LAUREN OLIVER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LAUREN OLIVER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Okudum Bitti- 100: Requiem || Lauren Oliver





               Kitap seven herkese merhaba. Bloga yazılmayı bekleyen yirmi küsür kitap birikti. Bu ay okuma hızımda düşük. Gerçi son iki aydır öyle. Bir serinin daha sonuna geldim. Bu seriyi neden daha önce duymadım acaba diye düşünüyorum. Gayet tatlı bir seri bence. Eylem'de görene kadar ya görmedim ya da gördüm ama üzerinde durmadım. Eylem beğenince listeme almıştım. İyi yapmışım, türü seviyorsanız okuyun bence. Seversiniz.


Deliryum yazısı için tık tık,

Pandemonyum yazısı için tık tık .

             Serinin ara kitapları da varmış ama bizde yok. Olsa aralarda okurdum. Şimdiden sonra olmaz sanırım olsa da ben okumam. :) Hana mı Lena mı olmak daha zor olurdu düşündüm okurken. bir de Lena 'nın ikilemini de gıcık oldum. 

          Ya aşk olmasaydı? Ya da keşke olmasa mıydı? İşte bunları düşüne düşüne distopya okudum. Çok güzeldi. Final kitabı olduğu için ne olup bittiğini söyleyecek değilim. Okuyun bence. :) İndirimler sayesinde güzel bir fiyata da alabilirsiniz. Ciltli ama , sert değil. eğilip bükülebilir. Kapaklarının o oynak yapısını sevmedim sadece.






''Zaman zaman mutsuz olmazsan, tam anlamıyla mutlu da olamazsın, bunu biliyorsun, değil mi? ''




''İnsan bazı kayıpları hiç atlatamıyor.''



''Biri nasıl sizi tuzla buz edecek ve aynı anda size kendinizi eksiksiz hissettirecek bir güce sahip olabilir ki?''




ARTEMİS YAYINLARI

1. Baskı Haziran 2016
Çevirmen: Bilge Gündüz
460 Sayfa




28 Temmuz 2017 Cuma

Okudum Bitti- 94: Pandemonyum || Lauren Oliver





               Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı Eylem sayesinde listeme aldığım Deliryum serisinin ikinci kitabı Pandemonyum. Deliryum hakkındaki yazım için tık tık.  

         İlk kitap normal olarak heyecanı dorukta bırakmıştı. Bu ay benim için zor okuma ayı oldu. Ya yavaş okuyorum ya da okumaya başlayınca uykum geliyor. O yüzden okurken hakkını verememiş olabilirim. İlk kitabı büyük bir heyecanla okumuştum. Bu kitapta daha fazla olay var ama ben de heyecan yoktu. O yüzden iki günden fazla sürdü bitmesi. 

        Kitap ''Önce'' ve ''Şimdi'' olarak bölümlere ayrılmış. Böylece geçmişe de dönüşler yapıyoruz. Aklım hep Alex de kalmış olsa da Julian'ı da sevdim. Kitabın sonuna kadar Alex'in ölüp ölmediğini merak edip durdum. Sırf o sebeple dur biraz okuyayım diye kendimi motive etmiş olabilirim. :) Beklemeden son kitaba başlarım diyordum ama araya birkaç ince kitap aldım. Şimdi gidip final kitabından biraz biraz okuyayım. Distopya seviyorsanız bu seriyi de seversiniz bence. Ya da zaten okumuşsunuzdur. Gerçi sanki çok sık görmedim. Distopyaya yeni başlayanlar çok daha fazla sevebilir. Farklı gelir. Bol okumalı, mutlu günler dilerim.





     
'' Eski Lena öldü.
Onu gömdüm.
Onu bir çitin ötesinde, duman ve alevlerden oluşan bir duvarın arkasında bıraktım.''


''Keder bulanık bir suyun içinde dibe batmak, gittikçe o suya gömülmek gibi. Tekmeleyerek kaldırılmış toz toprağın renginde bir suyun içindeyim sanki. Aldığım her nefeste boğulur gibi oluyorum. Tutunabileceğim bir şey yok.''


''Bir keresinde ağaçlarda yetişen bir mantar türüyle ilgili bir yazı okumuştum. Mantar köklerden dallara su ve besin taşıyan sistemleri gasp etmeye başlıyor. Onları teker teker işlemez hâle getiriyor ve boğuyor. Çok geçmeden suyu, kimyasalları ve ağacın hayatta kalması için gereken her şeyi taşıyan mantar -yalnızca mantar- oluyor. Aynı zamanda ağacı yavaş yavaş, içten dışa çürüterek anbean öldürüyor.
     Nefret de böyledir işte. İnsanı besler, aynı zamanda içini çürütür.''



''Yukarıda yaptıkları hata bu. Yalnızca belli insanların yerinin olduğunu düşünüyorlar. Belli türde insanların bir yere ait olduğunu. Geri kalanın çöp olduğunu. Ama çöpün bile bir yeri olmalı. Yoksa her yeri tıkar, pıhtılaşır, çürür ve iltihaplanır.''



''Cennet sıcak suymuş. Cennet sabunmuş.''




ARTEMİS YAYINLARI

Çeviren: Bilge Gündüz
1. Basım Mayıs 2015
432 Sayfa



14 Temmuz 2017 Cuma

Okudum Bitti- 88: Deliryum || Lauren Oliver






   Kitap seven herkese merhaba. Tembel blogger geldi hanım. :) Bu ay sırf bloga yazma konusunda değil okuma konusunda da tembelim. Ayın yarısı geçti o kadar az kitap okudum ki... Hayırlısı olsun, okuyamama günleri de geçer diyor, kendimi avutuyorum. Günün kitabı distopik bir serinin ilk kitabı Deliryum. Pek çok sevdiğim Kitap Eylemi çok sevmişti. Bakın neler yazmış tık tık. Aklımın bir köşesindeydi. İndirimde denk gelince aldım gitti. 


                Aşk olmasa nasıl olurdu sizce? Ya da aşk yasak olsa? Lena 'nın dünyasında böyle. Aşkın lafı bile edilmiyor. Aşkı ortadan kaldırmak için de uygun yaşa gelenlere bir tedavi uygulanıyor. Çünkü onlara göre aşk bir hastalık. Adı da : Amor Deliria Nervosa. Aşk çoğu zaman acıtsa da böyle zorla ortadan kaldırılması hiç hoş değil. Hani aşkla başı hoş olmayan ben bile böyle düşünüyorum. :) Deliria 'ya yakalanların sonu da hiç iyi değil.


          Aşka bakış açılarının ilhamını acaba Platon'dan mı aldılar. Ona göre de böyleymiş ya: ''Aşk , ciddi bir akıl hastalığıdır.''

       Aşk kötülenecekse (hoş bence bu kötülenme sayılmaz, adam haklı) Bukowski gibi zarafetle yapılmalı. Bukowski ve zarafet... Çok tatlı oldu ya. :) 




       Neyse aşksal detaylardan kitaba dönüp son cümlelerimi de yazıp kaçayım. İşte böyle bir ortamda Lena ile Alex 'in yolları kesişir. Yasaklar yasaklansın. :) Lena'dan çok arkadaşı Hana'yı sevdiğimi de söylemeden geçemeyeceğim. Eh ilk kitap olduğu için zurnanın zırt dediği yerde kaldı. Araya başka kitaplar girdi elbette. Yarın ilk işim ikinci kitap Pandemonyum' a başlayacağım. Bir de Allah aşkına o nasıl kapak ya, masum Mehtap ciltli sandı. :) Yumşacık, daha eve ulaşmadan uçları boynunu bükmüştü. Kapağın dokusu olarak buna benzer Martı Yayınları'nın da bir kitabını okumuştum. (Menekşeler Açarken tık tık) O gayet eli yüzü düzgündü. 




'' Öldürücü şeylerin en öldürücüsü: Aşk, ona sahip olduğunuzda da, olmadığınızda da sizi öldürüyor.''


''Kalpler kırılgan şeylerdir. İşte bu yüzden çok dikkatli olmak gerek.''


''Korkusuz bir dünya. İmkânsız.''


''Geçmiş bir yükten ibarettir. İçinizde birikir, taş gibi ağırlaşır.''


''Aşk... İncecik, tek bir kelime, bir bıçak sırtından daha uzun olmayan bir kelime. Kendisi de tam olarak bu zaten. Bir bıçak sırtı, bir jilet. Hayatınızın merkezine giriyor, her şeyi ikiye bölüyor. Önce ve sonra. Dünyanın geri kalanı, iki taraftan birinde kalıyor. '


''Herhâlde bu insanları sevmenin bir parçası. Bazı şeylerden vazgeçmeniz gerekiyor. Bazen sevdiğiniz insanlardan bile vazgeçmeniz gerekiyor.''



ARTEMİS YAYINLARI

Çeviren: Bilge Gündüz
1. Basım Mayıs 2014
492 Sayfa