MÜPTELÂ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MÜPTELÂ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Kasım 2018 Salı
Okudum Bitti- 140: Guguk || Doruk Kirezci
Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı yine ilk defa okuduğum bir yazara ait. Daha önceki kitabını da görmüştüm yazarın ama okumadım. Guguk ile tanışmış oldum, tatlı bir kitap olmuş. Severek, arada hüzünlenerek okudum.
Bildiğimiz ve bence çoğumuzun sevmediği evlilik programlarına tatlı tatlı eleştiriler yapan bir kitaptı. Üstelik bunları da kurgunun içinde çok eğlenceli şekilde yapmış yazarımız. Cengiz de işte, sorsanız kimsenin izlemediği ama izlenme oranları hiç düşmeyen o evlilik programlarına seyirci olan katılıp para kazanan, işsiz bir Su Ürünleri Mühendisi. Bir gün programın gediklilerinden birine şaşırtıcı bir talip gelmesiyle hayatı hiç umulmadık bir şekilde değişir. Hem de ne değişim. :)
Bir ara Cengiz'in babası ile ilgili düşünceleri o kadar tanıdık geldi ki bana. Hayat nefret etmek için çok kısa olsa da bence herkes affedilmeyi hak etmiyor yine de.
Eğlenceli, sürpriz gelişmelerle dolu bir kitaptı. Bu aralar pek kitap okumak gelmiyordu içimden, iyi geldi.
'' Bir anda Voldemort'u gören Harry Potter'a döndüm.''
''Babam geçmişte, 'Sigara almaya gidiyorum,' diyerek evden çıksaydı ve yıllar sonra da bir köprünün altında cesedi bulunsaydı- evet, biliyorum, bu acı bir olay- en azından benim için 'babam' olarak kalırdı. Onu güzel anılarla hatırlar, arkasından ağlar ve onu hiç unutmazdım. Anısını da hayatımın sonuna kadar yaşatmak için çabalar ve 'dedeniz' ile başlayan cümlelerle çocuklarıma aktarırdım.''
''Ben de dâhil olmak üzere, insanlar böyledir işte. Kesin cümleler ve büyük büyük laflarla kanuşurlar ama hayat, insana o büyük lafları her zaman yedirir.''
''Milattan önce 2737 yılında çayı tesadüfen keşfeden Çin İmparatoru Shen Nung ne büyük adammış. 4754 yıl sonra bile insanlar onun sayesinde izdivaç ediyorlar.''
''Uğursuz tek canlı insandır.''
MÜPTELA YAYINLARI
1. Baskı Ekim 2018
220 Sayfa
11 Ocak 2015 Pazar
Okudum Bitti -3 : Kimliksiz || Selvi Atıcı
Herkese merhaba . 2014 sonlarında başlayan gribim , geçer gibi olup , yeniden hortladığı için okuma hızım yerlerde sürünüyor. Kimliksiz de Kış Okuma Şenliği için hiç okumadığım yerli, kadın yazar kategorisi için seçtiğim kitaptı. Hemen okunacak akıcılıktaydı ama öksürmekten , baş ağrısından ağır aksak okudum, bitirdim. Genel olarak sevdim de.
Çocukluğundan beri çeşitli zorluklarla mücadele etmek zorunda kalan, gördüğü şiddete dayanamayıp küçücük yaşta cinayet işleyip , hapise düşen Deryal 'in üzücü ama merak uyandıran hikayesi Kimliksiz. Kimliksiz çünkü , gerçekten kimliği yok .Yaşadığı zorlu hayat onu epey pis işlere bulaştırır ama Kayıp Şehir isimli mekanı temiz kalarak işletmeye devam eder.
Burcu ile tanışmaları da genç kızın Deryal 'in barına gelmesiyle olur. Yüzeysel bir tanışma , çok farklı şeyler doğurur. Sürprizlerle ,acabalarla dolu ilerler hikaye ,kitapta sevmediğim şey , karakter isimlerinin fazla, çok fazla geçmesiydi. Bir bölümde doksan küsür Deryal saydım ve pes ettim . Bu ufak detay da olmasaydı keşke.Bir de nahoş bir olay vardı , ondan sonra Deryal 'e de Burcu 'ya da beslediğim sempati sona erdi. Ayrıca Adem ve Şirin 'i esas karakterlerden daha çok sevdim .:)
... Daha koğuşuna bile götürülmeden , adı konmuştu bir gardiyan tarafından : Kimliksiz...
... '' İlacı ne zaman aldın?'' diye sordu kız merakla.
'' Sen uyuyordun.'' Suyla ilacı genç kıza uzattı. '' Dört saat sonra bir tane daha alacaksın.'' Genç kız ilaca kuşku dolu bir bakış atınca Deryal güldü.
'' Nuri Alço'yla uzaktan yakından ilgim yok.''
... Hayat, onu küçük yaşta törpülemiş, bilemiş, karşısına çıkardığı her tecrübede bir heykeltıraş gibi ona şekil vermiş ve acımasızlığa sürüklemişti. 'Kimliksiz' kaderin bir eseriydi ve Deryal nasıl işlenmişse öyle davranmış ya da davranmak zorunda kalmıştı. Hayat ona nazik davranmamıştı ki , o tırnağını geçirdiği insanlara nazik davransın...
...Burcu bir anda başını geriye çekip ona dikkatle baktı. Fısıldayarak, '' Bana bir söz ver!'' dedi.
Deryal eğilip onun boynuna dudaklarını değdirdi. Kızın kendisini yakan teninde hapsolmuşken, ''Ne istersen,'' dedi.
'' Beni sevmekten asla vazgeçme.''
MÜPTELÂ YAYINLARI
Eylül 2014
510 Sayfa
27 Kasım 2014 Perşembe
Kitap Günleri : Aşkı Seçtim || Meral Kır || Alıntılar
Aylardan Aşk 'tan sonra Aşkı Seçtim 'de geldi. Aylardan Aşk 'ı severek okumuştum. Alıntılarım için tıktık , yorumum için tıktık .
Aşkı Seçtim 'i merak edenler için ufak alıntılarla sizlerleyim . Bakalım bizi neler bekliyor ...
“Ya olmazsa… Ya gözlerine bakarken ölümü unuttuğu kadın, doğru
soruyu sormazsa”
“ Asya,
sevdiği adamı hikâyesini tamamlaması için
uzaklara göndermişti. Ancak sayfalara bölünmüş, asla toparlanamayacak kendi
hikâyesiyle ne yapacaktı, onu bilmiyordu.”
“ dilersen
aşkını yerin onlarca metre altına göm, ben bizi oradan çıkaracağım sen ise
uğraştığınla kalacaksın.”
“Ne
yaparsan yap ne söylersen söyle bizim hikayemiz, Doruk ve
Asya sonsuza dek mutlu yaşadılar finaliyle son bulacak.”
“ Ya sonsuza kadar mutlu yaşayacaklardı ya da sonsuza kadar
yaşayıp, hayal kırıklıkları arasında kendilerine yeni doğrular bulacaklardı.”
“Ben her hücreme kadar
üşürken sensizlikte cayır cayır yanarak küle döndüm. Şimdi de o küllerin
arasından yeniden doğmak için çabalıyorum. Yeniden yaşamak ve yeniden sevmek
için…”
“Bakışları beni süründürüyor gülüşü ise
öldürüyor...”
“Kendiyle çelişen Doruk, kalbiyle aklının tutuştuğu
kavganın tam ortasında kalmıştı. Hangisine kulak verirse versin kaybeden
yine o olacaktı."
“Lütfen normal insanlar gibi dudağının iki ucunu uzatarak
gül!” diyen kadın iki parmağını dudak uçlarına götürerek yanağına doğru
uzattı. “İşte böyle!”
“Benim gülüşümün nesi varmış?”
“Nesi olduğunu gayet iyi
biliyorsun. ...... uzun yaşamak istiyorum ama sen gülünce benim kalbim
duracakmış gibi oluyor.”
'' Hep böyle olmak zorunda mıydı? Anlamak ve affetmek için
ille de kaybetmek mi gerekirdi? Giden geride kalana keşkeler bırakarak mı
gitmek zorundaydı?''
"Ne var ki gidenin bıraktığı güzel şeyler çabuk unutulur,
geride kalanın aklında ve kalbinde hüküm sürense sadece acı veren anılar olur.
Iste o zaman ne pişmanlık ne bir özür ne de verilen vaatler kırıp dökülenleri
yeniden bir araya getirmek için yeterli olmaz."
Karakter Tanıtımı için Kitap Soluğu 'na tıktık
Önokuma için tıktık .
Karakter Tanıtımı için Kitap Soluğu 'na tıktık
Önokuma için tıktık .
14 Ekim 2014 Salı
Okudum Bitti -129 : Güz Sonrası || Servet Saygınoğlu
Mevsime uygun kapağıyla beğenimi kazanan , Güz Sonrası , Servet Saygınoğlu 'nun ikinci kitabıymış. (Bu hata tamamen benim yanılgıma bağlı , Servet Beyin uyarması sayesinde düzeltiyorum , dördüncü kitabıymış )Benim ise okuduğum ilk kitabı. Yani okunacak üç güzel kitabı daha var.
Oldukça keyifli , kolay okunan , hoş bir kitaptı. Biraz deneme , biraz anı , biraz da kişisel gelişim tadında bir kitaptı.
... Bazen günlerce ararsın huzuru... Nerede bulacağını bilemediğin olur. Tam umutsuzluk başlayacakken karşına bir şarkı çıkar. Oysa sen yer ve mekân düşünmüşsündür huzur için... Bir de bakarsın, o şarkı seni huzurun kucağına taşımış.
... Ve öyle bir zaman gelir ki onun için harcadığın her saniye , her kuruş için binlerce eyvah çekersin. O bunu duymaz ve sen kaybettiğin saatler , onun için vazgeçtiğin insanlar; onun , senin üzerinde beğenmediği kıyafetler, onun sevmediği yemekleri sofrana getirmemenle kalırsın. Yiten yitmiştir, seninle beraber birçok şeyini de alıp gitmiştir.
... '' Kalbi temiz insanlar , hatalarının bedelini henüz yutkunmadan öderler. '' Yaptığın bir yanlış sonrasında hemen canın yanıyorsa kendinle gurur duy.
... Huzur topal bir yaya, mutsuzluk ise dörtnala gelen atlıdır.
... Mutluluk , onlarca şehir uzağında olan bir dost gibidir. Fakat mutsuzluk , gölgemiz misali bizi takip eder.İnsan , en çok da mutsuz olabilmek için neden bulabilir.
... Unuttum demeler baştan sonra hikâye... Kim, neyi unutabilmiş ki? O'ndan ayrıldıktan sonra istersen onlarca kişi ile sevgili ol, hatta aradan yıllar geçsin ve evlenip çoluk çocuğa karış... Başkasının elini tuttuğunu gördüğünde, şuranda bir şey düğümlenecek... Söylenen bütün sözler unutulur, bütün mektuplar yakılır; ama hissedilen hiçbir şey unutulmaz. Giden, eli boş gitmez; alır gider... Bir şeyler bırakmaz mı dersin? Bırakır... Hiçbir şey bırakmadı, desen de mutlaka bir şarkı bırakmıştır ve ne yaparsan yap, o şarkıya rastlayacaksın. Bu kez gözyaşlarını içine akıtacak ve tebessüm maskeni takacaksın...
... '' Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler... Ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak... Yoksa hangi balık boğmuş kendini, hangi serçe atlamış damdan.... '' demiş Dostoyevski abimiz...
Kendine bir güzellik yap... Elinden geldiğince tabi... Bunu kimsenin bilmemesi çok iyi olur. Bilirlerse o güzelliğine mani olmak için ellerinden geleni yaparlar. Kendine bile söyleme, sürpriz yap. Mutlu et kendini. Bir sürü mut olsun hayatında...
... '' Orkestrayı yönetmek isteyen kişi , kalabalığa arkasını dönmek zorundadır. '' Kısaca ; aklının , fikrinin ve düşüncelerinin kabul ettiği yoldan şaşma. Dön insanlara arkanı ve yapman gerekeni yap, toplum sözüne değil, yapacaklarına bak.
... '' Helal olmayan para, naftalin gibidir. Katı halden, gaz haline dönüşür. Bir bakarsın vardır, bir bakarsın yoktur ve nerede, ne zaman harcadığını bilmezsin. Uçar. ''
... Ne kadar da basit değil mi? Şimdi ölüyorsun, bir saat içinde yıkıyorlar, namazını kılıyorlar, sonra yarım saatte de gömüp geliyorlar. ardında herkes kendi işinin ekmeğinin peşine gidiyor. İşte biz bu kadarız... Yapacağın bir şey varken yapmamak niyedir? Söylemen gereken bir şeyin yeri ve zamanıysa susmak niyedir? Seveceğin biri varken, onu sevmeye karşı koymak niyedir? Niyedir? Niye sen, niye biz , niye kim ?
MÜPTELÂ YAYINLARI
Ekim 2014
288 1sayfa
31 Ağustos 2014 Pazar
Çilek Mevsimi || Burcu Büyükyıldız || Konuşan Kitaplar ile Blog Turları || YORUMUM || Okudum Bitti - 108
Turumuzun sonuna doğru adım adım yaklaşırken sıra geldi benim kitap hakkındaki fikirlerimi beyan etmeme. Daha önce kitabımızdan alıntılar paylaşmıştım. Burada.
Yağız ve Mira 'nın çilek kokulu aşk hikayesini , gerçekten buram buram çilek kokusu eşliğinde okuyabileceksiniz. Çünkü kitap çilek kokulu. Kokulu kitaplar beni pek bir mutlu ediyor , çocukken kullandığım kokulu mini defterleri hatırlatıyor . Fotoğrafa almayı unuttuğum , çok şeker çilekli bir ayracı da vardı.
İlk görüşte aşk çiftimizin başına gelen , film tadında bir kitap. Bir dilim çilekli tart ile başlayan kıvılcım , alev alev bir aşka dönüşüyor. Tam mutluluğu buldukları zaman , Yağız aniden çekip gidiyor , basit ,anlamsız bir mektupla. Bu yıkımla başa çıkmaya çalışan Mira , acısını dindirmeye çalışırken , unutmaya değil alışmaya başlamışken Yağız çıkıp geliyor .
Hiçbir şey olmamış gibi kollarını açmasını beklemiyorsunuz değil mi Mira 'nın , ben beklemiyordum . Yağız 'ın kendisi affettirmesi , karanlık mazisini gözler önüne sermesi gerekiyor , bu aşamada da Mardin 'e gidiyoruz , aşiret, töre , kan davaları ... Bu yüzden de hem geçmiş zamanda yolculuk edip , detayları öğreniyoruz , hem de günümüzdeki gelişmelere tanık oluyoruz. Mira ve Yağız 'ın başrollerinde olduğu bu aşk filminin de yan rollerde ise Sidar ,Bengi , Sarp ve Ela var.Onlarında aşklarının renklerini bekleyip göreceğiz artık.
Çilek kokusu harici kitabımızda bir de Mira 'nın çilekli tart tarifi var. Hiç üşenmedim yaptım.
Kitap okumanın verdiği keyfi hiçbir şey veremez :)
... '' Sen benim dünümsün... Bugünümsün... Yarınımsın... Her şeyimsin Mira'm... ''
-Yağız
MÜPTELÂ YAYINLARI
1. Baskı Ağustos 2014
512 Sayfa
18 Haziran 2014 Çarşamba
Okudum Bitti - 70 : Mustafa Kemal 'e Aşklanmak || Halil Bezmen
Genç bir kızın imkansız aşkının çevresinde , tarihin kurguyla dansına şahit olmak istiyorsanız , bu kitap kaçmaz. Çok , çok beğendim. İyi ki okumuşum dediğim kitaplardan oldu.
Palma , nişanlısı Osman 'dan ayrılınca , ilk aşkını kaybetmenin hüznüyle , bunalıma girer . Büyükelçi olan babası kızının oyalanması , zor günleri atlatması için Yedikule'deki Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi başhekimi ve arkadaşı olan doktor Antranik 'in yanına gönderir. Kısa sürede ölümlere tanık olan Cemile ( Osman 'dan ayrıldıktan sonra Palma ismini kullanmayı reddeder ) , acısını unutur , işine verir kendini , kısa sürede başarılı bir hemşire olur . Tedavi için gelen bir subaya ilk görüşte tutulur. Yakışıklı subayımız Mustafa Kemal 'dir. Bu aşkı , imkansızlığına rağmen içinde büyütür. Kendisine aşık olan teğmen Mehmet Ali 'nin evlenme teklifini bile Mustafa Kemal ' e aşklandığı için reddeder.
Osmanlı 'nın yıkıntısından , hüsranla sonuçlanan Cihan Harbi 'nden elde kalan enkazlarla yeni bir gelecek kurmak isteyen Mustafa Kemal ve çevresinin , daha doğrusu tüm ülkenin yaşadığı zorlukları bir kez daha okumak , olaylara bambaşka açıdan bakmak kitabın sürpriziydi. Sadece aşk çevresinde dönen bir kitap okurum diyorken , çok daha fazlasını buldum. Savaşın kazananının aslında olmadığını , kazananın da kaybettiği çok şeyler olduğunu , farklı tarafların bakış açısıyla sunan kitabımızda Kurtuluş Savaşı zamanları çok etkileyici bir şekilde anlatılmış. Bazı - bana göre - aykırı kısımlar olsa da , ister tamamen kurgu ister kısmen kurgu olarak görüp okuyun , Mustafa Kemal ' i hiç böyle düşünmediğinizi fark edeceksiniz.
Üstelik sonu da şaşırtıcı oldu , içerdiği hüzne rağmen , keyifle okunacak kitaplardan , yer yer geçmişi anıp gözleriniz dolsa da , böyle bir aşk siyah beyaz filmler de olur ancak deseniz de ben okuyun derim...
... Osman gittikten sonra Palma , dizlerinin titrediğini hissetti ve düşmemek için sırtını kapıya yasladı. '' Allah 'a emanet ol sevgilim , seni çok sevdim. '' diye mırıldandı. Gözyaşları akmaya devam ediyordu, hayallerini kalbinden öyle atıyordu, gözyaşlarıyla yıkayarak...
... Osmanlı ordusu, Enver Paşa komutasında Ruslara karşı giriştiği Sarıkamış Harekâtı'nda soğuğa , açlığa ve bitlere yenildi. Allahuekber Dağları 'nda yüz bin şehit verildiğini öğrenince, Cemile 'nin babası sabaha kadar ağladı ve '' Hiçbir ordu dövüşmeden yok olmamıştır. Dünya tarihine bir utanç abidesi diktik. Osmanlı Devleti, hayatları bu kadar ucuza feda ediyorsa, artık yeryüzünden kalkmalıdır ki insanlık böylesi bir devletten kurtulsun,'' dedi.
... Başarısızlığı kanıtlanmışsa , tek yol eskisinden vazgeçip yepyeni bir şey kurmak değil miydi ? İnsanoğluna değişmek zor geldiği için Mustafa Kemal 'in durumu zayıftı. Ne var ki kimsede olmayan bir silaha sahipti : O bir dâhiydi.
... '' Geçmişini unutan , onu tekrar yaşamaya mahkûmdur.''
- Johann Wolfgang von Goethe
... Eylül ortasında Türkler Yunan ordusunu Sakarya 'da yenip kaçmaya zorladılar. Geri çekilmenin bedelini sivil halk öder. Köprüler ve tren yolları dinamitlendi. Yol üstündeki köylerde , ne kadar değerli mal varsa- özellikle hayvanlar- alındı, evler yağma edildikten sonra köyler, tarladaki mahsulle birlikte yakıldı.Bu toprakları bir gün ele geçirmekten umudu kesen Yunanlar, halka saygılı davranmayı bıraktılar. Kovalayan Türk ordusunu yavaşlatmak için geride kullanabilecekleri hiçbir şeyin kalmamasına özen gösterdiler. Savaş böyle yapılırdı. Kadınlar için değişen bir şey yoktu : Kazanan, zaferin sevinciyle, kaybeden de yenilginin öfkesiyle ırza geçmeyi ihmal etmezdi.
... '' Savaş bir başladı mı, sonunu ancak ölüler görür. ''
- Georges Santayana
... '' Savaşta beklenen vatan için ölmemiz değil, karşımızdaki eşşoğlueşeğin kendi vatanı için ölmesidir. ''
- General George S. Patton
... '' Osman 'ı sevdim. ''
Vedia , konuyu ciddiye almaz bir tonda, '' O yaşlarda , kaybettiğimiz her erkeğin hayatımızın büyük aşkı olduğuna inanırız. İlk aşk, büyük aşk sanılır; bu ikisi hep karışır. ''
MÜPTELÂ YAYINLARI
1. Baskı Mayıs 2014
302 Sayfa
Satın Almak İçin : Kitap sihirbazı
15 Haziran 2014 Pazar
Okudum Bitti - 69 : Aylardan Aşk || Meral Kır || Konuşan Kitaplar ile Blog Turları || YORUM
Daha önce alıntılarını (burada) paylaştığım kitabımızın yorumuna sıra geldi. Öncelikle hatırlatayım çekilişimizin bitmesine çok az kaldı. İmzalı olarak okumanın keyfine varmak için buradan , rafflecopter ile çekilişimize katılabilirsiniz ya da Konuşan Kitaplar facebook sayfamıza uğrayabilirsiniz , herkese bol şans .
Tanem , mükemmel bir ailesi ve hayatı olan , varlıklı bir ailenin çok kıymetli kızıdır. Çok önemli bir toplantısının olduğu gün , her şeyi apar topar bırakıp giderken bir kaza geçirir ve bundan sonrası adeta Tanem 'in miladı olur . İki sene boyunca hastanede bilinci kapalı olarak yatar , genç ve yakışıklı beyin cerrahı Yağız iki sene boyunca her anını Tanem 'in baş ucunda geçirir , onu hayata bağlamak için insan üstü bir çaba harcar.
Tanem 'in iyileşmesi tüm ailesini bir kazada kaybeden Yağız için derin anlamlar da taşır , hem kendi tedavi yöntemini uyguluyor olması , hem de zamanla Tanem 'in ailesine duyduğu yakınlık durumu daha da özelleştirir.
Tüm çabalara rağmen giderek azalan umuda inat , uyuyan güzel bir gün uyanır ve artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Tanem için her şey koyu bir karanlıktadır , ne o kötü günü ne de ailesini hatırlamaz. Hafızasının yerinde olmaması kalbinin olmadığı anlamına gelmez ve kalbini yakışıklı ama mesafeli doktorumuza kaptırır , bundan sonra kah umutsuzluğa kah mutsuzluğa düşer ama vazgeçmez.
Yağız , çocukluğundan beri arkadaşı olan Doruk ile aynı evde yaşamaktadır ve Doruk ile Tanem 'in ablası Asya 'da kötü bir şekilde tanışırlar ama ne demişler: nefretten aşk doğabilirmiş. Doruk 'a sinir olduğumu söylemeden edemeyeceğim. Devam kitapların da gönlümüzü alır mı bilemem ama , şu an tam saçı başı yolunacak bir durumda.
İnişli çıkışlı , her duyduğu barındıran Tanem ve Yağız cephesini okurken , onlardan hızlı yaşayan Doruk ve Asya aşkına da şahit olup , Ahmet ve Sena cephesini de merak ediyorsunuz. Devamını merakla bekliyorum yani :)
Kitabın kapağının , ayracının güzelliği zaten görünüyor , bir de iç kısımlarının güzelliği görmelisiniz. Her aydan önce rengarenk sayfalarla , o aya dair güzellikler sunulmuş , bayıldım . Çok şeker.
... Bir aradayken birbirlerine sadece acılarını , çaresizliklerini ve korkularını hatırlatıyorlardı. Ve kimse elini taşın altına koymuyordu. Bu öyle bir taş ki ya cehennem ateşiyle yakacak ya da cennetten bir köşe vaat edecekti.
... Herkes susmuş , her şey donmuş , zaman durmuştu sanki. Dökecek gözyaşı , dayanacak güç kalmamıştı. Bu , ıstırabın su yüzüne çıktığı andı; bu, vazgeçmekle kavuşmanın çakıştığı yerdi.
... Karşılıklı oturmuş iki kişi. Bakınca imzaları atmak için son pürüzleri halletmeye çalışan iki ortak. Asıl olansa ortaya dökülmeyi bekleyen gerçeklere hazır olmaya çalışan iki sevgili, ama birbirlerinden uzak. İlk dokunan kaybedecek.
Ve turumuzun son gününü bombalarla kapatıyoruz.
Super Six Sunday yazısı için Kördüğüm Hayaller 'e
Yazar ile söyleşi için Yorum Durağım 'a
Küçük Kız 'ın efsanevi cast çalışması için Küçük Kız 'ın Büyük Kütüphanesi 'ne uğramayı unutmayın.
MÜPTELÂ YAYINLARI
1. Baskı Haziran 2014
576 Sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















