YAZ OKUMA ŞENLİĞİ 2016 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAZ OKUMA ŞENLİĞİ 2016 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2016 Pazar

Okudum Bitti - 88 : Benim Uzak Yıldızım | Amie Kaufman & Meagan Spooner






                     Herkese merhaba. Benim Uzak Yıldızım ilk çıktığında da okumaya başlamıştım ama elim bir kahve kazasına kurban gittiği için, yeniden almayı ertelemiştim. İkinci kitap çıkınca hadi artık dedim ve okumaya başladım. Aslında bu yazıyı yazana kadar ikinci kitap da bitti, çaktırmayın. :) 


            Oldukça akıcı, kolay okunan, tatlı bir kitaptı. Bir bölüm Lilac , bir bölüm Tarver şeklinde ilerlemesi de daha hızlı okunmasına katkı sağladı. Aralarda Tarver 'ın sorgulandığı kısa bölümler de vardı. Başlarda epeyce ağır ilerliyordu ama macera sonradan başladı.


           Tarver 18 yaşında bir askerdir,  başarıları sayesinde yaşına rağmen Binbaşı olmuştur. Lilac ise  evrenin en zengin ve nüfuslu bir adamın tek kızıdır. Bir nevi veliaht prenses. :) Uzay gemileri İkarus aniden karşılaştığı bir sorunla düşer ve sadece ikisi kurtulurlar. İndikleri, daha doğrusu düştükleri gezegende çeşitli zorluklara beraber karşı koymak zorunda kalırlar. Açlık, soğuk, fısıltılar, gizemli olaylar. Aralarında ufak kıvılcımlar da oluşur. Daha ne olsun ? :) Okumayan kaldıysa diye daha fazla uzatmadan birkaç alıntıyla veda ediyorum. Üç kitaplık serinin son kitabını da yakın zamanda okumayı hayal ediyorum. İkinci kitap hakkındaki yazım çok yakında buralarda. :)






... Bu millet sıfırdan zengin olanların hikâyelerine bayılırdı. Benim servetimin, göğsümdeki madalyalar oluşu bir şeyi değiştirmiyordu. Ne olursa olsun gazeteler için iyi bir haberdi bu. Ordu iyi görünüyordu, zenginler iyi görünüyordu ve fakirlerin umut edecek bir şeyleri oluyordu. Gördünüz mü? diyordu bütün manşetler, Siz de hızla yükselip servete ve üne kavuşabilirsiniz. Köylü bir delikanlı yapabiliyorsa siz neden yapamayasınız?



... Geri adım atmamı bekliyordu. İkimiz de , bu tanrının bile unuttuğu vahşi gezegende beni tek başıma bırakamayacağını biliyorduk- mesele, bunu kimin önce kabul edeceğiydi. Hödük olabilirdi ama şövalye ruhlu bir hödüktü.



... Arkamdan gelen Lilac tiz bir ses çıkartınca onun karı muhtemelen ilk kez gördüğünü anladım. Kazadan bu yana, bütün hayatının toplamından fazla gerçeklikle karşılaşmıştı.





GO! KİTAP 

Çeeviren: Ebru Sürmeli
1. Baskı 2015
519 Sayfa








19 Ağustos 2016 Cuma

Yaz Okuma Şenliği 2016 || İlk Yarı Durum Raporu








Şenliğin ilk yarısı bitti bile. İşte benim şenlik kapsamında okuyabildiklerim :


2.Kategori (10 puan): Adında çoğul eki almış bir sözcük bulunan bir kitap. 


Kibritleri Çok Seven Küçük Kız - Gaetan Soucy
Can Yayınları
152 Sayfa
Yazısı burada


4.Kategori (10 puan): İnstagram, facebook gibi sosyal medya üzerinden oluşturulan ortak okuma gruplarının şenlik süresince okuduğu bir kitap.
Yalnız burada dikkat edilecek iki nokta bir o kitabın Temmuz, Ağustos ya da Eylül aylarının birinde  okunacak olması, iki bu grupların aynı kitabı okuyacak olması. Yani yazar ayları ya da temalı kitap etkinliklerinde okuduğunuz kitaplar sayılmıyor.
Şenlik katılımcılarına İnstagram üzerinden Kitap Ağacı’nı facebook üzerindenKitap & Film Kulübü’nü önerebilirim. 

Sputnik Sevgilim - Haruki Murakami 
Doğan Kitap
224 Sayfa
Yazısı burada


9.Kategori (10 puan): Ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap listesinden bir kitap.

Budala - Dostoyevski
Timaş Yayınları
704 Sayfa
Yazısı yakında


11.Kategori (10 puan): Kategorilerden bağımsız canınızın istediği bir kitap. 

Harry Potter ve  Azkaban Tutsağı - J. K. Rowling
YKY
395 Sayfa
Yazısı burada


14.Kategori (10 puan): Sanat temalı bir kitap. (Kitabın adında resim, müzik, sinema vb. alana yönelik bir kısım varsa kitap konusuna bakılmaksızın bu kategoriye dahil (Gölgelerin Ressamı, Başucumda Müzik, Ölüm Şarkısı, Şans Müziği  gibi) onun dışında kitabın ana karakterinin sanatçı olduğu ya da yaşamış bir sanatçının otobiyografisi, biyografisi olan eserlerde bu kategoriye dahil.) 

Sinema ve Felsefe - Dücane Cündioğlu
Kapı Yayınları
224 Sayfa
Yazısı yakında


15.Kategori (10 puan): 2016 yılında basılmış bir kitap, yabancı kitapların ülkemizde basılış tarihi dikkate alınacak. Eğer yabancı ülkelerde 2016 yılında basılan bir kitabı o dilde okursanız o da bu kategoriye dahil.

Zümrüt Şelaleleri - Kimberley Freeman
Arkadya Yayınları
472 Sayfa
Yazısı burada



18.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Oğul - Andrej Nikolaidis
Aylak Kitap
100 Sayfa
Yazısı burada 



7 kitap okuduğum için 7o puan

Toplam 2271 sayfa okuduğğum için + 22 puan  ve genel toplam : 92 puan . Otur sıfır :(( 








8 Ağustos 2016 Pazartesi

Okudum Bitti- 84: Kibritleri Çok Seven Küçük Kız || Gaétan Soucy




                   Herkese merhaba. Temmuz ayını kapattığım kitaptı Kibritleri Çok Seven Küçük Kız. Hastanede refakatçi kalırken okurum, incecik, hemen biter dedim ama pek öyle olmadı. Öyle kapağına bakıp sevimli bir kitap okuyacağınızı düşünmeyin. Ben düşündüm, hatta pek yapmam ama almamda kapağının da etkisi vardı. Zor, sarsıcı bir kitaptı.


              Daha ilk cümleden sarsıyor hem de.


... Kardeşimle ben kainatla baş etmek zorunda kaldık, çünkü baba bir sabah, daha gün ağarmadan, ruhunu teslim etti. 

               Babalarını kaybeden, dış dünyadan izole yetiştirilmiş iki küçük kardeşin kasvetli dünyasına sızıyoruz. Kardeşlerden birinin ağzından yazılmış olaylar. Zorba bir babanın kurallarıyla yaşayan , kendi kendine okuduğu kitaplardan bir şeyler öğrenen küçük kardeşin anlatımını güçlendirmek için yazarın tercihiyle imla ve dilbilgisi hataları bolca kullanılmış. Yazarın türettiği kelimeler de mevcut. Fransızca aslından Aysel Bora tarafından çevrilmiş. Emeğine sağlık, zorlu bir çeviri süreci olmuştur. Bu anlamda da benim için ilginç bir okuma oldu. 


               Karanlık gerilim filmleri izlerken, hep bir tedirginlikle beklersiniz ya işte öyle bir okuma oldu  benim için. Kardeşlerin yabani dünyalarına dahil olup, bazı aile sırlarını kısmen öğrenir gibi oldum. Bunu yaparken de alttan alta çeşitli sorgulamalara maruz kaldım. Aile, cinsiyet, hatta din kavramlarına dair sorgulamalar... Biraz kafa karışıklığı, bolca tedirginlik, ürperti, acıma derken bitti. Yazarın anlatımı oldukça farklıydı , ruhuma işkence yaptı resmen. 





... Kardeşimle bana parçalanıp dağılmamamız için emirler gerekliydi, bu bizim yapı taşımızdı. Baba olmadan hiçbir şey yapmasını bilmiyorduk. Kendi kendimize yapabildiklerimiz tereddüt etmekten, var olmaktan, korkmaktan, acı çekmekten ibaretti.



... Anlaşılan yeryüzüne cevaplar almaya gelmemişiz.



... Şu gökkabuğunun altında hiçbir şey mükemmel olmuyor.



... Anlarsınız ya, arkasından başım belaya girer korkusundan tabuttan bahsetmeye cesaret edemedim, çünkü bu konu hakkında epey dersimi almıştım, asılmışın evinde ip kelimesini ağzına almayacaksın.



... Adını koyamadığımız her şeyin fakiri olduğumuz o kadar doğru ki. 





♥CAN YAYINLARI

Çeviren: Aysel Bora
1. Basım Mayıs 2016
152 Sayfa







6 Ağustos 2016 Cumartesi

Okudum Bitti - 83 : Kırık Kalpler Reçetesi || Tom Formaro






                Herkese merhaba. Temmuz ayı okuma açısından verimsiz geçince yeni aya keyifli bir kitapla başlangıç yapayım dedim ve Kırık Kalpler Reçetesi ilaç gibi geldi. 

              Yetenekli, başarılı bir şef olan kahramanımız Dante Palermo tatlı tatlı evlenme planları yaparken , tam da teklif ettiği gün sevgilisi Abby tarafından terk edilir. Bu da yetmezmiş gibi en büyük hayali olan kendi restoranını açacağı sırada ortağı ortadan kaybolur. Tüm açıdan çıkmazda olan Dante depresyona girer. Bu arada keşke ben de depresyona girince onun gibi kilo verseydim. :) 

           Üzgün anlarından birinde yıllar önce ölmüş büyükannesi çıkar sahneye ve kitap boyunca görünmez kahraman olarak mutfakta yer alır. Güzel hikayeleriyle ve öğütleriyle Dante'nin belki de iç sesidir. 

           Dante'nin mutfağı, Sicilya esintileri derken hiç üşenmedim bu sıcakta Gnocchi bile yaptım. Yani okumak güzeldir hem ruhumu hem de evdekilerin karnını doyurdum. :) 


          Dante 'nin hayatını düzene sokma mücadelesine, aşkı sorgulamasına tanık olurken canınız sıkca İtalyan mutfağı yemekleri çekebilir. Kolay keyifle okunan, hem tebessüm ettiren, hem  biraz biraz duygulandıran bir kitaptı. Bu arada ne kadar bilge de olsa benim ölmüş bir yakınım belirip bana akıl verse korkudan ölürdüm o ayrı. :) 


        Yazar hakkındaki yazıları okuyunca kendisi gözümde daha bir değerlendi. Şöyle ki barınaktan evlat edindiği Enzo isminde bir köpeği varmış. ♥♥♥ Şefimiz Dante 'nin de sonradan Roxie isimli tatlı bir köpeği oldu. Yaşasın hayvan severler. İtalyan asıllı olan ailesi de restoran işindeymiş. Üstelik kendi mutfak deneyimlerinden de etkilenmiş.  








... ''Serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin. Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa bugün olmaz. Bütün mesele hazır olmakta.''

''Bu nereden çıktı?'' diye sordu Kuş '
'Hamlet.''



... ''Yalnızca içinde umut olan bir kalp yeniden sevebilir.''



... Ben makarnanın hamurunu yoğururken büyükannem bana, yemek pişirmekle ilgili bilinmesi gereken en önemli şeyin, aynı hayatta olduğu gibi, sevgi olduğunu söyledi. 'Gerçek sevgiyle pişirdiğin sürece,' dedi, 'insanlar yemeklerini sevecekler. Kalbine gelirsek... Zaman zaman kırılacak. Ama umudunu asla kaybetme. Dürüst bir şekilde sevdiğin sürece kalbin iyileşecektir. Ve bir gün, senin sevgini de dürüst bir şekilde kabul edecek insanı bulacaksın.'



... ''Belki de dünyada yanlış olan budur. Belki de yeterince beş yaşında gibi yaşamıyoruzdur. Belki de bu kadar ciddi olmayı bırakmalı ve sihire biraz daha inanmalıyız.''



... ''Kulağa delice geldiğini biliyorum ama denemek zorundayım.''

''L'amore é pazzo,'' dedi Nine Cara, ''aşkın kendisi delice.''





NOVELLA YAYINLARI

Çeviren: Eylül Başak Şen
Haziran 2016
336 Sayfa






9 Temmuz 2016 Cumartesi

Okudum Bitti - 78 : Oğul || Andrej Nikolaidis






                      Herkese merhaba. Bu harika kitap bayram öncesi çok düşünceli, tatlı biri tarafından hediye edilmişti bana. Çok beğendiğini söylediği için elimdekilerin bitmesini beklemeden araya sıkıştırdım. Kısacık ama çok dolu dolu bir kitaptı. Güzel insanlar ve güzel kitaplar iyi ki varlar. 


                      Andrej Nikolaidis Karadağ'ın önde gelen yazarlarındanmış. Sanırım ülkesinden okuduğum ilk ve tek yazar. Bölgedeki demokratikleşme sürecine büyük katkılarını olan önemli bir gazeteci ayrıca. Bu kitabıyla 2011 'de Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü 'nü kazanmış. 


                     Düşündüren, farklı şekilde düşündüren, kalabalık, etkileyici, karmaşık ama aslında çok net; sert ama ruha dokunacak kadar da özel bir kitap oldu benim için. Bu senenin en iyilerinden biri olmaya aday. İyi ki okumuşum, iyi sebep olmuşsun Arzu. :)  Kitabı okumadan önce son kısıma göz atmanız da fayda var. Çok hoş bir fon müziği listesi var.  


                Konusunu merak edenler için tanıtım yazısını da ekleyeyim, bol bol alıntım var zaten. Daha fazla söze gerek yok. 


               Viyanadaki parlak müzik kariyerini terk edip teselliyi camide arayan piyanist Samir, kızlarının pezevenkliğini yapan sığınmacı Kirli Djuro, koyu Hıristiyan bir vaiz, Kosova’dan gelen bir grup cüzamlı mülteci ve daha nicesi tam da Bulgakov’un romanlarından fırlamışçasına tarihin bir yerinde Miguel Cervantes’in de korsanlar tarafından satıldığı Köle Pazarı’nda buluşur…
“Kendimiz varken zaten cezalandırılmamıza gerek yok” demişti ilk romanı Kıyamet’te Nikolaidis. Kıyamet'te "baba"yla giriştiği hesaplaşmaya, Oğul'da devam ediyor ve Lacan’ı da yanına alarak topluma bakıyor.





... İki yıl boyunca düşünebilmekten bile acizdim. Sonra her şey sona erdi. O, burayı terk edip gitti. ''Artık buna katlanamıyorum,'' diye bağırdı ve gitti. 
     Tam o sırada kendimi yatağa atıverdim, daha bir gece önce burada her zamanki riyakârlığımızla birbirimize ''seni seviyorum'' demiştik.


... 'Sıradan insan' denenlerin günlük eylemlerinde kötülüğü aramaya katlanamıyordum artık. Bunun yerine, kötülüğün hoyrat gösterilerini seçtim. Eğer adamın biri otuz kişiyi öldürmüş ve onları evinin altına gömmüşse, bu bana hâlâ , vay canına dedirtiyordu. Ama karşılaştığım insanların günlük kinleri, bastırılmış arzuları ve ucuz hileleriyle uğraşma gücümü yitirmiştim : Ben onlara yok muamelesi yaparken körmüşüm gibi davranan, iyi niyetlerine aldandığımdan emin olan, beni tamamen budala yerine koyan o insanlar.


... İşler ne benim yüzümden aksar, ne de benim sayemde yolunda gider. Ben bir seyirci gibi izlerken kendi seyrinde gelişir olaylar. Yalnızca onlara ayak uydururum.


... Sanırım Gazzali'ydi cennet ıstırap, cehennem hazlar ile çevrilidir, diye yazan. Yaşadığım kasaba, evimin bulunduğu ormanlık tepeden yazın cehennem gibi görünür. Turizm haz ticaretidir ve bir turist kasabasındaki insanlar aslında hazlarla çevrilidir.  Yani Gazzali haklıydı : Cehennemdeyim çünkü hazlar ile çevriliyim. Sartre da haklıydı, cehennem başkalarıdır derken. Onların hazzı benim cehennemim. 


... Ağlamanın tek amacı kendine acımaktır, müthiş bir doyum sunar - ağlamak duygusal mastürbasyonun ardından gelen ıslak bir orgazmdır ağlamak. Kendimize acırız, çünkü bunu yapacak bir başkası yoktur. 


... Aslında biraz daha yakından tanıdığınız anda herkes çekilmez hale gelir. Bu yüzden en güzel kadınlar ressamların tuvallerindedir, orada dış görünüşleriyle sınırlı kalırlar. Güzeldirler ; bilmemiz gereken tek şey budur. Çünkü onların yaşam öyküleri, huy ve davranışlarıyla ilgili her türlü ayrıntı bizi soğutacak, hoşnutluğu tiksintiye çevirecektir. İnci küpeli kızın nasıl koktuğunu hayal edebiliyorum. Avrupa'da o zamanlar banyo yoktu, bu yüzden o dönemin Avrupalı kadınlarını veba mikrobu taşıyıcılarından başka bir şey olarak düşünmek zor. Bu kadın, bildiğimiz kadarıyla bir hizmetçiydi. Onun güzelliğini , bir başka deyişle onun yalanını ölümsüzleştirmeye kararlı ressamın karşısına oturduğunda, ana yemeği çoktan pişirmiş, yerleri fırçalamış ve pazar günü alışverişini tamamlamış olmalıydı. En az üç kere terlemişti muhakkak ve onunla aynı odada bulunmak berbat olmalıydı. Gelgelelim bir müze duvarında görünce onu öpmeyi arzulamayan tek bir erkek çıkmaz.


... Çok kültürlülükten söz etsinler hele. Siyaseten doğruluğa sadece pornografide göz yumulabilir diye düşündüm - gerçek yeri burası. Zaten siyaseten doğruluk doğruluğun pornografisi değil de nedir ? 


... Her şey heba olur gider ve geriye ıstırap dışında bir şey kalmazdı, tıpkı önümde duran gerçeklik gibi, her şey heba olup gitti ve hayatım ıstıraptan başka bir şey değil.


... Bizi bağışlayanlar en zalimce yargılayanlardır.



... Yeterince acıyla, herkes göreceli olarak doğru bir felsefi algıya ulaşabilir, en azından kendi acısıyla ilgili.


... '' Her şey insanların eli altında, dünya ayakları altında ve bilginin tamamı parmakları ucunda, ama dünya cehalet ve önyargıyla yönetilmeye devam ediyor. ''


... '' Kalıyoruz,çünkü burada mutluyuz,'' dedi az önce Tolstoy 'u çürüttüğünün farkına varmadan, ona göre tüm mutlu aileler aynı şekilde mutlu olurlardı.


... Dilencilerin küstahlığı sınır tanımaz. Onlar bizden tekrar tekrar şefkat bekleyen, ama başkalarına hiç şefkat beslemeyen insanlardır. Dünyada kendilerininkinden başka hiçbir talihsizlik yokmuş gibi davranırlar. 


... Kötülüğü etrafında aradığın sürece içindeki kötülüğe kör kalırsın ve her şey insanın içindedir.


... Eğer biri yalnızca bir insan ruhunun tüm karasını, mürekkep balığı gibi sıkıp dışarı püskürtmeyi başarabilseydi, tüm dünya karanlığa gömülürdü.


... Her canlı yaşamından endişe ettiği anda dayanılmaz derecede çıkarcı olur. Ve prensipte en az önemsenenler en çok endişe edenlerdir. Devasız bir hastalığa yakalanıp ölümünden drama yaratmayan tek bir insan yoktur.


... Ölülerle çevrili bir mezarlıkta, kavrayışın kaynağındayızdır. Bir mezarlıkta, yaşam hakkında bilmemiz gereken şeyi, öleceğimizi ilk bakışta öğreniriz.




AYLAK KİTAP

Çeviren: Garo Kargıcı
1. Baskı Ocak 2016
100 Sayfa