29 Mart 2017 Çarşamba

Okudum Bitti-40: Ölüm Defteri || Kevin Brooks




         Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı yine bir GO! Kitap güzeli : Ölüm Defteri. 


     Grip ve migren izin verseydi bir oturuşta biterdi ama öyle olmadı. Neyse ki şu an her iki sevimsiz durumdan da kurtuldum. Kitap gayet merak uyandırıcı, etkileyici ve hızlı okunacak cinsten.

    Linus bir süredir sokaklarda yaşayan 16 yaşında bir genç. Babası oldukça varlıklı ama o evden kaçıp türlü zorluklarla boğuşarak orada burada yatıp kalmayı tercih etmiş durumda. Bir gün görme engelli gibi davranan bir adama yardım etmeye çalışır ve kendine geldiğinde kaçırılmış ve hapsedilmiş olduğunu fark eder.


                        



   Tam da bu çizimdeki gibi bir kapalı alandadır. Uyandığında tek başınadır ama bulunduğu yerdeki her şey 6 kişi için hazırlanmıştır. Neden kaçırıldığını, kimin kaçırdığını elbette bilmiyordur. Bir süre sonra diğer kurbanlar da gönderilmeye başlanır. Gönderilmek dedim çünkü uzaktan çalıştırılan bir asansör ile baygın ya da yarı baygın ve bağlı halde 5 kişi daha gelir ve kadro tamamlanmış olur. Bir kadın, küçük bir kız çocuğu, yaşlı bir adam, müptela ve oldukça iri yarı bir tip ve kendini beğenmiş şişman bir adam. 

    6 kişinin hayatta kalmak için kurallara uymaları gerekir ama nereye kadar? 
Hepsinin kullanmaları için baş uçlarında birer siyah deri kapaklı defter ve kalem de vardır. Bizim okuduklarımız bu deftere Linus 'un yazdıklarıdır. Arada yukarıdaki fotoğrafta benim de benzerini yaptığım gibi çizimler de var. 

    Sürekli kameralarla gözetlendikleri kapalı bir alanda olmaları beni bile gerdi. Banyo ve tuvalette bile kamera var. O yaşanan belirsizlik zaten resmen ruh emici. Testere filmi gibi, okurken de geren, bitirip düşününce de geren cinstendi. Neredeyse bahsedilen tatları,kokuları alacaktım. 
Devamı olup olmadığını bilmiyorum ama olmalı gibi.



... Kör adam nerede?
Kim bu adam?
Ne istiyor?
Bana ne yapacak?
Ben ne yapacağım?
Bilmiyorum.



... Hiçbir anlamı yok. Bir neden yok.
Kaçırılma olayı değil.
Öyleyse bunun anlamı...
Ne?


... Umursanmamak çok zor.
Seni ağlatmaya yetecek kadar zor.


... Tüm bildiğim bugün günlerden çarşamba da olabilir, pazartesi de perşembe de. Ama dediğim gibi bunun ne önemi var? Pazartesi, salı, çarşamba... Bunlar yalnızca birer kelime, gerçekte hiçbir anlamları yok. Burada yalnızca burası var. Bir gün yalnızca bir gün. Zaman ise şimdiki zaman. Bu kadar.


... Korku bir amaca hizmet eder.
    Yalnızca ürkütücü filmler izlemek veya lunapark trenlerine binmek için orada değildir. Orada olmasının bir nedeni vardır.
  Bizi hayatta tutar.




GO! KİTAP

Çeviren: Hilal Dikmen
297 Sayfa
2017