21 Ekim 2016 Cuma

Okudum Bitti - 115: Son || Alexandra Oliva






          Herkese merhaba. Gecenin kitabı harika kapağıyla al beni, diye çığlık atan Son. 


      Son zamanlarda yayınevlerimiz coştu, sizce de öyle değil mi ? Ben de bu korkutucu güzellikteki kapağa daha fazla bekle diyemedim ve hemen başladım ve bitirdim. İlk başlarda Beyin Avcıları filmi gibi devam edeceğini düşündüm. Hatta şimdi adını hatırlayamadım bir film daha izlemiştim benzer temalı. Öyle mi devam edecek derken işler ilginçleşmeye başladı. 


      Dış dünyadan soyutlanan bir ortamda, süresi net belli olmayan bir yarışma (KARANLIKTA) için bir araya gelen 12 yarışmacıyı zorlu görevler bekler. Açlıkla, susuzlukla ve barınma sorunlarıyla uğraşırken hepsinin isteği , bir yandan da kendilerine verilen görevleri tamamlayıp büyük ödüle bir adım daha yaklaşmak. Yarışmacıların yeteneklerine ya da mesleklerine göre ünvanları var. İsimleri çok kullanılmıyor. Avcı, Kovboy, Biyolojici, Bankacı, Mühendis, Garson Kız, Asyalı Bebek, Havacı, Siyahi Doktor, Amigo Oğlan, Şeytan Çıkaran ve Zoo.


    Bir yandan yarışmacıların mücadelelerini okurken aralarda da forumlarda yarışma ve yarışmacılar hakkında yazılan yorumları okuyabiliyoruz. Bu kısım eğlenceli geldi bana. 


      Yarışma devam ederken gerçek hayatta işler yolunda gitmez ve büyük bir sorun ortaya çıkar. Yarışmacıların olan bitenden haberleri olmaz. 

     Kitabın genelinde bir anlatıcı olsa da , özel olarak Zoo 'nun peşindeyiz. Güçlü, akıllı bir kadın karakter görmek beni hep sevindiriyor. Zoo 'yu da çok sevdim. Kitaptaki en itici tip tartışmasız Şeytan Çıkaran'dı. Aslında anlatacak çok şey var ama bu kadarı bile fazla oldu. Severek, bir solukta okudum. Güzel bir film izlemiş gibi ama yönetmen koltuğunda okur olarak ben olduğum için çok daha güzeldi. 





... Beni bundan daha kötü hallere sokamazlar herhalde. Böyle bir şeyi ben bilerek seçmiş olamam ama sonuçta buradayım ve sözünün eri bir kadınım ben, pes etmeyeceğime dair söz verdim kendime.




... Ad tenebras dedi. Sadece bu üç sözcük ve bitiş. Tek gereken, yenilgiyi kabul etmek.



...İlk Görev için düzlükte toplanışımızı ve içimde bir nebze korku hissetmeyişimi hatırlıyorum. Aksine mutluydum, heyecanlıydım. O anki duygularım bunlardı, eminim ama şimdi geriye, hani yediğiniz şeyin tadı damağınızda yavaş yavaş silinir gider ya, onun gibi bir şey kalıyor. Tadın kendisi değil hatırası yani. Oysaki o andaki hislerimi yeniden yaşamak istiyorum. Yeniden yaşayabilir miyim bilmek istiyorum.



... Gerçek. Yine çıktı karşıma. Gerçek olmayan gerçeğe ağır bastığında, doğrusu hangisi oluyor? Şu an bunu bilmek dahi istemiyorum.




... Evde beni neyin beklediğini biliyorum ama yine de, ne kadar lütfenim ve belkim varsa hepsiyle yalvarıyorum şimdi. En küçük bir belki'ye bile tutunmuşum çünkü biliyorum ki oraya gitmezsem, bu korkunç dünyada, yerle bir olmuş bu yerkürede var olduğum sürece merak etmeye devam edeceğim.






MARTI YAYINLARI

Çeviren: Cumhur Mısırlıoğlu
Ekim 2016
414 Sayfa






4 yorum:

  1. Kitap kapaklarını çok önemsemezdim.Trendeki Kız kitabını görünce ne kadar önemli olduğunu fark ettim.Bunun da kapağı al beni diyor :)

    YanıtlaSil
  2. Yanıtlar
    1. + 5 vardır, bloga yazma tembelliği var bu sene. :) Sana da maşallah tatlım.

      Sil