BAHAR OKUMA ŞENLİĞİ 2016 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BAHAR OKUMA ŞENLİĞİ 2016 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2016 Cuma

Okudum Bitti -77 : Türk Seri Katiller | 1960'lardan Bugüne || Sevinç Yavuz




                   Herkese merhaba. Türk Seri Katiller geçtiğimiz Babil.com siparişimde onların aracılığıyla Profil Kitap tarafından hediye olarak gönderilmişti. Okumayı sevdiğim tarz kitaplardan olunca listemde önlere aldım. Okuyalı da epey oldu. Ramazan ve sıcaklardan kaynaklı tembellik, migren, rehavet gibi bahanelerimden dolayı blog için sırasını bekliyordu.


               1960'lardan beri ülkemizde korku salmış, epey kan dökmüş, seri katil sıfatını taşıyan canilerin hikayelerini okudum. Birçoğunu gerek basından, gerekse daha önce okuduğum kitaplardan ve bazılarını da Sevil Atasoy için severek izlediğim Kanıt dizisinden biliyordum zaten. Kan donduran detaylar, bir insan bunları nasıl yapabilir denilecek şeyler mevcut. Gerçi yaşadığımız zamandan belki de şiddete, kötülüğe ne yazık ki alışır olduk. Belki on sene önce okumuş olsaydım , bunlar bizim ülkemizde nasıl olabiliyor derdim. 


           Belli başlı seri katillerden sonra yakalanamayan seri katillere de değinilmiş kitapta. Son kısmında da fotoğraflar, belgeler ve gazete yazıları var. Kitapta sevmediğim noktalardan biri bazı cümleler sık sık tekrarlanıyordu. Seri katillerin örümceğe benzetildiği cümle gibi. 







  ... On yılda Türkiye 'nin katil ve cinayet profili hızla değişmişti. 2000'li yıllara, beş seri katille gelen Türkiye'nin artık yirmiye yakın seri katili, onlarca psikopat cinayeti, yüzlerce katliam sahnesi vardı. Artık Türkiye, her beş saatte bir insanın öldürüldüğü bir ülke haline gelmişti.



... Her cinayet işleyene, katliam bile yapsa seri katil demiyoruz. Uluslararası normların getirdiği en basit tarife göre seri katil; anormal kişisel bozukluklar sonucu, otuz günden daha uzun bir zaman diliminde ve arada bekleme dönemleri de olacak şekilde üç veya daha fazla insanı öldüren kişiye deniyor.



... Dokuz bin yıl önce Çatalhöyük, dünyanın en büyük yerleşim yerlerinden biriydi. O dönemde avcı- göçebe toplumlar yaygınken Çatalhöyük'te binlerce insan yerleşik hayat sürüyordu. Etrafı geniş bataklıkla çevrili Çatalhöyük'te yaşayanlar, ölen akrabalarını bu evlerin altına ve her zaman cenin pozisyonunda gömerdi. Ceset çürüdükten sonra başı alınır ve bir sonraki evin temelinde kullanılırdı. Daha doğrusu yeni ev, ataların başı üstünde yükselirdi.



... Bir insan ısırığında en fazla altı ön diş iz bırakıyor. Ve bu iz, tıpkı parmak izi gibi karakteristik özellik taşıyor.



...Aslında seri katiller sanılanın aksine örümcek gibidir. Kendi bölgelerine ağ kurar ve avlanırlar. Yakalanmamak için veya korktuklarından kendi bölgeleri dışına çıkmazlar. 



... Amok koşusu doğu toplumlarına özgü bir cinayet şekli. Ama daha çok Endonezya, Malezya gibi nem oranı yüksek ülkelerde görülen saplantılı bir hastalık, bir tür cinnet hali. Tek bir güdü var, önüne çıkan her şeyi yok etmek. Bizdeki ilk Amok Koşusu , 1900'lerin başında yaşandı. Bir kalfa eline aldığı palayla  Beyoğlu'ndan başlayıp, Tünel'i ve Kasımpaşa'yı geçip Kağıthane'ye kadar önüne gelen birçok kişiyi katletti. Bundan kısa bir süre sonra bu kez bir yeniçeri, Sultanahmet Camii'nde benzer bir katliam yaptı. 







PROFİL KİTAP

1. Baskı Nisan 2016
304 Sayfa







            

5 Temmuz 2016 Salı

Okudum Bitti - 76 : İyi Kız || Mary Kubica





                           Herkese merhaba. Ramazan ayı da geldi geçti, son günleri saymazsak güzel ve okuma açısından iyi sayılabilirdi benim için. Son günlerde yine migrenle cebelleştiğim için , pek okuyamadım. Bugün tam bayram öncesi canım Kitap Eylemi 'nden çok güzel bir paket aldım. Bayram hediyesi oldu. Tekrar teşekkür ederim. Okunacak kitaplar sayesinde iki tane daha arttı ama gün içinde en fazla 30 sayfacık okuyabildim. Baş ağrım biraz hafiflemişken, sıra bekleyen kitaplardan birini, çok severek okuduğum İyi  Kız 'ı seçtim ve buradayım. :)


                   Resim öğretmeni olan Mia bir gece ortadan kaybolur. En son bir barda tanıştığı adamla  görülmüştür. Ünlü bir savcının kızı olan Mia 'nın kaybolması ile ilgili çeşitli şeyler düşünülür ve olayları araştırması için iyi bir dedektif olan Gabe tutulur. Mia aylar sonra ıssız bir kulübede bulunur. Başına gelenleri anlatamayacak durumdadır ve adının Chloe olduğunu söylemektedir. 

                 Kitap Önce, Sonra olarak bölümler halinde devam ediyor. Mia 'yı kaçıran kişi olan Colin 'in , annesi Eve'in ve dedektif Gabe 'in anlatımıyla ilerliyor bölümler. Böylece kaçırılmasından itibaren, zamanda atlamalarla günü gününe neler yaşandığına tanık olurken, şaşırtıcı sonuyla hayran kalacaksınız. En azından ben öyle hissettim. Çok severek okuduğum bir kitap oldu. Polisiyeden çok güzel bir gerilim kitabıydı. Kitap boyunca Mia 'nın babası ve ablasına sinir olduğumu da eklemeden geçemeyeceğim.






... Dünyanın en iyi annesi değilim, orası kesin. Bunu söylememe bile gerek yok. Gerçi niyetim de asla kötü bir anne olmak değildi. Sadece öyle oldu. Meğer kötü anne olmak, iyi anne olmanın yanında bebek işiymiş. İyi annelik, tükenmek bilmeyen bir mücadele, asla kazanma ihtimaliniz olmayan bir durumun içinde gece gündüz savaşmakmış.

                                      *EVE


... Soğuk bir kış gününde çöken kara bulutlar gibi ona ne olduğunu asla öğrenemeyeceğim gerçeği dank ediyor kafama. On hatta bazen yirmi yıl sonra nihayet sevdiklerinden kalanlara kavuşan bütün o aileler geliyor aklıma. Acaba ben de onlardan biri mi olacağım, merak ediyorum.
                                        *EVE


... Umursamaz bakışların, bir şeye gerçekten görmeden bakan gözlerin neye benzediğini bilirim. Birinin sesinde duyduğum önyargıyı hemen tanırım. İhanetin ve hayal kırıklığının nasıl bir his olduğunu, biri sana dünyaları verebilecekken en ufak bir parçasını bile sana çok görmesinin ne demek olduğunu bilirim. 
    Belki de birbirimizden o kadar da farklı değilizdir.
                                          *COLİN



... Araştırmalara göre evinde evcil hayvan bulunan insanlar daha sakin ve daha düşük tansiyonlu olurmuş. Kolesterol düzeyleri de düşük olurmuş. Yani kısaca daha sağlıklı bir hayatları olurmuş.
                                             *GABE



... Bütün dünya sessiz. Her şey huzurlu. Daha önce hiç bu kadar mükemmel bir gece geçirmediğime eminim. ''Şu anda dünyanın başka bir ucunda savaş olduğuna inanmak imkansız,'' diyor bana. ''İnsanlar açlıktan ölüyor. Çocuklar istismar ediliyor. Medeniyetten kopmuşuz. Bir çocuğun çalkaladığı kar küresinin içindeki iki minik figürüz,'' diyor. Söylediğini hayal ediyorum. Simli kar taneleri etrafımızı kuşatırken kendi küremizin içindeki seramik tepeciklerin arasında dolaşıyoruz.





MARTI YAYINLARI

Çeviren: Zeynep Yeşiltuna
Ocak 2016
462 Sayfa






3 Temmuz 2016 Pazar

Okudum Bitti - 75: Harry Potter ve Sırlar Odası || J. K. Rowling




                  Herkese merhaba. Harry Potter maceram kaldığı yerden devam ediyor. Hemen bitmesin diye araya başka başka kitaplar alarak okuyacağımı söylemiştim. Sırlar Odası biteli üç ya da dört kitap okudum. Üçüncü kitaba geçme zamanım geldi. Bu gece Sırlar Odası filmini de izleyip , okuduğum yarım kitaplardan birini bitirip üçüncü kitaba başlayacağım. Bu arada İnstagram hesabımda fotoğraftaki Harry bebek için bir çekiliş var, katılmak isterseniz beklerim. Yakında bitecek, bayram ertesi kargolarım diye  düşündüğüm için, ben kitabı bitirene kadar devam etsin dedim. 

              Harry Potter ve Felsefe Taşı hakkındaki yazım burada. Bütün seri böyle devam ederse harika olacak. İlk kitabı sevmiştim, bu kitabı daha çok sevdim. 


              Tatil için evde olan Harry için hayat eskisi gibi olmasa da yine çekilmez durumdadır. Hogwarts 'a dönmek için can atarken, Dobby isimli bir ev cini onu okula dönmemesi gerektiği konusunda uyarır. Dönerse bir felaket olacağını söyler. Harry ikna edemeyince de büyü kullanıp başını belaya sokar. Odasına kilitlenen Harry 'i kurtarmak bilin bakalım kimlere düşer ? :))  

             Tatilinin son günlerini çok keyifli geçiren Harry 'nin okula ulaşması epey maceralı olur. Bir süre sonra da Dobby 'nin uyardığı gibi terslikler başlar. Muggle kanı taşıdığı düşünülen öğrencilere saldırılar olur. Kahramanımızın Hogwarts 'taki ikinci yılında çözmesi gereken gizem Sırlar Odası 'dır.  Ron ve Hermione ile dostluklarının sağlamlaştığı, anne ve babasına dair yeni bilgiler edindiği; bir, olmadı iki oturuşta biten, doğal olarak tadı damağımda kalan bir kitap oldu yine. Bir yandan hepsini hunharca okuyup, oh demek istiyorum ; bir yandan da bunca yıl durdun bitmesin hemen diyorum. 






...Harry Potter bir büyücüydü- Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'ndaki ilk yılını henüz tamamlamış bir büyücü. Ve Dursley'ler tatilde onun evlerine dönmesinden mutsuz oluyorlarsa eğer, onların mutsuzluğu Harry'ninkinin yanında hiç kalırdı.


... İlerideki duvarda bir şey parlıyordu. Yavaşça, karanlıkta etrafı kollayarak yaklaştılar. Duvarın iki pencere arasında kalan kısmına, koskoca harflerle, meşalelerin alevinde titreşip duran bir şeyler yazılmıştı.



                    SIRLAR ODASI AÇILDI.


VÂRİSİN DÜŞMANLARI, KENDİNİZİ KOLLAYIN.



... Hogwats'tan önce hiç arkadaşı olmamıştı. Dudley bunun çaresine bakmıştı.



... ''Bize aslında kim olduğumuzu gösteren şey, yeteneklerimizden çok seçimlerimizdir.''





Yedi kitaptan oluşuyor HP serisi.

1. Harry Potter ve Felsefe Taşı

2. Harry Potter ve Sırlar Odası

3. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı

4. Harry Potter ve Ateş Kadehi

5. Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı

6. Harry Potter ve Melez Prens

7. Harry Potter ve Ölüm Yadigârları



Ve ek kitaplar da var.  Onlar da var elimde bitirince bu sene umarım onları da okuyacağım. 

Ozan Beedle'ın Hikâyeleri

Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?

Çağlar Boyu Quidditch 






YAPI KREDİ YAYINLARI

Çeviren: Sevin Okyay
34. Baskı
Eylül 2015
314 Sayfa








Okudum Bitti - 74: Saat Dokuz Buçukta Bilardo || Heinrich Böll





               Herkese merhaba. Okuma hızımın düştüğü şu günlerde, devam eden şenliğe dair bir eylemde bulunamadığım için bir önceki şenliğin kitaplarını yavaş yavaş bloga yazayım en iyisi.  Saat Dokuz Buçukta Bilardo , son anda listeme dahil oldu. Baktım Solgun Ateş bitecek gibi değil , ölmeden önce okunacak kitap listesinden elimde olanlardan birini seçtim. Saat Dokuz Buçukta Bilardo da küçüklüğümden beri annemin kitaplığında duruyordu. Heinrich Böll  ile tanışmam böyle oldu.


            Oldukça farklı bir kitap. 1959 yılında yayınlanmış. Benim okuduğum ülkemizde 1972 yılında basılanıydı. Eski kitapları okumayı seviyorum. Nostaljik kokulu. Kitap bir gün içerisinde geçiyor. Yani ağırlıklı olarak 24 saat içerisinde geçiyor ama geri dönüşlerle uzun bir zamana da yayılıyor. Naziler , nazi olmak isteyenler, istemeyenler... Çeşitli sembollerle, göndermelerle dolu bir kitap.


           Üç kuşak Fahmel ailesi etrafında Alman toplumuna eleştirel bakış atmanızı sağlayacak, ailenin birbiriyle yüzleşmelerini, çatışmalarını okurken kültürel etkilere, toplumsal değerlere de göz atmış olacaksınız. Ara ara tempo düşse de, çok uzun sürmedi okumam. 1972 yılında Nobel Edebiyat Ödülü kazanan yazarın mutlaka başka kitaplarını da okumak istiyorum.





... Komünist miydi? Ne bileyim ben. Olsa bile ne çıkar sanki? Herkes zamanında komünist olmuştur.


... Erdemin olmadığı yerde kötülük kötü sayılmaz. Erdemin de ne olduğunu, bir orospunun bile bazı müşterileri reddettiğini bilene kadar anlayamazsınız.


... İnsanın vicdanı çıkmışsa geride kalan utanmaz bile değildir.


... Dünya ne kadar kötü, yüreği saf olanlar ne kadar azdı. 


... Biz Almanlar  ' Savaşta Öldü ' yerine 'Düşmüş' yazarız mezar taşlarına.


... Kılıç dediğin ayak altına alınmalıdır, ezilmeli oğlum. Ayrıcalıklar da öyle. Bunlar ancak kötülüklere yarar.


... ' En etkili hor görü saygı biçiminde olanı' diye düşündü.




MİLLİYET YAYINLARI

Çeviren: Mehmet Harmancı

Kasım 1972
317 Sayfa





25 Haziran 2016 Cumartesi

Okudum Bitti - 71 : Kadın Yazarlardan Savaş Öyküleri


                  
               Herkese yeniden merhaba. Hazır kahvemi içiyorken,  okunup bekleyen kitaplarımdan biri olan Kadın Yazarlardan Savaş Öyküleri 'ni de buraya yazayım dedim. 
                 

                  Yirmi beş kadın yazardan savaşa dair öyküleri bir araya getirip güzel bir kitap hazırlamış Sevgili Halil Gökhan. Kimileri gerçek savaşlara dair, kimileri kendimizle, kimileri de çevremizdekilerle olan savaşlara dair farklı farklı öyküler. Emin olmamakla birlikte yirmi beş yazarı da ilk defa okumuş oldum. Çok etkilendiğim , sevdiğim öyküler oldu. Zaten ben öykü okumayı çok seviyorum.


Kitap da yer alan yazarlar ve öyküleri şu şekilde :

♥Alana Beril - Armina
♥Anuşka Şahiner - Dönsün Dünya
♥Aycan Türk - Kukla Oynatıcısı Mutlu Sonları Sevmez
♥Aydan Gündüz- Karanlığın Sesi
♥Birsen İnanç - Tüm İnsanlığa Bir Not
♥Candan Selman - Komşu
♥Çiğdem Keskinbıçak - Öykünme
♥Ebru Gökçe - Savaşçı
♥Eda Geven - Teyzemin Doğum Günü 
♥Elif Karaca - Şer
♥Emine Ebru - Savaşın Kıyısında
♥Gülnaz Kızıldağ - Yol Boyu Acıları
♥Gülru Pektaş- Köprüde
♥Hülda Öklem Süloş- Bir Zamanlar Işık ve Rüzgâr
♥Melis Olçum - Sanki
♥Mukadder Kayhan - Mevsimler
♥Nuran Budak Akrei - Bir Dönüm Noktası
♥Özlem Tüm - Savaş
♥Raşel Rakella Asal - Akhilleus ile Panthesileia
♥Selma May- Çanakkale
♥Sıdıka Sarpen Pabuçcu- Vatanım Ne Tarafta
♥Suna Baykam- Kan Çiçeğim
♥Şirin Parkan - Koşu
♥Vuslat Erkmen- Düdük ve Hayalet
♥Zeynep Esra - Efsun Ateş Kül





...'' Hayat işte. Bir gülersin, bir ağlarsın. Bir gün dostsundur sonra bir bakarsın düşman. Çok acılar yaşandı. Ha Rus cephesi, ha Yemen, ha Samatya, ha Kıbrıs. Her yerde savaşın, öfkenin acısı aynı. İnsan, her yerde aynı.''
                 ♥Candan Selman - Komşu



... İnsan kaçarken ne alırdı ki yanına:
Mantık?
Kararlılık?
Vazgeçiş?
Para?
Elbise?
Ayakkabı?
Keşke?
Belki?
Hepsi?
Hiçbiri?
                   ♥Çiğdem Keskinbıçak - Öykünme




... İnsanlarla arası oldum olası iyiydi. Dostluk hayatta en değer verdiği kategori olduğundan, yaşamındaki köklü dostluklar sabit kalmıştı. Ha bir de kedileri, çocukluğundan beri büyük bir aşkla sevdiği kedileri, yanından hiç ayırmadığı şifa topları, onun tüm yaşamı boyunca en belirgin eşlikçileriydi.
                        ♥Ebru Gökçe - Savaşçı



... Leyla, Bosna Savaşı'ndaki birçok kadın gibi ölümden önce tecavüzü de yaşamıştı. En kötüsü de buydu. Düşmanlarına savaşla bir zulmü yaşatmakla kalmayıp ölümden önce işkencenin en beterini de yaşatıyorlardı.
                          ♥Eda Geven - Teyzemin Doğum Günü 



... Hani kaderi ellerindeydi ya, düpedüz yalandı. İnsan doğacağı coğrafyayı, ana-baba- kardeş diyeceği insanı, kimliğini seçemiyordu. Sonrasında seçtikleri: okulu, mesleği, eşi... Kısacası hayatı, tamamen seçemediklerine bağlıydı. Seçti sandıklarını, seçemedikleri dayatıyordu esasında. Kişi ne kadar farklı bir hayat seçerse seçsin, aslı, özü peşini bırakmıyordu.
                           ♥Elif Karaca - Şer



... Bazen binlerce kelimeyle susarız. Dilimiz artık dönmez bir daha.
                          ♥Mukadder Kayhan - Mevsimler



... O gözyaşları, hani o aktığında kadının zayıflığı olarak görülen gözyaşları, onlar gerçekten kadının zayıflığıdır. İçindeki gücün kudretini bilmemek nedeniyle akarlar çünkü. Kadının duyarlı yanı ona hata da yaptırır çünkü. Gücü olan şey aynı zamanda zayıflığıdır. Aşırı şefkat boyun eğmeye, fazla anlayış itaate, masumiyet kolay kandırılmaya, aşk incinmeye neden olur. Bunlara sahip olup zararını görmemek mümkün müdür? Şefkatli olmak ama terk edebilmek, sonsuz anlayışa sahip olmak ama yine de kafa tutabilmek, masumiyetini kaybetmeden inanmak, incinmeden aşık olmak...
                            ♥Şirin Parkan - Koşu






 KAFE KÜLTÜR YAYINLARI

Hazırlayan: Halil Gökhan
256 Sayfa
2014