3 Ekim 2016 Pazartesi

Okudum Bitti -106 : Parfümün Dansı || Tom Robbins





                Herkese merhaba. Yine uzun süredir okumak istediğim bir kitapla buradayım. Almak bir türlü kısmet olmayınca ben de tatlı bir komşumun kitaplığından ödünç aldım. Hatta alalı çok uzun zaman oldu. Taşınma süreci girdi araya, çok iyi saklamışım zor buldum. Arada kendisine geciktirdiğim için üzüldüğümü söylemiş olsam da siz sakın benim yaptığımı yapmayın. Ödünç aldığınız kitapları en kısa zamanda sahiplerine iade edin. :) 


           Kitap okuduğum en ilginç kitaplardandı. Alobar 'ın krallığında yaşlanmaya başlayan krallar zehirlenerek öldürülür. Alobar saçlarında ilk akları görmeye başladığında ölümün soğuk nefesini hisseder ve kaçmak için elinden geleni yapar. Cariyesi Wren'in de yardımıyla kaçar ve kendisiyle benzer kaderi yaşayan Hintli Kudra ile karşılaşır. Kudra da geleneklerine göre ölen kocasıyla beraber yakılarak öldürülecektir ama devrik kral gibi o da kaçar. Erkek kılığında gezinir. İkisi beraber sonsuz yaşama kavuşmak için Bandaloop 'ların  sırlarını öğrenir ve gezgin olarak yaşama başlarlar. Gezdikleri yerlerde parfümcülük benzeri işler yaparlar ve yolları bir tanrı olan Pan ile kesişir. Pan'ın mutluluk veren flütü etkisini Hristiyanlığın yayılmasıyla yitirmiştir. Yani bir nevi o da devrik bir tanrıdır. :)   

            Üçlü beraber yolculuk etmek ister fakat Pan 'ın dayanılmaz kokusuna bir çare bulmaları gerekir. Ee yarı keçi olunca , dayanılmaz bir kokusu vardır. Bu kitabı okurken bulunduğum yerde bolca keçiler vardı ve rüzgar estikçe arka taraflardan buram buram o koku burnuma doldu. Çok boyutlu bir okuma yapmış oldum. :) Kudra bu kokuyu gizlemek için bir parfüm yapar.

            Bu arada günümüzde de bu kokunun sırrını çözmeye uğraşanlar vardır. (Marcel le Fever, Madam DeValier, Priscilla) Daha fazla uzatmayayım bu sadece uzunca bir özeti oldu. Değişik bir kafayla yazılmış, tam sıkılacağım  neredeyse derken güldüren; ilginç bir kitaptı. Bu kitabı okuduktan sonra pancarlara daha bir sempati duyacaksınız. :) Fotoğrafımdaki kalpler de pancarlara selam niteliğindedir. :) 







...Priscilla, stüdyo denilen türde ufacık bir yerde oturuyordu. Bu tür yerlere ''stüdyo'' denmesinin nedeni, sanatın göz alıcı bir şey sayılması kadar, ressamların çalıştıkları yerde yatıp kalkmaktan hoşlanan  insanlar olduğuna bizi inandırmakla ev sahiplerinin daha çok para kazanabileceği kanısından ötürüdür.



... Ölüm bir ağlama konusu değildi.



...''Biliyor musun, kadınların açtığı yarayı tedavi etmenin yolu yok gibidir. Hani onun ülkesinde bir söz vardır: İnsanın gerisini kaşıması, yüreğini kaşımasından çok daha kolaydır derler.''




... LeFever kuzenler, Naziler Paris'i işgal ettiği sırada küçük çocuktular. Ama yetişkin biri çocukluğunda bir kemiğinin kırılışını nasıl hatırlarsa, onlar da Nazileri öyle hatırlıyorlardı. O iğrenç çatırtıyı, o acıyı, o korkuyu, o hüznü, kanların birden akmasını, insanın birden peri masallarındaki cadılara benzemesini. Belleklerinde bir yaraydı o. Uzak kumlarda canavar çizmelerin çıkardığı bir ayak sesiydi.




... Küçük mucizeleri kabul ettiğimiz zaman kendimizi büyük mucizeleri hayal edebilecek yeterlilikte hissederiz.



... Aşkın en yüce işlevi, sevilen insanı özgün ve yeri doldurulamaz biri yapmasıdır.







AYRINTI YAYINLARI

Çeviren: Belkıs Çorakçı Dişbudak
10. Basım 2005
368 Sayfa





2 yorum:

  1. Değerlendirmenizi okuduktan sonra listeme bu kitabı da ekledim gitti :) merak uyandırıcı bir kitap gerçekten

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz sıkacak gibi olursa sakın bırakmayın. :)

      Sil