23 Ağustos 2016 Salı

Okudum Bitti -87 : Yemin | İki Ateş Arasında Bir Çeçen Doktor || Hasan Bayev




                        Herkese merhaba.  Yine hediye bir kitap okumanın mutluluğu içindeyim. Sevgili Eylem'in okuduğunu görünce, bir Çeçen olarak merak ettiğimi, bir bakınacağımı söylemiştim. Sağ olsun, alma dedi, ikiletmedim almadım. :))  Kitap hakkındaki yazısına bakmak isterseniz şuraya ışınlanabilirsiniz.  Tekrar çok teşekkür ederim, bu anlamlı ve yer yer gözyaşları eşliğinde okuduğum kitap için.

  
                    Çeçenistan 'da yaşanan zulmü , az da olsa görmeyen duymayan yoktur. Elbette bazen ne yazık ki ateş düştüğü yeri yakıyor, yakmaya da devam ediyor. İşte Hasan Bayev o korkunç günleri yaşayan bir doktor olarak yaşadıklarını tüm dünyaya anlatmak için yazmış bu kitabı. 1963 Çeçenistan doğumlu yazar, çocukluğundan itibaren yaşadığı ortamı, geleneklerini de dahil ederek, savaşın öncesi ve sonrasına kadar detaylıca anlatmış. Ülkesinin şanslı insanlarından olduğu gerçeğini görmezden gelmemek mümkün değil. Birçok zorlukla kahramanca mücadele eden bir cerrahın gözünden savaşın salt çirkinliğini, acımasızlığı okumak Çeçen tarihi hakkında birçok kitap okumuş, Çeçenistan 'da yaşanan vahşeti uzaktan da olsa bilen (okuyarak, dinleyerek) beni bile ağlattı. 

                  Keşke savaşlar hiç olmasa, koca koca ülkeler çıkarları için acımadan milyonlarca insanı kırıp geçirmese... Güçlü olanın zayıfı ezdiği, sömürdüğü ve hatta yok etmeye çalıştığı bu dünyada rahat yaşıyor olmak bile başlı başına vicdan azabı sebebi. Kaldı ki ülkemizde de o kadar huzur, rahat yok bile. Kahrolsun tüm zalimler. 








... Savaşta kazanan taraf yoktur.


... Bütün herkes gibi biz de özgürce yaşamak istiyoruz.


... Birkaç kez bombardımanlar sırasında o ve başka bir hemşire beni yere yatırarak ya da duvara yaslayarak kendi vücutlarını bana siper etmişlerdi.
Bu olay ilk kez olduğunda utanarak , ''Ne yapıyorsunuz? '' diye sordum.
 ''Sizi korumamız gerekiyor! '' dedi Rumani.  ''Bizden birkaç tane var; ama siz tek doktorsunuz. ''


... Ben hastalarıma hiçbir zaman sigortalarını sormamıştım.  Çeçenistan' da doktorlar ve hemşireler 1994 yılında Rusya'yla  savaş başladıktan sonra maaşların kesilmesi üzerine hastanede ücretsiz çalışmaya başladılar. Çalışmamızın karşılığında hiçbir şey almıyorduk. Bizim Hipokrat Yemini anlayışımız buydu. Ücretini ödeyebilsinler ya da ödeyemesinler, ister Çeçen tarafından ister Rus  tarafından olsunlar, biz yardıma ihtiyacı olan herkese yardım ederdik.


... Biz sevginin kelimelerle değil hareketlerle gösterildiğine inanırız. Sevgiyi her zaman, sadakat,  aileye ve arkadaşlara destek olarak algılamışımdır; sevgi çocukların eğitimidir; sevgi yaşlılara yardım etmektir.



... Çeçenistan ne zaman ateş altında olsa kadınlar savaşa katılmışlardır, hatta  on dokuzuncu yüzyılda Şamil'in dağdaki sığınağı Rus ordusu tarafından bombalandığında silahlanmışlar bile.


... Delice bakışları olan bir kadın, yanmış bir evden kucağında ölü bir bebekle çıkıverdi. Kamyonlar kasalarında bir yığın cesetle mezarlığa gidiyorlardı.


... Kurşunlar ve şarapneller, generalleri veya politikacıları değil, içlerinde kadınların, çocukların ve yaşlıların da bulunduğu sıradan insanları öldürüyordu.


... Yakınları toplu mezarlarda ya da moloz yığınlarının altında yatan bu insanlar için barış yoktu.




LİTERATÜR YAYINCILIK
Çeviren: Burçe Kaya
1. Baskım Ekim 2004
334 Sayfa