15 Aralık 2017 Cuma

Okudum Bitti- 169: Anlatsam Geçer mi? || Sıla Gençoğlu





               Şiir seven herkese merhaba, Sıla sevenlere de merhaba ve öpücükler. Sıla'yı çok seviyorum. Duruşunu, şarkılarını, sesini, güzelliğini... Kısaca çok seviyorum işte. O yüzden kitaptan beklentim epey yüksekti. Sevdiğim bir arkadaşım da sağ olsun, alıp fuarda adıma özel imzalatıp yanında başka şahane şeylerle doğum günü hediyesi olarak gönderdi. 

           Birkaç gün açıp bakıp mutlu olmakla yetindim. Çok dayanamadan başladım elbette. En güzel yanı imzalı olmasıydı. Nasılsa Sıla okumaz rahatça söyleyeyim😜: Başka Şarkı isimli şarkısı bile başlı başına kitaptaki bütün şiirlerden daha güzeldi. Belki bana hitap etmedi, belki Sıla olunca, ''Oofff kaç kadeh kırılacak minnoş gönlümde,'' diye düşündüğüm için hayalkırıklığı olmuş olabilir. 









deli

bir sürahi su boşaldı gözlerimden
bir anda mı
bir anda olur mu
yuvalanmışlardı bardak bardak
can kemiğe dayanmıştı

deli zıpkın
deli fişek
deli mermi
deli
sen nerdesin kaç günden beri


soru

daha da kırılmaz kalbim
en fazlası bu
sevdiğim biri öldü benim
cam kırıkları yürüyor içimde
kan sızıyor paçamdan
titriyorum
vücudumda seyrediyor mevsim tahminleri
çok soğuk ve taştan bir kış bu
ne bildiğim bana benziyor
ne sendeki bana
bütün çarelerimi alıp sana gelmek istiyorum
sana saatlerce anlatmak
niye seni sevdiğimi sevmek istiyorum hâlâ
hiç hatırlamıyorum
niye ölmeden ölünebiliyordu burda



yüksek ses

yüksek sesle başkasına nasihat eder gibi anlatıyorum kendime
tedavi ediyorum ince ince
güçlü olduğumu söylerler
gel sen beni bir de gece gör
kafandaki ben nasıl yerle bir olur inanamazsın
beni mumla arasan bulamazsın



DOĞAN KİTAP

15. Baskı Kasım 2017
162 Sayfa





Okudum Bitti- 168: Cennetin Bir'İnci Günü || Süreyya Ülkü Güler




           Kitap seven herkese merhaba. Günün ilk kitabı Süreyya Ülkü Güler'in kaleminden. Kendi hayatından, dünyalar tatlısı kızı İnci'ye dair anılarından oluşan yüreğe dokunan tatlı bir kitap.

              Yazarımızın lise zamanlarından başlıyor yolculuğumuz. İlk aşkın güzelliğini hatırlayıp o zamanları yad etme fırsatı sunuyor biraz da. Gerçi benim ilk aşkım liseden çok önceydi ya hadi neyse. :)  Üniversite günleri, öğrenciliğinin zorlukları, ilk görev yeri Hakkari'de yaşadığı günler, evlilik yolundaki adımları... Bu arada akrabalarından yediği darbeleri bir bir dile getirip içini dökmüş olmasına da sevindim. Her ailede oluyor demek ki düşmandan beter akrabalar. Sırf bu konudaki yaralarımı anlatmak için bir kitap yazmak isterdim ama içimi döksem +25 yaş sınırına uygun olurdu...

         Ve asıl önemli olan ise güzel kızları İnci'ye kavuşmalarını ve sonrasını anlatıyor Süreyya Hanım tüm içtenliğiyle. Doğana kadar Down Sendromlu olduğunu bilmedikleri İnci'nin hayatlarına katılmasıyla yaşadıkları, hazırsızlıktan, bilememekten kaynaklanan zorlukları ve İnci'nin kattıkları güzellikleri hayranlıkla okudum. Her iyi anne, kendi doğurmuş olsun ya da olmasın kahraman zaten bence. Ama bazıları kelimenin tam anlamıyla süper kahraman. 






''Bazen öyle bir cümle kurulur ki, dünyanın en hisli aşk şarkılarından, en tutkulu cümlelerinden daha çok okşar kalbinizi. İçinde aşk var deseniz olmaz, yok deseniz haksızlık olur...''


''Eve dönünce bir kez daha anladım, biz onlarda olan çok değerli bir şeyi, insanlığımızı yitireli çok olmuştu. Hâlâ kapımıza gelen herkesi hırsız, dilenen herkesi dolandırıcı sanıyor, evimize gelene sofralar kurmaya üşeniyorduk. Sadece kendimiz gibi olanı beğenir olmuştuk. Biz ki arabadan inince az önce kilitlediğimiz kapıyı tekrar tekrar kontrol eden insanlarız, anahtara bile güvenmeyiz yani...
    Uzun lafın kısası, sen bana çok şey kattın Hakkari. Her şey için çok teşekkür ederim.''


''Kimseye söylemeyin diye tembihleyenler var, onları duyunca çok üzülüyorum. Evladımın nesini saklamalıyım ki? Utanılacak nesi var İnci'min? ''



''Çöp toplama arabasının şoförü akşama eve geldiğinde mutluysa, benim gözümde en güzel işe o sahipti. Öte yandan bir doktor, ona muhtaç olan hastasının kalbini kırıyorsa o kadar yıl hiç okumasa daha iyiydi.''



''Herkes hayata kendi penceresinden bakıyor işte. Kimi çekmece karıştıran çocuğuna bağırıp çağırırken, ben İnci kendi başına gidemediği için onu alıp çekmecenin önüne oturtuyorum. İnci onlarla oynamak istediğinde bir köşede oturup kalmasın diye, misafirliğe gittiğimiz evin büyükleriyle değil, çocuklarıyla vakit geçiriyorum. Hep birlikte saklambaç oynuyoruz. Bazılarının hiç susmuyor diye yakındığı çocukları var, benimse on buçuk aylıkken, 'Böbö,' dediği için bayram ettiğim bir kızım...''




ARKADYA YAYINLARI

1. Baskı Ekim 2017
470 Sayfa



          

14 Aralık 2017 Perşembe

Okudum Bitti- 167: Puşkin Tepeleri || Sergey Dovlatov




                   Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı Sabit Fikir 2016 listesinde görüp aldığım ama okumayı bir süredir ertelediğim Puşkin Tepeleri. 

             Yaşadığı şehirde işleri yolunda gitmeyen, yazdıklarını bastırmayı başaramayan, bu arada da kendini alkole veren Boris Alihanov'un hem tüm bunlardan uzaklaşmak hem de para kazanmak için Puşkin Tepeleri'nde tur rehberliği yapmaya başlamasının hikayesi. 

        Dovlatov'u ilk defa okudum. Bavul kitabını da ilk fırsatta alacağım. Yazar, Pskov yakınlarında Mihaylovskoye'deki Puşkin Tepesi Milli Parkı'nda tur rehberliği yapmış. Kızı, Puşkin Tepeleri için ''babamın en şahsi romanı'' demiş. Detaylar için bakınız kitaptaki yazar hakkındaki bilgi kısmı. Yani kitabı okurken roman gibi değil de otobiyografi gibi düşündüm, otobiyografik roman olsa da. Çok sevdim. Akıcı bir anlatımı var, çeviri kitap okuyor hissi vermiyor. Konu eğlenceli olmasa da keyifle okudum. Döneminin şartları, aşka, evliliğe bakış ve Puşkin sevgisi de var elbette. Edebiyat eleştirmeni Andrey Aryev tarafından yazılan son söz de baklava üstü dondurma gibi bir bitiş olmuş.




'' Kapının yanına oturdum. Bir dakika sonra kocaman keçe favorili garson göründü:

'Ne istemiştiniz?'
'Herkesin iyi niyetli, alçakgönüllü ve nazik olmasını istiyorum,' dedim.''



''Neyiniz var? Kıpkırmızı olmuşsunuz.''
''İnanın, sadece dışım kızıl. İçim anayasal demokrattır.''



''Puşkin, kadınların peşinde koşuyordu. Dostoyevski, kendini kumara kaptırıyordu. Yesenin içki âlemlerinde geziyor ve lokantalarda kavga ediyordu. Erdemlerle aynı ölçüde kusurlar da dâhilere özgü şeylerdi...''


''Bütün düşüncesiz erkekler gibi ben de çok kötü kalpli bir adamdım.''



''Aslında, aşkın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum bile. Herhangi bir ölçüt yok elimde. Talihsiz aşkı daha iyi anlıyorum. Ama eğer her şey normalse? Bence bu durum insanı kuşkuya düşürür. Normal hissetmekte bir hile, bir tuzak var. Yine de daha korkuncu var: Kargaşa.''



''Zoraki ahlak, doğa güçlerine meydan okumaktır.''



''Başkasının dilinde kişiliğimizin yüzde seksenini yitiriyoruz. Şaka yapma, dalga geçme, yeteneğimizi kaybediyoruz.''



'' 'Bir daha buluşacak mıyız?'
'Evet... Eğer bizi seviyorsan...'
  Nerede buluşacağız diye sormadım bile. Bunun önemi yoktu. Belki cennette. Çünkü cennet, buluşma yeriydi. Başka da bir şey değildi. Bir yakınınla buluşabileceğin ortak bir hücre...''



''Taş mağaralarda elmasın hesabı yapılmaz!''




JAGUAR KİTAP

Çeivren: Ayşe Hacıhasanoğlu
1. Baskı Eylül 2016
142 Sayfa


13 Aralık 2017 Çarşamba

Okudum Bitti- 166: Öldüm Çık || Perihan Gün





              Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı Koridor Yayınları'nın son dönem çıkanlarından. Yazarı Perihan Gün sosyal medyada epey biliniyormuş. @perizekalıyım kullanıcı adıyla. Ben ilk defa duydum, o da benim cahilliğim. Okumadan İnstagram hesabına şöyle bir bakındım. Çünkü kitabı açar açmaz şöyle yazıyordu: ''Bu kitapta anlatılanlar, gerçek bir hikayeden esinlenilerek yazılmıştır.'' Ne kadarı kurgu merak etmiyor değilim.

         Kardeş gibi gördüğü Tuana'nın kaybını ben de kalbimde hissettim. Sevdiği birilerini kaybeden herkese sabır dilerim. Tüm bu zor günlerinde uzakta da olsa Perihan'ın en büyük dayanağı Yağız'dır. Uzun zamandır birbirlerinin hayatlarında olmalarına rağmen hiç konuşup, görüşmeyen çiftimizin durumunu aslında hiç yadırgamadım. Hani olur ya bazen, hiç yüz yüze görmediğiniz birileri her an yanınızda olanlardan çok daha yakın olur. Onlarınki de öyle başlayıp öyle ilerleyen bir ilişki. Sonu mu? Merak ediyorsanız okuyun canım. :) 




'' Yenidoğan Ünitesi dışında, insana iyi gelen hiçbir yeri yoktur hastanelerin. Berbat ilaç kokusu, mutsuz insanlar, endişeli bakışlar ve tedirgin bekleyişler. Üstelik gecesi, gündüzünden daha zordur!''



'' 'Dünyanın en zor şeyi nedir?' diye sorsalar, 'Öylece durup beklemek,' diyebilirim çünkü gerçek bir çaresizlik, yapabilecek şeyler olduğu halde yapamamak değil, YAPACAK HİÇBİR ŞEYİN OLMAYIŞIDIR!''



''İnsan bir mezarın yanı başında uyuyakalır mıydı hiç? Umarım hiç kimse orda uyuyakalmamıştır daha önce.''



''Sevilmeyi unuttuğunuz oldu mu? Ya da şöyle sorayım; sevilmeyi unuttuğunuzu fark ettiğiniz oldu mu? ''



''Öyle inandım ki. Allah'a dualar ettim 'alma yanı başımdan' diye. Ne yaşayacaksak yan yana yaşayalım, bir gün öleceksek yan yana ölelim, güleceksek aynı anda... Ona bir şey olacaksa bana olsun diyebilecek kadar gözün karardı mı hiç? Umarım olmamıştır. Umarım bundan sonra olmaz. Sevincini sevincin, üzüntüsünü kendi derdin bildiğin, oturup her yarasından, her kırığından öpmek istediğin birini kaybettin mi? Umarım kaybetmezsin.''



''Seni almak için kapı önünde sigara içerek sabırsızlanan bir bekleyenin yoksa eğer, gittiğin yolların hiçbir değeri kalmıyormuş meğer... 'Neredesin?' diye soracak kimsem olmadığında anladım.''



''Söylemek istediğim tek şey var: Bir, Beşiktaş üç yıldız olmadan, bir de sana mercimek çorbası  yapmadan ölmek istemiyorum.''




KORİDOR YAYINLARI

296 Sayfa
2017



11 Aralık 2017 Pazartesi

Okudum Bitti- 165: Spiritus | Ruhlar Dünyası || Ruhlar Dünyası || Aynur Başkan




        Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı Spiritus serisinin ikinci kitabı. İlk kitap Ateşten Hançer'i de kısa zaman önce okuyup paylaşmıştım. Hakkındaki yazım için tık tık

      Ruhlar Dünyası'nı da Ateşten Hançer gibi çok sevdim. İlk kitap tanışma kitabım olduğu için belki de bir tık daha çok sevdim ama bu kitabı da heyecanla okudum. Türk yazarlardan böyle güzellikler görmek beni mutlu ediyor.  Üstelik karakterler de Türk, mekan da yerli: İstanbul 'un arka sokaklarında Spiritus avına çıkıyorsunuz mesela. Daha çok karakterle daha maceralı bir kitaba hazır olun. Temposu düşmeden ilk kitapta eksik kalan her şey bir sonuca bağlanıyor.  

             


         
        Selim'i de , Neval'i de çok sevdim. Ama en sevdiğim Mühendis oldu. Süleyman Turan'ı bilir misiniz bilmem, işte onun daha genç halleri canlandı gözümde. İhtiyar'ın hikayesi de gelecekmiş, çok beklemeyiz umarım. Bu arada buraya kadar okuduysanız aşağıdaki ikinci alıntının şerefine Sen Benden Gittin Gideli şarkısını dinler misiniz? Edip Akbayram söylesin bence. 




''Hayatımıza giren herkesin, hayatımızda bir rolü vardır. Hiç kimse kimsenin hayatına sebepsiz yere girmez.''


''Hayatında değer verdiğin birini kaybettiğinde, o hayat artık öylesine ağır gelir ki, hissettiğimiz yorgunluk işte bu yüzdendir.''




ARUNAS YAYINLARI

1. Baskı Ekim 2017
382 Sayfa


9 Aralık 2017 Cumartesi

Okudum Bitti- 164: Mutlu Prens || Oscar Wilde




                     Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı Modern Klasikler Dizisi'nden Mutlu Prens. Daha önce OScar Wilde'ın Bütün Masallar, Bütün Öyküler kitabını okumuştum. Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'nden. Yazısı burada. Modern Klasikler'i yavaş yavaş alıyorken çok sevdiğim Mutlu Prens masalı da olsun dedim. Severek , tekrar okudum.


       Kitapta yer alan masallar:

Mutlu Prens
Harika Fişek
Bencil Dev
Bülbül ve Gül
Vefalı Dost

         Oscar Wilde masallarının hedef kitlesini ''yediden yetmişe çocuk ruhlu insanlar, şaşırma ve sevinme gibi çocuksu yetilerini koruyanlar'' olarak açıklamış. Yani benden bahsetmiş. :)) O yüzden Oscar Wilde 'ın masallarını ve hikayelerini çok severek okudum, okuyorum. 



''Nereyi seversen orası senin dünyandır...''


''Aşkın modası geçti artık, şairler öldürdü aşkı. Aşk hakkında o kadar çok şey yazdılar ki, kimse onlara inanmaz oldu...''
*Harika Fişek


''Ah, nasıl da küçük şeylere bağlı aşk!''
*Bülbül ve Gül


''Aşk iyi güzel de, dostluk çok daha yüce bir şey. Doğrusunu isterseniz, bence bu dünyada vefalı bir dost kadar soylu ve az bulunan bir şey yoktur.''
* Vefalı Dost




TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

Çeviren: Roza Hakmen
                  Fatih Özgüven

2. Baskı Temmuz 2017
50 Sayfa



5 Aralık 2017 Salı

Okudum Bitti- 163: Ve Bir Americano || Gülay Hüseynova




           Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı Gülay Hüseynova 'dan Ve Bir Americano. Bir oturuşta okunan kitaplardan oldu. Benim için bir yatışta diyelim. :)  Malum yatar-okur olduğum için. 




        ''Ve bir Americano.. bitti derken başlayan, başladı  derken biten bir aşkın hikayesidir; umudun eksilmediği..''

       Tam da böyle denildiği gibi. Yaya 'nın bitişi başlangıcı iç içe olan aşkının eğlenceli anlatımını okumak keyifliydi. Zaten dediğim gibi hoop bir yatışta okudum. İllüstrasyonlarla zenginleştirilmiş. Word sayfası görünümlü kısımlarda Yaya'nın yazdığı kitap taslağını da okuma şansımız oluyor. Yaya ve arkadaşı Sofi ile pijamalarla oturup dertleşiyormuşuz, aşk yaralarımızı ortaya döküyormuşuz gibi okudum. 

      Bu arada 'Pistanthrophobia' da geçmişteki kötü tecrübeler yüzünden yeni insanlara güvenememe korkusuymuş. Eh oluyor o kadar, sonuçta hangimiz sevmedik çılgınlar gibi? :) Son sayfada da güzel bir müzik listesi var. Son üç şarkı benim de çok sevdiklerimden. 

Erkin Koray - Seni Her Gördüğümde
Ahmet Kaya - Vakit Tamam
Mehmet Erdem- Hep Sonradan 




''Aşk müdahale edilemez bir hastalık. Tek doktoru da insanın kendisi. Geçmesini beklemekten başka çaremiz yok...''


''Ne garip, bazen bir rüya aylarca kendinden sakladığın gerçeği bir tokat gibi yüzüne vurur. Anlarsın ki sen onu çok özlemişsindir.'' 



''İnsan âşık olunca gerçekten de komik oluyor. Saçmalığın dibine vuruyor iyice.''



'' 'Kendine iyi bak' nasıl ağır bir cümle. Belki de gerçek bir veda sözcüğü.''



''Gerçi aşkta zafer diye bir şey de yok ki. Bugün kazandığını yarın çok kolayca kaybedebilirsin.''



''Üzülüyordum. İnsanlar birbirini kolayca aldatıyor, kolayca ihanet ediyorlar.''



''Her şeyin başı güven duygusuymuş. Güven bir kere bitti mi, sevgi de, aşk da orada müsade isteyip gider. Hiç fark etmez, az mı sevmiştin, çok mu. Öyle bir biter ki o aşk, kendin bile hayret edersin yüreğinin gücüne.''



''Seni üzen insanları ilk  sen terk edeceksin, abi! Yok öyle ikinci şans, mikinci şans diye bir şey. İlkinde yaralayan, ikincide öldürür, o kadar!''



''Metehan da bir nevi Marlboro'nun R'si gibiydi bende. Her ne kadar yoksa, bir o kadar da derinlerde bir yerlerde vardı aslında.''




''Kusursuz kasları vardı. İnsanın içten içe güven duyacağı omuzları vardı. 'Ben seni bir ömür bırakmam, sen yeter ki bana sarıl' türünden...''



''Keşke kimse üzülmeden, yıpranmadan, kahrolmadan direkt doğru kişiyle karşılaşsa. Sevincini de, kederini de aynı kişiyle paylaşsa. Güzel olmaz mıydı?''





MARTI YAYINLARI


1. Baskı Ekim 2017

240 Sayfa


          





2 Aralık 2017 Cumartesi

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Okudum Bitti- 162: Spiritus | Ateşten Hançer || Aynur Başkan




               Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı beni şaşırtan kitaplardan biri. Bir süredir görüyordum ama okuma listeme yeni girdi. Serinin ikinci kitabı da sırada bekliyor. Korku filmlerinde olduğu gibi , yerli yapımlar beni daha korkutuyor, tedirgin ediyor en azından. 

        Kitaba  başlarken de kesin korkacağım diye düşündüm ama korkudan ziyade keyifle okudum. Gayet akıcı, merak uyandıran, hoş bir kitap. Türk bir yazardan keyifli bir fantastik bir kitap okumak beni çok mutlu etti. 

     Spiritus denen varlıklarla küçük yaştan beri mücadele eden Selim'in hikayesini iki oturuşta okudum. Çocukken kendince oynadığını zannetiği 'canavarlarla' olan savaşı geçen zamanla daha da çetinleşir. Çok da heyecanlı bir yerde bitti. Devamını en kısa zamanda okuyacağım. Çok fazla detay vermek istemiyorum, okursanız bence seversiniz. :)




''Mırıldanır gibi, 'Spiritus...' dedi, demek adları buydu. Onlara artık yaratık veya canavar demesine gerek kalmamıştı.''



''Spiritus... 'Nefes' veya 'ruh' anlamında...'' 



''Alışırsın, alışırsın! Alışamayacağını düşündüğüne alışır, unutamayacağını  söylediğini unutur, yaşayamayacağını zannettiğini yaşarsın.''



''Biz insanoğlu olarak çevremizdeki her zayıflığı kullanmaya, o zayıflığın her santiminden faydalanmaya alışmış açgözlü canlılarız. Yeter ki kendimizden daha güçsüz birini bulalım, bak nasıl sömürüyoruz!''



PORTAKAL KİTAP

1. Baskı Mart 2016
220 Sayfa





1 Aralık 2017 Cuma

Okudum Bitti- 161: İyi Adam || Federico Axat




           Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı Domingo Yayınları'ndan. Kitabı elime alınca bırakamadım. Okumaya başlamadan kitabın kapağının dokusuna bayıldım. Kadife gibi yumuşacık. Okşama isteği uyandırıyor, kedi gibi. :) 

         Son zamanlarda okuduğum güzel kitaplardan biri oldu İyi Adam. Kurgu çok güzel, anlatım çok iyi. Merakla, büyük bir keyifle okudum. Arka kapakta  ''Yakında beyaz perdeye aktarılacak,'' diyor. Çok güzel olacağını düşünüyorum.



       Ted'in güzel bir hayatı var. Eşi, işi, çocukları... Buna rağmen intihar etmek üzeredir. Planları yapar, tam intihar edeceği gün gizemli bir adam çok iyi bir teklifle kapısını çalar. Ondan sonrası zaten bolca kafa karışıklığı. Tam kafamda bir şeyler netleştirmişken yine kafamı karıştıran bir şekilde ilerledi. Hatta bitirdikten sonra da kafa karışıklığım devam etti. Kafamda tilkiler değil fareler dolanıyor. :) 






''İnsan zihni sihirli bir kutu... Bir sürü numarası var. Ne yapıp ediyor, seni uyarmanın bir yolunu buluyor. Sana çıkış yolu da gösteriyor. Bir kapı...''



''Rüyalarımın gerçekleşmeyeceğini bilecek kadar yaşlı, onları unutmayacak kadar gencim...'' 




DOMİNGO YAYINLARI

Çeviren: Mehmet Gürsel
Ağustos 2017
378 Sayfa









         

30 Kasım 2017 Perşembe

Okudum Bitti- 160: Bitirgen || Figen Şakacı




              Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı epeydir merak ettiklerimden. Bitirgen'i uzun süredir almak istiyordum ama hep erteledim. Serinin diğer iki kitabıyla beraber aldım. Peş peşe okuyacaktım ama vazgeçtim. Her ay bir tane okuyacağım. Aralık ayında Pala Hayriye ile devam edeceğim.

              Küçük bir kızın kâh eğlenceli kâh hüzünlü hikayesini onun yazdığı günlük sayesinde öğreniyoruz. Babası kızına 'Bitirgenim' diyor. Tatlı bir kayısı cinsiymiş. İlk defa duydum. Tatlı kızımız da günlüğüne çoğumuzun yaptığı gibi 'Sevgili Günlük' diye hitap etmiyor. O da günlüğüne 'Bitirgen' diyor. Yaşadıklarını tüm samimiyetiyle günlüğüne yazıyor Bitirgen. Evde, okulda başına gelenler, tatil anıları, komşuluk ilişkileri, darbenin gölgesinde yaşananlar... Aşkla, ölümle tanışması, başına gelen kötü bir olay; hepsi gerçekten küçük bir kızın günlüğüymüş gibi samimi, hoş bir dille anlatılmış. Bolca da anne özlü sözü içeriyor. Ama biraz müstehcence. :)




''Babama Bitirgen ne demek diye sordum; meğer küçük ve şeker gibi tatlı kayısıymış. Ben de küçük ve şeker olduğum için onun Bitirgeniymişim. Ne güzel değil mi? Çok sevdim. Bence sana da çok yakıştı bu isim.''



''Bence hiçbir zaman evlenmemeli Müjde abla, hiçbir erkeğin kölesi olmamalı. Ben de olmayacağım, dün pazara giderken anneme de bu kararımı söyledim; büyük konuşma, tatmayanın tadası, tadanın da kusası gelir dedi. Neyi diye sordum ama evlenince anlarmışım. Doğru dürüst anlatsana bir kerecik olsun deyince de, her bok anlatılmaz yolun ortasında diye kolumu sündürdü.''



''Kabuslar olmasa da hep rüya aleminde yaşasam ne güzel olur değil mi?''



''Zaman, eti kemik geçmiyordu artık, rüyalara yüz vermiyordu nicedir, büyümek hem büyülü hem buhranlı bir şeymiş meğer. Bulutu gördün mü yağmura hazırlanmak demekmiş, kaçışlara açılan bir saçak altı, yolculamalara hazır bir durakmış.''





İLETİŞİM YAYINLARI

2. Baskı 2016
100 Sayfa



28 Kasım 2017 Salı

Okudum Bitti-159: Kâbus || Jeff Gunhus





             Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı Arkadya Polisiye'nin son güzeli. Tanıtım videosunu, ürkütücü kapağını gördüğümden beri merakla bekliyordum. Elimdeki yarımlardan biri bitince bir gece ansızın başladım. Gerçek üstü bir dünyada buldum kendimi. İki gece de okurken elektrik kesildi ki sormayın gitsin. :) 

            John ailesiyle birlikte geçmişinden kaçıp huzur bulmak için sakin bir kasabaya yerleşir. Yeni başlangıçlar her zaman mutluluk getirmez, değil mi ama? Tremont ailesi için de kelimenin tam manasıyla 'kabus' başlar. Küçük kızları ortadan kaybolur. Üstelik oklar John'u göstermektedir. Sarah'ın başına neler geldiğini öğrenmek için okuyun. Konuya daha fazla değinemeyeceğim. Zaten başlar başlamaz büyüsüne kapılacaksınız.  

         Birçok detay, bir sürü karakter var. Ama öyle güzel, öyle akıcı anlatılmış ki kaptırıp gidiyorsunuz. Neler neler yok ki: Kızılderili efsaneleri, gizemli mağaralar, doğaüstü olaylar, cinayetler, bitmeyen merak unsuru... Serinin ikinci kitabı da çevirideymiş. Heyecanla bekliyorum. Ama öyle yarım kalmışlık hissi ile değil. Hani bazı filmlerde de olur ya, tam bitti derken şeytani bir göz kırpma yakalanır, hıh işte tam da öyle. Yazar biz okurlar için tatlı bir teşekkür yazısı yazmış.





''Duyyo musun beni Jack? İblisi tek başına durduramazsın. O yüzden hiç kalkışma.''


''Ölümün kendine has bir programı vardı ve ayrım gözetmiyordu...''


''İnsanlar görmek istediklerini görüyor. İnanmak istediklerine inanıyor. Eğer imkânsız bir duruma tanık olurlarsa da beyinleri devreye girip gerekli ayarlamaları yapıyor.''




ARKADYA YAYINLARI

Çeviren: Kader Ay
1. Baskı Kasım 2017
568 Sayfa



26 Kasım 2017 Pazar

Okudum Bitti- 158: Kadınların Hınzır Bilgeliği || Michelle Lovric




                  Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı ara ara aç oku kitaplarından. Bu ay içerisinde okuduğum kitaplara eşlik etti. Çeşitli kulvarlardan tanınmış kadınların, farklı konulardaki sözlerini içeriyor. Severek okudum.






''İçimde engel olamadığım tatlı bir terbiyesiz var.''
MARY RUSSELL MITFORD


''Hayat hiç adil değil. Orgazm da.''
SUSAN SARANDON


''İnsanlar ne zaman 'duygusal olmamalıyız' dese, anlayın ki zalimce bir şey yapmak üzereler. Bir de üstüne 'gerçekçi olalım' derlerse, bilin ki yaptıkları şeyden para kazanacaklardır.''
BRIGID BROPHY


''Tecrübe: saçınız döküldükten sonra hayatın size verdiği tarak.''
JUDITH STERN


''Âşık, sarhoş ya da seçim yarışında olan birini söylediklerinden sorumlu tutmak anlamsız.''
SHIRLEY MACLAINE


''Olmasalardı daha iyi olurdu dediğim dört şey: aşk, merak, çiller ve şüphe.''
DOROTHY PARKER


''Gençliğin en büyük mutluluklarından biri kötülükten bihaber olmaktır.''
LADY MARY WORTLEY MONTAGU



''Aşk uçar, can sıkıntısı kalır.''
COCO CHANEL


''Şiddetli aşk çoğu zaman şiddetli ıstırapla akrabadır.''
FRANCES ELLEN WATKINS HARPER


''Alışveriş yapmak seksten iyidir. En azından memnun kalmadığınızda aldığınız ürünü beğendiğiniz başka bir şeyle değiştirebiliyorsunuz.''
ADRIENNE E. GUSOFF



''Gerçekten abayı yakmanın (bir kadına, erkeğe ya da şehre) işareti şudur: Önce âşık olursunuz, sonra nedenlerini ararsınız.''
SHANA ALEXANDER


''Evlilikte mutluluk tamamen şans işidir.''
JANE AUSTEN


''Olur da bir yerde evlendiğimi duyarsanız, tokadı basın bana.''
ELIZABETH TAYLOR


''Kırık bir kalp yüzünden ölmezsiniz, sadece ölmüş olmayı istersiniz.''
MARILYN PETERSON


''Silaha karşı değilim. Bence herkese verilmeli. Özellikle de ördeklere. Sadece bir tarafın kazanma şansı olan av nasıl oluyor da spordan sayılabiliyor?''
ELAYNE BOOSLER



''İnsanın yanı başında bir kitabı, köpeği ya da kendine ait bir fincan olduğunda hastalık korkusu yarı yarıya geçer.''
VIRGINIA WOOLF


''Bir hayvanı sahiplenip bağ kurduktan sonra diğer tüm hayvanların refahını dert edinirsiniz.''
CATHY GUISEWITE


''Kendi halinde bir hayvan sevdalısından tam bir hayvan delisine dönüşüm çok kısa sürede gerçekleşebilir.''
MARY GOLD


''Erkeklere baktıkça köpekleri daha çok seviyorum.''
MARIE-JEANNE ROLAND


''Müşkülat yalnız, zenginlik kalabalık geçer.''
MARGUERITE DE VALOIS


''İyi yazılmış bir kitap, bizi başka türlü giremeyeceğimiz dünyalara taşıyan sihirli bir halıdır.''
CAROLINE GORDON


''Zengin koca avcısı bir kadınla seks işçisi arasındaki en büyük fark, birisinin para karşılığı seks sattığını kabul etmesidir.''
TRACEY COX


''Televizyonu seviyoruz, çünkü bize televizyonun olmadığı bir dünyayı gösteriyor.''
BARBARA EHRENREICH


''Şef dediğin nedir? Protein pezevengi.''
RUBY WAX 



''Soğansız bir medeniyet düşünmek zor.''
JULIA CHILD


''Zeka fikirler konusunda zevk sahibi olmaktır.''

SUSAN SONTAG




AGANTA KİTAP


1. Baskı Ocak 2016
286 Sayfa