İKİNCİ ADAM YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İKİNCİ ADAM YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Temmuz 2018 Cumartesi
Okudum Bitti- 98: Karanlık Sabahlar || Erhan Turan
Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı geçtiğimiz aylarda okuduklarımdan. Yaz gelince normalin üstünde tembelleşiyorum. Şu aralar evde misafirler de olunca, hem okuma hızım hem paylaşım isteğim yerlerde sürünüyor.
Erhan Turan'ın sanırım ikinci kitabı. İlk kitabını da göndermişti bana. O kitap benim için bir ilk olarak tarihe geçti. Annem ameliyat olduğu zaman yanımda hastaneye götürmüştüm ve kayboldu. Hem üzüldüm hem dikkatsizliğimden dolayı utandım. Neyse ki imzalı değildi. Yenisini alırım dedim ama araya zaman girince unuttum. Yeni kitabı da göndermek isteyince Erhan Bey'e itiraf edip özür diledim. İçime dert olmuştu. Bu arada kitabı hâlâ almadım. :) Alacağım ama. Dünyanın bütün kitapları benim olsun istediğim için sıra gelmiyor, ne yapayım? :)
Kitabın adı gibi karanlık bir hikaye okudum. Ailesini bir yangında kaybeden Umut'un hüzünlü hikayesi... Karanlık da olsa sabahlar adı gibi 'Umut' da tükenmiyor ama. Hep bir yerlerden düşürülmeye çalışılsa da o inatla yeniden kalkıyor.
Çocukluk aşkı Cansu ve kaybolan kız kardeşinin özlemi de arka fonda hep var. Hayat herkese adil davranmıyor ya, işte Umut'a daha da zalim davranıyor. Halinize şükredin dercesine, edelim elbette. :) Aralara ufak şiirler de serpiştirmiş yazarımız, güzeldi onlar da. Gerçeklerden esinlenerek kaleme alınmış kitap, bence birçok kurgu da öyle zaten.
''Bu hayatta hep kötü insanlar olacak değil ya illa ki iyiler de vardı. Zaten insanlığın ayakta kalmasının tek sebebi bu birkaç avuç iyi insan sayesinde değil miydi?''
''Aşk; her şeyin başı, her şeyin sonu, ya insanı küllerinden doğurup, karanlıktan aydınlığa çıkarır ya da aydınlıktan karanlığa, hem de karanlığın en dibine gömer, hiç çıkmamacasına...''
İKİNCİ ADAM YAYINLARI
1.Baskı 2017
304 Sayfa
7 Nisan 2017 Cuma
Okudum Bitti- 45: Bana İstanbul'u Anlat || Mehmet Pekmezci
Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı yine bir tanışma kitabı. Hem daha önce okumadığım yazarları keşfetmeyi seviyorum hem de Türk yazarları okumayı ihmal etmek istemiyorum. Böyle ikisi bir arada olunca daha da iyi oluyor. İsmi de güzel kitabın Nazım şiirini hatırlattı.
Ege, yıllar önce bir gezi sırasında İstanbul'a gelmiş, şehrin güzelliğini hiç unutamadığı için üniversite eğitimi için buraya gelmiştir. Üniversite hayatında da aradığını bulamadığını, daha doğrusu hayatta pek becerisinin olmadığını düşündüğü için okulu epey boşlar. Varsa yoksa İstanbul. Elinden geldiğince gezer, araştırır aşık olduğu kenti. Mezun olmasına az bir zaman kala hayatının en güzel tesadüfünü yaşar. Ufak bir yalanla başlayan aşkı onu çok sevdiği İstanbul 'undan bile ayrılmak zorunda bırakır.
İstanbul sokaklarında gezmek, vapurdan martılara simit atmak, Büyükada 'da bisiklet sürmek istiyorsanız, hem de oturduğunuz yerden; biraz hayal gücü eşliğinde kitabı okuyun derin. Kolay okunan, hoş bir kitap olmuş.
... O İstanbul'u, bense onu seyrediyordum. Ömrüm boyunca hiçbir kadına, bu kadar uzun soluklu bakmak istememiştim.
... ''Gelecekte bir gün mutlu olacağını bilerek yaşamak, geçmişte mutlu olduğunu bilerek yaşamaktan iyidir.''
... Bir ölümü aniden hatırlamak, hiç unutamamaktan daha çok acı verir insana.
...''İnsan her şeyi mutlu olmak için yapar, bir tek aşk hariç. İnsanoğlunun mutsuz olmasına rağmen sürdürmekte ısrar ettiği tek eylemdir aşk. Ucunda ölüm bile olsa, bile isteye acı çekmektir.''
...''Ömrümde ilk kez İstanbul'a bakar gibi seviyorum. Vapurda martıya simit atar gibi, Boğaz kıyısında rakının üstüne su katar gibi seviyorum.''
... ''Mutluluk, tarih boyunca yalnızca bir kere insanlığa sonsuz bir cömertlikle sunuldu. Fakat Âdem ve Havva; insan soyunun görebileceği en büyük güzellik olan cennette, tek uzak durmaları gereken meyveye dokunup, bunun sonucunda da cennetten kovuldular. Belki de sırf bu yüzden, Âdem ve Havva'dan sonra insan, yaşadığı mutluluk ve güzellikler ne kadar büyük olursa olsun, hep içinde var olan bir korkuyla yaşadı: Kaybetme korkusu!
İnsan sevdi. Sevdikçe kaybetmekten korktu; korktukça daha çok, daha kuvvetli sevdi. Öyle ki bir süre sonra sevdiğini unutup, daha çok korkmaya başladı. Sonra bu sevgi ve korku karmaşasının bir sürü çocukları dünyaya geldi. İlk önce kıskançlık doğdu. İnsan sevdiği için değil korktuğu için kıskandı. Sonra ihtiras, sonra nefret... Öyle çok çocukları oldu ki! Ama nedense hiçbiri sevgiye çekmedi.''
... Ne kadar umut, o kadar hayal kırıklığı demekti.
İKİNCİ ADAM YAYINLARI
1. Baskı Haziran 2016
188 Sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

