29 Ağustos 2017 Salı

Okudum Bitti- 101: Ari || Çiçek Sekban Tüfekçi





           Kitap seven herkese merhaba. Az okuduğum ama okuduklarımı sevdiğim bir ay oldu Ağustos. Ari de onlardan biri. Hem kapağı, hem tanıtım metni dikkatimi çekmişti ama bu kadar beğeneceğimi ummuyordum. Düşen okuma hızıma rağmen hemencecik okudum. Devamı olacak sanırım, merakla bekliyorum .

        Yazarımız önsözde kitabı için şöyle demiş: 

''Evet, Türk kökeni konusunu temel alarak bir polisiye roman yazdım. Her ne kadar kurgusu, hayal gücümün sınırlarında dolansa da, derin araştırmaları baz alan bu oluşumu ancak bir Cumhuriyet kadını yazabilirdi. Cumhuriyet'i, getirisini ve gerçek atalarını kavrayabilen, araştıran, bulguları çekinmeden sunan bir Cumhuriyet kadını...''



            Polisiye bir kitap okurken, birçok tarihi gerçekle karşılaşmak çok güzeldi. Bir kısmını ilk defa duyup araştırmak için notlar aldım. Bir kısmını üzülerek tekrar okumuş oldum. Atatürk 'ün gerçekten ne kadar harika bir insan olduğunu bir kez daha düşündüm. Özledim, üzüldüm, çok üzüldüm. Mu Kıtası, Sümerler, Gılgamış Destanı, Atatürk 'ün Türk Kökeni hakkındaki fikirleri, araştırmaları neler neler yok ki... Güzel ülkemizde bilime, sanata, tarihe, kalkınmaya, gelişmeye verilen değeri de içiniz cız ederek hatırlayacaksınız. Ne kadar çok keşke var hayatımızda... Bunların yanı sıra macerası da tadındaydı. Güzel bir kitap olmuş, okursanız seversiniz bence. 

       Utanarak söylüyorum ama kitapta ilk defa okuduğum şeylerden biri de Atatürk 'ün yazdığı tek şiirdi. Daha önce okumuş olsaydım unutmazdım sanırım. Ya da unuttum mu acaaba? Bilemiyorum.  Çiçek Hanım sayesinde okumuş oldum, sırf onun için bile teşekkürü borç bilirim.






''Bak evladım, alışık olmasan da sevgi, nedenlerle işleyen bir sistem değildir. ''


''Biraz umut, biraz mutluluk ve aşk, tüm ağrıları gölgelemeye yeter de artardı.''


''Her gün insan hayatında yeni bir sayfa açılır. Ancak bazı günler, sevdiğimiz bir defter ansızın biter ve zorla da olsa yenisine başlarız. Acısıyla tatlısıyla türlü yaşanmışlıkların doldurduğu o eski defteri, buruk hislerle anılar rafına kaldırır, yeni defterin ilk sayfasını da bu anı ile mühürleyiveririz. Belki de hayat, zihnimizde kaç cilt kıymetli yaşanmışlık biriktirdiğimizle ilgilidir, kim bilir?''


''En çok, Ortadoğu coğrafyasında yaşanan tarih katliamına üzülüyordum. Tarih, bilinçli olarak yok ediliyordu, müzeler yıkılıyordu. Bunu yapansa ne yazık ki Batı dünyasıydı. Ortadoğu'daki cahil halkı, etnik ayrımcılık yöntemi ile kışkırtıp birbirine kırdırıyor, sonra da  sanki Ortadoğu'ya düzeni getirecek mucizevi güç rolüne girip ne varsa yağmalıyorlardı. İnsanları, insanlığı ve medeniyeti...Müzelerdeki eserleri bile alıp kendi müzelerine götürüyorlardı. Bu yağmalama da terörün başka bir biçimiydi işte. Batı, para ve silah karşılığında köklü bir coğrafyanın tarihini yok ediyordu ve artıklarını kendi sığ medeniyetine taşıyordu. Paris'teki Louvre Müzesi'nin koskoca bir katı, İznik'ten götürülen eserlerle doluydu. Her Avrupa ülkesi, zamanında Ortadoğu'dan kopardığı tarih meyvelerini kendi ağacında sergiliyor veya kilit altında tutuyordu. Neden? ''



''Unutmak ne güzeldi.''



''İnsanoğlu ne garipti. Kıymet verirken hercai bir balarısı olur, uzaklaşınca ışığını kaybetmiş korkak pervanelere dönüşürdü. Ancak benim aşk anlayışım bu değildi. Aşk, bahar gelince çiçeği fark etmek değil, kışın ortasında bir kardeleni ısıtabilmekti.''



'' 'Alman profesör Fritz Neumark ne demiş?' 
Göktürk gülümseyerek yanıtladı:
'Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada dünya tarihi diye bir şey kalmaz' demiş.''



DESTEK YAYINLARI

4., 5. Baskı Temmuz 2017
360 Sayfa





1 yorum:

  1. Benim de merak ettiğim bir kitap bu. Teşekkürler paylaşım için.

    YanıtlaSil