28 Mart 2014 Cuma

Okudum Bitti - 36 : Kuzey ve Güney || Elizabeth Gaskell


Elizabeth Gaskell Altın Bilek Yayınları




                                               Uzun uzun yıllar önce yazılmış ,  Charles Dickens isteğiyle Margaret Hale olan adı içerdiği zıtlıklar sebebiyle Kuzey ve Güney olarak değiştirilmiş bu klasiği okuduğum için çok mutluyum. Başlarda epey durağandı , okudukça esir aldı beni , hemen bitmesin diye yavaş yavaş bir haftada okudum.





                                             Margaret , annesi ve rahip olan babasıyla beraber Güney 'de Hampshire 'da Helstone isimli kasabada yaşamaktadır. Kısa bir süre önce teyzesi Bayan Shaw ve kuzeni Edith ile Londra 'dayken , kuzeni evlenince babaevine döner.  Babası kilisenin bazı kurallarıyla kendince çelişince bir nevi istifa eder ve artık Helstone 'da yaşayamazlar. Bu yüzden Kuzey 'e taşınmaya karar verirler. Daha doğrusu Bay Hale karar verir , eşine son anda söyler ve apar topar taşınırlar. Helstone ' un yeşil doğasından sonra bir sanayi bölgesi olan Milton 'a taşınırlar. Gürültü , kirlilik ve yeni bir çevre hiç iç acıcı gelmiyor kulağa değil mi?



                                              Üstelik tam da sanayi devriminin , grevlerin göbeğine düşerler. İşçiler uzun saatler ,az ücretle geçinmeye çalışmaktan şikayetçilerdir ve sendika ile grev görüşmeleri yaparlar. Bu arada civarın en bilindik fabrika sahiplerinden biri de  John Thorton 'dır. Bay Hale 'den ders almaktadır ve böylece Margaret ile sık sık karşılaşırlar. Birbirlerine soğuk ve önyargılı yaklaşsalar da tanımaya başladıkça fikirleri değişmeye başlar ama yaşanan bazı olaylar ve yanlış anlaşılmalar aralarında başlayacak aşka gölge düşürür. Karanlığa mahkum olmuş , başlayamadan bitmiş gibi görünen bu aşkın etrafında , dönemin sosyal yapısını , insan ilişkilerini ,zorluklarını bu kadar gerçekçi okumak çok keyifliydi. Margaret yaşından beklenmeyecek kadar güçlü ve olgun bir karakter , önceleri biraz saf belki kibirli diye düşünsem de bu fikirlerimi çok geçmeden değiştirdi. Sıradan bir aşk hikayesi asla değil , çok derin , anlamlı bir kitap. 








                               Kapakta BBC dizisinin görsellerinden kullanılmış , diziyi izlemedim ama en kısa sürede izleyeceğim. İyi ki önce kitabı okuma şansım oldu :) 



... Margaret oldukça üzgün bir sesle , bir aydan fazladır bitmek bilmeyen telaşenin  gürültüsünü hatırladı: '' Merak ediyorum evlilik öncesinde  dediğiniz gibi hep bir rüzgar esmek zorunda mı böyle, kimi  işlerden evvel  sakin ve huzurlu zaman geçirebilme şansımız hiç mi yok acaba.''


     '' Sindirella ' ya yardım eden peri çeyizi , düğün yemeğini , davetiyeleri hazırlayabilirdi  mesela '' dedi. Bay Lennox gülerek.




... '' Grev zamanlarında bir adamı alaşağı edecek çok şey yaşanıyor o kadar umutla  işe girişmelerine rağmen. Nasıl rahatlayacaklar ? Babam öfkeden deliriyor , hepsi öfkeden deliriyor. Sonra da hiç hatırlamayı istemeyecekleri şeyler yapıyorlar. Tanrı güzel yüzünüzü korusun ! Grevin ne olduğunu daha bilmiyorsunuz. ''


     '' Gel Bessy ,'' dedi Margaret , '' Abartıyorsun demeyeceğim , gerçekten olayla ilgili geniş bir bilgim yok. Belki kendini çok iyi hissetmediğinden olaya tek taralı bakıyor olabilirsin. Bardağın dolu tarafını da görmen lazım. ''




... Bay Thornton pencerelerden birinin önünde , arkasını kapıya dönmüş sokaktaki bir şeyleri izliyordu belli ki. Aslında içinde bulunduğu halet-i ruhiye kendisini korkutuyordu. Margaret' ın içeri gelişini düşündükçe kalbi hızla çarpıyordu. Kollarını boynuna sardığı o anı , o dokunuşu unutamıyordu. Hatta şu an bile aynı dokunuşu hissetmekteydi.




... Durduğu yerden bir yere kıpırdamamıştı Margaret , Bay Thornton onu nerede bıraktıysa hala orada duruyordu. Dışarıdan gelen hiçbir uyaran onu duyduğu o son sözlerin ve o ihtiraslı gözlerdeki derin mananın içine saldığı düşünce selinden koparıp alamamıştı.




... Kitabın arasında siyah bir saç demeti vardı ki bu demeti görünce Frederick 'in gözleri mutluluktan parladı. 


    '' Saç demetine bakmak istiyorsun , değil mi ? '' diye sordu Frederick. '' Hayır  önce kendisi ile tanışmalısın. Ona ait parçalar üzerinden fikir sahibi edinemeyeceğin kadar mükemmel biri o. Sarayımın hiçbir tuğlası bütünsel olarak ne kadar güzel olduğu hakkında tek başına sana tam bir fikir veremez. ''






                                                ALTIN BİLEK YAYINLARI


                                                     Çeviren : Derman Kızılay

                                                        1. Basım Şubat 2014


                                                               649 Sayfa

26 Mart 2014 Çarşamba

Okudum Bitti - 35 : Oteller Kitabı || Ferhan Şensoy






                                     Okuma Şenliği için kitaplığımda en uzun süredir bekleyen kitaplardan seçtim Oteller Kitabı 'nı.  Daha önce okumadığıma çok pişman oldum. Çok eğlenceli , akıcı, tam Ferhan Şensoy 'luk bir kitaptı.

                                         

                                  Ferhan Şensoy 'un genellikle turne için gittiği şehirlerde (bazen yurtiçi bazen yurtdışında) kaldığı otellere dair ince gözlemlerini , günlük okumuş gibi keyifle okudum. Arada ufak çaplı argolar içeren , samimi yazılmış ama Ferhan Şensoy 'un -bence- biraz sert tavrından da nasibini almış bir kitap. Eski eşi ( o zamanlar eski değil ) Derya Baykal ile yaptığı yolculukların , alışverişlerin detaylarını , çocuklarına duyduğu özlemi okumak çok sıcak ve samimi geldi.  Poşet poşet kitap aldığı Paris turlarını da kıskanmadım desem yalan olur. Çok geç kalmış olabilirim ama Ferhan Şensoy 'un diğer kitaplarını da okumak istiyorum.





... Teşekkür ettim Egemen 'e, İngiltere 'den bir isteği olup olmadığını sordum. Sağ salim gidip gelmemi diledi. Sağ gitmenin çok salim olmadığını, sol salim gitmeyi ve aynı ideolojik görüşle geri dönmeyi şavulladığımı söyledim.
                                     
                                                                         -  Hotel Lily




...   - Yarı açık Lero Cezaevi de denilebilir buraya !

diye homurdandım.

      - Al sana Dubrovnik , yeryüzünde  arıyorsan cenneti!

dedi karım. 
    
      - Bu geceyi Bernard Shaw 'un annesinin kulaklarını çınlatarak burada geçirmek zorundayız. Yarın sabah başka bir otel buluruz .

dedim.

                                                                     - Bombalanmamış Dubrovnik





... Bir şiirin adı lokantanın adı olabiliyor, bu da kenarda güzel kalmış bir şeyi bu çok ibne Paris 'in.

                                                                   - Paris'te Ferhangi Şeyler




... Panayırda , akrobasi, dans ve cambazlık gösterilerinin arasına tiyatro ilk kez 1690 'larda girmiş , giderek sakıncalı bulunarak, önce 1703 'de uzun ve konulu oyunlar yasaklanarak , yalnızca bağımsız skeçlere izin verilmiş, ancak oynanan bağımsız skeçler arasında ilişkiler olduğu tespit edilerek , 1704 'de bu ve benzeri skeçler yasaklanmış , bununla da doyuma ulaşamamış ki , 22 Şubat 1704 'de diyalog yasaklanmış. Panayırcılar hemen diyalogsuz bir tiyatro biçimi bulmuşlar: bir tek oyuncunun konuştuğu tiyatro! Ortada bir diyalog yok , adam kendi kendine konuşuyor. Monolog böylece icad olunmuş. O da yasaklanınca 1710 'da bir oyuncu sahnede cebinden katlanmış bir karton çıkarıp , üstünde yazılı cümleyi seyirciye göstermiş. Bunu bir teknik olarak Lesage geliştirmiş ve kullanmış. Pantomim de bu yasaklardan doğmuş. Hep merak ederdim insanoğlunun dili varken neden bu dilsiz tiyatroyu icadettiğini.

                                                            - Hotel Lily






                                 
                                                       ORTAOYUNCULAR YAYINLARI
   
                                                               5. BASIM ŞUBAT 1998

                                                                       434 SAYFA




Okudum Bitti - 34 : Evvel Sevda İçinde || İbrahim Öksüz







                                Dünya Şiir Günü 'nde yani 21 Mart 'ta okumaya başladım bu güzel şiir kitabını. Her kahve keyfimde bir şiir okuyarak , sindire sindire okudum ki bence şiirler özenle okunmalı , alelacele değil. 


                                Evvel Sevda İçinde yırmı yıla yakın olan bir  birikimin eseri. Şairin Adam Sanat, Varlık, Kybele, İnsancıl gibi pek çok dergide yayımlanmış şiirleri de var.  
 Kitabın kapağını , arka sayfa tanıtım yazısını , hatta yazar hakkında kısa bilgi yazısını bile çok beğendim.  Bakınız :


Bir evde çiçek varsa
şiir de var demektir.
Onlar sadece
yerlerini sevmez,
sana aşkı da sevdirir. 
Evin içinde akan ırmağı hissedebilirsin
ama sesini duyamazsın.
Beri yandan
duvar saatinin çıkardığı ses
 sana sürekli
bir masal anlatır.
“Evvel Sevda İçinde,
çok güzel bir kız varmış.
hani sonsuza
bir eklersen sen olur ya,
 işte o kadar güzel” diye başlayan.

Kendi masalının
‘bir  varmış’ını
bu kitapta bulacaksın.
Bir de bakacaksın,


şiirlerde bir’i yokmuş…



  Ve şairimiz : 



“1973 yılında Üsküdar’da denize nazır bir hüzne doğdu. Çınar ağacı gibi heybetli bir baba, akasya gibi naif bir annenin oğludur. Özverili bir ablası içten içe kendisinden daha yakışıklı olduğunu düşündüğü bir ikiz kardeşi vardır. Çocukluğu istikrarlı bir haylazlıkla geçti. Dost olmanın büyüsüne, çoğul düşünmenin gereğine, bir varmış bir yokmuşlara, en çok da aşkın en eski masal olduğuna inanır.
Yine de bu kitap gökten düşen üç elması
İdil’e, Rüzgar ve Destan’a adanmıştır.”



Çilingir Duası


Çilingir ol derdi babam
Bir bileziğin olsun
Elin ekmek tutsun


Çilingir olamadım ama
         sofrasını kurdum


Bir kadın sevdim
          gençtim
Bana kalbini sundu
Anahtarı yoktu


Oturdum içtim 


KOLEKTİF KİTAP
2. BASKI 
HAZİRAN 2013
94 SAYFA

Okudum Bitti -33: Cehennem | İlahi Komedya #1 || Dante







                              Okuma Şenliği şiir kategorisi için seçtiğim İlahi Komedya 'nın ilk kitabıyla başladım. Uzun zamandır merak ettiğim ve okumak istediğim bir kitaptı. Hep Cahit Sıtkı Tarancı yüzünden. :)  Beklentimi hem karşıladı hem hayal kırıklığına uğradım diyebilirim , arada kaldım. 



                                              Dante  7 Nisan perşembeyi 8 Nisan'a bağlayan gece günahkarlığı temsil eden karanlık bir ormanda kaybolur.  Cuma sabah gün doğarken ustam dediği Vergilius ile karşılaşır ve diğer dünyanın üç bölümünü gezmek için yolculuğa başlarlar. 


                                               Dante 'nin gözüyle cehennemi turluyoruz. Huni şeklinde dibe doğru daralan cehennemin her bölümünde farklı günahkarla karşılaşıyoruz. Kimler yok ki...  İslam filozoflarını sırf hristiyan olmadıkları için cehennemde gösterecek kadar şuursuz , Peygamber Efendimiz 'i bile orada anacak kadar haddsiz olduğu için kişisel olarak beni hayal kırıklığına uğrattı. Zaten kendi siyasi ,dini görüşlerine göre kendi kişisel cehennemini tasvir ettiği bence fantastik bir kitaptı ama tasvirleri oldukça etkileyiciydi. Bakalım Araf ve Cennet  nasıl olacak.






...88-  ' İnsan yalnızca başkalarına 

               zarar verecek şeylerden korkmalı;
               bunun dışında korkuya yer olmamalı...
                                                     (İkinci Kanto)


121- '' Mutlu günleri anmak acılı günlerde, inan ki 

             acıların en büyüğü...''
                                                    (Beşinci Kanto)


... 46- Gördüğün adam yeryüzünde kurumlunun tekiydi ;

             küçücük bir iyilik izi süslemez belleğini:
            bu nedenle buradaki gölgesi bunca öfkeli.
                                                       (Sekizinci Kanto)


 ...118- mezarlar öyle kızmıştı ki , kendilerini

             sımsıkı saran alazlardan , hiçbir demirci
           daha kızgın bir demire gereksinim duymazdı.
                                                        (Dokuzuncu Kanto)



... 52- Vicdanları sızlatan hile ise,
            bir insana güven duyana da yapılır,
           o insana güvenmeyene de.

  55- Hilenin bu ikinci biçimi, doğanın ürünü
          sevgi bağlarını kopartır,
          işte bu nedenle ikinci dairede

58- iki yüzlüler, büyücüler, dalkavuklar,
       kalpazanlar, din sömürücüleri, hırsızlar,
       pezevenkler, dalavereciler gibi pislikler yer alır.
                                                       (On birinci Kanto)
                                         

13- On zebaniyle birlikte gidiyorduk şimdi.
       Ah , zebaniler öyle korkunçtu ki! Ne var ki,
      kiliseye ermişle, meyhaneye boğazına düşkünle gidilirdi.
                                                      ( Yirmi İkinci Kanto )



                                            Sayfa altlarında bulunan çeviren notları çok aydınlatıcı ve işe yarar olmuş. Bir nevi okuma rehberi gibi. Yalnız her sayfada Usta/ustam, rehberim  olarak anılan Vergilius 'un açıklanması ilginç geldi :) Kapakta ve sayfa aralarında kullanılan görseller çok güzel. Kapak ve kutu resimleri Rönesans ressamı Sandro Borticelli 'ye aitmiş. Diğer görsellerden de bazıları ünlü Fransız ressam ve gravürcü Gustave Dore 'ye aitmiş.





                                                                         OĞLAK YAYINCILIK 

                                                                      ÇEVİREN : REKİN TEKSOY
                                                                              16. BASKI  2013
                                                                               

21 Mart 2014 Cuma

Denenmiş Dökülme, Kırılma Karşıtı Saç Uzatma Yöntemi : Sığır İliği Kürü ( Kemik İliği Kürü Nasıl Yapılır ? )





                                              Rapunzel kıvamında olan saçlarımı kestirip , pişman olmuştum. Bir arkadaşımın sığır iliği kürü hem yeni saç çıkarıyor hem çok uzatıyor  demesiyle  - sanırım Suna Dumankaya 'dan duyup denemiş - önce iğrenç olur mu acaba ? dedim , sonra ne kadar iğrenç olabilir ki dedim. Ben ki dünyada en nefret ettiğim , kokusunu duyunca başımı döndürüp , midemi bulandıran sirke kokusuna bile dayanabiliyorum diye kendimi motive ederek denemeye karar verdim.


                                       Öncelikle etkilerinden bahsedeyim ;

                         Saçlarım normal hızından çok daha fazla uzadı , çok parlak , yumuşak ve sağlıklı görünüyorlaar. Dökülmeyi biraz azalttı. Henüz yeni saç çıkartma kısmını gözlemleyemedim. ( Sarımsak karıştırılmış şampuan da kullanıyorum. ) 


                                        Yapılışı :

                                    150-200 gr sığır iliğini ( buradaki kasap bile sorunca saç bakımı için mi diye sordu ) 




                                    Benmari usulü , yani kaynar su olan başka kaba oturtup , arada karıştırarak mümkün olduğunca eritiyoruz. Ben arada tenceremi çıkartıp iyice ezip , geri koydum ocağa. Tamamen eriyince süzüp , ılıtıyoruz. (Bu arada kasabınız güzellik yapıp iliği tamamen çıkartıp vermezse , yani kemiği kırıp öylece verirse dolma oyacağı ile iliği kolaylıkla çıkartabilirsiniz. )


saç uzatma


Ilıdıktan sonra içerisine saç bakım için kullandığınız yağlardan kafanıza göre karıştırabilirsiniz. Ben Doa Kozmetik yağlarının mudavimi olduğum için her türlü yağ bulunur bizde. Çörek otu yağı , hindistan cevizi , koku rahatsız etmeyecekse sarımsak yağı ve tüm kokuları bastırmak için aromatik bir yağ ekleyebilirsiniz.




Ve son olarak da efsaneyi ampüllerden karıştırıyorsunuz. Ben hepsinden koydum :)


Karışımımız bekleyince katılaşıyor. Cam kavanızda buzdolabında muhafaza ediyorum ve kullanacağım zaman alıp , eritip özellikle saç diplerime masaj yaparak uygulayıp , streç filmle sarıp , saç kurutmayla ısıtıp , boneleyip en az iki saat bekleyip , sarımsak karıştırdığım doğal şampuanımla yıkıyorum. Ben Organicum kullanıyorum ve çok memnunum. 10 günde 1 uyguluyorum. Aralarda da Organicum 'un bakım maskesini kullanıyorum. Tavsiye ederim. 


 Sağlıklı günler :) 



Ayda ortalama 3 cm uzama elde ettiğim bemiks ampul takviyeli sinameki kürümün fotoğraflı sonuçları için yazıma bakabilirsiniz. Sinameki Kürü 

KİŞİSEL BİLGİLERİNİZİ KORUMA ALTINA ALIN

LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor!
Whatsapp’ın Facebook’a satılmasıyla birlikte kişisel bilgilerinin güvenliğinden endişe eden birçok kullanıcı alternatif uygulamalara yönelmeye başladı. Bu uygulamalar arasında öne çıkanlardan birisi de LINE. Uygulamada kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor.   LINE’ın iç denetim yönetimi alanında üç uluslararası sertifikaya (SOC2, SOC3 ve SysTrust) sahip olan ilk mobil mesajlaşma uygulaması olması da güvenlik standartlarına verdikleri önemin bir kanıtı niteliğinde.
Telefon Numaranızı Gizli Tutun
LINE’da kendinize özel bir ID belirleyerek telefon numaranızı kimselere vermeden iletişim kurabilirsiniz. Sizi LINE ID’nizi kullanarak ekleyen kişiler telefon numaranızı göremezler. LINE ID’nizi belirlemek için Diğer/Daha Fazlası > Ayarlar > Profil menüsünü kullanabilirsiniz.
Telefon numaranıza sahip kişilerin LINE arkadaşları listesine otomatik olarak eklenmek istemiyorsanız “Başkalarının Eklemesine İzin Ver” seçeneğini kapatabilirsiniz. Böylece sizi sadece LINE ID’nizi paylaştığınız kişiler ekleyebilir.

Tanımadığınız Kişilerin Sizi Rahatsız Etmesine Engel Olun
Anlık mesajlaşma uygulamaları kullananların korkulu rüyalarından birisi de yanlışlıkla alakasız bir mesajlaşma grubuna eklenmektir. LINE’da tanımadığınız kişilerin bulunduğu bir grup sohbetine davet edildiğinizde grupta bulunan kişiler telefon numaranızı göremiyor.
Tanımadığınız bir kişi size mesaj attığında LINE otomatik olarak  “Ekle”, “Engelle” ve “Şikâyet et” seçeneklerini sunuyor. Eğer size mesaj gönderen kişiyi tanımıyorsanız kolayca engelleyebiliyorsunuz.

Telefonunuz Yanınızda Olmasa Da Mesajlarınızı Koruyun
Yazışmalarınızı meraklı gözlerden korumak için LINE’a şifre koyabiliyorsunuz. Diğer/Daha fazlası > Ayarlar > Gizlilik ayarlarından “Şifre Kilidi”ni kullanarak LINE’ın her açılışta şifre sormasını sağlayabiliyorsunuz.

Ayrıca “Sohbet Odası Ayarları”ndan tüm sohbet geçmişinizi ve sohbetler içerisinde paylaştığınız tüm dosyaları tamamen silebiliyorsunuz.
Bir arkadaşınız LINE’dan size mesaj yazdığında bildirimin ekranda mesaj okunacak şekilde belirip belirmemesi ile ilgili ayarlarınızı da istediğiniz gibi düzenleyebiliyorsunuz. Bildirim ayarlarında yer alan “Önizleme göster” seçeneğini kapattığınızda, yeni bir mesaj geldiğinde ekranda gelen mesaj yerine “Bir mesajınız var!” yazısı görünüyor.

Paylaşımlarınızı Gizleyin
LINE’ı rakiplerinden ayıran bir diğer özelliği de ileti, fotoğraf, video, bağlantı gibi paylaşımların yapılabildiği, sosyal medya yapısına sahip Timeline ve Home özellikleri. LINE’daki Timeline ve Home hareketlerinizi yalnızca arkadaşlarınız görebiliyor. Ancak burada da iletilerinizin kimler tarafından görüntülenebileceğini belirleyebiliyorsunuz.
Timeline’ınızda paylaşmak istediğiniz iletinizi hazırlarken alt menünün en sağında bulunan “Kişiler” sembolüne tıklayarak iletinizin gizlilik ayarlarını yapabilirsiniz.

Nerede, Ne Zaman İsterseniz Güvenle Konuşun, Mesajlaşın!
LINE'ı tüm akıllı telefonlarda (iPhone, Android, Windows Phone, Blackberry, Nokia), tabletlerde ve hatta bilgisayarınızda bile kullanabilirsiniz.
Kullandığınız cihaza uygun LINE indirmek için: http://line.me/tr/download
Bir boomads advertorial içeriğidir.

20 Mart 2014 Perşembe

Okudum Bitti - 32: Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi || Duygu Özlem Yücel





                                   
                                   
                                           Daha önce Sevgili Duygu Özlem Yücel 'in son kitabı Her Son Bir Başlangıçtır 'ı okuyup beğenmiştim. ( Yorumum burada) Bitirince de ilk fırsatta şeker yazarımızın diğer iki kitabını almıştım geçen sene. Hatta alır almaz başladım ama baskı hatalı çıkınca kitap aldığım yere değişime gönderdim , gelince de annem başladı . Araya başka kitaplar girdi , böylece Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi bugüne kadar kitaplığımda masum masum beni bekledi. Bahar Okuma Şenliği kapsamına aldım akşam üzeri başladım ve bitirdim , hemen bitiverdi. ( Okuma Şenliği kitap listem burada


                                           Aslı ve Can 'ın hikayesini , 20 'lı yaşların başındaki üniversiteden yeni mezun olmuş ,deli dolu , hesapsız , asi ruhlu Aslı 'nın anlatımıyla okuyoruz. Pervasız kızımız iş görüşmesi için gittiği şirkette fazla bekletilince kafa tutacak birilerini ararken sakin ,kararlı ama değişken , olgun ama süprizlerle dolu Can'a tosluyor. Daha sonra hayatın tesadüflerle dolu olduğunu , çoğu şeyi an'ların değiştirebileceğini ispatlarcasına bir ilişkinin içine giriyorlar. 

                                 
                                         Aslı ve Can 'ın masalsı , heyecanlı , duygulu , elektirik yüklü aşklarını seveceksiniz. Aslı 'nın ilk aşk heyecanını , Can 'ın ne muhteşem bir aşık olduğunu okurken gözlerimin dolduğu yerler oldu. Ben çılgın bir hayvan sever olduğum için özellikle Bob ' la karşılaşma sahnelerinde burnumun direği sızladı. Her şey öyle samimi , öyle içten anlatılmış ki Aslı arkadaşımmış ve sohbet edip , dertleşiyormuşcasına okudum ve bu anlatım daha çok duygulanmama sebep oldu.  



...  Hepsiydik! Hiçbiriydik! Birbirimizin her şeyiydik ve hiçbir şeyiydik.


 
... oldu. Sanki bana dokunursa kırılacakmışım gibi davranıyordu ve ben sanki dokunsa kırılacakmışım gibi hissediyordum. Öyle saydam, öyle şeffaf ve öyle ben'dim ki! Daha önce kimsenin yanında bu denli rahat hissetiğimi hatırlamıyorum. Ve ben bu rahatlığın beni nerelere sürükleyeceğini bilmeden , bu adamın fırtınasına kapılmış gidiyordum işte...


... Aşkını sunduğun gözler, sana aşkla bakıyorsa eğer ve kalbinde yaktığı ateş, senin kalbini de yakıyorsa hiç çaba sarf etmeden...
    İşte o gün, daldın demektir aşk okyanusuna...


... Hani ilkler vardır ya, hiç unutulmaz... Ben tüm 'ilk' lerimi onunla  baştan yazdım. Çünkü o unutulmayan ilklerimin hepsini tek bir kalemde sildi ; tek bir bakışla, tek bir dokunuşla, tek bir gülümsemeyle ve tek bir öpüşle...



... Aşk deliydi, aşk umursamazdı, aşk eserdi ve geçerdi, aşkın normali yoktu.
    Aşkını normal yaşayan oldu mu?
   Olamazdı ki !





                                               DESTEK YAYINLARI
                                                3. BASKI EKİM 2012
                                                      270 SAYFA
                                         
                                       Satın Almak İçin: Kitap Sihirbazı 

Okudum Bitti - 31 : Hani || Oruç Aruoba






                                 
                              Annemin tavsiyesiyle son iki senedir ufak ufak şiirlere doğru yelken açmaya başlamıştım. Oruç Oruoba 'da şiirsel anlatımıyla , derin ve manidar kalemiyle okunmayı bekliyordu kitaplığımda. Yani yine bir anne tavsiyesi . :)


                                        Sindire sindire , yavaş yavaş okudum incecik kitabı . Okurken düşündüren , derin manalar içeren kelimelerle dans ettiren kitaplardandı. Kısaca sevdim daha çok Oruç Aruoba kitabı okuyacağım.



... Yavaştır yaşamının anlamı.


... “Şimdi hayallerinin gerçek de olabileceğini düşünebilirsin – bu berbat dünyada, düşlerinin gerçekte karşılığının bulunabileceğini...
Çünkü, var, artık, o.”


... Kendi olarak , sana gelen 
    sana gereksinimi olmadan, seni isteyen 
   sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen 
   kendi olmasını, senin ile olmaya bağlayan – 
   O , işte ... 


... Gerçeklik , kendisine uymayan hayallere karşı hep acımasızdır – dolayısıyla hayaller de hep acılı... 


... En iç, en içten, en içteki sesine bile aykırı düşebilir mi kişi? 
     Düşer...


... Şiirlerde , dünyalar teraziye konulur, tartılır...
     Dünyanın değerini belirleyen , şiirdir.
     Şiir, varolan gerçekleri, hayalin hizasına sokan komuttur.



                                     
                                                    
                                                     METİS YAYINLARI
                                                              87 SAYFA

                                           Satın Almak İçin: Kitap Sihirbazı

Kitap Tanıtımı : Dünyayı Sarsan Beş Gün || Nicholas Best || Kahve Yayınları






            1945 Nisan ayının son günleri, bütün dünya için ilginç ve bir o kadar da sürükleyici birtakım olaylara tanıklık etti. Benito Mussolini'nin, metresi Clara Petacci ile birlikte İtalyan partizanlar tarafından yakalanıp idam edilmesi, Adolf Hitler ve eşi Eva Braun intiharı, o günlerde en çok konu"ulan konulardı hiç Şüphesiz. Sovyetlerin, Berlin'i işgal etmesine yalnızca birkaç saat vardı ve dünyanın kaderi değişiyordu... 

Bütün dünya savaşla sarsılırken, insanlar yaşamaya ve direnmeye devam ediyorlardı. Il Duce idama götürülürken Petacci'nin aklından geçen kadınsı kaygılar sürüyor, Audrey Hepburn bir genelevde çalışıyor, Roman Polanski savaş artığı havai fişeklerle oyunlar oynuyor, Sophia Loren meşhur olduğunda adını ne olarak değiştirmek istediğini düşünüyordu. Henry Kissinger, Jack Kennedy, Spike Milligan ve diğer birçokları ise harap olmuş yollarda ve sokaklarda yaşamak için kendilerine bir şans arıyorlardı.

Peki ya savaş böylesine kanlı ve acımasızca sürerken, hayat nasıl ilerliyordu? Hitler, Mussolini, Goebbels gibi katillerin herhangi bir konuda insani bir duygu hissetmesi mümkün müydü?

Nicholas Best, Dünyayı Sarsan Beş Gün kitabıyla o günlerde yaşanan tarihi olayları, kendine has muzip ve iğneleyici bir anlatımla okuyucuyla buluşturuyor ve bunu yaparken savaşın insan ruhunda ve bireyin yaşamında açtığı tamiri imkânsız yaraları deşiyor. Dünyanın gördüğü en büyük 2. sava"ın komik, hüzünlü, dramatik ve hepsinden önemlisi, gerçek öyküsü!





                                                          KAHVE YAYINLARI
                                                     
                                                       ÇEVİREN : BİGE AKÇORA
                                                       1. BASKI ŞUBAT 2014
                                                              440 SAYFA
                                                      
                                               Satın Almak İçin : Kitap Sihirbazı 

18 Mart 2014 Salı

Okudum Bitti -30 : Piri Reis'in Sırrı || Cenk Kayakuş








                                       Çok , çok güzel bir kitapla daha sizlerleyim. Her sayfası gizem dolu, tarihle maceranın kurgusal buluşması. Çok severek okudum , elimden bırakamadım. Piri Reis ' in meşhur haritasındaki sırları didiklerken , Piri Reis 'in neden idam edildiğini bir kere daha düşünmeden edemedim. Hürmüz kuşatmasının detaylarını okudum. 





                          Bir yandan tarihin tozlu sayfalarında gezinirken , günümüzde de haritanın sırrının peşindeki bazı güçlerin hesaplaşmalarını merakla okudum. Böylece Hakan Geda ile tanışmış oldum.  Hakan Geda ; Gizi Operasyonlar Birliği adındaki bir askeri birlikte yıllarca zorlu görevler yapmış , güçlü,cesur eski bir asker. Tibet Dağları 'nda gerçekleştirdiği büyük bir keşif sayesinde epey bir aranan adam olur ve devlet desteğiyle , esnek şartlarla  bir arkeoloji biriminde çalışmaya başlar. Arka kapakta yerli James Bond demişler  onun için , fazlası var eksiği yok. Haritanın sırrını ve Piri Reis 'e dair bölümleri okurken , haritanın kayıp parçalarından birinin bulunmasıyla konuyla ilgili kitap yazmış olan profesör Fikret Mansur 'un kaçırılmasıyla macera yön değiştirir. 

                    Bu tarihi bir roman değil , kurgusal bol maceralı bir tarihi polisiye aslında. Tarih unsuru çok güzel kullanılmış.  Yazarımız epeyce araştırıp yazmış ,kalemine sağlık.  Ahmet Ümit 'in Patasana kitabı gibi mi acaba diyerek okudum ama kıyaslama yapmak yersiz olacak olsa bile daha keyifliydi . Semih 'i de çok sevdim ayrıca. 

                  Cenk Kayakuş 'un Yeni kitap çalışmalarına başladığını ve konusunun Atatürk ' e dair olduğunu okumuştum , heyecanla bekliyorum. Bu kitabı türü sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum . :) Kapak tasarımı da Cenk Kayakuş 'a ait ve gemideki isim detayı gözümden kaçmadı :)



... Adam yavaşça ayağa kalktı ve düşmanına elini uzaktı. Yüzündeki ciddi ve kararlı ifadeyi bir an bile bozmadan selamladı onu ve mükemmel denebilecek bir Portekizceyle konuşmaya başladı. '' Selam-un Aleykum. Ben işgal donanmasının kaptanı Muhiddin Piri Reis.''


...  '' Düşünebiliyor musunuz? Siz ki ülkeniz adına pek çok başarıya imza atacaksınız ,eşsiz bir bilim adamı ve denizci olacaksınız ama sonunuz böyle saçma sapan olacak! Üstelik ölüm fermanını da Kanuni Sultan Süleyman imzalamış. Siyasi oyunların ta o tarihlerden beri nelere kadir olduğuna bakın hele ! ''


... Hint Okyanusu 'nda sultanın emriyle kayıp bir ada arayan Piri Reis mi , Kilitbahir ' de birdenbire ortaya çıkan harita ve parşömenler mi daha garipti ?


... '' Bazen en olmayacak olasılıklar bir anda gelip çarpar insana , '' dedi Hakan. ''Başına gelenlere alışma hızı , insana ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor aslında. ''


... '' İnsanoğlu kendi görüşlerini evrenin merkezine oturtmak yerine evrenin kendisini anlamaya çalışsaydı keşke... Böylece kendine ait hissettiği tüm her şeyin sonu gelir , her şey başkalaşır ve algısını yeterince genişletebildiği için zirveden bakardı hayata. Daima denizin üstünde kalırdı , dibi boylamazdı. ''


... Umut , kimilerinde ters çevrilmiş kırık bir kum saatinden dökülüp giden tanelerden bile hızlı tükenir. İnançlar yerini endişeye bıraktığında tüm mücadele ortadan kalkar , zihnin içinde tek yönlü bir savaş başlar. Aklın cepheleri teker teker istila edildiğinde , delirmek gerçeklikten sıyrılmanın en kolay yoluna dönüşür.


... '' Şans, tesadüflerden ilham alan bir şairdir. Bize de yazdığı dizeler arasında kaybolmak düşüyor sadece. ''






                                                 ALTIN BİLEK YAYINLARI 
                                                             OCAK 2014
                                                              397 SAYFA

                                            Satın Almak İçin : Kitap Sihirbazı