NECİB MAHFUZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NECİB MAHFUZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2016 Cumartesi

Okudum Bitti - 97: Midak Sokağı (Ara Sokak) || Necib Mahfuz




                   Herkese merhaba. Bu gecenin konuğu okumayı çok sevdiğim yazarlardan Necib Mahfuz'un Midak Sokağı kitabı. 

Okuduğum diğer kitapları:

Hırsız ve Köpekler yazısı burada 

Han el Halili yazısı burada

Aşk Zamanı yazısı burada , 

Bıldırcın ve Sonbahar yazısı burada ,



                 Yine Necib Mahfuz 'un hem büyülü hem sade anlatımıyla Mısır sokaklarında, onun ayak izlerinin peşinden gezdiğim bir okuma oldu benim için. Midak Sokağı 'nda yaşayan insanların hikayesini anlatıyor kitabımız. En çok da Hamide'nin. Hamide gözü yükseklerde, hırslı ve güzel bir genç kız. Kitabın en ilginç ve aslında korkunç karakteri ise dilenmek isteyen insanları para karşılığı sakatlayan Zaita. Hamide 'yi seven berber Abbas, zengin bir kısmet bulması için çöpçatanlıktan geri durmayan annesi ve zengin bir adam olan Elvan Saim, değişik tercihleri olan kahveci Kirşa , yaşı geçkin ev sahibesi Afife Hanım...

                   Bir yandan sokağın günlük yaşantısını okurken, Hamide'nin hayallerinin peşinden sürükleneceksiniz. Döneminin Kahire 'sini yaşamış gibi hissedeceksiniz. Çok severek okudum. Sanırım okuduğum Mahfuz kitapları içinde en çok sevdiğim bu kitap oldu. Yazarın çevrilen bütün kitaplarını okumak istiyorum. Yeni Kahire maceraları için sabırsızlanıyorum. Buruk ama etkileyici hayatlar.







... '' İçin için bütün erkekler evlilikten hoşlanırlar, evlilikten yakınanlar yalnızca evli erkeklerdir.''



... ''Hayat uzun bir iştir, ama insanın emeklerinin karşılığını aldığını pek görülmemiştir. Şu dünyada ne kadar çok sömürülen insan var.''



... ''Sen insan azmanısın! Niçin dilenci olmak istiyorsun?''
 Adam kekeleyerek karşılık verdi.
''Hiçbir işte başarılı olamıyorum. Her işi denedim, dilenciliği bile. Talihim yok, aklım desen hiç yok. Bir şeyi anlayamıyor ve anımsayamıyorum.''
Zaita inatla diretiyordu:
''O zaman senin zengin olarak doğman gerekirdi.''



... ''Para bütün kusurları kapatır.''


... Bazı  yerlerde para geçerli olmayabilir, ama Midak Sokağında bir tek paranın sözü geçer.



... ''Ben bir şey istedim, yazgı başka şey istedi...''





CEM YAYINEVİ

Çeviren: Güler Dikmen Nalbantoğlu

4. Baskı Ocak 1995
318 Sayfa






         

15 Mart 2015 Pazar

Okudum Bitti-32 : Han el Halili || Necip Mahfuz




                            Herkese merhaba. Okuma Şenliği maratonunun sonuna gelmek üzereyiz. Bu defa araya giren başka kitaplar ve okuyamama günleri yüzünden tüm kitapları okuyamayacağım. Olduğu kadar. 



                            Bu Necib Mahfuz 'un okuduğum dördüncü kitabı.

                            Bıldırcın ve Sonbahar yazım burada

                             Hırsız ve Köpekler yazım burada

                             Aşk  Zamanı yazım burada


                          Okuduğum bütün kitapları değişik bir tat alarak okudum ve Mahfuz favori yazarlarımdan oldu bile çoktan. Mümkün olduğunca çok kitabını okumak istiyorum.



                         Akif ailesi İkinci Dünya Savaşı sırasında Kahire 'de yaşadıkları mahalleden güvenli olmadığı gerekçesiyle Han el Halili 'ye taşınırlar. Orta yaşlı Ahmet ve kardeşi Rûşdi 'nin birbirlerine zıt hayatlarını okurken , bir yandan da yeni mahallenin yaşayışına , Mısır toplumunun savaşa, dünyaya bakışına, geleneklerine tanık oluyoruz. Ramazan ayını , bayramları özletti kitap bana.

                      Sıradan bir ailenin sıradan günlerini okurken , film izlemiş gibi ya da gezi programı izlemiş gibi kendimi Mısır sokaklarında hissettim. Necip Mahfuz 'un büyülü, yumuşacık anlatımına bayılıyorum. Henüz tanışmadıysanız mutlaka okuyun derim.






... Hayat, hayal kırıklığı ve ümitsizlikle dolu olsa da hoştu.



... Ah, hayat sevgisi bize daha ne kadar acı çektirecekti?  Korku bizi daha kaç kere öldürecekti?Bununla birlikte ölüm acımıyor ve onu düşünce , her şey değerini kaybediyordu.



... '' Tabii, batsın bu dünya. Bu bir lanet okuma ya da küfür değil, hafife alma sloganıdır. ''



... '' Bu kadar gürültülü bir yerde çalışmama kendimi verebilir miyim? ''
     '' Niye veremeyesin? Gürültü gerçekten çok. Fakat alışkanlık daha güçlüdür. Yakında gürültüye alışırsın. Öyle ki sessizlik seni rahatsız edecek. İşin başlangıcında ben de suratımı asıyor,  ümitsizliğe düşüyordum. Fakat artık bu kesilmeyen uğultunun  içinde sakin, rahat bir halde savunmalarımı yazıyorum, kanun maddelerini okuyorum. Görmüyor musun, alışkanlık  zamandan sonra yüzyüze geldiğimiz  en etkili silahtır.''



... Ahmet içini çekerek konuştu:
    '' Uyku denen nimetten mahrum kalmak kader mi?''
    '' Uyku nimeti mi? Gerçekte uyku bir felakettir. O, kısa hayatımızdan para ile karşılanamayacak  uzun bir bölümün çalınmasıdır.''
     '' Sen ne dediğini bilmiyorsun.''
     '' Sen, ağabey, bilge bir kişisin. Ben ise deli bir gencim. Bu da delilerin felsefesidir.''




... Ölümün soğuk nefesinin yüzünü yaladığını hissetmişti. Galiba, hayat bunu herkesin bilmesini istiyordu. Ancak, yaşlılara damla damla veriyor, acele edenlerin ise ağızlarına boca ediyordu.



... Hayat bir yandan toprak gibi sağır ve acımasız olabiliyor ama bir yandan da bir çiçeğe hayat verir gibi ümidi yeşertebiliyordu.













                                                                                HİT KİTAP
                                                                   Çeviren: Bedrettin Aytaç
                                                                              Temmuz 2011
                                                                                   256 Sayfa





6 Temmuz 2013 Cumartesi

Okudum Bitti - 63 : Bıldırcın ve Sonbahar - Necib Mahfuz







                                      Çok sevdiğim Necib Mahfuz ' un daha önce Hırsız ve Köpekler ( burada ) ve Aşk Zamanı ( burada ) isimli kitaplarını okuyup , paylaşmıştım. Yine aynı keyifle okuyacağımı umduğum Bıldırcın ve Sonbahar ise günlerdir elimde adeta süründü. Sebebi kitabın kötü olması asla değil. Okuduğum kitaplar içerisinde hiç  tartışmasız en çok baskı ve yazım hatası olan kitap ödülüne açık ara layık. Böyle bir yazara ve severek okuyan bana çok büyük bir ayıp oldu bu.


                                 Kahramanımız İsa , devrim öncesi bakanlıkta memurken , siyasal sebeplerle işini, kariyerini kaybeder. Eski itibarı ve gelecek umudu kalmadığı için sevdiği kızla evlenemez. Başka bir yere gider ,tesadüfen Rira isimli bir kızla tanışır. Annesi vefat eder, daha  çok parası için kendinden epey büyük bir bayanla evlenir ama mutlu olamaz.


                                Devrimin İsa'nın hayatına olan etkisiyle , kendisiyle ve çevresiyle olan mücadelesini okuyoruz. ( yani yayınevi sayesinde okumaya çalışıyoruz ). Oldukça felsefi boyutu olan, düşündüren güzel yazılmış ama berbat edilmiş bir kitaptı. Üzüldüm :(





                                         KAKNÜS YAYINLARI
                                           1. BASIM
                                          ARALIK 2000
                                           112 SAYFA
                                         TÜRKÇESİ : HALİL ÇELİK
                                                

5 Ocak 2013 Cumartesi

Okudum Bitti - 2 : Hırsız ve Köpekler - Necib Mahfuz




          Yazar ayları etkinliği kapsamında okuduğum Necib Mahfuz' un bu kitabını çok çok beğendim. Necib Mahfuz'un okuduğum ikinci kitabı.İki kitapla değerlendirmek belki size göre erken gelebilir ama ben içim rahat olarak söyleyebilirim ki Necib Mahfuz bundan sonra favori yazarlarımdandır.Diğer kitaplarını da zevkle okuyacağımı umuyorum.


Hırsız ve Köpekler' e dönersek ; 

Zaman zaman kahramanın (Said Mahran) iç sesiyle ve konuşmalarıyla ilerliyor ki bu bölümler italiğimsi yazılmış.Diğer kısımlar ise anlatıcının gözünden kahramanımızın tasviriyle  ve durum tasvirleriyle devam ediyor. Karısının ve yakın arkadaşının ihanetine uğramış,hırsızlıktan hapise düşünce de kızından uzak kalmış bir adamın öyküsü. Zaman zaman öyle güzel değerlendirmeler yapılmış ki okunmaya değer. Eski arkadaşı,akıl hocası,destekçisi Rauf' un değişen zamanla zenginleşmesi ve değişmesiyle aslında Mısır'ın durumuna,daha doğrusu bireysel çıkarlar söz konusu olunca kimlerin nelerden vazgeçebileceğini düşündürten, güzel ve derin mesajlar veren ve üstelik bütün bu güzellikleri 113 sayfada yapabilen Necib Mahfuz'u nasıl sevmem ben :)


Arka kapak tanıtımına bakalım ;

Hırsız ve Köpekler en yakınlarının ihanetine uğrayıp hapse düşmüş Saidin intikam hayalleriyle hapisten çıkışının hikâyesi. Said hem peşinde polis köpekleri olan bir suçlu, hem de siyasi fikirlerinden sapıp onu aldatan insanların kurbanıdır. Adaleti sağlamaya ve ne pahasına olursa olsun düşmanlarını yok etmeye kararlıdır.
Nobel Edebiyat Ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuzun 1952de ülkesinde yaşanan devrimle ilgili hayal kırıklığını yansıttığı bu roman sembolik anlatımıyla yazarın eserleri arasında özel bir yere sahip.

Mahfuz, Kahire’nin kahvelerinde oturup sessizce köşesinde çalışan mütevazı bir hikâyeci olmaktan çok uzaktır. Yarım yüzyıldır eserlerinin cefasını, inat ve gururla çekip sıradan zayıflıklara boyun eğmeyi reddetmesi, onun yazarlığının özünü oluşturur.

 Edward W. Said


Necib Mahfuzun eserlerinde, ülkesinin durumunu doğrudan ve açıkça anlatmak üzere kalemini kullanan edebiyatçılara özgü bir metafor duygusu var. Kitapları Mısıra ve halkına duyduğu sevgiyle dopdolu, öte yandan son derece dürüst ve gerçekçi

Washington Post


TURKUVAZ KİTAP
1. Basım
Mayıs 2009
113 sayfa

Çeviren : Avi Pardo
(Sanırım İngilizceden)


Yazar Ayları detayları için Pinuccia'mın bloguna uğrayınn:)

28 Ekim 2012 Pazar

Okudum Bitti :98 - Aşk Zamanı -Necib Mahfuz


Yine annemin çok sevdiği ,okumak için çok geç kaldığım yazarlardan biri daha ve hemen favori yazarlarım arasına girdi. Bu okuduğum ilk kitabı ve ne mutlu ki bir sürü kitabı daha var.

Kitabımız Zengin bir dul olan Ain Hanımın el bebek gül bebek büyüttüğü oğluyla (İzzet) ilişkileriyle başlıyor,İzzet'in okulda en iyi arkadaşını ve hayatının aşkını bulmasıyla devam ediyor.İzzet'in hayat penceresinden farklı kuşakların bakış açısını,dönemin insanlarının kadına,sanata,kısmen de olsa siyasete bakışına ayna tutuyor.
           Çok fazla detay okumayı sevmediğim için sizlere de aynı şeyi yaşatmayacağım.Çok çok beğendim.Tavsiye ederim, benim gibi Necib Mahfuz'la tanışmayanınız varsa bu kitap iyi bir başlangıç olacaktır. Sade,kolay okunan ama çok derin bir kitap.İzzet'in çoukluğundan,yaşlılığına kadar olan hayat hikayesi hızlı bir film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçecek .

Yazar 1988 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmış,ama almaya gitmemiş :) Daha önce Kendine Ait Bir Oda yazımda da dediğim gibi Kırmızı Kedi Yayınevi'ni çok çok sevdim.


Arka kapak yazısı kitabı çok güzel özetlemiş aslında;


 
Yirminci yüzyılın ilk yarısında, Kahire; varlıklı, dul bir kadın: Ain hanım. Şımartarak büyüttüğü oğlu İzzet, arkadaşı Hamdun, ikisinin de âşık olduğu güzel Bedriye ve bahtsız Seyyide; bütün bir mahalle ve o mahallede Mısır’ın saklı yüzü. Necip Mahfuz, Aşk Zamanı’nda okurunu umutsuz bir aşkın çevresinde ördüğü entrikalara, yeraltı örgütlerine, örtünmeye mahkûm kadınların cesaretle adım attığı tiyatro ve gösteri dünyasına götürüyor. Gerçekleşmeyecek hayallerin peşinde koşan, yolunu tesadüflerle ören ve kendi tercihi olan yalnızlığın içinde avunmaya çalışan amaçsız ve hedefsiz İzzet, en yakınlarının kaderini değiştirecek adımı attığında bu seçimin yalnız onlara değil kendine de ihanet olduğunu çok sonra anlayacaktır.

Kulüpteki odasına kapanıp hayatını gözden geçirmeye başladı. İlk kez değildi, ancak duyguları altüst olmuştu. Önceleri boşluktan bunalırdı, fakat sonra o boşluğu inanmadığı bir işle doldurmuştu. Doldurmamış mıydı? Oysa İzzet ne tiyatro adamıydı ne de gece kulübü ona göreydi. “Ömrümde yaptığım işler bir şeylerden, arzuladığım şeylerden ya da intikam duygularından kaçış oldu hep,” diye geçiyordu zihninden. “Beni yoldan ilk çıkaran annemdi, tamamen iyi niyetle hareket etmişti oysa. Böyle şeyleri anlama ya da sindirme yeteneğinden yoksunum. Tek istediğim biraz huzur. Kendimle barışık olmaya ihtiyacım var.”
.


Hepimize keyifli okumalar...