31 Ocak 2014 Cuma

Okudum Bitti - 13: Gazi Paşa || Attila İlhan





                                                   Atilla İlhan ' ın kaleme aldığı   Aynanın İçindekiler serisinin son romanıymış ve yazar vefat ettikten sonra yayınlanmış.  Seri olmasına rağmen kronolojik öncelik olmadığını okuduğum için elimde olan bu kitabı okumayı daha fazla ertelemek istemedim. Allah 'ın Süngüleri üst başlığı ile yazılmış . Dili biraz ağır geldi , içerdiği eski kelimelerin çokluğundan sanırım. 


                                                 O yılları , Kurtuluş mücadelesini bir de Attilla İlhan 'ın kaleminden okumak güzeldi. Gözlerim doldu çok yerde. Çok güzeldi . Romanda bir çok tanıdık isim de var. Nazım Hikmet , Vala Nureddin , Halide Edip , Zübeyde Hanım , Fikriye Hanım , Latife Hanım . Hem o yılların atmosferine bir kez daha  tanık olmak , hem de Gazi Paşa 'mızın özel hayatına misafir olmak çok ilginçti. Olaylar hem romanda işlenmiş ,  hem de gerek gazete yazıları ,çeşitli yazışma ve tarihi belgelerle süslenmiş. 




...  Kaç gündür karınlarına doğru dürüst iki lokma ekmek girmemişti; harcırahı alır almaz , hemen Nazım 'ın camlarından böreklerine masmavi dalıp gittiği , o börekçiye damladılar.



... Halide Edip Hanım , kağnıların yürek parçalayan iniltisi, beygir aksırıkları ve nal sesleri arasında, kamyonun penceresinden bakıp, kalabalığı izliyordu; o kadar müteessir, o kadar bezgin ve ümitsizdi ki, kirpikleri  nemlenmişti; zihninden, bir türlü içine sindiremediği ,karanlık düşünceler geçiyor :

   '' ... Bu ric'at , bizi nerelere götürecek ? Eskişehir, Kütahya derken Ankara da düşer mi? Bunu kimse bilemiyor... Artık kader denilen kudret tamamiyle millete döndü , fertlerin hiçbir ehemmiyeti kalmadı... ''



... '' ... hatırım için, bunu tadacaksınız Paşam ! Bilirim başınız hoş değildir , yemekle filan ! Lakin bunu , elceğizimle yaptım... ''
     Mustafa Kemal , aklı hala general Papulas 'ın taaruzunda , uzak gülümsedi:
   '' ... Yok mu senin bu tatlı dilin , Fikriye... Hani nasıl derler , yılanı deliğinden çıkarır... ''



...  Mustafa Kemal Paşa , artık yakından gelen , iyice belirgin davul zurnayı dinlemeye dalmıştı ; içlendiği gözlerinin buğulanmasından belli oluyor ; oradakilerden çok , kendi kendine mırıldandı :
    '' ... İşte büyledir bu millet : düğüne gider gibi muharebeye gider... Sırtını kim yere getirebilir ? ''



...  Telefonu kapatırken , yüzü gerilmesin mi? Ah , kaburgasındaki şu kırıklar ! Besbelli , sargılar onu hareketlerinde zorluyor. Fikriye , elinde olmaksızın , kaygılı bir sesle :
     ''... Paşam , eza çekiyorsunuz... '' diyerek daha yakınlaşmıştı : ''... İhtimal , size ıstırap veriyor , bir iki gün daha istirahat buyursaydınız... '' 
     Mustafa Kemal , eğreti bir gülümsemeyle , -şaka yollu fakat kesin - itiraz edecekitr :
     '' ... Harptir bu , bre kızım ! Olur mu hiç ? Canımı kurtarayım derken , vatanını kaybedersin!... ''



... Süvarilerin nal takırtısı , piyadelerin ayak sesleri ; arada silah gibi patlayan , ' Gazi Paşa , sen bin yaşa ' nağraları arasında , türkü Punta 'dan Pasapaort 'a yayılıyor ; yukarıda İzmir Şehri' nin ' Alamet-i farikası ' Kadifekale ; sanki her zamankinden farklı ; belki daha mağrur , daha cesur , çünkü burçlarının en yükseğine ay yıldızlı bayrak dikilmiştir. 


        ''... Ankara 'dan uçan kuşlar ,
              Afyon yaylasından kışlar ,
              Biz İzmir 'i alacağız 
              Kolu sırmalı çavuşlar... ''

         İşte almışlardı.



... Mustafa Kemal Paşa sözünü keserek , Falih Rıfkı 'ya :
   '' ... Jeneral Papulas ... '' diye soruyor , ''... Aya Fotini Kilisesi'nde , bilir misin ne demiştir? Aynen şu cümleyi : ' Anadolu'yu terk mecburiyetinde kalırsak , geride bir yangın enkazı bırakacağız !' ''
    Göğüs geçirerek , kendi kendine mırıldanıyor : 
   ''... Bunların gücü... Ancak bu kadarına yeter !... ''




... '' ...kısmen !... Hakikatte , sebeb-i saadetim de , sizsiniz... sebeb-i felaketim de ... Bunu biliyorsunuz zannındayım : Yanınızda iken , mes'udum , yanınızda olmadım mı bedbaht... ''
      Latife , tekrar sustu , sonra birden kirpiklerini ve gözlerini kaldırdı ;  Mustafa Kemal Paşa 'nın , engin maviliğine dimdik bakarak, hiç de bu bakışa uymayan , fısıltıya yakın bir sesle dedi ki:
     ''... çünkü Paşam... Sizi seviyorum... ''








                                     TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

                                                   3. BASKI ŞUBAT 2006
                                                        468 SAYFA   


Annemden Alıntılar #1




                                  Kitaplarım ve Ben Facebook sayfamda  Anne - Kız kitap keyfimiz etiketli fotoğraflar paylaşıyordum , bu sene annemli etkinliklerime bir yenisini daha ekledim. Annem okuduğu kitaplardan alıntılar seçiyor. Böylece ilerde aynı kitabı okuyunca aynı cümleleri seçmiş miyiz ? diye bakacağım. Hem biz yazarken de , seçerken de çok keyif alıyoruz.  


                                  Annemin okumaktan çok keyif aldığı ve bütün kitaplarını okuduğu Ahmet Ümit 'in son kitabı Beyoğlu 'nun En Güzel Abisi ile başlıyoruz. Herkese bol kitaplı ve keyifli okumalı günler...





... '' Kadınlar , diyor bir ses zihninin derinliklerinden , ''Kadınlar , onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın , asıl oyuncak sen olmuşsun. '' Hayatına giren kadınlarınyüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük , hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor , bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden, ama yeniden düşüyor zemine. '' Kadınlar ,'' diyor o ses yine. '' Kadınlardan asla kurtulamazsın , hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder. '' 



... '' Azrail 'e koz vermek istemiyorsan , sevdiklerinin sayısını az tutacaksın bu dünyada. ''




... '' Bildiğiniz kepazelikler... Evet , bu memlekette kadınların eti de , canı da sudan ucuz. Bu memlekette , kadınlar , erkeklere kurban diye sunulmuş, hem zevklensinler hem işlerini gördürsünler hem de öldürsünler diye... ''


... '' Aşk , yaşamı ; cinayet , ölümü sıradanlıktan kurtarır. ''



... Yanlışa düşmekten başka seçeneği olmayan birine , neden doğru yolu seçmedin demek kadar ahlaksızca bir davranıştır bu. 
    '' Rezillik be Başkomiserim , '' diyen klarnetçinin sesiyle bölündü düşüncelerim.
    '' Aşk diyorum , kepazelik ya. '' 



... Polisin kabusu , yılbaşı geceleridir . Herkesin gülüp eğlendiği , mutlulukla dans ettiği o gece bizim için korkunç saatler demektir ; öğleden sonra başlayıp yeni yılın ilk günü ışıyıncaya kadar süren bir türlü bitmek bilmeyen kanlı , karanlık bir kabus... Hiç şaşmaz , mutlaka bir vukuat çıkar. Mutlaka birileri ateş eder , birileri bıçağını çeker , birileri birilerini öldürür. 


29 Ocak 2014 Çarşamba

Okudum Bitti - 12 : Uzak Ülke || Nancy Grossman


Parodi Yayınları


                                Tanıtımını burada paylaştığım kitabın yorumuyla sizlerleyim.  Aynı anda 3-5 hatta daha fazla kitabı dönüşümlü okumayı seviyorum , şu anda 6 tane yarım kitabım var. Uzak Ülke ' ye de yedinci kitap olarak başladım ama bir çırpıda bitiverdi. Gerek konunun bana ilginç gelmesi , gerekse göz yormayan puntosunun bunda etkisi çok.


                               Eliza , Iowa ' da yaşayan Amish topluluğuna mensup bir kız. 16 yaşına geldiğinde  -onlar bu döneme Rumspringa diyorlar - kendi geleneklerine uygun olarak vaftiz edilmeden , seçimlerini rahat yapabilmesi için kısa bir özgürlük dönemi yaşamaya başlamak üzeredir ama annesinin özgürlük anlayışıyla Eliza ' nın hayalleri pek birbirine uymaz.  Eliza ve ailesi belirli günlerde ' İngiliz ' dedikleri yabancıları , bir nevi tur gibi evlerinde ağırlayıp , onlara yemek, tatlı servisi yapıp , sorularını cevaplandırıyorlar.  İşte yine böyle bir günün ertesinde konuklarından birinden , Rachel 'den bakıcılık teklifi alır. Bu Rumspringa dönemini evinden uzak ve özgür geçirmesi için şahane bir fırsattır ama annesini razı etmesi epey zor olur.  


                               Bu zor kararın ardından , Rachel ve Sam 'in çocukları Ben ve Janie ' ye yaz boyunca , anneleri tezi üzerinde çalışırken bakabilmek için hayallarindeki ' Uzak Ülke ' ye gider.  Bundan sonrası okurken şaşıracağınız Amish gelenekleriyle , dış dünya arasındaki farkları keşfedip , yeni deneyimlere yelken açmasıyla devam eder , bazen hoş bazen kötü sürprizlerle. 


                             Okurken keyif aldığım , bazen duygulandığım hoş bir kitaptı.  Eliza 'nın iki dünya arasında seçimini yaparken neler yaşadığını , neler hissettiğini ve neyi tercih ettiğini okumak isterseniz , durmayın .Bu arada kitap , yazarımızın bir Amish kızla tanışmasıyla yazılmaya başlanmış.





... Her şeyden önce , hiçbir zaman benim olmamış bir şeyi özlemenin nasıl mümkün olduğunu bilmiyordum. Annemin anlattığı şeyleri dinlerken, aniden içimdeki o derin boşluğun farkına vardım. Hayatımda hiç görmediğim bir dünyanın özlemini çekiyormuşum da haberim yokmuş.




... Bayan Aster küçük bir kahkaha attı. '' İtiraf etmem gerekirse biraz tuhaf hissediyorum. Sanki tatile gidip oradan bir şey çalmışım gibi geliyor. ''
    '' Beni çalmıyorsunuz. Daha çok şöyle diyebiliriz. Beni ödünç alıyorsunuz. '' 
    '' Söyle o zaman Eliza , ödünç alınmak konusunda ne hissediyorsun? ''
   Cevaplamadan  önce bir süre enine boyuna bu soruyu düşündüm. ' Küçüklüğümden beri hep şu komik duyguyu hissetmişimdir. Sanki ben küçücük bir dünyadayım ama bir de benim göremediğim bu küçük dünyamı çevreleyen başka büyük bir dünya var. İşte sonunda o büyük dünyaya girmeme izin veriliyor. ''



... '' Yalnıza bir hafta zamanım kalmıştı , sonra Bayan Aster 'ın arabasına binecek ve buradan uzaklaşacaktım. İşte yalnıza bir hafta sonra orada , Uzak  Ülke 'de olacaktım. ''



... Josh başını iki yana salladı. '' Sen nerede yaşıyorsun , bu anlattıkların ütopya gibi , mükemmel bir dünya ütopyası. ''
  '' Pek değil. Bizim de kendimize göre sorunlarımız var. ''
  '' Ama onları birlikte çözüyorsunuz. Ben herkesin bireysel olduğu bir yerde yaşıyorum , sense bir toplumda yaşıyorsun. ''



... ''Zaman çok çabuk geçti , anne. ''
    '' Evet , güzel zamanlar hep hızlı geçer , Eliza . ''


... Buradan gidersem neyi özleyeceğimi düşündüğümde , televizyon , filmler ya da bilgisayar aklıma gelmedi. İlk düşündüğüm Bethy teyze ve John amca oldu. Sonra Rachel ve ailesi ve tabii ki Josh.
     Neyi seçersem seçeyim sonunda birilerini hoşça kal demek vardı. Her yanımı saran melankolinin eşliğinde uyumaya gittim.







                                                        PARODİ YAYINLARI

                                                   Çeviren : Songül Doğru Getir
                                                               Ocak 2014 
                                                                 430 Sayfa

                                                 Satın Almak İçin : Kitap Sihirbazı



                                                          Bol kitaplı günler...
                                          

28 Ocak 2014 Salı

Okudum Bitti -11: Kupa Valesi || Andrew Gross




          

                                Yine bir kitabı severek okuyup bitirmenin sevincini yaşıyorum. Çok dolu dizgin heyecanlı , tahmin edilemez bir kitap değildi ama bana oldukça farklı geldi. Zaten yakışıklı yazarımızın yaşadığı bir olaydan esinlenerek yazdığını görünce daha merakla okudum. 


                           Cerrah Jay Erlich  eşiyle romantik bir kutlama yapmaya çalışırken üvey abisi ve eşinden kötü bir haber alır ve apar topar yanlarına gitmek zorunda kalır. Sorunlu yeğeni Evan 'ın intihar ettiğini duyunca tüm aile çok üzülür . Jay 'in abisi Charlie meslek sahibi olamamış  , devletin yardımıyla geçinen , kendi geçmişinde de psikolojik sorunları olan , hala  çeşitli ilaçlar kullanan , zor biridir.  

                             Charlie ve eşi Gabby oğullarının intihar ettiğine inanmamaktadırlar , zaten şüpheli durumlar da onları destekler niteliktedir ve Jay 'den yardım isterler. Macera böylece başlar.  Jay , polisin , hastanenin tepkisini çekecek hareketler de bulunsa da konular ilerledikçe olaylar Charlie 'nin  geçmişine dayanır. İşin içine  sapkın bir tarikat lideri de dahil olunca merak uyandırdı , bazı yerlerde ufak kopukluklar hissetsem de yine de sevdim anlatımı. Sanki devamı çekilecek filmler gibi geldi bana sonu.  






...  '' En kötüsü de ne biliyor musun ? '' diyerek Gabby 'nin başını omzuna dayadı Charlie. '' O sabah haberleri izliyorduk. Cuma günüydü sanırım ya da cumartesi. Artık zaman kavramını tamamen yitirdim. Haberlerde kimliği belirlemeyen birinin Morro Körfezi 'ndeki uçurumdan atladığını söylediler. Üzerinden kimlik çıkmamış. Biz de, 'Tanrım, sana şükürler olsun , bu Evan değil.  Neyse ki Evan güvenli bir yerde gözetim altında,' diye düşündük. Meğer bizim oğlumuzmuş, Jay. Haberini verdikleri kişi Evan 'mış. Kendi oğlumuzun haberini dinliyormuşuz... ''



... Burada var olan tek şey kederdi. Bir de cevapları asla bulunamayacak olan sorular. Hiç kimsenin cevabını bilmek istemediği sorular.



... Dedektif bana uzun uzun baktıktan sonra, elindeki kalemi masanın üzerine fırlatarak kafasını iki yana salladı. '' Sana hiç seni sevmenin ne kadar zor olduğunu söyleyen olmuş muydu ,doktor?''



... Sevildiğini biliyordu. Yanındakiler, coşup eğlenerek müziğe kendilerini kaptırırken hep yanındalardı. 
      Tıpkı şimdi, işler kötüye gidip çirkinleşirken de yanında oldukları gibi.
      O, müritlerine her zaman aşkla yapılan hiçbir şey özünde kötü olamaz, derdi.



... '' Kupa  valesini bilir misin, doktor ? Bilsen iyi edersin. ''
    Başımı evet anlamında salladım.
    '' Güzel. O kart sana yardımcı olur. Geleceğin belki de o kartta gizlidir.''





                                             ARKADYA YAYINLARI

                                           Çeviren : Bahar Yaldız Çelik
                                               1. Baskı Kasım 2012
                                                      440 Sayfa

                                           

                                     Satın Almak İçin : Kitap Sihirbazi
                           

Kitap Alışverişim || Kitapsihirbazi.com






                                               Son aldığım kitaplarım huzurlarınızda , Hush Hush serisi hatrına yapılmış bir mini alışveriş oldu , kitapsihirbazı.com 'da kelepir kitaplar bölümünde ilginç kitaplar da olabiliyor.




                                      Okunacak ve alınacak ne kadar çok kitap var :)  Bol kitaplı , keyifli günler dilerim. Siz en son neler aldınız ? 

Okudum Bitti - 10 : Sen Daha İyisine Layıksın || Jess McCann

Kahve Yayınları




                                   Kişisel gelişim türünün sınırlarına ufak da olsa giren kitapları pek sevemiyorum. Herkesin bakış açısı , hayat görüşü , tercihleri vs. farklı olduğu için başka birilerinin derin düşünceleri beni çok etkileyemiyor. Belki bir gün çok severek okuyorum derim ama o gün bugün değil . Neyse , bu kitap öyle çok derin mevzulara giriş yapan bir gelişim kitabı değil .  



                                  Amerika 'da İlişki Koçluğu yapan Jess McCann 'in ilişkilere dair konularda , yer yer kendi tecrübelerini örnek göstererek , yer yer de müşterilerinin  sorularına cevaplar vererek bizleri aydınlatmasını içeriyor. 

Aşk ve Dil  Tutulması ,

Mesajlaşma , Arama ,

Buluşma,

Sevişme,

Sıkıntılı Durumlar,

Sosyal Medya,

İnternet Aşkları,

Ciddi İlişki,

Doğru Hamleler 


    Başlıklarından oluşan kitabın , en sevdiğim yanı soru - cevap şeklinde ilerlemesiydi. Okurken yazara katıldığım yerler oldu , tabi kültürel farklardan kaynaklanan bizlere abes gelebilecek detaylar da mevcut. Merak edenler okuyabilir.





... Çoğu ilişkilerde yolumuzu deneme yanılma yöntemiyle buluruz. Yanlış bir adım atıp mutluluğumuzu riske atmamak için arkadaşlarımıza , ailemize ve hatta bazen yüce Google 'a bile danışırız. Peki, bunları kendi başımıza öğrenmek yerine birbirimizin ilişkilerinden ders çıkarmaya çalışsak nasıl olurdu ? Bildiğim tek şey şu ki , karşılaştığımız bir sorun ne kadar farklı , ne kadar karmaşık ve büyük görünürse görünsün  dünya üzerinde tamamen aynı sorunla daha önce karşılaşmış olan milyonlarca insan var.



... Ortaya çıkışından beri, sosyal medya ilişkilere yardım ettiği kadar zarar da verdi.



... Gerçek aşk karşındaki kişiyi her şeyiyle kabul etmek demektir. Kendinden önce onu düşünmek demektir. Aşk zor bir iştir çünkü ona sinirlensen ya da seni üzse bile sevmeye devam etmen gerekir. En önemlisi de bir şey almadan da vermek demektir.




                     
                                    
                                              KAHVE YAYINLARI

                                        Çeviren : Ceren Şanlıdağ
                                           1. Baskı Aralık 2013
                                                    238 Sayfa
                                         
                                   Satın Almak İçin : Kitap Sihirbazi





Çekiliş Sonucu : Parodi Yayınları



     
                                 Bir çekilişin daha sonuna geldik , migrenden dolayı biraz gecikmeli de olsa işte kazananlar: 




Nuray Takaz Durmuş - Babamı Beklerken 

Merve Büyükköroğlu  - Uzak Ülke 



         Bilgilerinizi 48 saat içerisinde gönderirseniz çok sevinirim. :)) Şansınız daim olsun.


 Kazanamayanlar üzülmeyin , bir önceki yazıma göz atarak blog tur çekilişimize katılabilirsiniz , çok yakında yeni çekilişlerle sizlerleyim ;)) 



     Herkese bol kitaplı günler... 



a Rafflecopter giveaway

25 Ocak 2014 Cumartesi

Labirent: Ölümcül Kaçış - James Dashner || YORUM || Konuşan Kitaplar ile Blog Turları || Okudum Bitti -9 || ÇEKİLİŞ





                             Dün tanıtımını paylaştığım kitabımızın (burada), bugün de yorumunu paylaşacağım sizlerle. Öncelikle kitabı bitirdiğim için çok üzgün olduğumu söylemek istiyorum , devam kitapları için heyecanla ve sabırsızlıkla beklemek zorunda kaldığım için üzgünüm :) 


                            Bir kutunun ( asansörün ) içinde hafızası silinmiş bir halde uyanan Thomas , adı hariç hiçbir şeyi hatırlayamıyor. Nerede olduğunu ya da neden orada olduğuna anlam verememenin hem korkusu hem şaşkınlığını yaşarken yaşları kendine yakın bir sürü genç ya da çocukla karşılaşıyor. 

                              Sorularına cevap ararken uzun zamandır Kayran adını verdikleri yerde olan çocukların da pek bir şey bilmediklerini öğreniyor. Bir çeşit koloni gibiler , dış dünyadan duvarlarla ve labirentle ayrılmış durumdalar. Günlük hayatlarının devam ettirebilmek için her biri zorlu görevler üstlenmişler ve amaçları Labirent 'i çözebilmek , aşabilmek. Her gece duvarlar kapanıyor ve labirenttin dışında kalıyorlar. Labirentte gezen Izdırap Veren adını verdikleri tuhaf makinemsi yaratıklar var ve soktukları zaman gerçekten isimlerinin hakkını veriyorlar. Bütün çocukların yapmak zorunda olduğu görevleri var demiştim ya en zorlu olanlar da koşucular , onlar bir şekilde labirenti dolaşıp , harita yapmak için bir çıkış yolu arıyorlar ve elbette Izdırap Verenlerle  karşılaşma ihtimalleri de yüksek. 




                        Kayran 'da hayat Thomas 'ın gelmesiyle değişmeye başlıyor ve asıl sürpriz elinde bir notla kutudan ilk defa bir kızın , Teresa 'nın çıkmasıyla yaşanıyor. Heyecanı yüksek , oldukça merak uyandıran bir kitaptı.  Sonu başından belli olan bir kitap değildi benim için , deli gibi merak ediyorum devamını. Açlık Oyunları 'nı aynı hafta içinde peş peşe okumuştum . Umarım bu serinin de devamı için çok uzun beklemem gerekmez. Elimden bırakamadan , merakla , keyifle okudum. Kapağıyla , puntosuyla harikaydı. Çok sevdim. Türü sevenlere şiddetle tavsiye edilir :)








... '' Neredeyim ben ? '' diye sordu Thomas ve sesini ilk kez duyunca şaşırdı. Değişik gelmişti , beklediğinden daha yüksekti.


'' Kötü bir yerdesin, '' dedi esmer çocuk. '' O yüzden sakin olmaya bak. ''




... Birkaç saniyeliğine Thomas dünyanın durduğunu sandı. Kapıların kapanmasının ardından derin bir sessizlik oldu ve gökyüzü kararmaya başladı , sanki güneş bile Labirent 'ten korkuyordu.  Alacakaranlık çökmüştü ve devasa duvarlar devler için yapılmış ve her tarafını ot bürümüş mezarlığa benziyordu.




                                                   PEGASUS YAYINLARI

                                                   ÇEVİREN: GİZEM YEŞİLDAL
                                                   1. BASKI 
                                                   ARALIK 2013
                                                   496 SAYFA







                              Ön okuma ve trailer için buraya ,

                              Film hakkında detaylar için şuraya ,

                            




           Son olarak da çekilişimize katılıp kitabı kazanan şanslı kişilerden biri olmak için rafflecopter kutucuğunu doldurabilirsiniz. 








a Rafflecopter giveaway

24 Ocak 2014 Cuma

Labirent : Ölümcül Kaçış - James Dashner || Kitap Tanıtımı || Konuşan Kitaplar ile Blog Turları




                                            Yeni tur konuğumuz Pegasus Yayınları 'ndan  çıkan James Dashner tarafından yazılan  Labirent : Ölümcül Kaçış isimli kitap. Tur maceramızda bizlere katılmayı unutmayın. 




                                          

 Kapağın aslında çok şey anlattığı kitabımıza yakından bir göz atalım öncelikle ;



                  Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur. Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayran'da kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomas'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.



"Açlık Oyunları gibi distopik hikâyeleri sevenler Thomas'la birlikte Kayran'da maceraya sürüklenecekler."
                                                             -School Library Journal-



"Dashner gizemli, kışkırtıcı, yaratıcı ve sürükleyici bir romanla karşımızda." 
                                                                  -Barnes&Noble-



"Akıcı anlatımı, akla gelen sayısız soruyu adım adım cevaplaması ve bitmek bilmeyen gerilimiyle Dashner'ın sürükleyici macerası kaçınılmaz sona doğru ilerlerken sizi merak içinde bırakacak." 
                                                                   -Publishers Weekly-


"Dashner hikâyeyi ustalıkla kaleme alarak inanılmazı gerçekçi kılmayı başarıyor. Elinizden bırakamayacak ve devamında neler olduğunu öğrenmek için sabırsızlanacaksınız." 
                                                                          -Kirkus Reviews-




'' Sürprizlerle dolu , mükemmel bir kitap. O kadar heyecanlı ki bir çırpıda bitirdim. ''

                                                                        - J.  S. Reddy 


"Sayfalar boyunca bir tehlikeden diğerine sürüklenirken kitabı elinizden bırakamayacaksınız." 
                                                                         -Kiss The Book-




                       
              Kitabımızdan sonra yazarımızı tanımak için buraya ,

             Çekilişimize katılmak için şuraya uğramayı unutmayın .





Kitap Tanıtımı : Yemin | Fatih Murat Arsal | Ephesus Yayınları






                                        KİTABIN ADI :Yemin  
                                        YAZARIN ADI : Fatih Murat Arsal   
                                        EDİTÖR:  Nilüfer Savaşer Nişli  
                                        KAPAK TASARIM :  Duygu Serin  
                                        TÜRÜ : Roman  
                                        SAYFA SAYISI : 608  





                    Adı gibi “Kara” bir geçmişi olan, tehlikeli bir adamdı o… Hayat dolu bir genç kız için asla uygun değildi. Çoğu zaman insanı sinir edecek kadar kaba, yontulamayacak kadar sert, can sıkacak kadar suratsız ve… …ve görmezden gelinemeyecek kadar yakışıklı!  

                   Sığındığı karanlığı aydınlatacak bir ışığa hiç ihtiyacı yoktu. Hele güzel ve dik başlı bir sarışına asla! Ama genç kızın neşesinden etkilenmemek zordu! Onun inatçı mavi gözlerinden… Alaycı kırmızı dudaklarından… Geri adım atmayı bilmeyen cesur yüreğinden de! 

                  Ceza öpücüğü her ikisi için de büyük hataydı! İlişkileri bir anda karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hal aldığında, kalbi kırılan genç kız büyük bir yemin etti!  

“Sen dizlerinin üzerinde sürünerek gelsen de… Seninle asla evlenmem!”  


                                                        * * *  

Tertemiz bir yüreğin granitten bir kalp ile mücadelesinde, belki de ilk kez bir yeminin tutulmaması için dua edeceğiniz, tarafınızı zor seçeceğiniz bir FMArsal romanı daha…  



22 Ocak 2014 Çarşamba

İlk Defa | Cora Carmack || YORUM || Konuşan Kitaplar ile Blog Turları || Okudum Bitti -8




                          Blog turumuz tam gaz devam ediyor. Daha önce  burada alıntılarımı paylaşmıştım sizlerle , şimdi de sıra geldi yorumuma.


                        Güzel vakit geçirip , romantik komedi tadında, kolay okunan bir kitap istiyorsanız , yani kısaca kafa dağıtmak istiyorsunuz bir oturuşta okuyup bitirebileceğiz ' İlk Defa ' yı okuyun derim.





                         Bliss ; tanıtım yazısında da görmüş olacağınız gibi üniversiteyi  bitirmeden bekaretiyle vedalaşmayı isteyen 22 yaşında şeker, saf bir kız. Arkadaşı, Barbie kadar güzel ve cinsellik konusunda erkek beynine sahip  Kesley 'in de  teşvikiyle bir gece bara uygun erkek avına çıkarlar. Tam vazgeçmek üzereyken barda oturup Shakespeare okuyan bir yakışıklıya gözü takılır. Ufak bir sohbetten sonra gece Bliss 'in evinde biter , yarı çıplak kaçan bir kız ve yatakta tek başına kalan Garrick. 

                       Bundan sonrası kızımızı okulda bekleyen kocaman bir sürprizle devam eder. Yeni tiyatro hocası , bir bahaneyle yatağında çıplak ve yalnız bıraktığı Garrick 'tir. Garrick , sarışın , yakışıklı ve İngiliz :) Birbirlerinden uzak kalmalarının gerekliliğini bilmelerine rağmen , ikisi de , çevreleri de pek aldırmıyor bu duruma. Hem kim hastayken kendine bakan birine sevgi duymaz ki ? :)  Bir de arada Cade var , o da sevilesi bir tip , Bliss 'in arkadaşı ama aşk kokuları geliyor. Okuyup , neler olmuş görün :)


          Öyle derinliği olan , okurken düşündüren bir kitap değil elbette , okurken eğleneceğiniz bir kitap.  İlkler unutulmaz (mış) :) 





              Garrick Taylor ile söyleşi için buraya ,

              Bonus bölüm için şuraya ,

              Diğer bir yorum için oraya uğramayı unutmayın.






                                            PENA YAYINLARI
                                                  OCAK 2014
                                          ÇEVİREN : iMGE TAN
                                                    278 SAYFA


20 Ocak 2014 Pazartesi

Çekiliş : Uzak Ülke - Nancy Grossman || Babamı Beklerken -Clare Vanderpool || Parodi Yayınları




                                        Birbirinden güzel bu iki kitaptan birini kazanmak isterseniz bloğumun izleyicisi olduktan rafflecopter kutucuğunu doldurarak çekilişimize katılabilirsiniz .


                                 Kitap tanıtımlarına göz atıp , hangi kitabı istediğinize karar vermek isterseniz ;

 
Uzak Ülke için buraya ,
 

                                               Babamı Beklerken için buraya bakabilirsiniz.


                                       Herkese  kitap dolu günler ve bol şans dilerim.




 
 



a Rafflecopter giveaway

19 Ocak 2014 Pazar

İlk Defa | Cora Carmack || ALINTILAR || Konuşan Kitaplar



                   Konuşan Kitaplar ile 2014 tur aktivitelerimize Cora Carmack 'ın yazdığı Pena Yayınları 'ndan sıcağı sıcağına çıkan İlk Defa ile başlıyoruz. Çok beğenerek , gülerek okuduğum kitabın yorumu da yakında blogda.


        Bu günlük alıntılarımla baş başa bırakıyorum sizi...




... Onu o sırada fark ettim.
    Şey , aslında teknik olarak ilk önce kitabını fark ettim.
    Ve çenemi kapalı tutamadım. '' Eğer bu bir kız tavlama yöntemiyse , daha kalabalık bir bölüme geçmeni öneririm. ''
     Başını kitabından kaldırıp bana baktığında birden inanması güç bir şey oldu. Hiç şüphesiz bu gece gördüğüm en çekici adamdı ; kristal mavisi gözlerinin üstüne düşen sarı saçları, ona dağ adamına benzemeden erkeksi bir görünüm kazandırmayı başaran kirli sakalı ve meleklere şarkkı söyletebilecek bir yüzü vardı.



...   Çıldırmak üzereydim. Hatta klinik vaka olmuştum.
      '' Romeo ve Juliet hayranı olduğunu söyleme sakın ? ''
      İşte bu . Bu üzerinde tartışabileceğim bir konuydu.
      '' Aslına bakarsan Othello. Favorim o.''
      '' Ah . Beyaz tenli, güzel Desdemona. Lekesiz ve sadık.''
     


...  '' Ben , şey... '' Düşüncelerimi toparlamaya çalıştım.  '' Mantık ve tutkunun yan yana olmasından hoşlanıyorum.'' 
      '' Ben tutkunun hayranıyım, şahsen, '' dedikten sonra bakışlarıyla beni baştan aşağı süzdü. Omurgamın tenimin dışına fırlayacakmışçasına karıncalandığını hissettim.


 
... '' Davet mi bekliyorsun? '' diye sordum, kapının dışında dikilen Garrick 'i süzerek. '' Bana bir vampir olduğunu söyleyeceğin bölüm mü geldi ?'' 


... Eğer hemen bir şey  yapmazsam kalbim göğüs kafesimden kaçmanın bir yolunu bulacak gibi duruyordu. Tehlikeli bölgedeydim. İçimde şaha kalkmış bir şeyler vardı. Çekimden öte, bakışları, bedeni ve aksanıyla ilgili tutkumdan öte, tehlikeli bir şeyler.



... Her şey karmakarışıktı.
    Nasıl olup da bir şeyi bu kadar çok isteyebiliyor ama aynı zamanda hiç istemeyebiliyodum.


... Birkaç saniye arkasında durdum. Ona bu adar yakın olmak beni etkilemişti. Gerçekten de bir zehir gibiydi. Onu kokusunu içime çektiğim anda kurduğum tüm koruma duvarlarının yıkıldığını hissedebiliyordum.



... Gözlerimi kırpıştırdım. Sonra yeniden kırpıştırdım.
 Saniyeler içinde o kadar çok sayıda duyguyu yaşamıştım ki gözlerimi kırpıştırıp durdum. Şok, inanamama , heyecan, korku, arzu, belirsizlik ve en sonunda bir şeyde karar kıldım ... Adı konulamayacak kadar büyük bir şeydi bu. İçimde bir galaksi vardı ; karmaşık ve sonsuz ve mucizevi ve kırılgan. Ve ortada da güneşim duruyordu. Garrick. Aşk. Artık bu iki kelime benim için eşanlamlıydı...





Ön Okuma ve Trailer için buraya ,

Tuğçe'nin Kitaplığı 'nın yorumu için oraya ,

Küçük Kız 'ın yorumu için şuraya  uğraamayı unutmayın...




Küçücük Bir Duyurum Var




                                        Blog URL 'mi değiştirdim.  asabibakire.blogspot  olarak kullanırken sık sık , yurttan , iş yerinden vs.  açılmıyor gibi mailler alıyordum. Yani sansürleniyormuşum. :)
ben de mehtapvekitap.blogspot.com olarak değiştirdim , şaşırmayın :) 


                                         Bu arada 2014 ' de annem den alıntılar bölümü yapacağım facebook sayfamda. Okuduğu her kitaptan bana alıntılar bulacak , aile bloğu oluyoruz :)



                                    İlk konuğumuz John Green 'in Alaska 'nın Peşinde kitabı. Ben henüz okumadım ama okuyacağım . Ve işte annemden alıntılar #1 ;



... '' Karl Marx , meşhur sözünde dini , ' Toplumların afyonu ' olarak adlandırmıştır. Özellikle Budizm , bir çok kişi tarafından uygulanmaktadır ve karma aracılığıyla gelişim vadeder. İslam ve Hristiyanlık inananlara sonsuz cennet vadeder. Ve bu kesinlikle güçlü bir afyondur...


... Bir şeylerin parçalanmamasını dilemeyi bıraktığınızda , parçalandıklarında acı çekmeyi de bırakırsınız.



18 Ocak 2014 Cumartesi

Okudum Bitti - 7 : 1001 Gece Masalları || Seçmeler




                                              Kış Okuma Şenliği için , yasaklanmış kitaplar kategorisinde okumaya karar verdiğim , epeydir kitaplığımda bekleyen bir kitaptı.

                                             Hepimizin bildiği 1001 gece masallarının büyüklere uygun olanlarından seçmecelerdi. Yer yer erotikleşen , bazen güzel kıssadan hisseler veren bir kitaptı.

                                             Pers İmparatorluğu 'nu yönetmiş Sasani hükümdarlarından biri olan Şah'ın iki oğlundan biri olan Şehriyar , babası ölünce tahta geçmiştir , kardeşi Şahzaman 'da Semerkand ' da hüküm sürmektedir. Şehriyar karısının ihanetiyle sarsılır ,onu öldürdükten sonra , intikam ateşini söndürmek için her gece bir bakire ile birlikte olup , sabahına onları öldürmeye başlar ta ki veziri kızı Şehrazat ile karşılaşana kadar i Şehrezat her gece bir masal anlatmaya başlar ve bakireler kurtulur :) İşte böyle gün be gün anlatılan masallardan seçmeler. İç içe , peş peşe, hemen okunup biten , ama bana umduğumu pek veremeyen bir kitaptı. Ne umuyordun demeyin , sıkıcı geldi.





                                                     OLYMPOS YAYINLARI
                                                  ÇEVİRİ : OKTAY YÖNDER
                                                               527 SAYFA

  



                                                        Bol kitaplı , keyifli günler.
                         

17 Ocak 2014 Cuma

Kitap & Kapak Tanıtımı : Derin Sularla Şeytan Arasında || April Genevieve Tucholke || Parodi Yayınları

 
 
 
 
Derin Sularla Şeytan Arasında – April Genevieve Tucholke 
Yayım Tarihi: Ocak 2014
Yayınevi: Parodi Yayınları
Tür: Genç Edebiyatı | Paranormal Romance
 
 
Kitap Tanıtımı
 
Geçmişi sırlarla dolu esrarengiz Freddie… Ölü Freddie’nin hatıralarına düğümlü Violet White… Çarpık gülüşlü, mükemmel yalancı River West…
Okyanus kıyısındaki sıradan kasaba Echo’da her şey olağandı. Ta ki bir gün esrarengiz yabancı River West, White ailesinin köhne malikânesi Citizen Kane’in misafir evini kiralayana kadar… Çarpık gülüşlü, zeki ve mükemmel bir yalancı olan River, birkaç gün içinde hem Violet’ın hem de tüm Echo kasabasının hayatını değiştirir.
Doğaüstü yetenekleri olan River, herkes için tehlike saçarken, Violet için hem tekinsiz bir yabancı hem de karşı konulmaz bir varlıktır. Bu gizemli misafirle birlikte White ailesinin sırları da birer birer ortaya çıkmaya başlayınca, Violet kendisini sımsıkı bir düğümün ortasında bulur.
 
 
 
YAKINDA KONUŞAN KİTAPLAR İLE BLOG TURUNDA!!!

15 Ocak 2014 Çarşamba

Kitap Tanıtımı : Uzak Ülke | Nancy Grossman || Parodi Yayınları


UZAK ÜLKE
NANCY GROSSMAN
Orijinal Adı: A World Away
Çevirmen: Songül Doğru Getir
Yayın Yılı: 2014
Sayfa: 432




Bu naif roman kalplerinizi ısıtacak. – Kirkus Review  (2012 Yılı, En İyi Gençlik Romanları)
Nancy Grossman’in hikâyesi, Amishlerin yaşam tarzını tüm yönleriyle gözler önüne sererken, aynı zamanda bu kendi kabuğundan dışarıya çıkmayı reddeden, sıra dışı toplumun dış dünyaya karşı gösterdiği reaksiyonu da başarıyla tasvir ediyor.

 –Publishers Weekly





Gözlerinizi kapatın ve hiç cep telefonu kullanmamış, kot pantolon giymemiş, sinemaya gitmemiş, 16 yaşında bir genç kız hayal edin. İşte karşınızda Eliza Miller. Ama artık Eliza’nın, kendisinin de bir üyesi olduğu Amish topluluğundan uzaklaşıp hayatına yön verme zamanı gelmiştir. 

Rumspringa döneminde, Chicago’nun banliyölerinden birinde, dadı olarak çalışma imkânı yakalayan Eliza, modern dünya ile tanışmak üzere ailesinin yanından ayrılır. Evden ayrılan Eliza, kendisini nelerin beklediğini görmek için sabırsızlanmaktadır. Gittiği yerde, kaderi Josh isimli bir gençle kesişen Eliza, bu genç sayesinde müzikle, filmlerle ve yepyeni arkadaşlarla tanışarak kendisi için büyülü bir dünyanın kapısını aralar. Ama bir karar vermek zorundadır. Arkasında bıraktığı Amish topluluğunu ve ailesini ebediyen terk mi edecektir? Yoksa modern hayatın getirilerini elinin tersiyle itmesine gerek kalmadan, aşkının yanında kalmayı mı tercih edecektir?  

Yalnızca 16 yaşında, yüreği dolup taşan bir genç kız, hayatının geri kalanında neyi isteyip istemediğine nasıl karar verecektir?


Peki her şeyi denediğimde ve deneyecek başka bir şey kalmadığında nasıl hissedecektim?


14 Ocak 2014 Salı

Okudum Bitti -6 : İyiliğin ve Kötülüğün Bahçesinde Geceyarısı || John Berendt



                                             İyiliğin ve Kötülüğün Bahçesinde Geceyarısı , Kış Okuma Şenliği için seçtiğim , filmi de olan bir kitap. ( Clint Eastwood 'un yönettiği filmde baş rolde  Kevin Spacey oynamış. )Başlarda epeyce sıkılsam da okudukça durağan temposuna alıştım ve ikinci bölüm daha hızlı okundu. 

                                         1981 yılınında , Georgia eyalatinin Savannah kentinde işlenen bir cinayet , öncesi ve sonrası. Ölen 21 yaşında baş belası bir genç Danny Hansford , öldüren ise 50 'li yaşlardaki , zengin Jim Williams. Yargılanma süreci epey uzun ve problemli geçiyor ve işin aslını epey geç öğreniyoruz. Yüzde yüz gerçek bir öykü diyor kitabın arka kapağında. Yazar bazı isimleri değiştirerek kullanmış. Epey argo içerse de ben en çok Chablis 'in olduğu bölümleri severek okudum. O zamanın Savannah yaşantısına , geleneklerine ,tarihine epey detaylı bir bakış atmış olacaksınız. Belki benim yavaş okumama mini puntolar sebep olmuştur.



...  Savannah, birbirlerine yürüme mesafesinde güzel evlerde oturan zengin pamuk tüccarlarının kentiydi. Partiler bir yaşam biçimi haline geldi ve bir farklılık yarattı. Georgia 'nın geri kalan kısmına hiç benzemeyiz. Bir deyiş vardır:  Atlanta' ya giderseniz insanların size sorduğu ilk soru 'İşiniz nedir ?' olur. Macon 'da ' Nerede kiliseye gidiyorsunuz?' diye sorarlar. Augusta' da büyükannenizin genç kızlık adı sorulur.  Ama Savannah ' da insanların ilk sorduğu soru, ' Ne içersiniz? ' dir.


... Kütüphaneci  Savannah ' ın tarihsel başarılarının  bir listesini sıraladı: Amerika 'nın ilk Pazar Okulu 1736 'da Savannah ' da kurulmuştu , Amerika 'nın ilk yetim yurdu 1740 'da, Amerika 'nın ilk siyahi Baptist cemaati 1788 'de , Amerika 'nın ilk golf sahası 1796 ' da gene burada kurulmuştu. Methodizm 'in kurucusu John Wesley , 1736 'da Savannah ' daki kilisede papazdı ve orada olduğu süre içinde İngiltere Kilisesi 'nin kullandığı ilk ilahi kitabı olan bir ilahiler kitabı yazmıştı. Savannahlı bir tüccar Atlas Okyanusu 'nu aşan ilk buharlı gemiyi finanse etmişti Savannah isimi gemi 1819 'da okyanusu geçerek <savannah 'dan Liverpool 'e gitmişti.


... Adamın çıkmasının ardından adının Luther Driggers olduğunu ve yıllar önce Savannah ' da ün kazanmış olduğunu öğrendim. Plastikten etki edebilen bir tür böcek zehri keşfetmiş bu da pire tasması ve böcekleri uzak tutan bantların keşfiyle sonuçlanmıştı.





                                                  OĞLAK YAYINCILIK
                                                ÇEVİREN: ŞEN SÜER KAYA
                                                          MAYIS 2000
                                                           413 SAYFA


Kitap Tanıtımı : Babamı Beklerken | Clare Vanderpool || Parodi Yayınları



        Abilene, babasıyla birlikte yaprak gibi oradan oraya sürüklenmektedir. Peki ya, hiçbir yerde sabit kalamıyorsa Abilene için kalıcı yer neresidir? Onun için “ev” kelimesinin anlamı nedir? Abilene bir gün, yaz tatili için çorak bir kasabaya yollanır.  Fakat bu sefer, yolculuğu diğer seyahatlerinden farklıdır. Abilene bu kez yapayalnızdır… Çünkü onu bu kasabaya yollayan kişi, sahip olduğu en değerli varlığı olan babası Gideon Tucker’dır.

Bir gün, sahip olduğu diğer birçok değerli anının arasında bir harita bulur.

Ve işte sizi sımsıkı saracak bir romanın başındasınız: Babamı Beklerken




Bu gece de babamı bekleyerek karşıladım sabahı. Pencereme vuran ay ışığı altında oturup düşündüm uzun uzun. Babamdan hatıra pusulayı elime alıp seslendim gökyüzüne:
"Şu an benim gibi babam da ay ışığının hüznüyle mi meşguldü?"
"O da beni özlüyor muydu benim özlediğim gibi?"
"Biliyorum. Her gidiş mutlaka yanında hüzün taşır ama, bu bizim için değişemez mi baba?"



“1917’den 1918’e yazılmış köşe yazıları, kâhin Miss Sadie tarafından anlatılan hikâyeler, Birinci Dünya Savaşı sırasında bir asker tarafından yazılan mektuplar. Bunların tümü, Abilene’nin birinci şahıs anlatımıyla sarmalanarak hikâyenin anlatım tarzına ek bir katman oluşturmuş. Vanderpool, içinde kayıp bir annenin, kaçakçılığın, yetimlerin ve cinayetlerin olduğu karmaşık bir hikâyeyi, mizah ve hüznü birbirine geçirerek başarılı bir üslupla sunmayı başarmış. Anlaşılabilir diyaloglar, zengin bir dil, zaman ve mekâna uyumlu kurgu, kusursuz karakter gelişimi ile karamela tadında, tatminkâr bir roman. Pürüzsüz ve akışkan… – Booklist
   


“Kesinlikle uzun süreden beri okuduğum en iyi kitap.”
- Patricia Reilly Giff, (Üst üste iki kere Newbery Ödülü kazanan yazar)




* “Detayı bol, kusursuz bir yazım… Okurlar, kitabın yürekleri burkan ama umut dolu ve bir o kadar da derinlemesine mutluluk veren son sayfalarına kadar her bir kelimeye sevgiyle sarılacak.”
- Kirkus Reviews


* “Tarihi pek çok detay ve sürprizlerle dolu Vanderpool’un bu ilk romanı, aile ve topluma dair bilgiler verirken bir taraftan da okurlarda hoş bir tat bırakıyor.”
- Publishers Weekly


* “Vanderpool’un; zamana ve mekâna dair birebir örtüşen diyaloglar, kullanılan sözcükler, betimlemeler ve oturmuş karakterleri ile bu zengin ve ödüllü ilk romanı, ağızda karamela eritmek gibi. Yumuşak ve tatlı.
- Booklist


“Baştan sona eğlenceli, soluk soluğa okuyacağınız bu kusursuz eser kesinlikle okuma listenizin ilk sırasını kapacak.”
- School Library Journal




Yılın en iyi Kitabı - Kirkus Reviews

Ödüller:

–Newbery Edebiyat Ödülü
–Kirkus Reviews’un Yılın En İyi Kitabı
–ALA-ALSC Kitap Ödülü
–Autumn Kids’ Bağımsız Yayıncılar Seçkisi
–Midwest Connections Pick Ödülü
–Junior Library Özel Seçimi
–Kitapçılar Birliği Özel Kitabı