31 Mayıs 2014 Cumartesi

Okudum Bitti - 60 : Suç ve Ceza || Dostoyevski






                                       Okuma Şenliği için Rus edebiyatından bir kitap seçmemiz gerekiyordu. Son anda Suç ve Ceza 'ya kadar verdim. En altta olan kırmızı ciltli ilk okuduğum Suç ve Ceza. Onun üzerinde olan 1961 basımı Hasan Ali Ediz çevirisinin maalesef ikinci cildi yok , daha önce defalarca söylediğim gibi su baskını yaşamıştık ve bir traktör dolusu kitabımız çöpe atıldı :(  Sanırım ikinci cilt de bu arada gitti , bulursam  almak istiyorum , hani elinde sadece ikinci cilt olanlar varsa itinayla hediye kabul edilir. :)



                                     
                                       Raskolnikov (Rodya , Rodion) maddi sıkıntılar yüzünden Hukuk fakültesini yarım bırakmış , duygusal , anlık yaşayan çabuk etkilenen bir delikanlıdır. Bazı fikirlerden  etkilenen Rodya , emanetçi , tefeci bir kadını  ( Alyona İvanovna ) öldürmeyi düşünür , amacı aslında iyilik yapmaktır ya da kahraman olabilme fikri , ilk girişiminde çok da emin olamadan bir balta ile kadını öldürür kaçmaya fırsat bulamadan yaşlı kadının üvey kardeşi (Lizaveta) gelir , onu da öldürmek zorunda kalır , evden bulabildiği birkaç eşyayı alarak kaçar. Bundan sonraki günlerde vicdan azabıyla hastalanır . Bu arada maddi olarak kötü durumda olan annesinden bir mektup gelir kız kardeşi Dunya  , dadılık yaptığı evde taciz ve iftiraya uğrayıp işsiz kalır ve Petroviç Luzhin ile nişanlandığını öğrenir. Kendisi için yapıldığını düşündüğü bu fedakarlıktan rahatsız olur ve ayrılmaları gerektiğini düşünür. Müstakbel enişte ile tanışmaları da hiç iç açıcı geçmez. 


                                   Rodya tesadüfen tanıştığı ayyaş memur Dimitri Marmeladov ile olan sohbetlerinde evi ve aile hayatı hakkında  bilgiler öğrenir ve kızı Sonya ile tanışır. Sonya ailesi için kendini feda edip , kötü bir hayat yaşayan , akıllı ,  iyi bir kızdır. Yolları Rodya ile sık sık kesişecektir. Dunya ile nişanlısının ayrılmasından sonra Razumihin ile aralarında yakınlaşma olur. 
Cinayet soruşturması devam ederken , Raskolnikov 'un tuhaf davranışları Razumihin 'in polis arkadaşı Petroviç 'in dikkatini çeker. 

                             
                                  Bütün bu olaylar çevresinde dönemin sosyal durumuna , yaşayışına , dine bakış açılarına  üstü kapalı , yani çaktırmadan değinen , Raskolnikov 'un ruh durumunu , vicdani hesaplaşmasını harika anlatan , çok etkileyici , düzenli aralıklarla , tekrar tekrar okunması gereken bir kitap. Bundan sonra iyi bir çevirisini edinip Karamazov Kardeşleri okuyacağım , bende olan berbat bir baskı ve çeviri olduğu için erteledim. Böyle dev eserler hakkında bir şeyler söylemek oldukça zor ,bıraktığı etki kişiden kişiye değişse de Raskolnikov 'u bir kere okuyunca asla unutamayacaksınız. 




morpa




... '' Yoksulluk ayıp değildir, doğru, ama sarhoşluk da erdem değildir kesinlikle. Fakat, sefalet ayıptır, insan yoksul da olsa ruhundaki asaleti koruyabilir. Fakat sefalete düşünce , asla... bir kimseyi sopa ile toplumun dışına atmazlar, daha da alçatmak için süpürürler.''


... '' İnsan denen canavar , yavaş yavaş her şeye alışır. ''

                                                                * D. Marmeladov




... İnsanın aklı neyle meşgulse , rüyasında onu görür. Hele içimiz rahat olmayınca , gerçeğe ne kadar da uyar !



... İyi kalpliliklerini, soğukkanlılıklarını ve neşelerini kaybetmeyen insanlar her zaman daha genç gösterirler.Yaşlılıkta güzel olabilmenin tek şartı bu özellikleri kaybetmemektir.



... Razumihin merdivenlerde :
   '' Kapını kilitlemez misin ?'' diye sordu.
     Raskolnikov:
    '' Hiçbir zaman. İki yıldır kilit almayı düşünüyorum. Kilide ihtiyacı olmayan insanlar ne kadar mutludur, değil mi ?''




... Dünyada hiçbir gerçeği söylemek kadar zor ve dalkavukluk yapmak kadar kolay bir şey yoktur. Eğer gerçeği söylerken yüzde bir hata yaparsanız , hiçbir zaman istediğiniz sonucu elde  edemezsiniz. Ama dalkavukluk yaparken , arada bir gerçekleri söyleseniz bile, bunun hiçbir zararı yoktur. İstediğiniz kadar yalan söyleyin, hiç olmazsa yarısı doğru görünür. 


... Asıl mesele şu: Suçu doğuran hastalık mıdır, yoksa özel niteliğime göre , suç mu her zaman hastalığa benzer bir şey doğurur? Raskolnikov, henüz kendisinde bunu çözümleyecek bir güç hissetmiyordu.








                                                             MORPA  KÜLTÜR YAYINLARI

                                                                Türkçesi : Yüksel Göktuğ

                                                                                    2011
                         
                                                                                670 Sayfa

                                                           Satın Almak İçin: Kitap Sihirbazı

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Okudum Bitti - 59 : Kan Şarkısı || Kuzgunun Gölgesi #1 || Anthony Ryan || Yorum & Alıntılar + ÇEKİLİŞ








                           Kuzgunun Gölgesi serisinin ilk kitabı Kan Şarkısı 'nı mevsim geçişlerinde migrenin gölgesini tüm yoğunluğuyla hissetmeme rağmen , keyifle okudum. Merak uyandıran , sırlarla dolu , bol savaşlı , büyülü, tadı damağımda kalan , beni şaşırtacak gelişmeler bulduğum harika bir kitaptı. Devamı için sabırsızlanıyorum.


                          
                     Kitabımız , İmparatorluk Tarihçisi Lord Verniers ile imparatorun tutsağı'' Umut Katili '' diye anılam Vaelin Al Sorna 'nın mecburi yol arkadaşlığı ile başlıyor.  Lord Verniers 'in görevi , Umut Katili 'ne resmi refakat etmek ve  arşivlere girmesi için hikayesini yazmak ve yapılacak düelloyu izleyip Leydi Emeren 'e dönüş yolunda eşlik etmektir.

                    Umut Katili hakkında oldukça ilginç söylentiler vardır. Mesela bakışlarının büyülü olduğu , gerçeği insanın ruhundan çekip alabildiği, hayvanlarla konuşabildiği, İsimsiz'e hükmedebildiği , kılıcının  düşmanlarının kanıyla dövüldüğü için kırılmaz olduğu, atalarının gölgeleriyle iletişim kurup ,büyü ile kötülükler çağırdığı gibi. Böyle olunca başlar başlamaz kim bu ' Umut Katili ' diye derin bir merak içine düşüveriyorsunuz. Verniers ve Vaelin 'in konuşmaları sayesinde geçmişe yolculuklar yapıp , dönüşümlü olarak olanların büyüsüne kapılmaya başlıyorsunuz. 



               
           Vaelin daha 10 yaşunda , annesinin ölümünün acısını yaşarken ,savaş lordu babası tarafından Altıncı Nişan 'a bırakılır. Burada Suret tarafından Usta'ya teslim edilir. Küçücük yaşına rağmen Nişan 'da onu oldukça sert eğitimler , zorlu sınavlar bekler. Çoğu kendisi gibi istekleri dışında bu hayatı yaşamaya mecbur edilen çocuklarla arkadaşlık kurar ve adı üstüne 'Kardeş' gibi olurlar. Artık Nişan 'dan başka , Kardeş 'lerinden başka kimsesi yoktur. Nişan 'da başarılı olup , tüm zorlu sınavları geçerlerse çetelerle savaşacaklar eğer ölmezlerse on beş sene sonra isterse egemenlikleri verilecek ya da kendi Nişan 'larına dönüp eğitmen olabileceklerdir. Eğitimleri ve sınavları sayesinde hem güçlenir hem de bazı sırları çözmeye başlar zamanla. Bu arada Nişandakilere bir haftalık eğitim için seçtikleri diğer Nişan'lara ziyaret şansı verilir. Vaelin 5. Nişan 'ı , Şifa Nişan'ını tercih eder ve burada Sherin ile tanışır.


                    Nişan 'daki son sınavında 3 suçlu ile  dövüşüp onları öldürmesi gerekmektedir ve öldürdüğü adamlardan birinin masum olduğunu öğrenmesiyle hain kral Janus ile etkisi uzun sürecek bir pazarlığa girer. Böylece terkedilmiş on yaşında bir çocuk olarak geldiği Nişan 'dan sonra  yükselmesi Diyar'ın Kılıcı olmasıyla başlar . Bundan sonra da hiç hoşlanmayacağı görevlere katlanmak zorunda kalır.  Tüm bu zorluklarında yardımcısı olan Kan Şarkısı 'na sahiptir. ( Zaten çok şey söyledim gerisini okuyup görmeniz lazım )  


                  Köpeği Çizik ve atı Tükürük 'ü de isimlerine rağmen çok sevdim. Bol bol detay içermesine rağmen çok akıcıydı , oldukça kalın ve bol satırlı , dolu doluydu.  İlk başlarda arka kısımda bulunan ek karakterler bölümünü göremediğim için isimler için arada geri dönüşler yaptım , sonradan fark ettim ama o zaman da karakterler oturmuştu kafamda. Kitabın başında bulunan haritalar da fikir veriyor.






... Gücümüz sadakatimizdir . Alaylı bir şekilde gülüp burnundan nefes verdi. Sadakat senin gücün olabilir baba. Benimki sana duyduğum nefret olacak.



... '' Suret bir asker ile savaşçı arasında fark vardır der. Bir asker para ya da sadakat için savaşır. Biz İtikad için savaşırız ve savaş bizim Ayrılmışlar 'ı şereflendirme yolumuzdur.''



... '' Bir kılıç sadece bir kılıçtır. İnsan öldüren kılıç değil , insandır. ''
                                                            - Vaelin



... '' Eğer yeterince korkarlarsa , cahil insanlar her şeye inanır.''
                                                             - Usta Sollis




... '' Benim halkım kuzgunun , değişimin habercisi olduğuna inanır.Kuzgunun gölgesi kalbinden süzüldüğünde hayatın değişir. İyi mi kötü mü kestirmek mümkün değildir. Bizim dilimizde kuzgun  ''Beral '' e , gölge ise ''Shak '' a tekabül eder. Ve sen , İtikad 'a hizmet eden Vaelin Al Sorna , Kuzgunun Gölgesi ' sin.''


... '' İstemek hiçbir şeydir , kader ise her şey. Sen kaderin oyuncağısın , Beral Shak Ur.''
                                                              - Rüzgâr'ın Şarkısı |/ Seordah Sil 'den





... '' Savaş çetindir, kardeş. Yumuşak eğitim yumuşak asker yaratır , ki onlar da yumuşak cesetlerden başka bir şey olmazlar. ''
                                                               - Vaelin



...  İki bin atlıya karşı elli atlı. Yine de bir engerek doğru damarı bulursa bir öküzü bile öldürebilir.



... '' Yirmi bin kişilik bir orduyu , birkaç yüz kişiden oluşan bir orduyla tuzağa düşürmeyi mi planlıyorsun? '' Kont Marven duyduklarına inanamamıştı. ''Ne elde etmeyi bekliyorsun ?''

      Vaelin kapıya doğru yönelmişti bile. ''Keskin tarafı olmayan bir balta , yalnızca bir çubuktur. ''

                      
ithaki


                 

       18 blogger toplandık Kan Şarkısı turu yapıyoruz. İzlemede olun :) Çekilişe katılıp şanslı 4 kişiden biri olabilmeniz için  rafllecopter kutucuğumuzu doldurun gitsin :) Kan Şarkısı facebook sayfasını (tık tık )izlemeye alırsanız seviniriz. 


                                                 
                                                                           İTHAKİ YAYINLARI
            
                                                                              Çeviri : Barış Tanyeri

                                                                               1. Baskı Mayıs 2014
                                                                                        664 Sayfa

a Rafflecopter giveaway

23 Mayıs 2014 Cuma

Çekiliş : Tut Elimi + Benimle Kal || Nefes Serisi 1. ve 2. Kitap || Rebecca Donovan | Parodi Yayınları








                                     Çekilişle 1 kişiye serinin iki kitabını birden hediye ediyoruz.  Katılmak için yapmanız gerekenler ;

                                

Blogumun izleyicisi olduktan sonra ;


Paradi Yayınları Facebook sayfasını beğenmek buradan ,

Kitaplarım ve Ben Facebook sayfamı beğenmek şuradan

ve 

Yorum olarak Facebook sayfalarını beğendiğiniz ismi ve mail adresinizi yazmak.


  Şansınızı arttırmak için Parodi Yayınları Twitter hesabını (buradan ) ve beni (şuradan) takip edebilirsiniz + 5 hak,

  Çekilişimizi sosyal medya hesaplarında duyurabilirsiniz her paylaşım + 5 hak.



  
Son katılım tarihi : 1 Haziran 2014 19:30 


   Bol şans...


Not: Eski usül , kağıtlara yazıp yapacağım çekilişi :)
          
                                         

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Okudum Bitti - 58 : Boyalı Kuş || Jerzy Kosinski








                         Katolik ve Ortodoks sarışın Avrupa ' da kara kaşlı , kara gözlü bir çocuğun işkence dolu yıllarını dehşete kapılarak okudum , otobiyografik izler taşıdığını da okumuştum - yazar yok dese de-, Bülbülü Öldürmek ile beraber en uzun süredir en çok okumayı istediğim kitaplardandı. Darısı Bülbülü Öldürmek ' in başına. 


                        Nazi karşıtı babası , küçük oğlunu toplama kamplarından , Nazi şiddetinden kaçırmak için bir yolcuya emanet eder. Anne , babasının ortalık durulunca çocuklarına kavuşma hayali , yaşanan korkunç olaylar yüzünden çıkmaza girer. Yanında kaldığı yaşlı kadın Marta ölünce , oradan oraya sürüklenir. Küçücük yaşının çok çok üzerinde zorluklara göğüs germek zorunda kalır.  Her öyküde tüylerim ürpererek okudum. Kaba tabir olacak ama içime öküz oturdu resmen. Marta , Olga , Değirmenci ve karısı , Lekh  her birinin yanında yaşadığı olaylar değişse de var olan aşağılanma ve acı değişmez.


                     Lekh 'in aşık olduğu dengesiz olarak bilinen Ludmilla uğruna boyayıp , geçen kuş sürülerinin ortasına saldığı ''Boyalı Kuş'' larla küçük çocuğun kader ortaklığı kitabın kalbiydi. Tek suçları farklı olmaktır. Farklı olanların cezalandırıldığı bir dünyada yaşayabilme mücadelesi , ne kadar acı... 






...   Olga, benim vampir olduğumdan şüphe ediyor, üstelik bu şüphesini gizlemiyordu. Bendeki kötü ruhun isteklerini önlemek, onun hayalet ya da hortlak biçimine girmesini engellemek için her sabah acı bir ilaç hazırlardı. Sarımsakla sıvanmış bir parça mangal kömürünü bu acı suyla yutmak zorundaydım. Köylüler de benden çok korkuyorlardı: Tek başıma köye indiğimde başlarını çevirir , haç çıkarırlardı. Hele gebe kadınlar, beni görür görmez kaçarlardı. Köylülerin biraz yüreklileri ise köpeklerini üzerime salarlardı. Hızlı koşmayı öğrenmemiş olsam , bu seyrek gezintilerden sağ dönmezdim sanırım.




... kör olunca hayat boyu gördüklerini de unutur muydu acaba insan? Düş bile göremezdi belki o zaman. Eğer kör kişi,  belleğinin gözlerini de yitirmişse bu iş o kadar önemli sayılmazdı. Dünya her yerde birdi nasılsa. Hayvanlar ve bitkiler gibi insanlar birbirlerinden ayrılıyordu şüphesiz. Ama yıllar boyu onları görüp tanıdıktan sonra nasıl oldukları kestirilirdi . Ben yedi yıl yaşamıştım , yine de bir sürü şey biliyordum. Gecenin karanlığında bile, eksiksiz hatırlıyordum ufacık ayrıntıları. Zavallı kör yanaşma,yepyeni bizimkilerden çok daha güzel bir dünya bulacaktı belki. 


... Her gördüğümü hatırlayacağıma söz verdim. Günün birinde gözlerimi çıkarırlarsa , hayatımın sonuna kadar bütün bu görüntüleri belleğimde saklayacaktım . 
                  



... Kimse istemiyordu beni. Yiyecek kıttı ; doyuracak her canlı , bir mesele oluyordu.



... Neden değişik bir saç rengi, bir göz rengi bazı insanlara büyük üstünlük sağlıyordu ?



... Bulmak, yaratmak istediğim şeyleri düşünerek uyurdum. Örneğin, insan vücudu için bir fitil bulup ateşliyordum.  Derinin , gözlerin , saçların rengini değiştiriveriyordu. Fitili taş yığınına soktun mu, köyün bütün evlerinden güzel bir evin oluyordu. Kem gözlerden koruyordu sonra insanı bu fitil. Böylece , kimse benden kaçmaz, daha rahat, daha mutlu yaşardım.



... Herhalde, savaş bitince yeryüzünde sarı saçlı , mavi gözlü insanlardan başkası kalmayacaktı. Ama açık renk anne ve babası olup siyah saçlı doğmak mutsuzluğuna uğrayan çocuklara ne olacaktı ?








      
 Kosiński 3 Mayıs 1991 günü intihar etti. İntihar öncesi yazdığı ayrılma notunda "Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım. Buna sonsuzluk deyin.'' demiş 


                 Yazarın anlatımı çok yalın ve etkileyiciydi. Bundan sonra bu kitapla beraber kütüphaneden ödünç aldığım '' Adımlar '' isimli kitabı okumayı planlıyorum. Sonra da  ''Bir Yerde '' yi bulup okuyacağım. 
                     

14 Mayıs 2014 Çarşamba

BLOGGERLAR SOMA İÇİN ELELE!







                                           Offf ne zor ne acı yaşananlar. Bizler televizton karşısında izlerken bile gözyaşlarımızı tutamıyoruz. Bir kez daha ateş düştüğü yeri yakmasın diyelim ve hem dualarızla destek olalım hem de manevi yardımlarımızı esirgemeyelim. Bu konu hakkında yardımcı olmak isteyenleri açılan destek gruplarına davet ediyoruz ve bu oluşumları daha çok kişiye duyurulması için herkesten yardım bekliyoruz. Detaylar için Rading Lady 'nin bloguna uğrayabilirsiniz tıktık




Soma 'da Babasız Kalan Çocuklar grubuna katılmak için tık tık 

Soma Mağdurları Yardım grubu için tık tık 

 AKUT YAZ 2930'a GÖNDER!





13 Mayıs 2014 Salı

Eyüp Sabri Tuncer Alışverişimiz







                                       Kolonya denilince bizim evde akıllara Eyüp Sabri Tuncer gelir. Hatta anneme gençliğini , bize çocukluğumuzu hatırlatır bu kolonyalar. O yüzden ailece çok severiz.




                                         Anneler günü dolayısıyla 3 al 2 öde olunca kolonya stoğu yapalım dedik. 

eyüp sabri tuncer
     
                                               Diğer oda spreylerini denemiştik , Türkiye kokularını da deneyelim dedik. 




                                              Bunlar da denemek için alınan yeni kolonya çeşitleri.

                                                 Hepsi mis gibi. Göz atmak isterseniz tık tık 

Kütüphane Ganimetleri #1







                                                   Uzun süredir ilk kütüphane maceramız. Hatta şu an bulunduğumuz yerde kütüphaneye yolumuz hiç düşmemişti ama okumak isteyip bulamadığım kitaplar olunca annem benim için kütüphane  macerasına atılmış ama Bülbülü Öldürmek kütüphanede de yokmuş. Neyse Boyalı Kuş 'u bulmuş. Çok sevindim. Birazdan okumaya başlayacağım.




                              Diğer kitaplar  çok, çok sevdiğim yazar Necib Mahfuz 'un Miramar , Düğün Evi kitapları,
Dostoyevski 'den Ev Sahibesi ve Jerzy Kosinski 'nin Adımlar isimli kitapları. 




                                    Bize keyifli okumalar , size de :) Siz en son ne zaman kütüphaneye gittiniz ? 




                                           Bu da bu gece yorumlanacak son aşkım Gaiman 'ın kitabı ve mutlu oğluşumuz Apaçi :)

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Okudum Bitti - 57 : Anansi Çocukları || Neil Gaiman



anansi boy , gaiman



                                        Neil Gaiman aşkım artarak devam ediyor. Nasıl eğlenceli , mükemmel , sınır tanımaz bir hayal gücü var , vay be :) 


                                   Kendince iyi bir hayatı olan Şişko Charlie 'yi çok hareketli , korkunç sayılabilecek değişimler, gelişmeler beklemektedir. Her şey nişanlısı Rosie 'nin düğüne babasını da davet etmesi gerektiği yönündeki baskılarıyla başlar. Böylece yıllardır görüşmediği babasına eski komşuları aracılığıyla ulaşmaya çalışan Şişko Charlie babasının öldüğünü öğrenir . Londra 'dan Florida 'ya , hayatı boyunca kendisini utandırmış , aşağılamış ve yıllardır hiçbir iletişiminin olmadığı babasının cenazesine gitmek zorunda kalır ve hayatının şokunu yaşayarak komşu Bayan Higgler 'dan babasının aslında bir tanrı olduğunu öğrenir. O halde kendisinin de bir yarı tanrı olması gerektiği ama hiçbir gücü / özelliği olmadığını söyleyince de diğer bir bomba haber olan , asıl güçleri olanın kardeşi olduğunu öğrenir. Kardeşine ulaşmak için yapması gereken şeyi de öğrenir ama inanmaz ve tesadüfen denediğinde kardeşi Örümcek çıkagelir ama işler göründüğü gibi güzel ilerlemez. Hayatı kabusa dönen Şişko Charlie , Örümcek 'i geri gönderemez. 



                               Fantastik , mitolojik öğelerle dolu ,  her sayfası ayrı keyifli , bol esprili , bitmesin isteyeceğiniz bir  Neil Gaiman kitabıydı işte diyeceğiniz bir kitap. Charlie 'nin ailesiyle , kendisiyle yüzleşmesinin hikayesini okurken matruşka bebekler gibi iç içe geçmiş hikayeler de okuyacaksınız. 

              Benim gibi Gaiman sevgiyse başınızın dönmesi için geç kaldıysanız , daha fazla ertelemeyin derim. 






... O  şişko değildi . Hatta doğrusunu söylemek gerekirse, toplu bile sayılmazdı. Sadece köşeleri biraz yuvarlaktı, o kadar. Ama Şişko Charlie ismi, tenis ayakkabısının tabanına yapışmış bir sakız gibi  üzerine yapışıp kalmıştı. 





...  '' Baban hakkında böyle konuşmamalısın ! ''
     '' Doğru değil mi ama ? Pisliğin teki. Berbat bir koca ve berbat bir babaydı. ''
     '' Elbette öyleydi ! '' dedi Bayan Higgler, öfkeyle, ''ama onun hakkında bir insandan bahsediyormuş gibi yargıya varamazsın. Unutma , Şişko Charlie , baban bir tanrıydı. ''





...  ''Annem bir defasında ne demişti, biliyor musun? '' dedi Rosie.
     '' Ee. Şey. İdam cezasını geri getirmekle ilgili bir şey miydi ?''
     '' Hayır değildi. Demişti ki, yeni evli bir çift, ilk yıllarında her seks yaptıklarında kavanoza bir bozuk para atsalar, sonraki yıllarda da her seks yaptıklarında kavanozdan bir bozuk para çıkartsalar , kavanoz yine de hiç boşalmazmış .''




... '' Kahveni nasıl istersin? ''
     '' Gece kadar koyu, günah kadar tatlı.''





... Hiçbir şey olmadı. Hiçbir şey olmamayı sürdürdü. Biraz daha hiçbir şey. Hiçbir şeyin geri dönüşü. Hiçbir şeyin oğlu. Hiçbir şey görev başında.




                                   





                                                                             İTHAKİ YAYINLARI  

                                                                         Çeviren : Murat Özbank

                                                                           1. Baskı Temmuz 2013

                                                                                      383 Sayfa

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Okudum Bitti - 56 : Yıldız Tozu || Neil Gaiman



ithaki



                                                             Neil Gaiman okumaya zevkle ve heyecanla devam ediyorum. ♥♥♥ 
                                   

                                          Tristran  Thorn , Duvar köyünde yaşayan ilginç bir delikanlıdır. Ona göre köyün , hatta dünyanın en güzel kızı olan Victoria ' ya aşıktır. Duvar köyü , Perili Ülke 'den bir duvarla ayrılır ve giriş çıkışlar yasaktır. Sadece belirli zamanda düzenlenen panayırlara katılmak tek maceraları sayılabilir. İşte bu köyde yaşayan çılgın aşık Tristran 'ın Victoria 'dan bir öpücük istemesiyle başlar her şey. Aşkı uğruna her şeyi yapacağını söylerken , bir yıldız kayar ve onu Victoria 'ya getirmesi karşılığında bir öpücük , hatta  ne isterse yapacağı sözünü almasıyla düşer yola. 

                                       Düşmüş yıldızımız Yvaine , Perili Ülke 'de güzel bir kız olarak vücut bulur. Onun peşinde olan sadece Tristran değildir. Kötü kalpli,yaşlı üç cadı kardeş , Stormhold Lordu 'nun yaşayan 3 oğlu ve 4 ölü oğlu. Hepsinin amacı farklı  da olsa hedefleri aynıdır. Böylece üç koldan , keyifli , fantastik bir macera devam eder.
       
                                      Neil Gaiman 'dan yetişkinlere özel aşk ,macera dolu fantastik bir masal. Yazarın diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım. 








...  Bay Charles Dickens , Oliver Twist romanını tefrika halinde yayımlıyordu; Bay Draper ayın ilk fotoğrafını henüz çekmiş, onun solgun yüzünü soğuk kağıdın üzerinde dondurmuştu ; Bay Morse mesajları madeni teller boyunca iletmenin bir yolunu açıklamıştı bu yakınlarda.
Onlardan herhangi birine büyüden ya da Perili Ülke 'den söz etmiş olsanız size kibirle gülümseyeceklerdi.





... ''Öp beni,'' diye yalvardı. ''Öpücüğün için yapmayacağım hiçbir şey, tırmanmayacağım dağ, yürüyerek geçmeyeceğim ırmak, bir ucundan diğerine aşmayacağım çöl yoktur.''







... Tristran Thorn 'un aklı yapmış olduğu şeyin kötülüğüne erdi. Perili Ülke 'ye giriyordu; kaymış bir yıldızın peşindeydi, yıldızı nasıl bulacağına, ne de buna çabalarken  kendini  nasıl güvende ve tek parça tutabileceğine dair hiçbir fikri olmaksızın.




... '' Her sevgili yüreğinde çılgının biri ve zihninde bir ozandır.''






İTHAKİ YAYINLARI 

Çeviren : Berat Çelik
 3. Baskı Eylül 2012
292 Sayfa 




        Okuduğum diğer Neil Gaiman kitapları burada. Siz hangilerini okudunuz ?

9 Mayıs 2014 Cuma

Okudum Bitti - 55: Son Kamelya || Sarah Jio





                                          Daha önce diğer üç kitabını da okuyup , çok sevdiğim , bundan sonra ülkemizde yayınlanacak bütün kitaplarını okumayı planladığım Sarah Jio 'nun son kitabını da okudum nihayet.



                                           1800 'lü yıllar İngiltere 'sinde kraliçenin de gözdelerinden olan , nadir bulunan bir kamelyanın yolu bir şekilde Livingston Köşkü 'ne düşer. Önce Kraliyet yetkileri , sonra başka insanlar da Middlebury Pembesi denilen bu kamelyanın peşine düşerler. 

                                            1940 yılının Newyork 'un da  Flora , fırıncılık yapan ailesi ile beraber , maddi sıkıntılar çekmektedir . Akşamları çalıştığı Botanik Bahçesi sebebiyle Bay Price isimli uluslararası çiçek hırsızlığı yapan  bir adamın dikkatini çeker ve ondan , bulunduğu zor durumunda etkisiyle reddedemeyeceği bir iş teklifi alır ve Livingston köşküne dadı olarak gider.


                                          2000 yılının New York 'unda ise Addison ile tanışıyoruz. O da bahçe düzenlemesi yapan , geçmişi  kocası Rex 'den bile gizlediği sırlarla dolu bir kadındır. Amanda ve Rex  , Rex 'in ailesinin satın aldığı Livingston Köşkü'ne  tatil için giderler. Burada Amanda hem kendi sırlarıyla , geçmişiyle yüzleşirken , hem de Middlebury Pembesi 'nin sırrının peşine düşer. 


                                         Geçmişten gelen Livingston gizemleriyle ,  Flora ve  Amanda 'nın sırlarını iç içe okuyup , umutla , merakla bitireceğiniz , Jio klasiği bir kitap olmuş yine. Üstelik bu defa fazladan macera ve hafif dozlu gerilim de var.  Severek okudum.








    ... Geçmişimi gizli tutmak için çok çabalamıştım ve şimdi, geçmişte yaşadıklarım kafesteki kuduz bir hayvan misali bana hırlıyor , adeta beni tehdit ediyordu. 
                                                  


... Evde yalnız kalma fikri garip gelmişti. Köşkteki bir ruh, yüzlercesine ev sahipliği yapacaktı. Ya da yüzlerce ruh şu an benimleydi. Uzun zaman önce ölen kişilerin ruhlarıydı bunlar. İzliyor, bekliyorlardı. Yatak odasına çıktığımda içim titremişti. Lord Livingston zamanında burada uyumuştu. Anna ile birlikte. Ya da başkalarıyla?


...Nefret kanser gibidir, kalbi yıpratır.




... İstilacı bitkiler şeytana benzer ; tekrar çıkmayacaklarından emin olmak için yapılabilecek tek şey direkt onlarla yüzleşmek , savaşmak ve kazanmaktır. Diğer yollar, sadece geçici çözüm olur. Kendi hayatımı düşünerek iç geçirdim. Otların her yanımı sarmasına izin veriyordum. Onlar mutluluğumu ve hatta çoğu açıdan hayatımı tehdit ediyorlardı. Peki neden ben de yüzleşemiyordum?



... '' Bu kitaba göre, kamelyalar yüzlerce yıl yaşayabilirmiş. Bu da onların, tüm bitki ve ağaçların içinde en çok sır tutan çiçekler olduğunu gösteriyor. ''



asabi bakire


 
        Kitap Tanıtımına ve diğer Sarah Jio kitaplarının yorumlarına buradan ulaşabilirsiniz. 



                                                                                ARKADYA YAYINLARI


                                                                  Çeviren :  Ayhan Ece Şirin
                                                                            Mayıs 2014
                                                                               345 Sayfa

                                                              Satın Almak İçin : Kitap Sihirbazı 

8 Mayıs 2014 Perşembe

Woody Allen Sinema Günleri : Annie Hall





                                       Yönetmen : Woody Allen
                               Oyuncular: Woody Allen , Diane Keaton , Tony Roberts , 
                                Carol Kane , Pamul Simon
                               Yapım Yılı : 1977 
                               Tür :              Romantik Komedi 


                              Bir önce izlediğim filme kıyasla (Aşk ve Ölüm ) daha yumuşak eleştiriler ve daha hafif şiddetli espriler içeren , düşük tempolu ama sıkmayan bir filmdi. Üstelik bu filmde Diane Keaton 'ın oyunculuğu beni çok çok mutlu etmedi. 





                             
                                Alvy Singer ve Annie Hall üzerinden kadınlarla erkeklerin ne kadar farklı bakış açılarına sahip olduklarını görebileceğiniz , kadın- erkek ilişkileri üzerine keyifli diyolaglarla süslenmiş aralarda bol monologlu , hoş bir filmdi.




                                 Yolda insanları durdurup fikirlerini aldığı sahneler de sinema kuyruğunda beklerken yaşananlar da çok hoştu. Bu filmden sonra geç de olsa Woody Allen ' ı çok sevdiğimi söyleyebilirim. Yine dolu dolu , eğlenceli bir film izlemiş oldum.





                   Diane Keaton  şıklığını  Ruth Morley katkılarıyla Ralph Lauren ' e borçluymuş. Çok hoş değil mi? 



                                   
                           Bu da bana filmin sürprizi oldu. Çok severim Jeff 'i :)


                     Yani özetle her izlediğimde ayrı keyif alacağım filmlerden.