir trene bindirip , bol göçmenli Manifest kasabasına gönderir. Abilene burada kısa süreli kalacağını düşünse de gün geçtikçe babasının dönmesine dair umudu azalır. Bu yeni kasabaya ayak uydurmaya çalışırken bir yandan da kasabanın geçmişine dair bazı sırlara ,bilgilere ulaşır.


                              Abilene ile baba hasreti çekerken ,bir yandan da Manifest kasabasının geçmisine yolculuk yapacağınız , yerel gazetelerden kupürler , mektuplar okuyacağınız ,keyifli, az da olsa yetimler trenine (öksüzler treni) değinen , bu yüzden daha da duygusal, gizemli , hoş bir kitaptı.





... Gideon'u dinlemek ağızda eriyen karamela tadındaydı. Yumuşak ve tatlı.




... Hatıralar gün ışığı gibidir. Sizi ısıtıp hoş ışıltılar bırakırlar ama onları kucaklayamazsınız.




... Güneşe bakarak '' Dünya kurumadan önce neye benziyordu acaba ?'' dedim.
     '' Dünya mı? Peh, dünya hakkında ne bilirsin ki?''
     '' Şimdiye kadar bulunduğum her yerin ölümüne kurak olduğunu biliyorum.''
     '' Mümkün. Ama unutma ki ölüm içinde hayat barındırır.''




... '' Bir kasabaya  gerçek olmayan bir karantina koydurtmaktan ve kaçak içki üretimine ev sahipliği yapmaktan daha tehlikeli ne olabilir ki?''

     ''Umut etmek...''




... Evrensel denilebilecek bir şey varsa- ki henüz kesinlikle var demeye hazır değildim- o, hikâyenin içindeki güçteydi. Ve eğer biri size nezaket gösterip zencefilli çöreğin yanında bir hikâye anlatıyorsa size düşen de hikâyeyi dinlemek ve o zencefilli çöreğin her ısırığından zevk almaktı.



 ... İnsanlar hakkında hep bir iki şey bildiğimi sanırdım; onları sıradan ya da değil diye listelerken bile. Düşündüm. Belki dünya, insanların küçük paketler halinde özetlenebileceği şekilde dizayn edilmemişti. Belki onlar sadece insandı. Yorgun, incinmiş ve yalnız ve kendi zamanlarında ve kendi yollarında.










                                                               PARODİ YAYINLARI
                                  
                                                               Çeviren: Filiz Saban
                                                                     Ocak 2014
                                                                      408 Sayfa



30 Ocak 2015 Cuma

Okudum Bitti-12 : Karanlık Zihinler || Alexandra Bracken





                                        Herkese merhaba. Bütün gün evde olmadığım için blog yazılarım yine ertelendi. Okuma Şenliği kitaplarımdan okuduklarımı yayınlamadan , yenilerini bitirmeye devam ediyorum. Karanlık Zihinler de distopya olarak seçtiğim bir kitaptı. Beklentisiz başladığım için , hayal kırıklığına uğramadım , daha güzel olabilirdi. Eksilerine rağmen , merak uyandıran bir kitap oldu , özellikle sonundan dolayı ikinci kitabı merakla bekliyorum. 




                                      Kısaca bahsedeyim... Ruby , yaşıtlarının çoğunun öldüğü , kalanlarında IAAN adı verilen bir hastalığa yakalandığı bir yerde hayatta kalabilen nadir çocuklardandır. Bu hastalığa yakalananlar bir nevi süper güce kavuşurlar ama aileleri başedemedikleri için , bazen de korktukları için çocuklarını tedavi edilmeleri için devlete verirler . Bu süper güçlü çocuklar yeteneklerine göre Sarı , Yeşil , Mavi, Turuncu ve Kırmızı olarak adlandırılır. Ruby ise aslında bir Turuncu olmasına rağmen Yeşil gibi davranmayı seçer. Çok abartıp tüm kitabı yazanlara dönmeden kısa kesiyorum , kaldığı kamptan kaçtıktan sonra yolu Zu,  Chubs ve Liam ile kesişir , bundan sonrası çok daha akıcı. Başlarda durağan ilerleyen kitap , okudukça açıldı ve kitabı asıl sevmeme sebep olan kısmı ise sonuydu.







... Birinin elleriyle beni omuzlarımdan sarstığını, adımı haykırdığını hissettim. Ruby diye bağırıyordu. Fakat ben cevap veremeyecek kadar uzak bir alemdeydim. Artık hiçbir şeyin önemi kalmamıştı. O kadar uzaktım ki olan bitenlere. Sanki dünya beni tek ve derin bir nefesle içine çekip hapsetmişti.




... Bir insanın yalan söylediğini anlamanın binlerce yolu vardır. Beyinlerine girip en ufak bir güvensizlik ya da rahatsızlık emaresi aramanıza gerek yok. Yüzlerine bakmanız çoğu zaman yeterlidir. Sizinle konuşurken bakışlarını sola çevirir, bir hikayeyi fazla detaylandırır ve bir soruyu başka bir soruyla cevaplarsa bilin ki o kişi yalan söylüyordur.



... Thurmond'u üzerimden temizlemek ve onu sanki bir parça çamurmuş gibi yıkamak mı? Sen dalga mı geçiyorsun benimle ?
Başkalarının hatıralarını siliyor olabilirdim ancak kendiminkileri bu kadar kolay temizleyemezdim.




... İçimde tuhaf bir his vardı. Sanki henüz sahip olmadığım bir şeyi kaybetmiş gibiydim. Sanki artık eskiden olduğum kişi değildim. Olmam gereken kişi ise hiç olamamıştım. Bu hisle iliklerime kadar bomboş hissettim kendimi birden.




... '' Tanrım.'' Gülümsemeye çalışarak başını sallıyordu.
     '' Biliyor musun... beni o kadar mutlu ediyorsun ki bazen nefes almayı unutuyorum. Sana bakıyorum ve kalbim öyle sıkışıyor ki... ve sanki aklımı zapt eden tek düşünce uzanıp seni öpmek. '' Zorlukla nefes alarak devam etti: '' O yüzden beni bu lanet olası yerden çıkarmaktan bahsetme çünkü ben gitmiyorum, sen olmadan asla.''





... En karanlık zihinler, en beklenmedik yüzlerin arkasında gizlenme eğilimindedir.











                                                                           PARODİ YAYINLARI

                                                        Çeviren: Handan Sağlanmak Arlı  
                                                                               İkinci Baskı
                                                                               Aralık 2014
                                                                                 572 Sayfa                                                                                   
                                                                





15 Şubat 2014 Cumartesi

Okudum Bitti -17 : Derin Sularla Şeytan Arasında || April Genevieve Tucholke || Yorum & Alıntılar | Konuşan Kitaplar ile Blog Turları





                                       Dün başlayan turumuz devam ediyor. İlk günümüzde sizlerle ,

      Ön Okuma , Kitap & Yazar Tanıtımı - Trailer  ve Alıntılar paylaşmıştık. ( Kaçırdıysanız neyi merak ediyorsanız üzerine tıklayıp aydınlanabilirsiniz :) )  Yeni günümüzde yeni yazılarımızla buralardayız. Bizi takip etmeyi ihmal etmeyin , unutmadan bu yazının sonunda bulunan rafflecopter kutucuğunu doldurarak çekilişimize katılabilirsiniz. 





                              Kitabı ve turumuzu epeydir bekliyordum. Sonunda kavuşunca hem de ciltli olunca çok sevindim. Kapağı ,sayfa düzeni ve puntosuyla  göze hitap eden kitabı , hemencecik bitirdim. Işıltı serisinin ilk kitabı olduğu için devamını merak ediyorum. 


                              Okyanus kıyısında bulunan kendi halindeki Echo  kasabasında hayat gizemli , çarpık gülüşlü bir yabancının - River West - Violet 'in ailesinin , Citizen Kane adını verdikleri malikanelerinin misafirhanesini kiralamasıyla değişir.  Anne ,babası ressam olan Violet ve ikizi Luke , ebeveynlerinin sanatçı ruhlarını tatmin etmek için çıktıkları Avrupa gezisi yüzünden baş başa ve beş parasız kalırlar bakımsız ,koca malikanede ve böylece Violet 'ın aklına para elde etmek için yeni bir kiracı fikri gelir ve yolları River 'la kesişir.

                              Violet , kendinden beklenmeyecek bir çabuklukla River 'a ısınır , beraber vakit geçirmeye başlarlar ve  River gelir gelmez , komşu kızı Sunshine 'ın başına Echo 'da şehir efsanesi haline gelmiş bir tünelde oldukça ürkütücü bir olay gelir,sonra bir kız çocuğu kaybolur ve diğer çocuklar kırmızı gözlü şeytanı gördüklerini ve mezarlıkta kızı kaçırdığını söylerler. Gizemli ve ürkütücü olaylar olmaya devam eder ...  Violet , River 'in bir şeyler  sakladığını ve yalancı olduğunu fark eder. Bu arada abisiyle de çatışma halindedir , pek geçinemezler. Violet , bir süre önce ölen büyük annesi Freddie ' yi çok özler , sık sık onu onar. Freddie  de ölmesine rağmen en az River kadar gizemlidir. Yaşarken sürekli şeytandan bahsetmesine rağmen, Violet onu dua ederken görmemiştir , sık sık onu anar, tüm kötü olaylar olurken onun sesini duymuşçasına ondan yardım ister.  

                            Tüm bu sırların , kötü olayların içinde Şeytan'ın gözleri hep Echo 'nun üzerindedir ve şaşırtıcı gelişmeler olmak üzeredir , daha fazla detay verip heyecan kaçırmak olmaz. Merak ediyorsanız okuyun derim  :) 






... Belki boğularak ölen kızı yüzünden belki de başka bir şey yüzündendi, bilmiyorum. Fakat Freddie onca içkiden, erkekten ve beladan sonra içinde kalan boşluğu dolduracak şeyi aramaya başlamıştı. Bulduğuysa Tanrı olmuştu. Tanrı ve şeytan. Çünkü bunlardan biri, bir diğeri olmadan var olamazdı.


... Evimiz görkemli ve güzeldi. Ama karanlık bir yanı da yok değildi. Sert rüzgarları, azgın dalgaları göğüsleyen, kontrolden çıkmış bir evdi burası. Uzaktan genç ve zarif görünen ama yaklaşıldığında şakaklarındaki beyazlar, göz çevresindeki kırışıklıklar ve sol yanağındaki yara iziyle yaşlı bir balerin gibiydi.


... Ölüler her yanımızda, derdi Freddie. O yüzden ölülerden korkayım deme Violet. Eğer ölülerden korkmazsan o zaman korkman gereken tek lanet şey de şeytan olur. En doğrusu da budur.


... Uykuya dalmadan önce son düşündüğüm şey, River 'ı sadece bir gündür tanıdığım ve artık onsuz yaşamayı hayal bile edemediğimdi.


 ... River tüm bu çocuklardan farklıydı. Herkesten  farklıydı. İçimi ısıtıyor, olayları akışına bırakmamı sağlıyordu. O kıvılcım onda vardı. Okuyup durduğum ama daha o ana kadar kimsede rastlamadığım o kıvılcım ondaydı ; günahın, yalanların, gizemin ve cazibenin kıvılcımı. Onu River ' ın içinde hissedebiliyordum. 
    Resmen hapı yutmuştum.
  

... River omuzlarını silkti. '' Bir canavar. Bir aziz. İkisi de değilim. İkisi arasında bir şeyim. Ne olduğumu ben de uzun zaman düşündüm ve tek bulabildiğim cevap... kendim oldu. Ben River'ım.



... ''.. Bir insanı seni korkuttuğu için affetmek , üzdüğü için affetmekten daha kolay. ''


... '' Son zamanlarda neler oluyor böyle? Şeytanlar, mezarlıkta dolaşan çocuklar, cadı avları, kasaba meydanında intihar eden sarhoş adamlar. Tüm bunlar kıyamet alameti mi? Dünyanın sonu yaklaştı mı yani?'' diye sordum.


... '' Hilekar komşunu ,  hilekar kalbinle sevmelisin ,'' dedim.
    '' Ne?''
    '' Auden 'in bir şiirinden. Freddie 'nin arada sırada söylediği bir şeydi.''
    '' Anlamı ne?''
     '' Sanırım kimsenin mükemmel olmadığı anlamına geliyor. ''
     '' Peki , '' dedi River. '' Bugün tüm dünyada söylenmiş en doğru şey buydu.''





                                                          PARODİ YAYINLARI
                                                        
                                                                Şubat 2014
                                                    Çeviren: Handan Sağlanmak
                                                                 348 Sayfa



 

a Rafflecopter giveaway

6 Şubat 2014 Perşembe

Kitap Tanıtımı : Sen Benim Diğer Yarımsın || Holly Bourne || Parodi Yayınları




                                                                       Orijinal Adı: Soulmates
                                                                       Çevirmen: Handan Sağlanmak
                                                                       Sayfa: 536
                                                                        Türü: Roman




Dünyada birbiri için yaratılmış kaç insan vardır?



Ruh ikizleri; yalnızca onlar bu büyüyü taşır. Toprağa düşen yıldırım kadar nadir gelirler dünyaya. Ama bir araya gelip âşık olduklarında… İşte o zaman, toprak ikiye bölünür. Gökyüzü deryaya, derya ateşe hücum eder. Kargaşa yağar evrenin her bir köşesine, sel olur…  
 
Zarlar atılır, yıldızlar kesişir; ardından Poppy ve Noah düşürür toprağa o ilk kıvılcımı. Fakat o şey, iki büyülü ruhun karşısında durmaktadır, sanki görünmez bir duvar gibi. Felaket, kıyamet, ölüm; engelleyebilir mi kucaklaşmasını alacakaranlıkla gecenin?





“Herkes hayatında bir defa da olsa ruhunun derinliklerinde gerçek aşkı tatmıştır. İşte bu kitap size o tadı tekrar hatırlatacak.”
Usbourne Yayın Grubu




 “Evreni kaosa sürükleyen sıradan âşıkların, sıra dışı aşk hikâyesi. Bu roman kalbinizi ateşe verecek. Tıpkı benimkini verdiği gibi.”
C. J. Skuse


29 Ocak 2014 Çarşamba

Okudum Bitti - 12 : Uzak Ülke || Nancy Grossman


Parodi Yayınları


                                Tanıtımını burada paylaştığım kitabın yorumuyla sizlerleyim.  Aynı anda 3-5 hatta daha fazla kitabı dönüşümlü okumayı seviyorum , şu anda 6 tane yarım kitabım var. Uzak Ülke ' ye de yedinci kitap olarak başladım ama bir çırpıda bitiverdi. Gerek konunun bana ilginç gelmesi , gerekse göz yormayan puntosunun bunda etkisi çok.


                               Eliza , Iowa ' da yaşayan Amish topluluğuna mensup bir kız. 16 yaşına geldiğinde  -onlar bu döneme Rumspringa diyorlar - kendi geleneklerine uygun olarak vaftiz edilmeden , seçimlerini rahat yapabilmesi için kısa bir özgürlük dönemi yaşamaya başlamak üzeredir ama annesinin özgürlük anlayışıyla Eliza ' nın hayalleri pek birbirine uymaz.  Eliza ve ailesi belirli günlerde ' İngiliz ' dedikleri yabancıları , bir nevi tur gibi evlerinde ağırlayıp , onlara yemek, tatlı servisi yapıp , sorularını cevaplandırıyorlar.  İşte yine böyle bir günün ertesinde konuklarından birinden , Rachel 'den bakıcılık teklifi alır. Bu Rumspringa dönemini evinden uzak ve özgür geçirmesi için şahane bir fırsattır ama annesini razı etmesi epey zor olur.  


                               Bu zor kararın ardından , Rachel ve Sam 'in çocukları Ben ve Janie ' ye yaz boyunca , anneleri tezi üzerinde çalışırken bakabilmek için hayallarindeki ' Uzak Ülke ' ye gider.  Bundan sonrası okurken şaşıracağınız Amish gelenekleriyle , dış dünya arasındaki farkları keşfedip , yeni deneyimlere yelken açmasıyla devam eder , bazen hoş bazen kötü sürprizlerle. 


                             Okurken keyif aldığım , bazen duygulandığım hoş bir kitaptı.  Eliza 'nın iki dünya arasında seçimini yaparken neler yaşadığını , neler hissettiğini ve neyi tercih ettiğini okumak isterseniz , durmayın .Bu arada kitap , yazarımızın bir Amish kızla tanışmasıyla yazılmaya başlanmış.





... Her şeyden önce , hiçbir zaman benim olmamış bir şeyi özlemenin nasıl mümkün olduğunu bilmiyordum. Annemin anlattığı şeyleri dinlerken, aniden içimdeki o derin boşluğun farkına vardım. Hayatımda hiç görmediğim bir dünyanın özlemini çekiyormuşum da haberim yokmuş.




... Bayan Aster küçük bir kahkaha attı. '' İtiraf etmem gerekirse biraz tuhaf hissediyorum. Sanki tatile gidip oradan bir şey çalmışım gibi geliyor. ''
    '' Beni çalmıyorsunuz. Daha çok şöyle diyebiliriz. Beni ödünç alıyorsunuz. '' 
    '' Söyle o zaman Eliza , ödünç alınmak konusunda ne hissediyorsun? ''
   Cevaplamadan  önce bir süre enine boyuna bu soruyu düşündüm. ' Küçüklüğümden beri hep şu komik duyguyu hissetmişimdir. Sanki ben küçücük bir dünyadayım ama bir de benim göremediğim bu küçük dünyamı çevreleyen başka büyük bir dünya var. İşte sonunda o büyük dünyaya girmeme izin veriliyor. ''



... '' Yalnıza bir hafta zamanım kalmıştı , sonra Bayan Aster 'ın arabasına binecek ve buradan uzaklaşacaktım. İşte yalnıza bir hafta sonra orada , Uzak  Ülke 'de olacaktım. ''



... Josh başını iki yana salladı. '' Sen nerede yaşıyorsun , bu anlattıkların ütopya gibi , mükemmel bir dünya ütopyası. ''
  '' Pek değil. Bizim de kendimize göre sorunlarımız var. ''
  '' Ama onları birlikte çözüyorsunuz. Ben herkesin bireysel olduğu bir yerde yaşıyorum , sense bir toplumda yaşıyorsun. ''



... ''Zaman çok çabuk geçti , anne. ''
    '' Evet , güzel zamanlar hep hızlı geçer , Eliza . ''


... Buradan gidersem neyi özleyeceğimi düşündüğümde , televizyon , filmler ya da bilgisayar aklıma gelmedi. İlk düşündüğüm Bethy teyze ve John amca oldu. Sonra Rachel ve ailesi ve tabii ki Josh.
     Neyi seçersem seçeyim sonunda birilerini hoşça kal demek vardı. Her yanımı saran melankolinin eşliğinde uyumaya gittim.







                                                        PARODİ YAYINLARI

                                                   Çeviren : Songül Doğru Getir
                                                               Ocak 2014 
                                                                 430 Sayfa

                                                 Satın Almak İçin : Kitap Sihirbazı



                                                          Bol kitaplı günler...
                                          

28 Ocak 2014 Salı

Çekiliş Sonucu : Parodi Yayınları



     
                                 Bir çekilişin daha sonuna geldik , migrenden dolayı biraz gecikmeli de olsa işte kazananlar: 




Nuray Takaz Durmuş - Babamı Beklerken 

Merve Büyükköroğlu  - Uzak Ülke 



         Bilgilerinizi 48 saat içerisinde gönderirseniz çok sevinirim. :)) Şansınız daim olsun.


 Kazanamayanlar üzülmeyin , bir önceki yazıma göz atarak blog tur çekilişimize katılabilirsiniz , çok yakında yeni çekilişlerle sizlerleyim ;)) 



     Herkese bol kitaplı günler... 



a Rafflecopter giveaway

20 Ocak 2014 Pazartesi

Çekiliş : Uzak Ülke - Nancy Grossman || Babamı Beklerken -Clare Vanderpool || Parodi Yayınları




                                        Birbirinden güzel bu iki kitaptan birini kazanmak isterseniz bloğumun izleyicisi olduktan rafflecopter kutucuğunu doldurarak çekilişimize katılabilirsiniz .


                                 Kitap tanıtımlarına göz atıp , hangi kitabı istediğinize karar vermek isterseniz ;

 
Uzak Ülke için buraya ,
 

                                               Babamı Beklerken için buraya bakabilirsiniz.


                                       Herkese  kitap dolu günler ve bol şans dilerim.




 
 



a Rafflecopter giveaway

17 Ocak 2014 Cuma

Kitap & Kapak Tanıtımı : Derin Sularla Şeytan Arasında || April Genevieve Tucholke || Parodi Yayınları

 
 
 
 
Derin Sularla Şeytan Arasında – April Genevieve Tucholke 
Yayım Tarihi: Ocak 2014
Yayınevi: Parodi Yayınları
Tür: Genç Edebiyatı | Paranormal Romance
 
 
Kitap Tanıtımı
 
Geçmişi sırlarla dolu esrarengiz Freddie… Ölü Freddie’nin hatıralarına düğümlü Violet White… Çarpık gülüşlü, mükemmel yalancı River West…
Okyanus kıyısındaki sıradan kasaba Echo’da her şey olağandı. Ta ki bir gün esrarengiz yabancı River West, White ailesinin köhne malikânesi Citizen Kane’in misafir evini kiralayana kadar… Çarpık gülüşlü, zeki ve mükemmel bir yalancı olan River, birkaç gün içinde hem Violet’ın hem de tüm Echo kasabasının hayatını değiştirir.
Doğaüstü yetenekleri olan River, herkes için tehlike saçarken, Violet için hem tekinsiz bir yabancı hem de karşı konulmaz bir varlıktır. Bu gizemli misafirle birlikte White ailesinin sırları da birer birer ortaya çıkmaya başlayınca, Violet kendisini sımsıkı bir düğümün ortasında bulur.
 
 
 
YAKINDA KONUŞAN KİTAPLAR İLE BLOG TURUNDA!!!

15 Ocak 2014 Çarşamba

Kitap Tanıtımı : Uzak Ülke | Nancy Grossman || Parodi Yayınları


UZAK ÜLKE
NANCY GROSSMAN
Orijinal Adı: A World Away
Çevirmen: Songül Doğru Getir
Yayın Yılı: 2014
Sayfa: 432




Bu naif roman kalplerinizi ısıtacak. – Kirkus Review  (2012 Yılı, En İyi Gençlik Romanları)
Nancy Grossman’in hikâyesi, Amishlerin yaşam tarzını tüm yönleriyle gözler önüne sererken, aynı zamanda bu kendi kabuğundan dışarıya çıkmayı reddeden, sıra dışı toplumun dış dünyaya karşı gösterdiği reaksiyonu da başarıyla tasvir ediyor.

 –Publishers Weekly





Gözlerinizi kapatın ve hiç cep telefonu kullanmamış, kot pantolon giymemiş, sinemaya gitmemiş, 16 yaşında bir genç kız hayal edin. İşte karşınızda Eliza Miller. Ama artık Eliza’nın, kendisinin de bir üyesi olduğu Amish topluluğundan uzaklaşıp hayatına yön verme zamanı gelmiştir. 

Rumspringa döneminde, Chicago’nun banliyölerinden birinde, dadı olarak çalışma imkânı yakalayan Eliza, modern dünya ile tanışmak üzere ailesinin yanından ayrılır. Evden ayrılan Eliza, kendisini nelerin beklediğini görmek için sabırsızlanmaktadır. Gittiği yerde, kaderi Josh isimli bir gençle kesişen Eliza, bu genç sayesinde müzikle, filmlerle ve yepyeni arkadaşlarla tanışarak kendisi için büyülü bir dünyanın kapısını aralar. Ama bir karar vermek zorundadır. Arkasında bıraktığı Amish topluluğunu ve ailesini ebediyen terk mi edecektir? Yoksa modern hayatın getirilerini elinin tersiyle itmesine gerek kalmadan, aşkının yanında kalmayı mı tercih edecektir?  

Yalnızca 16 yaşında, yüreği dolup taşan bir genç kız, hayatının geri kalanında neyi isteyip istemediğine nasıl karar verecektir?


Peki her şeyi denediğimde ve deneyecek başka bir şey kalmadığında nasıl hissedecektim?


14 Ocak 2014 Salı

Kitap Tanıtımı : Babamı Beklerken | Clare Vanderpool || Parodi Yayınları



        Abilene, babasıyla birlikte yaprak gibi oradan oraya sürüklenmektedir. Peki ya, hiçbir yerde sabit kalamıyorsa Abilene için kalıcı yer neresidir? Onun için “ev” kelimesinin anlamı nedir? Abilene bir gün, yaz tatili için çorak bir kasabaya yollanır.  Fakat bu sefer, yolculuğu diğer seyahatlerinden farklıdır. Abilene bu kez yapayalnızdır… Çünkü onu bu kasabaya yollayan kişi, sahip olduğu en değerli varlığı olan babası Gideon Tucker’dır.

Bir gün, sahip olduğu diğer birçok değerli anının arasında bir harita bulur.

Ve işte sizi sımsıkı saracak bir romanın başındasınız: Babamı Beklerken




Bu gece de babamı bekleyerek karşıladım sabahı. Pencereme vuran ay ışığı altında oturup düşündüm uzun uzun. Babamdan hatıra pusulayı elime alıp seslendim gökyüzüne:
"Şu an benim gibi babam da ay ışığının hüznüyle mi meşguldü?"
"O da beni özlüyor muydu benim özlediğim gibi?"
"Biliyorum. Her gidiş mutlaka yanında hüzün taşır ama, bu bizim için değişemez mi baba?"



“1917’den 1918’e yazılmış köşe yazıları, kâhin Miss Sadie tarafından anlatılan hikâyeler, Birinci Dünya Savaşı sırasında bir asker tarafından yazılan mektuplar. Bunların tümü, Abilene’nin birinci şahıs anlatımıyla sarmalanarak hikâyenin anlatım tarzına ek bir katman oluşturmuş. Vanderpool, içinde kayıp bir annenin, kaçakçılığın, yetimlerin ve cinayetlerin olduğu karmaşık bir hikâyeyi, mizah ve hüznü birbirine geçirerek başarılı bir üslupla sunmayı başarmış. Anlaşılabilir diyaloglar, zengin bir dil, zaman ve mekâna uyumlu kurgu, kusursuz karakter gelişimi ile karamela tadında, tatminkâr bir roman. Pürüzsüz ve akışkan… – Booklist
   


“Kesinlikle uzun süreden beri okuduğum en iyi kitap.”
- Patricia Reilly Giff, (Üst üste iki kere Newbery Ödülü kazanan yazar)




* “Detayı bol, kusursuz bir yazım… Okurlar, kitabın yürekleri burkan ama umut dolu ve bir o kadar da derinlemesine mutluluk veren son sayfalarına kadar her bir kelimeye sevgiyle sarılacak.”
- Kirkus Reviews


* “Tarihi pek çok detay ve sürprizlerle dolu Vanderpool’un bu ilk romanı, aile ve topluma dair bilgiler verirken bir taraftan da okurlarda hoş bir tat bırakıyor.”
- Publishers Weekly


* “Vanderpool’un; zamana ve mekâna dair birebir örtüşen diyaloglar, kullanılan sözcükler, betimlemeler ve oturmuş karakterleri ile bu zengin ve ödüllü ilk romanı, ağızda karamela eritmek gibi. Yumuşak ve tatlı.
- Booklist


“Baştan sona eğlenceli, soluk soluğa okuyacağınız bu kusursuz eser kesinlikle okuma listenizin ilk sırasını kapacak.”
- School Library Journal




Yılın en iyi Kitabı - Kirkus Reviews

Ödüller:

–Newbery Edebiyat Ödülü
–Kirkus Reviews’un Yılın En İyi Kitabı
–ALA-ALSC Kitap Ödülü
–Autumn Kids’ Bağımsız Yayıncılar Seçkisi
–Midwest Connections Pick Ödülü
–Junior Library Özel Seçimi
–Kitapçılar Birliği Özel Kitabı


6 Ocak 2014 Pazartesi

Okudum Bitti- 2 : Tut Elimi || Rebecca Donovan



                                           Yılın ikinci kitabı da bitti , aslında çok daha önce biterdi ama bazı yoğunluklardan dolayı aksadı , kitap akıcı , duygu yüklü , kısacası severek okudum. Yazarın anlatımı akıcı , konu sağlam , etkileyici , biraz gereksiz uzatılmış yerler yok değil ama asla sıkıcı gelmedi bana ve öyle bir yerde bitti ki ikinci kitabı nasıl merakla bekliyorum bilemezsiniz. ;)


                            Emilly , babasının hitap şekliyle Emma , küçük yaşta babasını kaybeder ,annesi de alkol sorunu yüzünden ona bakamayınca , amcası ve yengesiyle yaşamak zorunda kalır. Bundan sonraki hayatı cehenneme döner , yengesi Carol , tam bir sadisttir , pislik. Yapmadığı kötülük , işkence kalmaz. Emma 'nın bunlara dayanmasını okumak tüyler ürperticiydi , öyle duygu yüklü anlar var ki gözlerim dolu dolu okuduğum yerler oldu. Amcası da yengesinin tarafındadır , Emma , okulda derslerindeki ve spordaki başarısı sayesinde ideal öğrencidir ama sosyal hayatı sıfırdır.Tek amacı istediği üniversiteye giderek bu cehennemden kurtulmaktır. 



                        Hayatındaki zorlukları kısmen de olsa bilen tek arkadaşı , okulun popüler kızlarından  Sara 'dır. Varlığı hayatı daha çekilebilir hale getirir ve Evan Mathews  çıkagelir , öyle hemen aşk olmaz. Hadi oldu , olacak derken epey sabırsızlıkla okudum. Evan'ı da çok sevdim. Sevmemek elde değildi zaten , devam kitaplarında daha da çok severim umarım , böylece yazarı bu kitaptaki son yüzünden affedebilirim belki. Seri kitaplarda yazarlar okura işkence etmeyi seviyorlar. Bu kitapta en iddialı işkencelerden olmuş. Çeviri , baskı , punto her şey bence harikaydı. Çok severek  okudum. Herkese bol kitaplı günler...




...  Üniversitede burs alabilmek için mükemmel bir ortalamaya sahip olmam gerekiyordu. Üzerinde kontrol sahibi olduğumu hissettiğim tek şey buydu ve açıkçası bu benim için bir kaçış planından ziyade daha çok bir ' hayatta kalma' stratejisiydi.


... Bir şey söyleyemeyeceğimi bilerek üzerindeki örtüyü fırlatıp ayaklarını yere sarkıttı. '' Hadi, şeytan evde olmadığını fark etmeden önce seni cehenneme geri götürelim.'' Aslında söylediği şey komik sayılırdı ama bu sözler, gerçeğe gülemeyeceğim kadar yakındı.



... elime geçen boş bir kağıda şunları karaladım: 

Sen 'biz' diye bir şey olduğunu mu varsayıyorsun?
Evan ise cevap olarak yalnızca,
Henüz değil yazmıştı.


...Öyle anlaşılması güç bir danstı ki  bu aramızdaki, dokunmadan dokunmak, söylemeden bilmek, dile getirmeden hissetmek durumunda kalmıştık. İnce, çok ince bir çizgide yürüyen iki arkadaştık. Ve varlığıyla öylesine başım dönmüştü ki, kendi ellerimle çizdiğim çizgiyi umursamayan adımlarımın farkına varamıyordum.



... O gece, yatakta yatarken söylediklerini bir kez daha düşündüm. Bir anda elinden kayıp gideceğini bile bile, içinde bulunduğun anın olabildiğince tadını çıkartmak daha mı iyiydi gerçekten de? Kaçınılmaz sona rağmen , bir şeyleri  yaşamaya değer miydi? Buna karar verebilmek için o kaçınılmaz sonun ne olduğunu bulmalıydım önce. Kırık bir kalp mi yoksa kırık kemikler mi?




                                

                                     PARODİ YAYINLARI
                                     Ekim 2013
                                     Çeviren : Handan Sağlanmak
                                     489 Sayfa
                                      Satın Almak İçin : Kitap Sihirbazı
                                      

1 Aralık 2013 Pazar

Okudum Bitti - 111 : Çürük ve Harabe - Jonathan Maberry



                                           Zombilere değişik bir bakış açısıyla yaklaşan Çürük ve Harabe ' yi severek okudum. Serinin ilk kitabı , devamını bekliyorum. Parodi Yayınları 'nın okuduğum ilk kitabı , zaten tanıtım yazımda da belirtiğim gibi yeni bir yayınevi. Kapağı , sayfa düzeni, iri puntolarıyla kalbimi fethettiler bile. Severek okuyacağım kitapları var ve umarım olmaya devam eder.



                                       Kısaca bahsedecek olursam ;


                             Yürüyen Ölülerin dünyayı ele geçirdiği milattan yani ilk geceden sonra başlıyor her şey. Artık dikenli tellerle ayrılmış , korunaklı kasabada yaşayan insanların, en büyük korkularındandır Çürük ve Harabe ve oradaki zombiler. 

                              Japon asıllı  Tom ve yarı İrlandalı üvey kardeşi Benny 'nin etrafında zombilerle amansız bir mücadele sizi bekliyor. Benny 15 yaşında , anne ve babasını kaybetmiş , abisiyle mesafeli bir genç adayı. Charlie ve Çekiç adında iki zombi avcısına hayran , ama tanıdıkça fikri değişecek.

                              Zombileri pek sevmeme rağmen bu kitabı çok severek okudum. Savaş , mücadele , aşk ,gizem yok yok.  Nix ile Benny 'nin ilişkileri çok sevimliydi , ah ilk aşk ;)  Kayıp kızın gizemi  sayesinde merakla , bırakamadan okuyacaksınız. Daha fazla ayrıntı verip , heyecanını kaçırmayayıM , ufak alıntılarımla baş başa bırakıyorum sizi  :)






...  Kadaverin, hayvansal dokuların çürümesi sırasında protein hidrolizi ile üretilen berbat kokulu bir moleküldü. Bunu fen dersinden hatırlıyordu ama gerçekten çürümüş etten imal edildiğini bilmiyordu. Avcılar ve iz sürücüler, zombiler arkalarından gelmesin diye elbiselerine bu maddeden sürüyordu. Çünkü ölüler çürümüş etle ilgilenmezdi.



... '' Söyleyebileceğin hiçbir şey gerçeği değiştirmeyecek.''
'' Hayır.Gerçekler elbette değişmez. Değişen şey , gerçek hakkında ne bildiğimiz veya neye inanmak istediğimizdir.''




... '' Burası Çürük ve Harabe, Benny. Burada kural yok. İlk Gece'den beri yok. Burada zombi öldürmek insanların yaptığı sıradan bir şey.''




... '' Bizim yıllarımız var. Aslında zamandan başka hiçbir şeyimiz yok. Yıllar ve yıllar. Sonsuza kadar. Çünkü elimizde kalan tek şey bu.''



... Hayır , heykel değil...Mezar taşları gibiydiler. Nerede  öldüklerini ve ebediyete kadar nerede kalacaklarını göstermek için kendi vücutlarını kullanıyor gibiydiler. Bir tabuta gömülmemiş, onun yerine hareket eden, avlanan ve saldıran, bozulmuş birer vücuda hapsolmuşlardı.



... Bir insanın tüm hayatını belirleyen, nasıl biri olduğunu veya olabileceğini hissettiren, hassas dengeli kararlara varılan kimi anlar vardır. Yaşam ya da ölüm, umut ya da hayal kırıklığı, zafer ya da mağlubiyet; o an verilecek karar üzerinde tehlikeli bir şekilde tıngırdar. Bu anlar ne tesadüfle çözülür ne de şansla. Bunlar öyle anlardır ki insan yaşam hakkını ya kazanır ya da kaybeder.






                                                               PARODİ YAYINLARI
                                                           ÇEVİREN : FATİH SERT
                                                                         EKİM 2013
                                                                         473 SAYFA