İLETİŞİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İLETİŞİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2019 Perşembe

Okudum Bitti-29: Bize İki Çay Söyle || Elif Key




        Kitap seven herkese merhaba. Ayda bir zar zor bir şeyler paylaşır hale geldim ama ondan biraz daha hızlı olmak üzere okuyorum bir şeyler. Bu kitabı da tesadüf eseri aldım. Malum yeni yazarlar keşfetmeyi seviyorum. 

      Elif Key'in de hakkında bir şey bilmiyordum. Okuduktan sonra şöyle bir bakındım. Kitabı daha önce birkaç defa gördüm, adı da pek samimi gelmişti. Gerçi artık sanırım çayı değil kahveyi daha çok seviyorum. Sebeplerim var. :) Neyse kitaptan kısacık bahsedeyim zaten kitap da içindeki denemeler de kısacık ama geneli tatlıydı. Arada hüzünlendim ki bir yanım fazlasıyla hüzünlüdür hep. Gülümsediğim yerler de oldu. Aslında çok farklı bir şeyler anlatmıyor kitap ama sakin sakin anlatıyor. Bazen kendi anılarınızdan bir şeyler buluyorsunuz bazen aman bunu sevmedim diyorsunuz, yani ben öyle dedim. Şu beni öldüren sıcaklarda güzel bir okuma oldu özetle.





''Şimdi arkadaşlarımın annelerini kaybettiği, onların çocuklarının anneannelerini kaybettiği yaştayım. Her kayıpta arkadaşlarımın arşivi siliniyor. Her kayıpta bir çocuğun dekoru yıkılıyor.
   Buna da tıpta 'büyümek' deniyor.''


''Bir zamanlar kalbin pansiyondu, gelene kahvaltı, gidene çorba; şimdi 1+1, anca sana yetiyor.''



İLETİŞİM YAYINLARI

3. Baskı 2015
160 Sayfa






31 Ocak 2019 Perşembe

Okudum Bitti-5: Kısas | Sevinç Kuşları-2 || Sezgin Kaymaz





            Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı çok sevdiğim Sezgin Kaymaz'ın Sevinç Kuşları üçlemesinin ikinci kitabı Kısas. Çok sevdiğim biriyle beraber okuyoruz. Son kitaba da başladık. Ama ben dayanamadım Sezgin Kaymaz'ın çıkan son kitabı Nefha'ya da başladım. 

     İlk kitap Deccal'in Hatrı hakkındaki yazım burada

        İlk kitap gibi bunu da severek okudum. Hatta hediye olmasından ve güzel kokusundan dolayı daha da çok sevdim ama çok zor okuduğum kısımlar da oldu. İçime resmen kocaman bir öküz oturdu. İlk kitap daha yumuşaktı, aşk odaklı denilebilirdi kısmen. Bu çok daha sert. Aynı kadroya daha birçokları ekleniyor. Bu defa fuhuşa zorlanan sokak çocukları etrafında dönüyor olaylar. Epey bir sonlarına kadar bahsi geçen çocukları daha küçük yaşlarda canlandırmıştım gözümde, hani 6-7 yaş küçük olmuş büyük olmuş yaşananların korkunçluğunu elbette değiştirmez ama öyle hissettim okurken. 

          İlk kitabın ardından Ankara'da 'yavru' mafyalar işi ele almaya çalışırlar, Deccal malum kapanmamış hesap bırakmaz. Hesaplar dürülürken iş kayıp sokak kedilerine yani bizim çocuklara döner. GMK 33 de yine aynı , nüfus azalmadığı gibi oldukça renklenerek artar. Böyle acıklı, iç burkan bir konu etrafında dönerken arada öyle şeyler oluyor ki ister istemez gülüyorsunuz. Sezgin Kaymaz okurken böyle dengesiz ruh hallerine girip çıkıyorum. Çok güzel ama. Çok seviyorum. 


           Bol karakterli, bol olaylı, çok üzücü ama çok güzeldi bence. Sezgin Kaymaz okumayı seviyorum, herkes en az bir tane Sezgin Kaymaz kitabı okusun istiyorum. :) Son kitabı da severek okumaya başladık, araya biraz zaman girdi ama unutulmayacak bir kadro ve konu olduğu için severek okuyacağız. Güzel kitaplar iyi ki var, güzel kitapları daha da güzelleştiren güzel insanlar da iyi ki var. : 



'' 'Öyle değil işte dedi...' dedi Naim Orhun. 'Hayvan deyip geçmeyeceksin.' Zaten insanlar aç dururken hayvanlara bakmak neymiş diyen, merhametten nasibini alamamış kaplamalardan oldum olası nefret ederdi. Bir bütündü kardeşim merhamet denen şey. İnsanı, hayvanı, ağacı olmazdı...''


''Her şey başlardı sadece ve kılık değiştirerek devam ederdi; biten hiçbir şey yoktu, olmazdı.''


'' 'Tarif edemeyiz biz aşkı,' diyelimdi. 'Kendini kendi, acısını acısı, hasretini hasreti tarif eder onun.' Aklının ermediği bir yerde dikilir karşına. Akıllının harcı değildir hiç. Ama onu bulmak için de akıl lâzımdır sana gene. Delicedir. Bir mâşuk bulursun kendin olmayanda, bir de bakarsın bir âşık bulmuşsun kendinde. İkinizi birden ara dur sonra. Onda veya sende. Bulmak, aramanın sonu değildir çünkü, başıdır.''



''Üzülme...
Üzülebilecek kadar güzel bir yüreğin varsa sevin.
Üzülme.''


''Unutmak da terk etmek değil mi neticede Celil?''


''Ölmek, eziyet görmenin yanında iyi bir ihtimâldir.''



İLETİŞİM YAYINLARI

1. Baskı Kasım 2014
436 Sayfa


23 Ekim 2018 Salı

Okudum Bitti- 127: Deccal'ın Hatırı | Sevinç Kuşları 1 || Sezgin Kaymaz





             Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı çok sevdiğim Sezgin Kaymaz'ın Sevinç Kuşları üçlemesinin ilk kitabı Deccal'in Hatırı. Serinin diğer kitapları da sırada bekliyor. En sevdiğim kitabı değildi 
ama okuma sürecini en sevdiğim kitabı oldu, çünkü yalnız okumadım. Sezgin Kaymaz okumayı bile daha çok sevebilecekmişim demek ki. :) Kitapları alalı epey olmuştu ama nedensiz bir şekilde bekletiyordum. Severek okudum ama şimdiden çok çok eminim ki diğer iki kitabı kesinlikle çok daha fazla seveceğim. ♥ 

Okuduğum diğer  Sezgin Kaymaz kitapları:


Bugün Bize Kim Geldi yazısı burada,

Bakele yazısı burada,

Ateş Canına Yapışsın yazısı burada ,

Lucky yazısı burada ,

Farfara yazısı burada ,

Kün yazısı burada ,


Uzun Harmanlar'da Bir Davetsiz Misafir yazısı burada.


Sandık Odası yazısı burada . 




               Bol karakterli, argolu, küfürlü, homofobikleri sıkıntıya sokacak bir kitaptı Deccal'in Hatırı. Bütün karakterler öyle derinlemesine, detaylı anlatılmıştı ki o hengamede bile hepsinin aldığı nefesi bilecek kadar tanıma şansı buluyorsunuz. Tüm o kalabalığa rağmen asla sıkmıyor, ilerledikçe güzelleşiyor, merak ettiriyor. Şaşırtıyor, güldürüyor, üzüyor, canınızı acıtıyor, içinizi sızlatıyor, kızdırıyor. Yeter ya bu kadar da olmaz diye bir köşeye bırakınca bile acaba ne olacak diye aklım kitapta kalıyordu. 

              Deccal'i çok sevdim ben. Yeniden karşılaşıncaya kadar, yani ikinci kitaba kadar aklımın bir köşesinde kalacak. Sezgin Kaymaz okumayı seviyorum, seveceğim. Kitabın konusunu uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. İlk defa Sezgin Kaymaz okuyacaksınız bu seriden başlamayın bence. Önce bir ısınma  turu atın. Bana eşlik eden canım arkadaşım için tanışma kitabı oldu, gerçi o halinden memnun olduğunu söylüyor. (Gerçekten öyle mi? :) )




'' Sokak hayvanları ya hayvan sevgisi olanlara denk gelirdi ya hayvan düşmanlarına. Çünkü iki farklı bakış da onları arardı. Güzel ve seksi kadınlar ya çapkın erkeklere ya yobazlara, çünkü iki ayrı penis de onlara heves ederdi ve düşkünler ya zalimlere ya kurtarıcılara, çünkü iki başka el de onlara uzanırdı.''


''Zenginlik demek, 'İhtiyacım olan her şeye sahibim,' demekti.''



''Aşk, başlayan bir yolculuktu. Ne durağı vardı, ne uğrağı, ne de sonu. Sadece yolculuktu.''


''Vampir kanı içerek hayatta kalan bir vampir diyelim biz Deccal'e...''



''Gülme oğlum; depresyon, derde, tasaya, bunalıma, can sıkıntısına, hayal kırıklığına karşı ruh ateşinin yükselip müdafaaya geçmesiydi; emniyet supabıydı modern insanın.''



''Kaçmak yakalanmaktan, temizlenmek kirlenmekten zahmetliydi.''


''Aşk dediğin kör, sağır ve dilsiz bi şeydi oğlum; kulakların kötü söz ve sesi duyamaz, gözlerin götü göbeği göremez olurdu...''


''Bu illet, aşk denilen bu zımbırtı, bu kadar tepeden inme, bu kadar buyurgan ve bu kadar anarşist miydi?''




İLETİŞİM YAYINLARI

428 Sayfa

14 Eylül 2018 Cuma

Okudum Bitti- 112: Sandık Odası || Sezgin Kaymaz



           
                  Kitap seven herkese tembel Mehtap'tan merhaba. Günün kitabı canım Sezgin Kaymaz'ın geçtiğimiz ay okuduğum kitabı Sandık Odası. Sezgin Kaymaz'ın bütün kitaplarını okuyacağım. Ben külliyatı tamamlayana kadar yeni kitap da yazar belki. Ne güzel olur. Çünkü ne yazarsa okuyacağım. Sezgin Kaymaz'ın romanları da öyküleri de çok güzel.

       Bu kitapta da birbirinden güzel on sekiz öykü var.

Yazarın daha önce okuduğum kitapları şunlar:

Bugün Bize Kim Geldi yazısı burada,

Bakele yazısı burada,

Ateş Canına Yapışsın yazısı burada ,


Lucky yazısı burada ,

Farfara yazısı burada ,

Kün yazısı burada ,


Uzun Harmanlar'da Bir Davetsiz Misafir yazısı burada.




        Çok eğlenceli öyküler olduğu gibi, hüzünlüler de var. Hayatın kendisi gibi Sezgin Kaymaz'ın kalemi. Her şeyden biraz var ve çok etkili, gerçek, samimi, çok tatlı. Gülerken hüzünleniyor, tedirginlikle okurken şaşırıyorsunuz. Çok güzeldi. Hepsini severek okudum. İşte anlat desen anlatılmaz öyle bir şey. Okuyun mutlaka. Bu kitabı olmasa da Sezgin Kaymaz ile mutlaka tanışın. Pişman olmayacaksınız.





   ''Giysiler kefen, dünya mezar. Toprağın içinde ol veya dışında, ne fark eder? Sonuçta, dünya üzerinde bir yerde olacaksın.''
      

'' İstediğin yere gidiyorken uzar hep yollar!''


*Çok Oldu Kız Gideli 



''Geçmişteki kötü tecrübelerin, geleceğine ipotek koymasına izin vermeyeceksin. 'İnsanoğlu kötüdür. Suistimal eder. Yüz verirsin, astarını ister,' dedin miydi, unut insanlığı. O kötülerden de kötü biri olup çıktın sen! 'Ben iyilik yaptım, kaldırdım denize attım!' diyebiliyor musun? Ne mutlu!



''Bir gece aslında o kadar uzun zaman dilimini ifade ediyordu ki! ''



''Sen bana umut verdin, sonra da elimden aldın onu. Daha kötü ne yapabilirdin ki?''


*Bakar Mısınız?  




İLETİŞİM YAYINLARI 

3. Baskı 2013 
358 Sayfa




4 Temmuz 2018 Çarşamba

Okudum Bitti- 82: Pala Hayriye || Figen Şakacı






         Kitap seven herkese yeniden merhaba. Günün son kitabı Figen Şakacı 'dan Pala Hayriye. Üçlemenin ikinci kitabı. İlk kitap Bitirgen'i severek okumuştum. Hakkındaki yazım burada.





          Bitirgen'de başlayan büyüme hikayesi Pala Hayriye'de son sürat devam ediyor. Üniversiteye gitmek için evden kaçan kızımızın kırklı yaşlarına kadar tanık oluyoruz bu kitapta. 90'lı yılların İstanbul'u Pala Hayriye'nin gözünden arz-ı endam ediyor bu defa. Ailesi içinde başlayan var olma mücadelesi, okulunda, arkadaş çevresinde, iş ortamında da devam ediyor. Siyasi kimlik arayışı, ilk aşkın yakıcılığı, daha neler neler... Kadın olmanın zorluğunu, kaybedişleri derinden hissettiğim bir okuma olsa da Bitirgen çok çook daha güzeldi bence. Yakın zamanda üçüncü kitabı da okumayı planlıyorum. 






''Artık bir evim yoktu ama bir okulum vardı. Ailemi yeni arkadaşlarımdan kuracak, atanmışlarla değil seçilmişlerle mutlu mesut yaşayacaktım. Evet geçmişim perdeli, geleceğim hayli muğlaktı...''


''Kim dedi ki hep düzlük olacak yolum diye; aha şimdi de tırman tırman bitmez bir yokuşun başındayım...''



''Onu ne zaman görsem, içimde hep bir sınav heyecanı.''


''Hasret çekmek, bir hayalin yerini durmadan değiştirmek demek. Özlemek daha başka, onda bütün dünyayı aynı anda kucaklamak isteği gibi imkânsız bir şey var... Birinde hiç kavuşamayacağını bilmenin sancısı, diğerinde yutkundukça fark ettiğin bir yumru... Türker ikisinin de başını tutmuş. Çok yakın, fazla uzağımda. Hadi gel dese, yanına gidecek ne cesaretim var ne de kudretim...''


'' Hele gönlüm birine düşmeyegörsün, onu yerden kaldırana kadar canım çıkıyor, sonra bir başka zamanda ve durumda küt aynı yerde buluyordum kendimi... Bir tek Türker'i sevmesini biliyordum. Bir tek onu unutmayı bilmiyordım. Aylak aylak dolaşırken kime çatsam, dönüp dolaşıp yine ona çıkıyordu yolum, onunla yarıştırıyordum en yağızından en çelimsizine herkesi... Çekiştirdikçe çilesi çözülen bir yün gibi kollarımı boşuna açıp kapıyordum... Bu yünden üzerime beni ısıtacak bir kazak çıkmayacak, bu çile de bitmeyecekti belli ki.''



''Ne biliyorsan o kadarsın işte.''



''Ne zaman ki her şeyden korkmaya başladım, büyüdüğümü anladım.''



''Bir babam olduğundan bile emin değildim hatta. Bu iyi bir şeydi gerçi, çocukların babasız da büyüyebildiğinin bizzat şahidiydim. Rol modeli falan hikâyeydi. Etraf rolünü iyi ezberlemeden, döl saçan baba müsveddelerinden geçilmiyordu...''








İLETİŞİM YAYINLARI

3. Baskı 2015
176 Sayfa





3 Nisan 2018 Salı

Okudum Bitti- 43: Al Da At Dercesine || Futbol Öyküleri





               Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı çok severek okuduklarımdan biri: Al Da At Dercesine. Kitabı alma sebebim içinde Ercan Kesal'ın da bir öyküsünün olmasıydı. Adından ve Ercan Kesal'ın da olduğundan başka hiçbir şey araştırmadan aldım kitabı. Hem futbol hem öykü hem de Ercan Kesal sever olduğum için kesin beğenirim diye düşündüm. Ve Yanılmadım.

        Ayrıca kitabı elime alınca çok sevindim çünkü Ercan Kesal'ın yanı sıra yine çok severek okuduğum Mustafa Çiftci, Mahir Ünal Eriş ve Yekta Kopan'ın da olduğunu gördüm. 

       Bu çok sevdiğim kalemlerin yanı sıra kitapta : Alper Atalan, İlyas Barut, Murat Başekim, Emre Bayın, Can Belge, Bülent Çallı, Necdet Dümelli, Serhat Ergin, Ayla Duru Karadağ, Giray Kemer, Işıl Kocaoğlan, Kıvanç Koçak, Hakan Kulaçoğlu ve Akif Kurtuluş'un birer öyküleri var.

         Keyifle okudum. Mahalle maçlarından, halı sahalara, sevdiği futbolcu futbolu bıraktı diye dünyası başına yıkılan o bana çok tanıdık gelen çocuktan, 2879 dakika gol yemeyen kaleciye, efsane başkandan işinin ehli menajerlere kadar birbirinden ilginç kişilere ve mekanlara konuk oldum. 

        Futbol tutkusu olan öykü severlere tavsiyemdir. Çok seveceksiniz. Sanırım en sevdiğim Mahir Ünal Eriş'in Roğa isimli öyküsü oldu. Aklıma Tümer'i getirdi. Az mı bela okuduk adama... :)





''Gerçeğin bize nasıl duygular yaşatacağını, onunla yüzleşene kadar bilemiyoruz.''



''Belki gerçekten de bazı şeyler hızla sonuna ilerlemeden, yarım bırakıldığında güzeldir.''
**Yekta Kopan 



''İnsanlar hayatta kalabilme refleksi olarak her şeye rağmen mutlu olur.''

*Ayla Duru Karadağ


''Maç öncesi tokalaşması: Törensel ikiyüzlülük... İçimizden rakibimize başarısızlık temenni ederken, dışımızdan başarı diliyoruz...''

*Murat Başekim




İLETİŞİM YAYINLARI


1. Baskı 2016

162 Sayfa



6 Mart 2018 Salı

Okudum Bitti- 24: Bozkırda Altmışaltı || Mustafa Çiftci




       Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı daha önce iki kitabını da severek okuduğum Mustafa Çiftci'nin Bozkırda Altmışaltı isimli hikâye kitabı. Kitap, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından ''2014 Yılının En İyi Hikâye Kitabı'' seçildi.

Adem'in Kekliği ve Chopin hakkındaki yazım burada,

Ah Mercimeğim hakkındaki yazım ise şurada.

             Mustafa Çiftci 'yi çok sevdim ben. Benim gibi geç kalanlar varsa mutlaka okuyun derim. Herkes Mustafa Çiftci'nin hikâyeleriyle tanışsın, herkes Mustafa Çiftci'yi sevsin istiyorum. Bozkırda Altmışaltı'daki hikâyelerde de birçok şey var: hüzün, sevgi, pişmanlık, mizah... Daha neler neler. İç Anadolulu, Yozgatlı hikâyeler, bölge insanını anlatıyor yöresel bir ağızla... Bazen bir koku olup doluyor burnunuza, bazen de bir Elif olup duvardaki bir tablodan göğsünüze oturuyor. Yedi tane hikâye var, bitmesin diye ara ara okudum ama bitti yine de. :) 

         Diğer iki kitabın kapağı birbiriyle uyumlu, onları da sevdim. Bu kitabın kapak fotoğrafı Ara Güler'e aitmiş. Çok güzel değil mi? Kitabın adını her gördükçe iskambil kağıtlarını alıp bir kurban bulup 66 oynamak istiyorum. :)





     Kitapta bulunan hikâyeler:

Handan Yeşili
Kara Kedi
Ensesi Sararmış Adamlar
Ankara'daki Evlatlar
Bir İğne Bin Kuyu
Elif, Tina, Tolga
Piç Sevi



İLETİŞİM YAYINLARI

4. Baskı 2017
160 Sayfa

             

15 Şubat 2018 Perşembe

Okudum Bitti- 16: Ah Mercimeğim || Mustafa Çiftci





           Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı daha önce bir kitabını daha okuduğum Mustafa Çiftçi'nin üçüncü kitabı. 

    İlk kitabı Adem'in Kekliği ve Chopin 'i okuyup çok sevmiştim. Hakkındaki yazım burada. Aslında sırayla gidip Bozkırda Altmışaltı'yı okuyacaktım ama Ah Mercimeğim raftan çok tatlı göz kırpınca dayanamadım. Ocak ayında okuyup bitirdim. 14 Şubat Dünya Öykü Günü olunca Bozkırda Altmışaltı'ya da başladım. O da bitmek üzere ne yazık ki...

       Kısacık, yüz yedi sayfa bir kitap. Tadı damakta kalıyor. Altı tane birbirinden hoş hikaye var: 

Ah Mercimeğim
Baba Neredesin?
Bacanaklar
Bahar Eyyamında Bülbül Sesinde
Köfte Ekmek
Uykucu Duman ve Ben  


   Mustafa Çiftci de artık kıymetlilerimden. Anadolu insanının derdini, yaşadıklarını, yaşayamadıklarını sade bir dille öyle güzel anlatıyor ki her defasında niye bitti diye üzüldüm. Hikayeler kısacık ama etkileri kocaman. Hangi hikayeyi daha çok sevdim diye düşününce zorlanıyorum. Karakterlerin şiveli konuşmalarını okumayı çok seviyorum. Mustafa Çiftci sayesinde de İç Anadolu 'nun yöresel deyişlerine doydum. 




''İnsanların içinde bir ses varmış, öğrendim. O ses hiç susmazmış, öğrendim. O ses kadar zalim, o ses kadar hain bir şey yokmuş, öğrendim...''


''Artık iyileşmesinden umudu kestiğim, olur olmaz kanayan bir yarayla yaşamaya alıştım.''
*Ah Mercimeğim


'' 'Hocanın çocuğu olmamış ya, bizi oğlu gibi beller; yazık adama,' dedi. Aklıma babam geldi. 'Babamın çocuğu var, okşamaz; hocanın çocuğu yok, bizim başımızı okşar,' dedim. 'Kimi bilemez kimi bulamaz!' dedi Zakir.''
*Bacanaklar  



İLETİŞİM YAYINLARI

3. Baskı 2017
107 Sayfa





8 Şubat 2018 Perşembe

Okudum Bitti- 13: ''Aslında...'' || Ercan Kesal





              Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı, sevgili Öylesine Biri ile İnstagram üzerinde başlattığımız #Kesalokuyoruz etkinliğimizin ilk kitabı. Sondan başa doğru sırayla tüm kitaplarını okuyacağız. 

   Çok sevdiğim Ercan Kesal'ın daha önce okuduğum kitapları :

Bozkırda Bir Gece Yarısı burada ,

Cin Aynası hakkındaki yazım için burada ,

Peri Gazozu yazım burada ,

Evvel Zaman burada ,

Nasipse Adayız da burada .

           Çok yönlü, mükemmel bir insan Ercan Kesal. İçinde olduğu her işi güzelleştiren insanlardan. Daha önce de söylediğim gibi sırf Ercan Kesal var diye Çukur dizisnini izlemeye başladım. Çok severek izliyorum. 'Çukur evimiz, İdris babamız!', Ercan Kesal da kıymetlimiz. Belki dizi sayesinde, hiçbir kitabını okumamış insanlar da merak edip mesela Peri Gazozu'nu okur. Umarım yazma çalışmaları devam ediyordur da yakın gelecek de yeni kitabına kavuşurum. Okumadığım son kitap Zamanın İzinde 'ye ufak ufak başladım. Mümkün olsa her kitaplıkta bir tane olsun isterdim. 

              Aslında' ya dönecek olursam ; çıkacağını duyduğum zamandan itibaren hakkında hiçbir şey okumadım. Nasılsa her şekilde alıp okuyacaktım. Ben almadan süper kahraman gibi bir arkadaşım fuardan alıp gönderdi. Ben yine de başlayana kadar hakkında hiçbir şey okumadım. Arka kapak yazısı da dahil. Hal böyle olunca kitabın söyleşilerden oluştuğunu başlayınca öğrendim. Sürpriz oldu.


       ''Sanat ve Hayat'', ''Edebiyat'' ve ''Sinema'' başlıkları altında toplanmış farklı farklı kişilerin Ercan Kesal ile yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Hiç Ercan Kesal okumadıysanız bu kitabı sona saklamanız iyi olacaktır. Diğer kitaplar hakkındaki soru- cevaplardan önce kitapları okumuş olmak daha isabetli olacaktır. Sevdiğim yazarların biyografilerini, bu tarz söyleşilerini okumayı seviyorum. Zaten birkaç tanesini daha önce de okumuştum. Severek okudum. Arada bazı soruları fazla uzatılmış buldum. Ya da o benim soru soranla değil cevap verenle ilgili olmamdan kaynaklanıyor olabilir.

     

        Özetle bu kitap Ercan Kesal'ın kaleme aldıklarını değil, Ercan Kesal'ın kendisini içeriyor. Sorulardan hareketle bize kendisini, duruşunu, hayatını, sanatını anlatıyor. Bir kere daha, sen ne harika bir insansın Ercan Kesal, iyi ki varsın, dedim kendi kendime. Gerçekten de iyi ki var. Kitapta çok güzel fotoğraflar da var. 




'' İki binli yılların Türkiye'sini anlamak için sadece on dakika herhangi bir televizyon kanalındaki tartışma programını izlemek yetmez mi sence? Kişisel tarihim diyerek anlattıklarım ülkemin tarihinden başka bir şey değildir.''


''Gemişin etnografik şimdiki zaman olduğunu unutmadan, gerçeğin ilhamına sığındım sadece, istismar etmedim.''



''İtiraz etmek kıymetlidir; insanın özsaygısıyla alakalı bir şeydir...''



''Büyüttü beni kitaplar ve hâlâ kitaplardan öğrendiklerimle yapıyorum ne yapıyorsam. Senaryo yazıyorsam yine okuduklarım sayesinde, oyunculuk yapıyorsam yine onlar sayesinde...''



''Kelimeler kendiliğinden oluşmuş keyfi şekiller değildir. Kelimelerin ruhu vardır. Yeryüzünün ve insanlığın yaşadığı tüm maceralar kelimelerin içine, ruhuna sinmiştir. Bu yüzden kavimler kapısı bir coğrafyanın dili olan Türkçe bence dünyanın en büyülü ve zengin dillerinden biridir. İnsan diline aşık olur mu? Ben aşığım Türkçeye. Onu sadece sıradan bir iletişim aracı olarak algılamıyorum. Tüm dünyayı anlama ve anlatma yolculuğumun eşsiz bir kılavuzu olarak görüyorum.''




İLETİŞİM YAYINLARI

Hazırlayan: Doğuş Sarpkaya
1. Baskı 2017
316 Sayfa