16 Temmuz 2017 Pazar

Okudum Bitti- 90: Melez || Tuğba Kartalkaya



             
          Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı çıktığı günden beri İnstagram'da görüp merak ettiklerimden Melez. Konusuna şöyle bir bakınca okurum, hatta severim bence dedim. Yanılmadım da. Serinin ilk kitabı. Devamını da merak ediyorum. Yeni yazarlar keşfetmeyi çok seviyorum zaten. Var mı sizin de son zamanlarda ilk defa okuyup, sevdiğiniz yazarlar? 


             Ayça'nın ailesini ziyaret etmek için çıktığı yolculukta kaza geçirmesiyle başlıyor kitap. Biz bu arada Ayça 'yı tanımaya başlıyoruz sevgisiz bir ortamda büyümüş bir kız Ayça. Çocukluğundan beri rüyaları garip ve korkunçtur. En sevdiği insan, teyzesi de uzağa taşınınca büsbütün yalnız hissetmeye başlar. Rüyaları da şiddetini artırır. Hayal mi, gerçek mi, rüya mı karışık haldedir. Artık rüyalarına bir anlam vermesi gerektiğine karar verir. Bu uğurda Türkiye'den Makedonya ve Sırbistan 'a gider. Tolga 'Dan hiç bahsetmedim, sürpriz olsun okuyacaklara. 

       Balkanlar'a uzanan gizemli ve fantastik bir yolculuğa çıkmak hem ilginç hem güzel geldi bana. Kim güvenilir kim değil ben de en az Ayça kadar tereddüt ettim. Daha fazla detay verip heyecanını kaçırmayayım. Devamı için beklemedeyim. :) 






''Rüyalarının onu kötü bir sona sürüklemediğine inanmak istedi. Başka bir şansı da yok gibiydi.''



''Yakında  tüm sorunlarının çözüme ulaşacağına inanıyordu. Oysa insanın en tehlikede olduğu an vakitsizce rahatlama duyduğu andır. ''



''İnsan çaresizlik içindeyken kendisinden beklenmeyen cesareti gösterebilir.''



''Hayatta kalmak için umuduma tutunmak zorundayım. ''



''İnsanlar galiba hep ellerinde olmayan şeylere sahip olduklarında mutlu olacağını sanıyor. Oysa mutluluk bir seçimdir. Çevrene nasıl baktığın, dünyayı nasıl gördüğün, ne hissetmeyi seçtiğindir. Mutsuzluk ise sanırım daha çok bir bağımlılık gibi, mutlu olmayı hayal etsen de bir türlü kurtulamadığın türden.''





FANTASTİK KİTAP


416 Sayfa

2017



15 Temmuz 2017 Cumartesi

Okudum Bitti- 89: Mehmet Akif Ersoy Yarından Da Yakın || Semrin Şahin





            Kitap seven herkese merhaba. Okunanlar kulemi yavaş, hatta çok yavaş da olsa bloga not almaya devam ediyorum. Günün kitabı Alakarga Biyografik Romanlar serisinden Mehmet Akif Ersoy Yarından Da Yakın. 

   Daha önce yine Semrin Şahin tarafından yazılan Ömer Seyfettin Vatan Sevdalısı kitabını okudum. Yazısı için tık tık.  

Ve serinin bir başka kitabı olan Mazlum Alptekin tarafından yazılan Ahmed Arif Bir Mısra Boyunca Maceram 'ı okudum. Yazısı için tık tık. 

       Elimde serinin hepsi yok ama birkaç tanesi daha var. Onları da severek okuyacağımdan eminim. 


          Mehmet Akif Ersoy 'un hayat hikayesini, tatlı bir hikayenin içine saklanmış olarak bulup okuyoruz. Kitap içinde kitap.  Dediğim gibi biyografi okumayı zaten seviyorum, biyografik romanlar da daha bir tatlı oluyor. Daha önce duyduğum, okuduğum şeyleri tekrar okuyup hatırlamak güzeldi. Bence bütün seriyi alın okuyun, sonra en sevdiğiniz çocuğa hediye edin. Harika olur. 





''Akif'in küçük yaşta hem ruhunu hem zihnini yoğuran, onu eğitip yetiştiren babasıydı. Okula başladığı yıl Arapça öğretmeye başlamıştı Akif'e. Safahat'a yıllar sonra, 'Hem babam hem hocamdır; ne biliyorsam kendisinden öğrendim,' diye yazacaktı Akif.''


''17 km uzaklıktaki okuluna yürüyerek gidip gelirdi Akif. Bir gün bu durumunun faekına varıp ona yardım etmek isteyen sınıf arkadaşlarına, 'Ben parasızlıktan değil, sporcu olduğum için yürüyorum,' dedi. Bunu söylediği gün pişman oldu. Eve dönerken kara kara düşünmeye başladı. Yol boyunca kendisiyle çekişti: 'Sen koca Tahir Efendi'nin oğlusun. Yakıştı mı sana sıkışınca yalan söylemek?' 
      O gece uyuyamadı. Sağa döndü, sola döndü. Sabah uykusuzluktan şişmiş gözlerle kalktığında kararını vermişti çoktan. Sırf yalancı çıkmamak için güreş öğrenerek sporcu olacaktı. Güreş hocasına verecek bir şeyi yoktu ama. Buna da bir çözüm buldu. Böylece ilk hocalığı böyle başladı Akif'in.
   Güreş hocasının yanına gidip durumunu anlattı. Hocası elini Akif'in omzuna koydu ve, 'Anlaştık Akif,' dedi. Akif hocasına okuma yazma, hocası da Akif'e güreş öğretecekti. Bir süre sonra okulunda güreşte birinci oldu. Ardından gülle atmaya başladı. İstanbul birinciliği getirdi, gülle atma ona.''


''Geçim sıkıntısına ve annesiyle kız kardeşini açıkta bırakmamak uğruna katlandığı zorluklara karşın Akif, 22 Aralık 1893'te, o zaman Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi adını taşıyan Veteriner Fakültesi'nden birincilikle mezun oldu.''


''İstanbul'da bulunduğu yıllarda memurluğunun yanında çeşitli okullarda kompozisyon dersleri öğretmenliği de yaptı Mehmet Akif. 2. Meşrutiyet'in ilanından sonra devrin ilim ve fikir hayatında önemli yeri olan Sırât-ı Müstakim gazetesinin başyazarlığına geldi.'' 



ALAKARGA YAYINLARI


1. Basım Şubat 2017

92 Sayfa



14 Temmuz 2017 Cuma

Okudum Bitti- 88: Deliryum || Lauren Oliver






   Kitap seven herkese merhaba. Tembel blogger geldi hanım. :) Bu ay sırf bloga yazma konusunda değil okuma konusunda da tembelim. Ayın yarısı geçti o kadar az kitap okudum ki... Hayırlısı olsun, okuyamama günleri de geçer diyor, kendimi avutuyorum. Günün kitabı distopik bir serinin ilk kitabı Deliryum. Pek çok sevdiğim Kitap Eylemi çok sevmişti. Bakın neler yazmış tık tık. Aklımın bir köşesindeydi. İndirimde denk gelince aldım gitti. 


                Aşk olmasa nasıl olurdu sizce? Ya da aşk yasak olsa? Lena 'nın dünyasında böyle. Aşkın lafı bile edilmiyor. Aşkı ortadan kaldırmak için de uygun yaşa gelenlere bir tedavi uygulanıyor. Çünkü onlara göre aşk bir hastalık. Adı da : Amor Deliria Nervosa. Aşk çoğu zaman acıtsa da böyle zorla ortadan kaldırılması hiç hoş değil. Hani aşkla başı hoş olmayan ben bile böyle düşünüyorum. :) Deliria 'ya yakalanların sonu da hiç iyi değil.


          Aşka bakış açılarının ilhamını acaba Platon'dan mı aldılar. Ona göre de böyleymiş ya: ''Aşk , ciddi bir akıl hastalığıdır.''

       Aşk kötülenecekse (hoş bence bu kötülenme sayılmaz, adam haklı) Bukowski gibi zarafetle yapılmalı. Bukowski ve zarafet... Çok tatlı oldu ya. :) 




       Neyse aşksal detaylardan kitaba dönüp son cümlelerimi de yazıp kaçayım. İşte böyle bir ortamda Lena ile Alex 'in yolları kesişir. Yasaklar yasaklansın. :) Lena'dan çok arkadaşı Hana'yı sevdiğimi de söylemeden geçemeyeceğim. Eh ilk kitap olduğu için zurnanın zırt dediği yerde kaldı. Araya başka kitaplar girdi elbette. Yarın ilk işim ikinci kitap Pandemonyum' a başlayacağım. Bir de Allah aşkına o nasıl kapak ya, masum Mehtap ciltli sandı. :) Yumşacık, daha eve ulaşmadan uçları boynunu bükmüştü. Kapağın dokusu olarak buna benzer Martı Yayınları'nın da bir kitabını okumuştum. (Menekşeler Açarken tık tık) O gayet eli yüzü düzgündü. 




'' Öldürücü şeylerin en öldürücüsü: Aşk, ona sahip olduğunuzda da, olmadığınızda da sizi öldürüyor.''


''Kalpler kırılgan şeylerdir. İşte bu yüzden çok dikkatli olmak gerek.''


''Korkusuz bir dünya. İmkânsız.''


''Geçmiş bir yükten ibarettir. İçinizde birikir, taş gibi ağırlaşır.''


''Aşk... İncecik, tek bir kelime, bir bıçak sırtından daha uzun olmayan bir kelime. Kendisi de tam olarak bu zaten. Bir bıçak sırtı, bir jilet. Hayatınızın merkezine giriyor, her şeyi ikiye bölüyor. Önce ve sonra. Dünyanın geri kalanı, iki taraftan birinde kalıyor. '


''Herhâlde bu insanları sevmenin bir parçası. Bazı şeylerden vazgeçmeniz gerekiyor. Bazen sevdiğiniz insanlardan bile vazgeçmeniz gerekiyor.''



ARTEMİS YAYINLARI

Çeviren: Bilge Gündüz
1. Basım Mayıs 2014
492 Sayfa



    

9 Temmuz 2017 Pazar

Okudum Bitti- 87: Şeftali Kokan Bir Aşk || Jodi Lynn Anderson





         Şeftali kokulu, kapakları birbirinden şahane serinin son kitabını da okuyup bitirdim. Ramazan ayı için gayet iyi bir seçim oldu. Yormadı. Migrenli günlerimi aydınlattı. Kokuları epey zaman geçmiş olmasına rağmen duruyor ama rahatsız edecek kadar çok değil. 

       Kolay okunan, sessiz, dingin bir seriydi. Aslında seri kitapları peş peşe okumayı seviyorum ama ilk kitabı okuyalı çok olunca ben de son ikiyi peş peşe okudum bitirdim. Güzeldi. Çok fazla olay yok, öyle muhteşem özgün değil ama naif bir yanı var. Kızların peşinden şeftali bahçesinde gezer gibi okudum, bitirdim. Ve bahçe, ağaç falan bana hep anneannemi hatırlatıyor. :( Çocukluğumu özletiyor. 



     Son kitapta doğal olarak olaylar toparlanıyor. O yüzden bir önceki kitaptan daha iyiydi. Aslında görsel olarak böylesi çok tatlı ama yazar işi tek kitapta da bitirebilirdi. İlk iki kitapta hep Murphy 'i daha çok sevmiştim ama sanki Leeda 'yı da sevdim gibi. Dediğim gibi çok bir olay olmadığı için olanı da ben anlatıp manasız bir iş yapmayayım. Dostluğa, ilk aşklara dair sevimli ama ağır tempolu bir seri okumak istiyorsanız okuyun gitsin. Temposuna laf söylediğime bakmayın hemencecik bitiyor.





''Evi onu sarmalayan bir yorgan olmuştu. Her şeyi iyileştiriyordu.''



'' Her şeyi olan insanların hislerinden neden bu kadar çok kaçtığını merak ediyorum. Sanki ruhlarını boyunlarından kesmişler gibi.''


''Hayatın en güzel zamanları hayal edemediğin zamanlardır.''



NOVELLA DİNAMİK

Çeviren: İnci Doğan
1. Baskı Ocak 2016
284 Sayfa



Okudum Bitti- 86: Şeftali Kokan Sırlar || Jodi Lynn Anderson





                  Kitap seven herkese merhaba. Şeftali serisinin ilk kitabını çıktığı zaman okumuştum. Sonra devam kitaplarını almadım. Öylece kaldı. Sonra çok sevdiğim bir arkadaşımın çekilişinde kitaplar kazanmıştım. İçerisinde bu kitap da olunca artık üçüncü kitabı da alırım diyordum ama o da hediye geldi. Yani toplama bir seri oldu. 

   Şeftali Kokan Bir Yaz hakkındaki yazım için tık tık . 


  İlk kitapta tanıştığımız Murphy, Leeda ve Birdie ile yeniden buluşmak güzeldi. Aradan bana göre uzun bir zaman geçtiği halde unutmamış olmam da sevindirici. :) Kızlarımız bu kitapta büyüyorlar, olgunlaşıyorlar. Hepsi kendi hayatlarını sorguluyor, yaşadıkları sorunlarla yüzleşip aralarındaki bağı koruyacaklar mı işte kitabın olayı bu. :) Bu kitapta baş rolde Leeda var. Hem aile içi durumu hem Rex derken , aslında Leeda'yı çok sevmesem de arada onun için üzülmeden de edemedim. 


       Olaylı, öyle büyük sırlı bir kitap değildi. Sessiz sakin okundu, bitti. İlk kitabı daha çok sevmiş olsam da, seri bitirme sevdasına üçüncüyü de okudum çoktan. Hatta hemen şimdi onun da yazısını paylaşacağım. Çünkü okuyalı epey oldu ben de tembelim. :) 




''Eğer insan bildiği kadarından çok daha fazlasını bildiğine inanırsa, işin sonunda bir geri zekalı durumuna düşüyordu.''


''Murphy her zaman evliliğin insanları birbirine tutsak etmek için toplum tarafından dayatılan bir maskaralık olduğunu düşünürken, kendini yolun kenarında gösterişsiz bir düğünü hayal ederken buldu.''


''Bazen bir şeyleri olduğu şekliyle kabul etmek gerekirdi. Bazen de pes edip vazgeçmek gerekirdi.''


''Neye sahip olduğunuzu onu kaybetmeden asla anlayamazdınız.''




NOVELLA DİNAMİK

Çeviren: Sevan Amiroğlu
1. Baskı Ekim 2015
368 Sayfa

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Okudum Bitti-85: Başkalarının Kederi || Leah Hager Cohen





           Kitap seven herkese merhaba. Yine tembellik çöktü üstüme. Biten kitaplar birikti. Sıcaktan buharlaşmak üzere  olduğum için de kertenkele gibi kıpırdamadan durmaya gayret ediyorum. Bu aralar seri kitapları bitirme planım var. Aralara başka kitaplar alarak. Başkalarının Kederi de arka kapak yazısı yüzünden merak ettiklerimdendi. 

          Kitabın uluslararası prömiyerini 2015 Cannes Film Festivali'nde yapan bir film uyarlaması da var. Birçok ödüle de aday gösterilmiş. Konu ilgi çekici olunca, üstüne de bunlar eklenince çok büyük bir beklenti oluştu bende. Kesin severim, diyordum ama üzülerek söylüyorum pek öyle olmadı. Çok durağan geldi. Filmi bulup izleyemedim ama olsa izlerdim. Belki filmi daha çok severim. :) 



          Konu olarak kasvetli olması normal. Dram zaten. Ama anlatımı sevemedim sanırım. Tam sever gibi olurken koptu, içine alamadı beni. Arka kapak yazısını da paylaşayım belki ilginizi çeker.


Eşinden sır saklamak daima sadakatsizlik midir? Ve de böylesi bir sır nelere mal olur? 
Doğumundan elli yedi saat sonra hayatını kaybeden bebeklerinin yasını tutan Ricky ve John, kendileri ve iki çocukları için yeniden normal bir hayat kurmaya çalışırlar. Bu süreçte hiçbir şey değişmemiş gibi yaparken, evliliklerinde de her şeyin yolunda gittiğini varsayarlar. Yine de bebeğin ölümünün neticesinde, aralarındaki bastırılmış güvensizlikler su üstüne çıkar.

Anne babaları arasındaki gerilimin farkında olan on yaşındaki Biscuit ve on üç yaşındaki Paul da zamanla kendilerinden beklenmeyen davranışlar sergilemeye başlar. Dört aile üyesi üzüntülerini içlerinde yaşamak üzere parçalara bölünüp kendi dünyalarına çekilirken beklenmedik bir misafir gelir ve her insan hayatının parçası olan ancak içinde bizi birbirimize doğru çeken bir güç de barındıran keder denen o hisse daha duyarlı olmaya başladıklarını fark ederler.

“Leah Hager Cohen olağan zorlukları, incelikli trajedileri ve insan ilişkilerinin umulmadık hassasiyetini sergileyen başlıca yazarlardan biri… İçinde barındırdığı derin üzüntülere rağmen, gerçekçi karakterleriyle insanlığı aydınlatan umut verici bir kitap.”

-The New York Times Book Review-
“Cohen’in zengin bir anlatıma sahip bu romanında, yeni doğan bebeğin ölümü Ryrie ailesinin usulca çöküşünü tetikliyor… Etkileyici.”

-More-
“Leah Hager Cohen zorlu konuları tükenmeyen bir sevgi ve anlayışla yazıyor.”

-Tom Perrota, Kalanlar kitabının çoksatan yazarı-
“Muhteşem anlatımıyla Cohen bizi geçmişten geleceğe götürüp tekrar geri getirerek bir ailenin kaybını, acısını ve özlemini ustalıkla inceliyor.”

      
 -Kirkus Reviews





FENİKS KİTAP

Çeviren:  İrem Karay Yücel
384 Sayfa